Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim     

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin   [ t f ]

   

 

 

  "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? İşin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini.
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin"
43 yıl önce, 1961 yazı ortalarında, Küba'da yoğunlaşan evrensel insanlık dramını yüreğinde yaşayan bizim şair, mutluluğun resmini yapmaya çağırıyor Abidin'in şahsında büyük insanlığı. Elbette çizmek, çizip de karalamak, böylece ham vicdanları tatmin etmek için değildi büyük insanlık adına yapılan bu çağrı. Hissetmek, hissederek paylaşmak, paylaşıp da resmetmekle anlamını bulan "yapmak" edimi, dün olduğu gibi bugünde özgür vicdanların ışığı olup, hakikati aydınlatıyor.
Hani Irakta olduğu gibi; Bağdat'ın, Felluce'nin resmini çekebilirsin, hakkında yazıp çizebilirsin ama "hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının resmini yapabilir misin?
Mutluluk, sevinç ve haz; keder, yas ve karamsarlık gibi tepkiler yalnız insana özgü değil, tüm canlı yaşama anlam katan temel duygu durumlarıdır. Hatta ağaçların, çiçeklerin; güneşe, suya olan tutkusuyla betimlenen coşkusunda da bunu hissediyoruz desek, abartmış olmayız.
Gülmek, gülerek selamlaşmak, sevinmek, sevinci paylaşmak için alt yapı gerekir. Aksi için de geçerlidir bu, hüzün ve yas da olduğu gibi. Bu alt yapı bize ait olan varlığımızdır. Hepimizin varlığı, yaşam içinde gerçek olan konumlarımızdır. Böylece biçimlenir bilinç süzgecinden geçerek açığa vuran duygularımız.
İhtiyaçlarının pençesi altında kıvranan insan ile, lüksünün kaprisleriyle gözyaşı döken insanın, hüzün ile ifade bulan duyguları, ortak payda da birleştirir büyük insanlığı: Kendini bilmek! Eğer değeri bilinip de yaşam tarzı olarak benimsenirse, haddini bilmek kadar bildirmeye de etkin bir anlam ve ivme kazandırır bu gerçek.

   Depresyon

"Düne kadar toplantıların vazgeçilmez insanıydım. Şimdi ne oldu bilemiyorum ama canım hiçbir toplantıya katılmak istemiyor. Kimseyle görüşmek istemiyorum. Eve kapanmak istiyorum
"Hepimiz onu gülen ve güldüren bir insan olarak tanırdık doktor. Esprileriyle ortalığı kasıp kavururken nasıl böyle sus pus oldu. Bir karış suratına alışık değiliz, inan dokunsan ağlayacak gibi,bizde ağlayacak gibiyiz
"İşe gitmek istemiyorum. Hiç kimseyle görüşmek istemiyorum. İyi ve güzel olan hiçbir şeyi düşünemiyorum. Her şeye karamsar bakıyorum."
"Hiçbir neden yok ama içim sıkılıyor. Her an kötü şeyler olacak gibi bir his var içimde. Hiç bir şeyden zevk almaz oldum. Bu ben değilim ama aşamıyorum üzerime çökmüş bu kötümserliği..."
Dilimizde bunalım, tıbbi literatürde depresyon adı verilen bozulmuş ruh sağlığı ile ilgili dile getirilen başlıca yakınmalardır bunlar.
Kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Bunun başlıca nedenleri, hormonsal etkilerin yanı sıra ataerkil kültür de dediğimiz erkek egemen kültürün evrensel etkisidir.
En sık 2040 yaşları arasında görülür depresyon. Erken yaşta başlayan depresyon daha inatçı seyreder ve tekrarlamaya eğilimlidir.
Toplumsal yaşamda edinilmiş mağdur kimlikler, depresyonu tetikleyen önemli etkenlerdir. Ailesel olarak geçiş, yüksek oranda olmamakla birlikte mümkündür.

     Maskeli depresyon

     Depresyona giren kişi sanki çökmüştür. Süreç içinde bu olumsuzluğa keder, hiçlik duygusu ve ümitsizlik eklenir. İştahsızlık ve kilo kaybı görülebilir. Yorgunluk ve halsizlik sık dile getirilen yakınmalardır.
Bazılarında ise söz konusu duygusal tepkiler sanki gizlenmiş gibidir. Duygu durumdaki bozukluklar net bir şekilde açığa vurulmaz. Sosyal ilişkilerinde biraz geri adım atma söz konusudur. Tanındığı kadar aktif olmadığı gözlenir iş, dost ve aile ilişkilerinde. Ancak bir dizi sorunu dile getirmeye başlar ruh değil de beden sağlığı üzerine. Kabızlık, ishal, bulantı, genel ağrılar ve cinsel isteksizlik gibi. Bu duruma maskeli depresyon adı verilir.
Çocuklarda ve ergenlik çağındaki depresif görüntü alışılmıştan farklı olarak, aşırı tepki veren bir ruh halini resmedebilir. Bu da bir çeşit maskeli depresyon bulgusu olabilir. Bu yüzden ergenlik çağında ki çocukların tepkilerine özenle ve bilinçli yaklaşılmalıdır.

      Mutluluk hormonları
  
    
Düşünce ve duygu, nesnel gerçeğin insan zihninde yansımasıdır. Bu işlev mutluluk hormonları da diyebileceğimiz hormonlar tarafından organize edilir. Bu hormonların tıbbi literatürde isimleri Serotonin ve Noradrenalindir. Depresyon sürecinde işte bu hormonlarımızda azalma söz konusudur.

     Uykusuz geceler

    Depresyonda pek çok kişi uykusuzluktan yakınır. Bu sıklıkla uykuya dalamama ya da uykusuzluk olarak kendini gösterir. Ancak bir kısmı, günde 14 saate ulaşan aşırı uyku sorunu da yaşayabilir. Ani olarak uykudan uyanma ve bir daha da uykuya dalamama gibi yakınmalar, depresyonda sık dile getirilen uyku düzensizlikleridir.
Sorunun özüne eğilip de etkin bir yardım ve tedavi planlanmaz ise son derece önemli psikiyatrik bozukluklar ortaya çıkabilir. Karamsarlık duygularına suçluluk ve değersizlik duyguları eklenirse, algısal dengesizlik ve hezeyanlara sürüklenebilir. Ne yazık ki % 15 olgunun bu olumsuz sürece girdiği ve bir kısmının da derin bir küskünlükle özkıyımlara(intihar) yöneldiği bilinen gerçektir.

     Yalancı bunama

     İleri yaşlarda görülen depresyonlarda hafıza kayıpları görülebilir. Eğer gözden kaçarsa demans adını verdiğimiz bunama tablosu ile karışabilir. Tıbbi literatürde buna yalancı demans(bunama) adı verilir. Usulüne uygun bir depresyon tedavisi ile tam bir iyilik hali sağlamak mümkündür.
Hiçbir hastalık etkisi olmaksızın ortaya çıkan depresyonlar bağlamında dile getirmeğe çalıştığım bu gerçekler, esas olarak sosyal ve kültürel etkenlerin tetiklediği durumlardır. Ancak depresyon nedenleri arasında pek çok hastalık ve tedavi amacıyla kullanılan ilaçların da tetikçiliği göz ardı edilmemelidir. Pek çok ilaç, virüs, bakteri enfeksiyonları(iltihapları), sinir sistemi hastalıkları, alkol, uyuşturucu alışkanlıkları, kanser, kalp hastalıkları da depresyona neden olabilirler.

    Tedavi

   İlaçla tedavi mutlak doktor önerisi ve denetimiyle yapılmalıdır. İlaçla tedaviden beklenen olumlu etkiyi gözleyebilmek için, ilacı 46 hafta kullanmak gerekir.
    Olumlu sonuç alınmışsa bu tedaviye 612 ay kadar devam önerilir.
Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların kalp, tansiyon ve karaciğer üzerine olumsuz yan etkileri olduğu unutulmamalıdır. Ağır, inatçı ve sık tekrarlayan depresyonların tedavisi Psikiyatri uzmanı tarafından yapılmalıdır.

   Depresyon yapabilen ilaçlar

* Doğum kontrol hapları.
* Uyku ilaçları ve teskin ediciler.
* Mide hastalıklarında kullanılan Simetidin.
* Antibiyotikler (Ampisilin, Teterasiklin)
* Ağrı kesiciler(İndometazin)

   Depresyon yapabilen hastalıklar

* Uzun süren kalp yetmezliği.
* Uzun süren solunum yetmezliği.
* Romatoid Artrit (Romatizma).
* Anemi (Kansızlık).
* Hipotiroidi (Tiroid hormon eksikliği).
* Şeker hastalığı (Diabet).
* Böbrek yetmezliği (Üremi).
* Kanser.
* İltihabi hastalıklar (Tüberküloz, Malta humması, AIDS).
* Beyin- damar hastalıkları.
* Parkinson hastalığı.

 

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000