
|
Arşiv |

|
|
|
|
|
Antik
Çağda İzmir (Gürkan Oyal )
|
|
Sevgili arkadaşlarım,
İzmir' in antik çağdaki yerleşiminden günümüze kalan Symirna, Kadifekale
ve Agora' da çektiğim fotoğrafları bir dizi halinde sizlere
gönderiyorum. Ayrıca buralar hakkında derlediğim kısa bilgileri
de sizlere aktarmaya çalışacağım.
Gürkan Oyal
İZMİR
İzmir ülkemizin en güzel
kentlerinden biri, çoğu kimseye göre tartışmasız en güzeli. Buna
en "uygar kent" sıfatını da rahatlıkla ekleyebiliriz.
Her sokağının
köşesinde, kapıların önünde, evlerin pencerelerinde göreceğiniz
renk renk, koku koku çiçekleri ve rahat, uygar insanları ile
yüreğinizi ışıtır. Mevsim baharsa Yörük gelinleri narçiçeği
rengiyle; yazın ilerlemiş zamanı ise Sakız yaseminleri her yeri
boyayan düşsel kokusuyla kanınıza girer. Bahar deyince aylardan
mayıstır sanmayın, şubatın ortalarıyla başlar bahar ve mayıs
artık yaz sayılır İzmir’de.

Bayraklı’daki Smyrna kentinin tarihi her ne kadar M.Ö. 3000
yılından çok daha gerilere uzandığı tahmin edilmekte
birlikte, yapılan en son kazılarda henüz M.Ö. 3000 yıllarına
kadar gidilebilmiştir. Kazılarda elde edilen bilgiler
ışığında ilk İzmir yerleşikleri evlerini höyüğün en üst
düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine
oturtmuşlardır. Bu ilk yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine
aittir.
Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı
yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev
M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde
ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları
kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı.
Not: Fotoğrafta tarih boyu
katmanlar görülmektedir.

Kentin en önemli kutsal yapısı
Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski
kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir.
Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk
düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İon uygarlığının en
güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde İzmir'in tarımla yetinmeyip
Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz.

Parlak dönemin İzmir'deki önemli
belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya
başlamasıdır. Tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda
sunu yazıtları bulunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena
Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Helen dünyasının en eski mimarlık
eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar
İzmir'de bulunmuştur.

Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten
yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten
itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış
olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin
idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent
ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu.

Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi
civarındaydı. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü
civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski
İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi
ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve
balıkçılıkla sağlanıyordu.

Helen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski
İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel
taş çeşmedir.
İzmir’in zenginliği ve gelişkinliği komşu Lydia'lıları harekete geçirdi
ve İzmirlilerle savaşa girdiler. M.Ö. 610-600 yıllarında
Lydia orduları İzmir’i ele geçirip kenti yakıp tahrip
ettiler. Ancak İzmirliler kentlerini yeniden kurmayı
başardılar.
Eski İzmir’in çöküşü, Anadolu’da Pers istilasının
sonuçlarındandır. Pers İmparatoru orduları Anadolu’da
ilerlerken, Lydia krallığına karşı Ege’nin kıyı
kentlerinin kendisini desteklemesini istemişti. Bu
isteğe uymayan Ege’nin kıyı kentlerini cezalandırmak
amacıyla, Pers İmparatoru Lydia’nın başkenti Sardes’i
ele geçirdikten sonra, diğer kıyı kentleriyle birlikte
İzmir’e de saldırdı. Pers Ordularının saldırısı sonucu
M.Ö. 545 yılında İzmir tahrip edildi. Bu tahribattan
sonra Bayraklı’daki yerleşim alanında bir daha kent
düzeninde bir yerleşim olmadı.

Devamı >>>
|
|

Kamera : Sony DSC-P52
|