Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim   

 

 

Arşiv


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erkekliğin Gücü Adına    [ t f ]

   

      

Üretmek  ve yeniden üretmek.Yeniden üretmenin hazzı ile yaşama asılmak. Elbette kendini bilerek ve kendine güvenerek. Lakin nesnelden gelse de düşünce, hormonsal katkıyla renkli kimliğini sunar her ifade. Erkekçe sertleşmek yada kadınca yumuşamak türünden. Bu gerçek, kadın ve erkek her iki cins için de, cinsiyet hormonların kalitesi ve miktarı ile doğrudan ilişkilidir.      

Cinsiyet yada seks hormonlarının eksikliği, yaşamdaki sürece kimlik katkımızı gölgeler. Bu nedenle seks hormonlarının varlıkları ve etkileri hususunda bilinçli olmak gerekir. Gölgelerin gücü adına değil, erkekliğin gücü adına görev yüklenmiş androjenleri  tanımak, eksik kalmışlar ise eğer, onlara destek olmak gerekir. Bilinmektedir ki, insanlarda biraz farklı olsa da, tüm hayvan türlerinde cinsel davranışları yönlendiren testosterondur.

Kadınlarımızda çok yakından tanıdığımız  menapoz süreci, dişilik hormonu östrojenin ani olarak kesilmesi sonucu ortaya çıkar. Bu eksiklik sonucu ortaya çıkan olumsuzlukları telafi adına alınan önlemler, günümüzde  global bir niteliğe kavuşmak üzeredir. Menapoz takip ve tedavisinde son derece güzel ve olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Andropoz!

Oysa ayni düşünceleri erkekler için söylemek, ne yazık ki  mümkün değildir. Andropoz olarak da adlandırdığımız erkeksi hormonların eksikliği, hak ettiğinden daha az bir ilgi sürecindedir.

Dünya nüfusunun hızla artışına paralel olarak, ortalama yaş oranında yükselmeler de dikkate alındığında bu konu, daha büyük önem kazanmaktadır.

Androjenik hormonlar, erkek görünüm ve işlevlerinin yaşam boyu devamı için zorunlu olan hormonlarıdır. Bir başka deyişle erkek şekli ve karakteri için olmazsa olmazlardır.

Erkek kimliğini şekillendiren androjenik hormonların en önemlisi testosteron adı verilen hormondur.

Testosteron, daha ana rahmindeyken olgunlaşmaya başlayan ve testis adı verilen erkek yumurtalıklarından salgılanır. Böylece erkek özellikleriyle donanımın ilk çekirdeklerini oluşturur.

Doğrudan etkisiyle yaşamın ilk yıllarında, dış ve iç cinsel organların özgün gelişimini sağlar.

         Erişkin testislerinde ortalama 20 mg kadar testosteron hormonu bulunur. Her gün 5-6 mg kadarı da kana salgılanır.

Kandaki testosteronun %90 ı  testislerden %10 u böbrek üstü bezlerinden üretilir.

Ergenlik çağında kas ve iskelet sisteminin gelişmesinden, sakal, bıyık çıkmasından, kırmızı kan hücrelerinin çoğalmasından ve erkekliğe özgün ruhsal davranışların şekillenmesinden sorumludur.

Kas ve kemiklerin gelişimi için olumlu etkisini sinirler üzerinde de gösterir. Bu nedenle doğal ve kazanılmış reflekslerin muhafazası için gereklidir.

Tüm bu olumlu özelliklerinden dolayı androjenik hormonlar, anabolizan hormonlar olarak da bilinir. Bu, yapıcı hormonlar anlamına gelir. Hepimizin yıkıcı olarak bildiği kortizonun tam tersi!

Cinsel güç

Elbette cinsel güç üzerine etkileri son derece önemlidir:

Cinsel arzu, cinsel ilişki için gerekli işlev, bu işlevin devamlılığı ve üremek için gerekli meni kalitesi, testosteron sayesinde sağlanır.    

Prostat bezine doğrudan etki yaparak bez içindeki keseciklerin büyümesine neden olur.

Kanda testosteron düzeyi düştüğünde cinsel performansın da düştüğü bilinmektedir.

         Testosteron üretimi yaşla birlikte azalmaktadır. Bu azalma total bir enerji eksikliği ile kendini gösterir. Sonuçta hem cinsel istekde azalma hem de kas ve kemik gücünde azalma ortaya çıkar.

Bu güçsüzlük, duygulara da olduğu gibi yansır. Karamsarlık, umarsızlık ve isteksizlik türünden içe kapanık bir ruhsal kimliğe neden olur. Entelektüel performans düşer. Üretimden gelen gücü kullanamamanın getirdiği eziklik gibi bir şey !..

Kemik gücünde azalma, kemiklerdeki kalsiyum yoğunluğunun azalması sonucu ortaya çıkan Osteoporoz nedeniyledir. Bu nedenle erkeklerde osteoporoz  ihmal edilmemesi gereken bir sorundur.Bu durum kemik mineral yoğunluğu ölçümleri ile gösterilir. Tedavisinde kemik yapımını hızlandırıcı ilaçlar ve kalsiyum takviyeleri de önerilir.

40 yaşında başlıyor

         40 yaşından itibaren erkeklerde testosteron düzeyinin her yıl % 1.2 oranında düştüğü bilinmektedir. Bu oran 65 yaş ve üzerinde daha yüksek kayıplara ulaşmaktadır. Bu yaş ve üzerinde gelişen dinamik yoksunluk, entelektüel performans kaybı yada unutkanlık gibi durumlarda, testosteron hormon düzeyini takip etmenin uygun olacağı düşüncesindeyim.

        

Testosteron tedavisi

Eksik testosteron hormonunu yerine koyma tedavisi ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu tedavi gelişigüzel değil son derece ciddi takiplerle yapılmalıdır.

Testosteron tedavisi ile olası riskler kesinlikle dışlanmalıdır. Düzenli aralıklarla prostat kontrolleri yaptırıp, bir prostat kanseri riskini atlamamak gibi.

Kalp, böbrek, karaciğer yetmezliği ve hipertansiyon durumlarında dikkatli olmak gerekir.

Testosteron tedavisi ile erkek osteoporozunu durdurmak yada önlemek olasıdır. Ayrıca zihinsel performansa olumlu katkılar da sağlamak olasıdır. Kırmızı kan hücrelerinin azalması ile ortaya çıkan kansızlık tablosu, tedaviye testosteron eklenmesiyle  daha kısa sürede düzelebilmektedir.

Testosteron kullanamazlar

*Prostat kanseri olanlar

*Prostat büyümesi olanlar

*Meme kanseri erkekler

*Kalp yetmezliği

*Karaciğer yetmezliği

*Böbrek yetmezliği

*Çocuklar ve gelişme çağında gençler

 

Testosteron eksikliği

*Yaşlılık

*Tiroid hormon eksikliği ve fazlalığı

*Şeker hastalığı

*Alkol

*Stres

*Uzun süren hastalıklar

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000