|
Tam ortasındayız
karakışın. Bir yandan soğuk hava, diğer yandan kent yaşamını tehdit
eden kirlilik. Kültürel kirlilikten kurtulma bağlamında, sosyal
gereksinimlerimizi kapalı ve havasız mekânlarda karşılama zorunda
oluşumuz ise; sanki sorunların katma değeri.
İşte bu sorunlu
ve zorunlu koşullar, solunum yollarımızı tehdit eden hastalıklar
için elverişli bir zemin oluşturmakta. Bunun içindir ki astım tanısı
almış ya da ailesinde astım hastaları olanlar, bu günlerde son
derece dikkatli olmak zorunda.
Her astımlı kadar
aile ve yakın çevresi de hastalık ve önlemleri hakkında yeterince
aydınlanmış olmalı. Ataklar sırasında ve sonrasında kullanılan
ilaçların etkileri kadar, yan etkileri konusunda da bilinçli ve
soğuk kanlı olmalı.
Nefes
darlığı en tipik sorundur astımda. Karakteristiği de nöbetler, yani
ataklar şeklinde ortaya çıkmasıdır. Hırıltılı bir solunum, ıslık
çalar gibi bir sesle karakterizedir. Böyle bir solunum şekli, aksi
ispat edilinceye kadar astım olarak kabul edilir.
Geçmeyen öksürük
Öksürük
sık dile getirilen bir yakınmadır. Çoğu kez kuru bir öksürüktür
astımda görülen. Ancak balgam da çıkabilir ve çıkarılan balgam ile
pek çok hasta rahatladığını ifade eder.
Nefes darlığı
olmadan yalnız başına öksürük de bir astım bulgusu olabilir. Gece
uyutmayan ya da uykudan uyandıran, pek çok tedaviye rağmen geçmeyen
öksürükler bir tür astım olabilir.
Üç haftadan daha
uzun süren öksürükler kesinlikle hafife alınmamalı ve ciddi bir
şekilde araştırılmalıdır.
Bu arada mide
sıvısının yemek borusu ve hava yollarına kaçması ile oluşan ve reflü
olarak tanımladığımız durumlarda da öksürük ve astım atakları
oluşabilmektedir.
Astım
tanısı için beş soru.
1. Gece hırıltı
ile uyandınız mı?
2. Gece öksürük
ile uyandınız mı?
3. Bir iş
yaparken ya da koşarken tıkandınız mı?
4. Şimdiye kadar
göğsünüzde hırıltı oldu mu?
5. İstirahat
halinde iken, nefesiniz daraldı mı?
Bu sorulardan
birine yanıt evet ise, astım üzerinde durmak ve araştırmak gerekir.
Astım dünyada en
sık görülen hastalıklardan biridir. Görülme sıklığı da giderek
artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğü rapor
edilmektedir. Sanki gelişmeye bir bedel gibi çoğalmaktadır astım
olguları.
Astımı ortaya
çıkaran risk faktörleri kişisel ve çevresel nedenlerden
oluşmaktadır.
Kişisel nedenler
kalıtsal, yani soya çekimsel nedenlerdir. Ana ve babanın her
ikisinde de astım bulunması, çocukta görülme oranını %70’ e kadar
yükseltmektedir.
Değişik maddelere
karşı ailesel duyarlılık ta astım gelişimine zemin oluşturmaktadır.
Erkek
çocuklarında kız çocuklarından daha sık görülmekle beraber,
ergenlikte kız ve erkek çocuklarında eşit oranda görülmektedir.
Erişkinlerde ise kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir.
Şişmanlık riskli
Gerek çocuklarda
gerekse erişkinlerde fazla kilo, astımı ortaya çıkartan bir risk
olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle fazla kilolarla barış içinde
yaşamayı değil savaşmayı tercih etmek daha doğru bir yaklaşımdır.
Gebelikte Parasetamol riski!
Yakın
zamana kadar gebelik süresince ateş ve ağrı kesmek amacıyla rahatça
kullanılan ya da tavsiye edilen Parasetamol grubu ilaçlar hakkında
da ciddi olarak düşünme zamanı geldi. Son çalışmalar gebelikleri
süresince Parasetamol kullanan annelerin bebeklerinde, astım
tetikleyen solunum rahatsızlıklarının ortaya çıktığını
göstermektedir.
Gebelik süresince
içilen sigaranın yaratacağı tehlikeden söz etmek bile gereksiz bu
sütunlarda. Ancak sigara dumanında 5000’e yakın zararlı madde
bulunduğunu bir kez daha anımsamakta yarar var.
Aspirin de pek masum değil!
Bugün tıbbi
literatürde aspirine bağlı astım tanımlanmaktadır. Bu nedenle
gelişigüzel aspirin kullanmamak gerekir.
Alerjik nedenli
olmayan astımlı olguların her 5 kişisinden birinde, aspirin ve
romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar sorumlu tuutlmaktadırlar.
Astım tanısında
laboratuar ve radyolojik tetkiklerin yanı sıra Solunum Fonksiyon
Testleri ile kesin tanı konur. Bu amaçla spirometre adı verilen bir
cihaz kullanılır.
Hafif astım
atakları bilinçli bir hasta tarafından kendisine sunulan tedavi
protokolü ile atlatılabilir. Ancak ağır ve ciddi atakların tedavisi,
mutlaka hastane koşullarında yapılmalıdır.
Acil durumlarda
tercih edilecek ilk ilaç solunum yoluyla kullanılacak olan
salbutamol dür.5 dakika içerisinde etki eder.
Korunma ilkeleri
Bu hastalığın
geçici değil yaşam boyu süreceği bilinmeli, bu nedenle birlikte
nasıl yaşanması gerektiği kavranmalıdır.
Kirli hava,
sigara, kimyasal maddeler ile temasınızı kesiniz.
Her sene ekim
ayında grip aşısı yaptırınız.
Öpüşerek
selamlaşma alışkanlığından vazgeçiniz, hatta tokalaşmayınız.
Kirli havalarda
sokağa çıkmayınız.
Temiz ve açık
havada yürüyüş, yüzme, bisiklet sporu yapınız. Ancak dağa
çıkmayınız, derin dalmayınız.
Eğer astımınız
alerjik ise, alerji yapabilecek etkenlerden uzak kalınız.
Şu 4 ilaçtan
sakınmalısınız:
1-Beta blokerler(göz
damlaları dâhil)
2-ACE inhibitörü
tansiyon ilaçları
3-Aspirin
4-Romatizma
ilaçları
Eğer bu
ilaçlardan birini kullanmak zorunda iseniz son derece dikkatli
olunuz.
Astım tetikçileri
*Ev tozları,
polenler, evcil hayvanlar
*Soğuk hava
*Solunum yolu infeksiyonları
*Egzersiz
*Sigara dumanı
*Stresli yaşam
*Kirli hava
*Kokular (Parfüm,
oda spreyi)
*Aspirin ve
romatizma ilaçları

|