|
Üretmek ve yeniden
üretmek.Yeniden üretmenin hazzı ile yaşama asılmak.
Elbette kendini bilerek ve kendine güvenerek. Lakin
nesnelden gelse de düşünce, hormonsal katkıyla
renkli kimliğini sunar her ifade. Erkekçe sertleşmek
yada kadınca yumuşamak türünden. Bu gerçek, kadın ve
erkek her iki cins için de, cinsiyet hormonların
kalitesi ve miktarı ile doğrudan ilişkilidir.
Cinsiyet yada seks
hormonlarının eksikliği, yaşamdaki sürece kimlik
katkımızı gölgeler. Bu nedenle seks hormonlarının
varlıkları ve etkileri hususunda bilinçli olmak
gerekir. Gölgelerin gücü adına değil, erkekliğin
gücü adına görev yüklenmiş androjenleri tanımak,
eksik kalmışlar ise eğer, onlara destek olmak
gerekir. Bilinmektedir ki, insanlarda biraz farklı
olsa da, tüm hayvan türlerinde cinsel davranışları
yönlendiren testosterondur.
Kadınlarımızda çok
yakından tanıdığımız menapoz süreci, dişilik
hormonu östrojenin ani olarak kesilmesi sonucu
ortaya çıkar. Bu eksiklik sonucu ortaya çıkan
olumsuzlukları telafi adına alınan önlemler,
günümüzde global bir niteliğe kavuşmak üzeredir.
Menapoz takip ve tedavisinde son derece güzel ve
olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Andropoz!
Oysa ayni düşünceleri
erkekler için söylemek, ne yazık ki mümkün
değildir. Andropoz olarak da adlandırdığımız erkeksi
hormonların eksikliği, hak ettiğinden daha az bir
ilgi sürecindedir.
Dünya nüfusunun hızla
artışına paralel olarak, ortalama yaş oranında
yükselmeler de dikkate alındığında bu konu, daha
büyük önem kazanmaktadır.
Androjenik hormonlar,
erkek görünüm ve işlevlerinin yaşam boyu devamı için
zorunlu olan hormonlarıdır. Bir başka deyişle erkek
şekli ve karakteri için olmazsa olmazlardır.
Erkek kimliğini
şekillendiren androjenik hormonların en önemlisi
testosteron adı verilen hormondur.
Testosteron, daha ana
rahmindeyken olgunlaşmaya başlayan ve testis adı
verilen erkek yumurtalıklarından salgılanır. Böylece
erkek özellikleriyle donanımın ilk çekirdeklerini
oluşturur.
Doğrudan etkisiyle
yaşamın ilk yıllarında, dış ve iç cinsel organların
özgün gelişimini sağlar.
Erişkin
testislerinde ortalama 20 mg kadar testosteron
hormonu bulunur. Her gün 5-6 mg kadarı da kana
salgılanır.
Kandaki testosteronun
%90 ı testislerden %10 u böbrek üstü bezlerinden
üretilir.
Ergenlik çağında kas ve
iskelet sisteminin gelişmesinden, sakal, bıyık
çıkmasından, kırmızı kan hücrelerinin çoğalmasından
ve erkekliğe özgün ruhsal davranışların
şekillenmesinden sorumludur.
Kas ve kemiklerin
gelişimi için olumlu etkisini sinirler üzerinde de
gösterir. Bu nedenle doğal ve kazanılmış
reflekslerin muhafazası için gereklidir.
Tüm bu olumlu
özelliklerinden dolayı androjenik hormonlar,
anabolizan hormonlar olarak da bilinir. Bu,
yapıcı hormonlar anlamına gelir. Hepimizin yıkıcı
olarak bildiği kortizonun tam tersi!
Cinsel güç
Elbette cinsel güç
üzerine etkileri son derece önemlidir:
Cinsel arzu, cinsel
ilişki için gerekli işlev, bu işlevin devamlılığı ve
üremek için gerekli meni kalitesi, testosteron
sayesinde sağlanır.
Prostat bezine doğrudan
etki yaparak bez içindeki keseciklerin büyümesine
neden olur.
Kanda testosteron
düzeyi düştüğünde cinsel performansın da düştüğü
bilinmektedir.
Testosteron
üretimi yaşla birlikte azalmaktadır. Bu azalma total
bir enerji eksikliği ile kendini gösterir. Sonuçta
hem cinsel istekde azalma hem de kas ve kemik
gücünde azalma ortaya çıkar.
Bu güçsüzlük, duygulara
da olduğu gibi yansır. Karamsarlık, umarsızlık ve
isteksizlik türünden içe kapanık bir ruhsal kimliğe
neden olur. Entelektüel performans düşer. Üretimden
gelen gücü kullanamamanın getirdiği eziklik gibi bir
şey !..
Kemik gücünde azalma,
kemiklerdeki kalsiyum yoğunluğunun azalması sonucu
ortaya çıkan Osteoporoz nedeniyledir. Bu
nedenle erkeklerde osteoporoz ihmal edilmemesi
gereken bir sorundur.Bu durum kemik mineral
yoğunluğu ölçümleri ile gösterilir. Tedavisinde
kemik yapımını hızlandırıcı ilaçlar ve kalsiyum
takviyeleri de önerilir.
40 yaşında başlıyor
40 yaşından
itibaren erkeklerde testosteron düzeyinin her yıl %
1.2 oranında düştüğü bilinmektedir. Bu oran 65 yaş
ve üzerinde daha yüksek kayıplara ulaşmaktadır. Bu
yaş ve üzerinde gelişen dinamik yoksunluk,
entelektüel performans kaybı yada unutkanlık gibi
durumlarda, testosteron hormon düzeyini takip
etmenin uygun olacağı düşüncesindeyim.
Testosteron tedavisi
Eksik testosteron
hormonunu yerine koyma tedavisi ile yüz güldürücü
sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu tedavi gelişigüzel
değil son derece ciddi takiplerle yapılmalıdır.
Testosteron tedavisi
ile olası riskler kesinlikle dışlanmalıdır. Düzenli
aralıklarla prostat kontrolleri yaptırıp, bir
prostat kanseri riskini atlamamak gibi.
Kalp, böbrek, karaciğer
yetmezliği ve hipertansiyon durumlarında dikkatli
olmak gerekir.
Testosteron tedavisi
ile erkek osteoporozunu durdurmak yada önlemek
olasıdır. Ayrıca zihinsel performansa olumlu
katkılar da sağlamak olasıdır. Kırmızı kan
hücrelerinin azalması ile ortaya çıkan kansızlık
tablosu, tedaviye testosteron eklenmesiyle daha
kısa sürede düzelebilmektedir.
Testosteron
kullanamazlar
*Prostat kanseri
olanlar
*Prostat büyümesi
olanlar
*Meme kanseri erkekler
*Kalp yetmezliği
*Karaciğer yetmezliği
*Böbrek yetmezliği
*Çocuklar ve gelişme
çağında gençler
Testosteron eksikliği
*Yaşlılık
*Tiroid hormon
eksikliği ve fazlalığı
*Şeker hastalığı
*Alkol
*Stres
*Uzun süren hastalıklar |