Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Athena  (Numan Nurhat)

     Yazarın Diğer Yazıları

            

  En çok değer verdiğiniz insanlardan birinin ;
Hiç görmediğiniz ama varlığını hissettiğiniz bir sevgisi ile karşılaştınız mı?
Geçmişte kalan duygu selini ;
Kıskanmadan pay edebilme zevkini yaşamak isteği duydunuz mu?.
Ben bu zevki yaşadım.
Bir gün yok olan,yakın ve sıcak nefesin ortak anılarla beraber ;
" O " sevginin de anılarını yaşatma hazzı önümde kalan ömrüme renk katacak.
Salt sevgi penceresinden bakınca ;Belki de ;geçmişte kalan aile ve dünya görüşleri açılarından,sevgi korozyonlarının getirdiği sonuç olarak bunları yazabiliyorum.

  
Çünkü ;

" O " sevgi ;

Bir zamanlar pay edenleri arasında geçmişte bırakılmayıp devam etmiş olsaydı eğer ;Belki de ben olmayacaktım.Onu daha çocukluk yaşlarımda hissetmeye başlamıştım.Babamla müşterek sevgilerimiz yanında duruyordu. Varlığını fark ediyordum,ama kim olduğu  hakkında hiç bir fikrim yoktu.İlkokul, nerdeyse boyuma varan Konya karları ile aklımda.
Eski virane bir yapı olan okula gidip gelişler de yollarda çok az olan otomobiller arasından,babamın beni almak için gelişlerini beklerdim.Hele okulun kapanma devrelerine rastlayan  ilkbahar günlerinde,Ankara yoluna çıkıp radyo da çalan şarkılara  iştirak ederek gezmek en büyük zevkimizdi .

O zamanlar,

Bir şarkı vardı ki,geçmişin anı abidesi olarak babam Selahattin'in gri yeşil göz pınarlarına yaşlar doldururdu.

" Üç yıl beni sevdanın ipek saçları sardı "

Seneler sonra da bu şarkı,bizim sadece bakışlarla bir şeyler pay ettiğimizi hatırlatırdı bize.

Belki de tüm biten veya devam eden sevgilere saygı duyma yapısını bana  kazandıran bu olaydır. Beraberinde getirdiği ise ;

Sevgilere sahip çıkma olgusudur.
Kaybedilen her sevgi,başka sevgilerin de kaybolma kapısını aralamış olur.
Üniversiteye kayıt için babamla İstanbul'a gidişimiz de ;
" O " nun ismini ;
Yanımda ilk telaffuz edişini yaşadım 1964 yılında,Beyoğlu'nda beraber gezerken.
O zamanlar Beyoğlu bir rüya alemiydi sanki.
Babamın hayat kesitlerinden aldığım Beyoğlu anıları ise ;
Benim Beyoğlu'mla mukayese edilince ;
Geçmişinkinin daha ışıklı olduğu izlenimini bırakıyordu.
" O " nun çok güzel olduğunu amcamın ağzından dinlemiştim.Babamla
kol kola Beyoğlu'nda beraber gezişlerin de herkesin onlara baktığını anlatırdı.
Bir zamanlar bütün İstanbul zengin gençlerinin elde etmek için peşinden koştuğu bu güzel;
Yüzbaşı Asabiye Mütehassısı Selahattin'i seçmişti kendine.Demek ki beraberlikleri de şarkılardaki gibi en az üç sene olmuştu.
Babamın seksen üç yıllık ömründe ;Bu üç yılın çok önemli bir yeri olduğunu Üniversiteye başlarken anlamıştım ;Bizim Beyoğlu'muzda kol kola gezerken babamla.İstanbul'a her gidişimde Beyoğlu'na çıkıp onları yaşardım.

Babamın ölümünden sonraki gidişimde ;İkisini orada gördüm ;Yine herkesin hayran bakışları arasında kol kola geziyorlardı.
Babam Yüzbaşı elbisesini giymişti.
Çocukluktan aklımda kalandan daha çok yakışıyordu subay elbisesi.
" O " ise çok güzeldi.
Siyah bir pelerin vardı üstünde,yürürken tafta etekliği çıkıyordu pelerinin önünden ;

Cam göbeği rengi kabarık.

Yanımdan geçerlerken ;
" Demek ki kanunlar değişti " diye düşündüm.
Artık Türk Subayları ecnebi hanımlarla beraber olabiliyor.
Evlenebiliyorlar da.
Babamın kolundan tutup sarılmak istedim.
Babam ise üzgün olduğu zamanlardaki gibi hafif büzülmüş dudaklarla bana bakıyordu.
Beni tanımamıştı.
Ama yine de bakışlarımızdan bir şeyleri pay edebiliyorduk.
" O " ise sanki her şeyi biliyordu ;
Yaratan harikası yeşil gözlerle bana bakarken yanağımı okşadı.
" Teşekkür ederim " dedi.
Yürümeğe devam ettiler,arkalarından gidemedim.Yirmi yirmileş adım sonra durdular ;
" O " babama bir şeyler anlatıp, hafifçe kolundan çevirip bana doğru ittirdi.
Tüm Beyoğlu durmuştu.
Babam," O " ve Benden başka hiç birşey hareket etmiyordu.
Bir zaman tünelinden geçiyorduk.
Tramvaylar atlı arabalar birbirine karışmış tüm çağlar Beyoğlu'da içiçe girmişti.
" Duran hareketlilikte "
Babamın bana doğru gelmeye çalıştığını fark ettim ;
" O " Babamı arkasından ittiriyordu.
Anlayamadığım,tanımlıyamadığım görüntüler duygular uğultular sarmıştı etrafımı.
Kendi yok oluş pahama oradan kaçmayı düşündüğüm an ;
Duran hareketlilik yok oldu.
Onları görmemiştim demek.Daha doğrusu ne olduğunu bilmiyordum.
Sadece varlığını kendimi bildim bileli hissettiğim bir ;
" Sevgi " yi yaşatmak istediğimi anladım.
Boş bakışlarla ;

Beyoğlu'nda kendi yalnızlığım da.
Numan NURHAT

 

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000