Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Astım! Karakışla birlikte atakta…[ t f ]

    Diğer Yazıları

Tam ortasındayız karakışın. Bir yandan soğuk hava, diğer yandan kent yaşamını tehdit eden kirlilik. Kültürel kirlilikten kurtulma bağlamında, sosyal gereksinimlerimizi kapalı ve havasız mekânlarda karşılama zorunda oluşumuz ise; sanki sorunların katma değeri.

İşte bu sorunlu ve zorunlu koşullar, solunum yollarımızı tehdit eden hastalıklar için elverişli bir zemin oluşturmakta. Bunun içindir ki astım tanısı almış ya da ailesinde astım hastaları olanlar, bu günlerde son derece dikkatli olmak zorunda.

Her astımlı kadar aile ve yakın çevresi de hastalık ve önlemleri hakkında yeterince aydınlanmış olmalı. Ataklar sırasında ve sonrasında kullanılan ilaçların etkileri kadar, yan etkileri konusunda da bilinçli ve soğuk kanlı olmalı.

        Nefes darlığı en tipik sorundur astımda. Karakteristiği de nöbetler, yani ataklar şeklinde ortaya çıkmasıdır. Hırıltılı bir solunum, ıslık çalar gibi bir sesle karakterizedir. Böyle bir solunum şekli, aksi ispat edilinceye kadar astım olarak kabul edilir.

        Geçmeyen öksürük

        Öksürük sık dile getirilen bir yakınmadır. Çoğu kez kuru bir öksürüktür astımda görülen. Ancak balgam da çıkabilir ve çıkarılan balgam ile pek çok hasta rahatladığını ifade eder.

Nefes darlığı olmadan yalnız başına öksürük de bir astım bulgusu olabilir. Gece uyutmayan ya da uykudan uyandıran, pek çok tedaviye rağmen geçmeyen öksürükler bir tür astım olabilir.

Üç haftadan daha uzun süren öksürükler kesinlikle hafife alınmamalı ve ciddi bir şekilde araştırılmalıdır.

Bu arada mide sıvısının yemek borusu ve hava yollarına kaçması ile oluşan ve reflü olarak tanımladığımız durumlarda da öksürük ve astım atakları oluşabilmektedir.

 

        Astım tanısı için beş soru.

1. Gece hırıltı ile uyandınız mı?

2. Gece öksürük ile uyandınız mı?

3. Bir iş yaparken ya da koşarken tıkandınız mı?

4. Şimdiye kadar göğsünüzde hırıltı oldu mu?

5. İstirahat halinde iken, nefesiniz daraldı mı?

Bu sorulardan birine yanıt evet ise, astım üzerinde durmak ve araştırmak gerekir.

Astım dünyada en sık görülen hastalıklardan biridir. Görülme sıklığı da giderek artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğü rapor edilmektedir. Sanki gelişmeye bir bedel gibi çoğalmaktadır astım olguları.

Astımı ortaya çıkaran risk faktörleri kişisel ve çevresel nedenlerden oluşmaktadır.

Kişisel nedenler kalıtsal, yani soya çekimsel nedenlerdir. Ana ve babanın her ikisinde de astım bulunması, çocukta görülme oranını %70’ e kadar yükseltmektedir.

Değişik maddelere karşı ailesel duyarlılık ta astım gelişimine zemin oluşturmaktadır.

Erkek çocuklarında kız çocuklarından daha sık görülmekle beraber, ergenlikte kız ve erkek çocuklarında eşit oranda görülmektedir. Erişkinlerde ise kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir.

        Şişmanlık riskli

Gerek çocuklarda gerekse erişkinlerde fazla kilo, astımı ortaya çıkartan bir risk olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle fazla kilolarla barış içinde yaşamayı değil savaşmayı tercih etmek daha doğru bir yaklaşımdır.

       

       Gebelikte Parasetamol riski!

        Yakın zamana kadar gebelik süresince ateş ve ağrı kesmek amacıyla rahatça kullanılan ya da tavsiye edilen Parasetamol grubu ilaçlar hakkında da ciddi olarak düşünme zamanı geldi. Son çalışmalar gebelikleri süresince Parasetamol kullanan annelerin bebeklerinde, astım tetikleyen solunum rahatsızlıklarının ortaya çıktığını göstermektedir.

Gebelik süresince içilen sigaranın yaratacağı tehlikeden söz etmek bile gereksiz bu sütunlarda. Ancak sigara dumanında 5000’e yakın zararlı madde bulunduğunu bir kez daha anımsamakta yarar var.

 

   Aspirin de pek masum değil!

 

Bugün tıbbi literatürde aspirine bağlı astım tanımlanmaktadır. Bu nedenle gelişigüzel aspirin kullanmamak gerekir.

Alerjik nedenli olmayan astımlı olguların her 5 kişisinden birinde, aspirin ve romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar sorumlu tuutlmaktadırlar.

Astım tanısında laboratuar ve radyolojik tetkiklerin yanı sıra Solunum Fonksiyon Testleri ile kesin tanı konur. Bu amaçla spirometre adı verilen bir cihaz kullanılır.

Hafif astım atakları bilinçli bir hasta tarafından kendisine sunulan tedavi protokolü ile atlatılabilir. Ancak ağır ve ciddi atakların tedavisi, mutlaka hastane koşullarında yapılmalıdır.

Acil durumlarda tercih edilecek ilk ilaç solunum yoluyla kullanılacak olan salbutamol dür.5 dakika içerisinde etki eder.

       

    Korunma ilkeleri

 

Bu hastalığın geçici değil yaşam boyu süreceği bilinmeli, bu nedenle birlikte nasıl yaşanması gerektiği kavranmalıdır.

Kirli hava, sigara, kimyasal maddeler ile temasınızı kesiniz.

Her sene ekim ayında grip aşısı yaptırınız.

Öpüşerek selamlaşma alışkanlığından vazgeçiniz, hatta tokalaşmayınız.

Kirli havalarda sokağa çıkmayınız.

Temiz ve açık havada yürüyüş, yüzme, bisiklet sporu yapınız. Ancak dağa çıkmayınız, derin dalmayınız.

Eğer astımınız alerjik ise, alerji yapabilecek etkenlerden uzak kalınız.

Şu 4 ilaçtan sakınmalısınız:

1-Beta blokerler(göz damlaları dâhil)

2-ACE inhibitörü tansiyon ilaçları

3-Aspirin

4-Romatizma ilaçları

Eğer bu ilaçlardan birini kullanmak zorunda iseniz son derece dikkatli olunuz.

 

Astım tetikçileri

 

*Ev tozları, polenler, evcil hayvanlar

*Soğuk hava

*Solunum yolu infeksiyonları

*Egzersiz

*Sigara dumanı

*Stresli yaşam

*Kirli hava

*Kokular (Parfüm, oda spreyi)

*Aspirin ve romatizma ilaçları

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000