Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim 

 

Akdeniz Anemisi Fay Hattı Olmasın    [ t f ] 

   

      Yer kabuğu… Kaplumbağa kabuğundaki desen gibi, yanaşık nizamda, tamı tamamına 10 tane plak ile hem alımlı, hem de ılımlı. 10 plak ya da levhaya dağılmış 6 kıta: Asya, Avrupa, Amerika, Afrika, Antarktika ve Okyanusya.

Hepsi bitmek tükenmek bilmeyen bir devinimle ve ağırdan ağıra kayar giderler süreç içinde. Geçmişten bugüne ve geleceğe, zaman içinde

hareketin geri dönülmez akışı ile. Kıta kayması derler bunun adına bilimsel dilde. Kat ettikleri mesafe senede 1 ya da 2 cm etse de.

10 levha… Yap-boz oyuncaklarımız misali geçmiştir iç içe, burunlu-burunsuz, kıvrımlı-kıvrımsız, çukur ya da düz. Bu birleşme yerlerine Fay adı verilir Jeoloji biliminde.

Antikçağın Akdeniz söylencelerinde; tanrıların topal demircisi Volkan, mesken tutmuş fay hatlarını, “yeri sarsan” Poseydon ile birlikte. Yanardağlardan ateş ve lav püskürtüp kaydırırlarken kıtaları, sarsıp dururlarmış yeryüzünü. Uyandırmak mı, yoksa korkutarak sindirmek mi istemişler insanoğlunu, burası biraz karışık olsa da... Ancak uyuyan ve sindirilen insan, uyanmış yasaların gerçeğine. Volkan’ın elinden kapmış çekici, kovalamış onu fay hatlarından. Çekiç, düzenli aralıklarla döverken örsü, arınmış insan aklı hurafelerden.

Özgür insan, ne bir irade ne de bir kader olduğunu görmüş, kıtalardaki tersinmez oluşum ve önlenemez kaymanın. Çürük-çarık, derme-çatma ve rast gele yerleşim ile değil, çağdaş, bilimsel ve sağlam barınaklar inşa ederek kurtulacağını anlamış, doğanın yasalarına tutsak olmaktan.

İnsanları ve insanlığı mahvedenin deprem değil, plansızlık, imarsızlık, bilgisizlik ve cehalet olduğunun bilincinde artık büyük insanlık. Ve önemli bir ayrılığı da ortadan kaldırmanın uzun yürüyüşünde: Ne deprem, ne sel artık yoksulları vurmasın!

Mitolojisi, fay hatları, uygarlıklar beşiği ile Akdeniz, insanlarının genetik şifrelerindeki ayrıcalıkları sunarken daha da gizemli.  Akdeniz ateşi ve Akdeniz anemisi bağlamında olduğu gibi.

Akdeniz Anemisi

Akdeniz anemisi tıp edebiyatında Talasemi olarak tanımlanır. Thalas sözcüğü eski Yunanda, şimdi güncel soruna mevzu olan  Akdeniz demektir. Emia da anemi yani kansızlık demek olup, “Akdeniz Anemisi”, bu iki sözcüğün birleşiminden türetilmiştir.

Bugün Dünyada 270 milyona yakın Talasemi  taşıyıcısı mevcuttur. Bu son derece yüksek bir rakamdır.

         Talasemi, genlerimiz vasıtasıyla intikal eden soya çekimsel bir hastalıktır. Başlıca 3 şekilde ortaya çıkar:

En ağır şekli doğuştan itibaren başlayan Talasemi Major dur. 6 aylıktan başlar. Bu hastalara yaşamları boyunca 3-4 haftada bir kan nakli gerekir. Aslında Akdeniz anemisi  olarak kastedilen durum budur.

         Akdeniz anemisi taşıyıcılarına Talasemi Minör de denir. Bu kişiler tamamen sağlıklıdırlar. Hiçbir hastalık arazı göstermezler. Kan değerleri, toplumdaki ortalama kan değerlerinden birkaç gram eksik olabilir. Bu, yalnızca Akdeniz’e özgünlüğü gösterir. Tedavi gerekmediği gibi, bir hastalık olarak da değerlendirilmez. Bu nedenle demir ilaçları kullanmak doğru değildir, gereksizdir.

Antalya ilimizde her 10 kişiden birinin Talasemi taşıyıcısı olduğu bilinmektedir.

         İki taşıyıcı, bir fay hattı olabilir!

         Talasemi taşıyıcısı bir anne ya da babanın çocuklarının yarısında ayni taşıyıcılık ortaya çıkacaktır. Çıksa da yukarıda değindiğim nedenlerden dolayı çocuklar sadece taşıyıcı kalacak, hasta olmayacaklardır. Bu konuda hiçbir endişe duyulmamalıdır. Ancak, anne ve babanın her ikisinde de taşıyıcılık var ise işte o zaman çocuklarda hastalık riski artacaktır. Bu durumda hastalık %25 düzeylerinde ortaya çıkacaktır. Diğer olasılıkları ile  %50 taşıyıcı, %25 de sağlam çocuklar doğabilir.

Bu nedenle yeni evlenecek çiftlerde taşıyıcılık taraması yapılmaktadır. Taşıyıcılık evlenmeye engel değildir. Anacak, iki taşıyıcının evlenmesi durumunda artan riske karşı gebeliğin 10 ve 11. haftalarında özel tetkikler gerekir.

         Taşıyıcılık ve hastalık dışında bir de “orta durum” denilen ve hafif hastalık bulguları ile seyreden üçüncü şekli vardır. Bu, sıklıkla 1 yaşından sonra ortaya çıkar. Az da olsa kan gereksinimi doğabilir.

         Genetik danışma ve doğum öncesi tanı yöntemleri önlemler açısından son derece değerli yaklaşımlardır. Bu şekilde doğacak çocuğun Talasemi hastası olup olmayacağı, eğer Talasemi ise kemik iliği nakli şansının olup olmadığı öğrenilmiş olur.

Kemik iliği nakli

Bu yöntemle Talasemili hastaların iyileşme şanları %85 civarındadır. Kemik iliği nakli, ülkemizde pek çok üniversite hastanesinde başarıyla gerçekleştirilmektedir.

Kemik iliği nakli için vericilerin sağlıklı olması gerekir. “Doku grupları tam uyumlu olan kardeşler” en ideal vericilerdir. Kardeşler dışında eğer doku grupları uyumlu ise anne ya da baba da verici olabilir. İlik hücreleri vericilerin kollarından alınan kandan toplandığı için, bu işlemin hiçbir yan etkisi olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Doğum Öncesi tanı

Ultrason rehberliğinde gebe anneden kan ve doku örnekleri alma esasına dayanır. Uzman bir ekip tarafından yapılır. Çok nadir de olsa düşük olasılığı vardır.

Unutmayalım!

*Taşıyıcılık, “Hemoglobin Elektroforezi” ile saptanır

*Taşıyıcılık, hastalık değildir.

*Taşıyıcılık evlenmeye engel değildir.

*İki taşıyıcı evlenirse genetik danışmanlık şarttır.

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000