|
“Alın bu
dünyayı! diye seslendi bir gün Zeus göklerinden
İnsanlara; alın, sizin olsun artık.
Armağanım olsun sizlere bu mülk, bu toprak;
Ama kardeşçe bölüşün aranızda.
Koştu eli ayağı tutan, kendine bir pay için,
İşe sarıldı herkes, genciyle yaşlısıyla.
Çiftçi ürünlerini kaptı tarlaların,
Ava koyuldu asilzade ormanların içinde.
Ambarlarının aldığı kadar aldı tüccar,
En iyi yıllanmış şarabı seçti rahip kendisine.
Kralsa, tuttu köprübaşlarını, yol kavşaklarını,
Benimdir, dedi, her şeyin onda biri.
Bu bölüşme çoktan bitmiş, geçmişti ki nice zaman,
Şair çıkageldi, çok çok uzaklardan;
Ama hiçbir şey kalmamıştı hiçbir tarafta,
Ve bir sahibi vardı her şeyin de.
Eyvah! Unutacak mıydın beni böyle hepsi içinde?
Beni, en sadık oğlunu senin?
Diye dövündü, yakındı, haykırdı uzun uzun,
Attı sonra kendini tahtın önüne.
Gezip durursan böyle hayaller ülkesinde,
Dedi Tanrı, söz söyleme artık sonra bana.
Neredeydin peki dünya paylaşılırken?
Yanındaydım oldu cevabı şairin.
Gözüm yüzündeydi,
Kulağım göklerinin ahenginde;
Sarhoştu ruhum ışığından, affet!
Unuttu her şeyini yeryüzünün.
Ne yapmalı şimdi? dedi Zeus, - dünyamız gitti elden,
Ne tarlalar, ne ormanlar, ne de kırlar benim artık.
Ama yaşamak istersen gökte benimle,
Açık olacak o sana her gelişinde.” Friedrich Schiller
Paylaştıkça çoğalan tek şey sevgidir. Sevgi ilgi demektir. İlgi
ise bilgidir. Şükürler olsun, mal mülk paylaşma telaşında iken,
kimsenin aklına gelmemiş bilgiye el koymak. Neticede bize düşmüş
onu paylaşmak. Zaten şiarımızdır, paylaştıklarımız ile
paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatmak. Yarin yanağından
gayrı her şeyde, her yerde, hep birlikte olmak!
Sağlığımızı tehdit eden ASYE’ ye karşı alacağımız önlemler de
şiirin esintisi ile yelken açmaya çok benziyor.
Solunum sistemi; sırasıyla burun, boğaz, ses kanalı, trake,
bronş, akciğer ve hava kesecikleri adı verilen organlarımızdan
oluşur. Üst Solunum Yollarına ait olan enfeksiyonları geçen
hafta paylaşmıştık. Bu hafta, alt solunum yollarına ait
enfeksiyonları paylaşacağız.
Alt solunum yolu; trake dediğimiz ana soluk borusundan başlayıp
akciğerlerimizin en ücra köşelerine kadar uzanan hattır. Bir
başka deyişle gırtlağımızın altında kalan solunum organlarına,
alt solunum yolu denir. Bu bölgeye ait olan enfeksiyona da Alt
Solunum Yolu Enfeksiyonu denir ve kısaca ASYE olarak ifade
edilir.
Hava kirliliği ASYE’ nin önde gelen nedenlerinden biridir.
Bulaşma en sık, hasta kişilerin öksürüğü ile havaya saçılan
virüs ve bakteriler ile olur. ASYE, tüm dünyada hastane
başvuruları içinde ilk sırada yer alır. Bu son derece ciddi bir
orandır.
Başlıca Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları şunlardır: Akut Bronşit,
Kronik Bronşit, Kronik Bronşit Alevlenmesi, Bronşiolit, Pnömoni,
Plörezi, Ampiyem, Akciğer Apsesi.
Bunlar arasında en sık karşılaştığımız Akut Bronşit’tir.
Bronşitin en karakteristik iki bulgusu öksürük ve balgam
çıkarmaktır.
Balgam genelde yapışkan ve açık renklidir. Öksürükle birlikte
göğüs kafesinde hafif bir ağrıdan söz edenler vardır.
Akut bronşit her yaş grubunda görülür. Virüsler hastalığın önde
gelen nedenleridir. Bakterilerin etkisi ise daha azdır. Buna
rağmen akut bronşit, en sık antibiyotik kullanılan bir alt
solunum yolu enfeksiyonudur.
Hastalık 7-10 gün içinde kendiliğinden sonlanır. İyileşme süresi
2 haftayı pek geçmez.
Başta tansiyon düşürücüler olmak üzere bazı ilaçların bronşite
benzer öksürük krizlerine yol açtığı bilinen bir gerçektir. Bu
olasılık hastalığın tanı, takip ve tedavisinde her zaman göz
önünde tutulur. Kuşku halinde, kullanılan ilaçlar gözden
geçirilir.
Ayrıca GÖR dediğimiz mide-yemek borusu reflüsü de bronşiti
taklit eden şiddetli öksürük krizlerine yol açabilir.
Virüs kaynaklı akut bronşitlerde öncelikle oceltamivir grubu
anti virüs ilaçları tercih ederiz.
Eğer etken bakteri ise makrolid grubu antibiyotikleri ilk
seçenek olarak kullanırız.
Kalp yetmezlikli, ileri yaşlı ve beslenme sorunlu hastalarda
antibiyotik tedavisine hemen başlarız. Burada amacımız,
tedavinin yanı sıra olası bakteri enfeksiyonlarından
korunmaktır.
Bronşiolit, sıklıkla bebek ve çocuklarda ortaya çıkan bir alt
solunum yolu hastalığıdır. Önde gelen nedenleri; enfeksiyon,
solunum yollarını tahriş eden gaz ya da kimyasal maddelerdir.
Ellerinizi yıkayın!
Alt solunum Yolu Enfeksiyonlarının doğrudan temasla
bulaşmalarını engellemek için en emin yol ellerimizi sık
yıkamaktır. Yatarak tedavi gören hastaların odasına maske
takarak girmeliyiz. Öte yandan hastaların yemek ve temizlenme
malzemelerini ayırmak gerekir.
Kronik bronşit, son iki yıl içinde her yıl, en az üç ay süre ile
öksürük ve balgam çıkarmak demektir.
KOAH, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın kısaltılmış
ifadesidir. Akciğerlere dağılan hava yollarında yani bronşlarda
tıkanmaya işaret eder. Her ikisinde de en büyük etken sigara ve
kirli havaya maruz kalmaktır. Sigara yalnız aktif içicilerde
değil pasif içicilerde de ayni sonuca yol açar.
Kronik Bronşitin akut alevlenme dönemlerinde balgam rengi
değişir. Yeşil, kirli sarı karışımında bir renktir. Bu dönemde
nefes darlığı ağırlaşır, el ve ayaklarda morarma olur. Amfizem
ağırlıklı KOAH’larda ise morarma değil, pembeleşme görülür.
Ancak her iki halde de nefes darlığı ön plandadır. İhtiyaç
halinde oksijen ve kortizon
tedavisi uygulanır. Ağır olgular, hastane koşullarında takip ve
tedavi edilir.
Toplum kökenli
Pnömoni, halk dilinde zatürree olarak da bilinir. Toplum kökenli
olanları çok bulaşıcıdır. Ateş yüksektir, kalp ve solunum
sayısında hızlanma vardır. Yaşlılarda ateş olmayabilir. Ancak
solunum sayısında ve nabızda artış karakteristiktir.
Çocuklarda başka bir nedene bağlı olmayan ateş ve solunum
sayısında artış, öncelikle pnömoniyi düşündürür. Hafif
enfeksiyonlar daha silik seyreder. Bu nedenle gözden kaçabilir.
Kanda lökosit sayısı çok yükselmiştir. Pnömoni ile birlikte
düşük lökosit sayısı hastalığın ciddiyetine işarettir.
Kesin tanı akciğer röntgeni ile konur. Ancak röntgen, bazı
olgularda yetersiz kalır. Kuşku halinde yüksek çözünürlü
bilgisayarlı tomografi isteriz. Başka rahatsızlıklardan şüphe
edilir ise balgam tetkikleri istenir.
Toplum Kökenli Pnömoni genel durum bozukluğu olanlarda sık
görülür. Bu nedenle şeker, kalp, böbrek hastaları ve KOAH’lılar
dikkatli olmalıdır. Bu tür rahatsızlığı olanlar 5 yılda bir
pnömoni aşısı yaptırmalıdır.
Pnömoni tedavisinde, bronşit de olduğu gibi öncelikle tercih
ettiğimiz antibiyotik grubu makrolidlerdir. Bazı çalışmalar ise
penisiline öncelik tanırlar.
Akciğer zarında sıvı toplanması, virüs ya da bakteri
enfeksiyonlarından ötürüdür. Nadiren romatizma ve kanserden
ötürü olabilir. Bakteri enfeksiyonları akciğer zarında cerahat
birikimine neden olurlar. Tanı ve tedavi için mevcut sıvıdan bir
miktar alınır, laboratuarda incelenir.
ASYE tedavisine destek amacıyla ortam havasını nemlendirmek
doğrudur. Ancak dikkat! Doğrudan buhar tedavisi zararlı
olabilir. Nefes darlığını şiddetlendirebilir. Bu nedenle
kalorifer ya da soba üzerine su kapları koymak yeterlidir.
Öksürük kesici ilaçları yerli yersiz kullanmayın. Tersine
yumuşatıcı ve söktürücü kullanmak daha yararlıdır. Başın yatar
pozisyonda 10 ile 30 derece arasında tutulması uygundur.
Pnömokok aşısı 65 yaşından sonra herkese uygulanmalıdır. Bu
yaşın altında ise kalp hastaları, KOAH’lılar, şeker hastaları,
böbrek hastaları, kanser tedavisi görenler ve AIDS hastalarına
uygulanmalıdır.
Ne yapmalıyız?
*Dengeli beslen
*Bol su iç
*Sigarayı bırak
*Kirli havadan uzak dur
*Uykusuz kalma
|
|