|
Ağız dalaşları ile
ağzımızın içi yangın yerine döndü. Savaşlar ile
hep ağzı yanmıştır insanlığın. Ne acıdır ki çoğu
kez esnaf ağzı söylemler, geçer akçedir cenk
meydanlarında. “Ağzına bir zeytin verir,
altına tulum tutar” halk deyişi tam da bunu
betimler.
Dileriz ki; dilimiz
damağımız kuruyup ağzımız yansa da gönül
yaralarımız deva bulsun. İnsanın insana kulluğu
yok olsun. Ağız tatsızlığına son vermek adına
bu, hasret bile olsa, sevdası bize yeter de
artar.
Aftlar, ağzımızın
içinde acı veren yaralardır. Yuvarlak ya da oval
şekilde, çoğu beyaz renkte oluşumlardır. Bu
oluşumların sınırları son derece bariz yani
keskindir. Çevresi kırmızı halkalarla
çevrilidir. Başlangıçta yanma duygusu vardır.
Bir gün sonra yanma duygusu ağrıya dönüşür.
Tarifinden de
anlaşılacağı gibi aft, özünde bir ağız içi
iltihabıdır. Bu yüzden de tıp edebiyatında AS(Aftöz
Stomatit) olarak tanımlanır ve sık
tekrarlayanlarına da RAS adı verilir. Sık
tekrarlayan aftlar dikkatle izlenmelidir.
Behçet Hastalığı
RAS, genellikle 30
yaşın altında genç yaşlarda görülür. Bu yaştan
sonra görülme sıklığı azalır. 40 yaşın üzerinde
gördüğümüz aftlarda ise önce Behçet Hastalığı
sonra bağışıklık sistemini zayıflatan
hastalıklar üzerine yoğunlaşırız.
Tekrarlayan ağız
ülserleri(RAS), farklı görünümler ile karşımıza
çıkarlar. En sık görüleni “Minör Aft”
dediğimiz şeklidir. Minör aft, %80 oranında
görülür. Bu, en hafif olan şeklidir.
Yanaklarımızın ve dudaklarımızın içinde,
dilimizin kenarlarında, ağız tabanında çıkar. Bu
yaraların çoğu 1 cm yi geçmez ve iki hafta
içinde iyileşirler.
Ergen aftı
Ergenlik sürecinde
ortaya çıkan tekrarlayıcı aftlar, “Majör Aft”
olarak bilinir. %10 oranında görülür. Majör
aftların çapları 1 cm den büyüktür. Bu boyutları
ile ağız içinde tükürük bezlerini de
etkileyebilir.
Başlangıçta ateş,
yorgunluk, halsizlik ve yutma güçlüğü gibi
yakınmalara yol açabilirler. Minör olanlardan
daha şiddetli ve dramatik bir ağrıya neden
olurlar. Yaralar daha geniş ve derindir.
İyileşmeleri de uzun süre alır. Bu, haftalar
hatta aylara ulaşabilir. Bu tür aftlar iyileşse
bile iz bırakabilir. Kalan bu iz, hastalığın
geçmediği sanrılarına yol açabilir.
Uçuk
benzeri aftlar, en az görülenidir. Görülme
sıklığı %5 civarındadır. Bu tür aftları
kadınlarda erkeklerden daha fazla görmekteyiz.
1-2 mm çapında uçuk benzeri onlarca döküntü söz
konusudur. Bu “uçuklar”, bir araya gelerek büyük
bir yara görünümü oluştururlar.
30 ve ileri
yaşlarda daha sık rastladığımız bu tür yaralara
tıp dilinde “Herpetik Ülser” adı da
verilmektedir. Bu yaralar, senede birkaç defa
tekrar ederler.
Tekrarlayan ağız yaraları, büyük oranda genetik
yani soya çekimseldir. Karı ve koca birlikte bu
hastalığı taşıyanların çocuklarında görülme
yüzdesi, %90dır. Bu, hiç de azımsanmayacak bir
orandır.
Bu
hastalığın(RAS) oluşumunda travma, ön sırada
sorumlu tutulmaktadır. Çiğnerken sert gıdalar,
içerken aşırı sıcak ya da soğuk gıdalar,
dişlerin doğrudan teması ve diş fırçası,
ağzımızın içinde travmaya yol açan başlıca
nedenlerdir. Korunma ve tedavi için de bunlardan
sakınmak gerekir.
Yoğun bir
yaşam temposu; ileri derecede gerilime yol
açarak endişe, depresyon türünden psikolojik
sorunlara neden olabilir. Böyle durumlarda
ağızda aft yaraları ortaya çıkabilir. Stresten
uzaklaşma ve rahatlama, olumlu etki yapar ve
aftlar geriler.
Yediğine dikkat!
Afta neden
olan yiyecekler arasında domates, peynir, çilek
başta gösterilmektedir. Ayrıca buğday, tahıl,
kahve, çikolata, çilek ve fıstık da
sayılmaktadır. Konserve katkı maddeleri de pek
çok duyarlı kişide ağız yaralarına neden
olabilmektedir.
Bazı
ilaçlara karşı duyarlılık ta afta neden
olabilir. Böyle bir kuşku halinde kullanılan tüm
ilaçlar gözden geçirilmelidir. Sadece ilacın ham
maddesine değil, katkı maddelerine karşı da
duyarlılık oluşabileceği unutulmamalıdır. Kısa
bir zaman önce, böylesine inatçı bir aftı,
Zofenopril türevi tansiyon ilacı kullanan bir
hastamda gözledim. İlacı kesince sorun kalmadı.
Prospektüs bilgisinde yer almasa da ilacın, aft
yaralarına neden olduğu açık ve seçik olandı.
Aftlı
hastalarda B vitaminleri, folik asit ve demir
seviyelerini kontrol etmekte yarar vardır. Eğer
bunlar arasında düşük seviyede olan var ise,
yerine konarak iyi sonuçlar elde etmek olasıdır.
Aft, esas
itibarı ile nedeni bilinmeyen bir hastalıktır.
Çok az bir kısmı bazı hastalıkların öncesi ya da
seyrinde ortaya çıkar. Dolayısıyla tedavi
planlarken öncelikle bu tür hastalıkları
dışlamayı hedefleriz. Ancak bu hastalıklar ve
provoke eden etkenleri dışladıktan sonra tedavi
düzenleriz. Alkol içermeyen gargaralar dışında
seçilmiş olgularda, kişiye uygun dozlarda lokal
ve sistemik kortizon tedavisi ile yüz güldüren
sonuçlar almaktayız. Aftların önlenmesi ve
tedavisinde ağız temizliği son derece önemlidir,
asla ihmal edilmemelidir.
Aft yapan ilaçlar
*Romatizma ilaçları
*Kalsiyum
kanal blokerleri
*ACE
inhibitörleri
Aft
yapan hastalıklar
*Behçet Hastalığı
*Ailesel
Akdeniz Ateşi
*Bağırsak
hastalıkları
*Bağışıklık yetmezliği
*Stres
|