Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim      



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Mevsimin En Tehlikelisi ASYE

      

“Alın bu dünyayı! diye seslendi bir gün Zeus göklerinden
İnsanlara; alın, sizin olsun artık.
Armağanım olsun sizlere bu mülk, bu toprak;
Ama kardeşçe bölüşün aranızda.
Koştu eli ayağı tutan, kendine bir pay için,
İşe sarıldı herkes, genciyle yaşlısıyla.
Çiftçi ürünlerini kaptı tarlaların,
Ava koyuldu asilzade ormanların içinde.
Ambarlarının aldığı kadar aldı tüccar,
En iyi yıllanmış şarabı seçti rahip kendisine.
Kralsa, tuttu köprübaşlarını, yol kavşaklarını,
Benimdir, dedi, her şeyin onda biri.
Bu bölüşme çoktan bitmiş, geçmişti ki nice zaman,
Şair çıkageldi, çok çok uzaklardan;
Ama hiçbir şey kalmamıştı hiçbir tarafta,
Ve bir sahibi vardı her şeyin de.
Eyvah! Unutacak mıydın beni böyle hepsi içinde?
Beni, en sadık oğlunu senin?
Diye dövündü, yakındı, haykırdı uzun uzun,
Attı sonra kendini tahtın önüne.
Gezip durursan böyle hayaller ülkesinde,
Dedi Tanrı, söz söyleme artık sonra bana.
Neredeydin peki dünya paylaşılırken?
Yanındaydım oldu cevabı şairin.
Gözüm yüzündeydi,
Kulağım göklerinin ahenginde;
Sarhoştu ruhum ışığından, affet!
Unuttu her şeyini yeryüzünün.
Ne yapmalı şimdi? dedi Zeus, - dünyamız gitti elden,
Ne tarlalar, ne ormanlar, ne de kırlar benim artık.
Ama yaşamak istersen gökte benimle,
Açık olacak o sana her gelişinde.” Friedrich Schiller

Paylaştıkça çoğalan tek şey sevgidir. Sevgi ilgi demektir. İlgi ise bilgidir. Şükürler olsun, mal mülk paylaşma telaşında iken, kimsenin aklına gelmemiş bilgiye el koymak. Neticede bize düşmüş onu paylaşmak. Zaten şiarımızdır, paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatmak. Yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep birlikte olmak!
Sağlığımızı tehdit eden ASYE’ ye karşı alacağımız önlemler de şiirin esintisi ile yelken açmaya çok benziyor.
Solunum sistemi; sırasıyla burun, boğaz, ses kanalı, trake, bronş, akciğer ve hava kesecikleri adı verilen organlarımızdan oluşur. Üst Solunum Yollarına ait olan enfeksiyonları geçen hafta paylaşmıştık. Bu hafta, alt solunum yollarına ait enfeksiyonları paylaşacağız.
Alt solunum yolu; trake dediğimiz ana soluk borusundan başlayıp akciğerlerimizin en ücra köşelerine kadar uzanan hattır. Bir başka deyişle gırtlağımızın altında kalan solunum organlarına, alt solunum yolu denir. Bu bölgeye ait olan enfeksiyona da Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu denir ve kısaca ASYE olarak ifade edilir.
Hava kirliliği ASYE’ nin önde gelen nedenlerinden biridir. Bulaşma en sık, hasta kişilerin öksürüğü ile havaya saçılan virüs ve bakteriler ile olur. ASYE, tüm dünyada hastane başvuruları içinde ilk sırada yer alır. Bu son derece ciddi bir orandır.
Başlıca Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları şunlardır: Akut Bronşit, Kronik Bronşit, Kronik Bronşit Alevlenmesi, Bronşiolit, Pnömoni, Plörezi, Ampiyem, Akciğer Apsesi.
Bunlar arasında en sık karşılaştığımız Akut Bronşit’tir. Bronşitin en karakteristik iki bulgusu öksürük ve balgam çıkarmaktır.
Balgam genelde yapışkan ve açık renklidir. Öksürükle birlikte göğüs kafesinde hafif bir ağrıdan söz edenler vardır.
Akut bronşit her yaş grubunda görülür. Virüsler hastalığın önde gelen nedenleridir. Bakterilerin etkisi ise daha azdır. Buna rağmen akut bronşit, en sık antibiyotik kullanılan bir alt solunum yolu enfeksiyonudur.
Hastalık 7-10 gün içinde kendiliğinden sonlanır. İyileşme süresi 2 haftayı pek geçmez.
Başta tansiyon düşürücüler olmak üzere bazı ilaçların bronşite benzer öksürük krizlerine yol açtığı bilinen bir gerçektir. Bu olasılık hastalığın tanı, takip ve tedavisinde her zaman göz önünde tutulur. Kuşku halinde, kullanılan ilaçlar gözden geçirilir.
Ayrıca GÖR dediğimiz mide-yemek borusu reflüsü de bronşiti taklit eden şiddetli öksürük krizlerine yol açabilir.
Virüs kaynaklı akut bronşitlerde öncelikle oceltamivir grubu anti virüs ilaçları tercih ederiz.
Eğer etken bakteri ise makrolid grubu antibiyotikleri ilk seçenek olarak kullanırız.
Kalp yetmezlikli, ileri yaşlı ve beslenme sorunlu hastalarda antibiyotik tedavisine hemen başlarız. Burada amacımız, tedavinin yanı sıra olası bakteri enfeksiyonlarından korunmaktır.
Bronşiolit, sıklıkla bebek ve çocuklarda ortaya çıkan bir alt solunum yolu hastalığıdır. Önde gelen nedenleri; enfeksiyon, solunum yollarını tahriş eden gaz ya da kimyasal maddelerdir.
Ellerinizi yıkayın!
Alt solunum Yolu Enfeksiyonlarının doğrudan temasla bulaşmalarını engellemek için en emin yol ellerimizi sık yıkamaktır. Yatarak tedavi gören hastaların odasına maske takarak girmeliyiz. Öte yandan hastaların yemek ve temizlenme malzemelerini ayırmak gerekir.
Kronik bronşit, son iki yıl içinde her yıl, en az üç ay süre ile öksürük ve balgam çıkarmak demektir.
KOAH, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın kısaltılmış ifadesidir. Akciğerlere dağılan hava yollarında yani bronşlarda tıkanmaya işaret eder. Her ikisinde de en büyük etken sigara ve kirli havaya maruz kalmaktır. Sigara yalnız aktif içicilerde değil pasif içicilerde de ayni sonuca yol açar.
Kronik Bronşitin akut alevlenme dönemlerinde balgam rengi değişir. Yeşil, kirli sarı karışımında bir renktir. Bu dönemde nefes darlığı ağırlaşır, el ve ayaklarda morarma olur. Amfizem ağırlıklı KOAH’larda ise morarma değil, pembeleşme görülür. Ancak her iki halde de nefes darlığı ön plandadır. İhtiyaç halinde oksijen ve kortizon
tedavisi uygulanır. Ağır olgular, hastane koşullarında takip ve tedavi edilir.
Toplum kökenli
Pnömoni, halk dilinde zatürree olarak da bilinir. Toplum kökenli olanları çok bulaşıcıdır. Ateş yüksektir, kalp ve solunum sayısında hızlanma vardır. Yaşlılarda ateş olmayabilir. Ancak solunum sayısında ve nabızda artış karakteristiktir.
Çocuklarda başka bir nedene bağlı olmayan ateş ve solunum sayısında artış, öncelikle pnömoniyi düşündürür. Hafif enfeksiyonlar daha silik seyreder. Bu nedenle gözden kaçabilir.
Kanda lökosit sayısı çok yükselmiştir. Pnömoni ile birlikte düşük lökosit sayısı hastalığın ciddiyetine işarettir.
Kesin tanı akciğer röntgeni ile konur. Ancak röntgen, bazı olgularda yetersiz kalır. Kuşku halinde yüksek çözünürlü bilgisayarlı tomografi isteriz. Başka rahatsızlıklardan şüphe edilir ise balgam tetkikleri istenir.
Toplum Kökenli Pnömoni genel durum bozukluğu olanlarda sık görülür. Bu nedenle şeker, kalp, böbrek hastaları ve KOAH’lılar dikkatli olmalıdır. Bu tür rahatsızlığı olanlar 5 yılda bir pnömoni aşısı yaptırmalıdır.
Pnömoni tedavisinde, bronşit de olduğu gibi öncelikle tercih ettiğimiz antibiyotik grubu makrolidlerdir. Bazı çalışmalar ise penisiline öncelik tanırlar.
Akciğer zarında sıvı toplanması, virüs ya da bakteri enfeksiyonlarından ötürüdür. Nadiren romatizma ve kanserden ötürü olabilir. Bakteri enfeksiyonları akciğer zarında cerahat birikimine neden olurlar. Tanı ve tedavi için mevcut sıvıdan bir miktar alınır, laboratuarda incelenir.
ASYE tedavisine destek amacıyla ortam havasını nemlendirmek doğrudur. Ancak dikkat! Doğrudan buhar tedavisi zararlı olabilir. Nefes darlığını şiddetlendirebilir. Bu nedenle kalorifer ya da soba üzerine su kapları koymak yeterlidir. Öksürük kesici ilaçları yerli yersiz kullanmayın. Tersine yumuşatıcı ve söktürücü kullanmak daha yararlıdır. Başın yatar pozisyonda 10 ile 30 derece arasında tutulması uygundur.
Pnömokok aşısı 65 yaşından sonra herkese uygulanmalıdır. Bu yaşın altında ise kalp hastaları, KOAH’lılar, şeker hastaları, böbrek hastaları, kanser tedavisi görenler ve AIDS hastalarına uygulanmalıdır.

Ne yapmalıyız?
*Dengeli beslen
*Bol su iç
*Sigarayı bırak
*Kirli havadan uzak dur
*Uykusuz kalma

 

 

 

 
                                                                                     Sayfa Başı                    Ana Sayfa