|
"Yollar
ne kadar güzel olsa,
Gece ne kadar serin olsa,
Beden yorulur,
Baş ağrısı yorulmaz."
Çekmeyenimiz yok gibidir baş ağrısını. Orhan
Veli'nin söylediği gibi; kendimizi ifade
edebildiğimiz çocukluk yaşından, ifadesizliğe
dayanmış ileri yaşlara kadar "beden yorulsa" da
o her zaman vardır.
Hele bir de kronik (müzmin) ise yaşamı çekilmez
kılar. Kimi zaman doktor, kimi zaman da dost
tavsiyesi ile kullanılan ilaçlar ve denenmeye
değer görülen alternatif yaklaşımlar... Hemen
hepsi bir an önce huzur bularak, günlük yaşamın
üretken dinamiği içinde saf tutmamızı hedefler.
Ancak çoğu kez masum makyajlarla örtünseler de
bedelleri yüksek riskler taşıdıkları tarafımca
bilinmektedir.
Bu nedenle soruna gerçekçi çözümler üretmek
için baş ağrıları üzerinde ciddiyetle durmak ve
ağrıyı yaratan asıl sebebi ortaya çıkartmak
gerekir.
Kadına özel
"Başım ağrımadan önce gözlerim buğulanıyor.
O sırada çok idrara çıkıyorum ve ağzım
kuruduğundan çok su içiyorum. Ardından başımın
sağına veya soluna, ama hep bir tarafına çok
şiddetli zonklayan bir ağrı giriyor."
Bir kısım migren hastasının (yüzde 15 kadarı)
dile getirdiği ön sinyallerdir bunlar. Ardından
başlayan migren kriziyle birlikte çoğu kez
bulantı ve kusma da görülmektedir. Baş
ağrısının karakteristik özelliği zonklayıcı
nitelikte olmasıdır. Ses ve ışık rahatsız
ettiğinden hasta yalnız ve karanlık bir ortamı
tercih etmektedir.
"Ne zaman kötü bir koku duysam. Ne zaman
çikolata yesem ya da alkol alsam baş ağrısı
krizim tutuyor" türünden yakınmalar ise migreni
tetikleyen etkenlere işaret etmektedir.
Havasız ortamlar
Tetikleyici diğer etkenler sigara, kahve,
adet görme, stres, kapalı ve havasız
ortamlardır.
"Ağrı ensemden ve boynumdan gelip tepeme
vuruyor. Adeta kafamda yük taşıyorum. Bunu
hemen her gün yaşadığım için alıştım artık,
işime devam ediyorum ancak sıkıntı verici bir
durum..."
Migren gibi kadınlarda daha sık görülen ve
"Gerilim Baş Ağrısı" olarak adlandırılan bu
durumdan stres ve uykusuzluk sorumlu
tutulmaktadır.
Karakteristik farkı zonklayıcı nitelikte
olmayışıdır.
Erkeğe özel
"Dayanılmaz baş ağrım oluyor. O anda bir
gözüm kızarıyor ve aşırı sulanıyor... Göz
bebeğimin küçüldüğünü de fark ediyorum.. Yatağa
gitmekten artık korkar oldum. Ne zaman uykuya
dalsam bu kriz ile uyanıyorum."
Hemen tamamı erkek olan hastaların özellikle
sonbahar ve ilkbahar aylarında periyodik olarak
yaşadıkları bu durum "Küme Baş Ağrısı" olarak
adlandırılır. Bu ağrıda da sigara ve alkolün
tetikleyici rol aldıkları bilinmektedir.
Bu örneklemeler (Migren-Gerilim-Küme) en sık
görülen baş ağrıları olup tıbbi literatürde "Primer
Baş Ağrıları" olarak adlandırılmaktadır. Baş
ağrılarının yüzde 90'ı bu türdendir. Primer ile
elle tutulan ve gözle görülen bir hastalık
durumunun olmadığı koşullar ifade edilir. Yani
sebepsiz ağrılardır. Bir başka deyişle "Primer
Baş Ağrıları"nda hiçbir görüntüleme ve
laboratuvar bulgusu yoktur.
Sebepli ağrılar
Sebepli baş ağrıları ise "Sekonder Baş
Ağrıları" olarak adlandırılır. Hepsinde altta
yatan bir hastalık vardır. İşte bütün sorun bu
hastalıkların geç kalmadan açığa çıkarılması ve
tedavi edilmesidir.
"Burun kökümden başlayan ağrı alnıma hatta
kulaklarıma kadar vuruyor. Hep aynı şiddette ve
geçmiyor. Arada burnumdan koyu sarı akıntı
geliyor."
"Sinüzit Baş Ağrısı" olarak adlandırdığımız bu
durum sekonder baş ağrıları için tipik bir
örnektir.
Eliyle işaret ederek: "Işte tam ensemde ağrı...
Elini koyda bak! Başımı sağa sola çevirmeye
çalıştığımda şiddetleniyor."
Artroz (kireçlenme) diye tanımladığımız baş
ağrılarında sık dile getirilen yakınmalar bu
türdendir. Hiçbir sebep olmaksızın birdenbire
başlayan ve giderek şiddetlenen bir baş
ağrısında hele bilinç bulanıklığı ve
dengesizlik gibi durumlar ortaya çıkmışsa durum
ciddidir. Bir beyin kanaması ya da anevrizma
riskine karşı en kısa sürede bir acil bakım
birimine başvurmak gerekir.
Yine günlerce geçmeyen ve giderek şiddetlenen
bir baş agrisinda olasi bir beyin tümörüne
karşi doktorunuzun önerecegi görüntüleme
yöntemlerini kullanarak erken tani süreci
başlatilmalidir.
Nasıl tanı
konur?
Uluslararası baş ağrıları derneği
tarafından tam 165 çeşit baş ağrısı
tanımlanmıştır. Bunlardan 100'e yakını sekonder
baş ağrıları dediğimiz gruba aittir.
Öncelikle tam ve sistemik bir muayeneden
geçerek primer ve sekonder ayrımı yapılır.
Uygun görüntüleme tetkikleri (röntgen,
bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans) ve
laboratuvar analizleri yapılır. Oluşan
koşullarda Nöroloji, Çene Cerrahi ve KBB(Kulak
Burun Bogaz) uzmanlarınca işbirliği sağlanır.
Baş ağrısı
nedenleri (sekonder)
Kafa içinde yer kaplayan oluşumlar:
Tümör-Anevrizma-Kist-Beyin kanaması.
Kafa travmaları (yeni veya eski) Temporal arter
adı verilen şakak bölgemizdeki damarın iltihabi
durumu: Daha çok ileri yaşlarda ve kadınlarda
görülüp tedavi edilmezse körlüğe neden
olabilir.
Duyarlı olduğumuz ya da olmadığımız herhangi
bir ilacın etkisi ile.
Sürekli aldığımız bir ilacın kesilmesi sonucu
kafa sinirlerinden kaynaklanan durumlar
(nevralji)
Virüs enfeksiyonları sonrası kafa sinirlerinin
tutulması.
Sistem hastalıkları: Hipertansiyon,
anemi(kansızlık), böbrek yetmezliği, menenjit,
viral ve bakteriyel enfeksiyonlar.
Kafatası, sinüsler, burun, ağız, boğaz, diş,
çene, kulak, boyun bölgesine ait hastalıklar.
Beyin ve damar hastalıkları.
Parkinson hastalığı.
Alkol ve nikotin.
Kahve ve hazır gıdalarda kullanılan nitratlar.
Baş ağrısını
tetikleyenler
Aşırı uyku
Uykusuzluk
Açlık ve susuzluk
Alerji
İklim ve çevre değişikliği, seyahatler
Aşırı yorgunluk
Sigara ve alkol
Ağır parfümler
Gürültü kirliliği
Çikolata,kırmızı şarap
Portakal, limon
Ne
yapmalıyız?
Asla gelişigüzel ilaç kullanmamalıyız.
Kesin tanı aldıktan sonra doktorumuzun önerdiği
ilaçları usulüne uygun olarak almalıyız.
Tetikleyici nedenlerden uzak durmalıyız.
Günlük yaşantımızda ruh ve beden sağlığımızı
zinde tutacak pozitif davranış modelleri
geliştirmeliyiz.
Düzenli bir spor ve uyku gibi
|