|
Bel
Ağrısı
|
28.05.2007 |
Müjdeler olsun! Nicelik niteliğe
dönüştü! Halkım ayağa kalktı. Cesaret Ana’nın önderliğinde yürüdü
çocuklar ve çocuklar, bellerini doğrultarak, iki ayak üzerinde
dimdik durdular. Tek bir yürek olup, hep bir ağızdan özgürlüğün
türkülerini haykırdılar. Ve türküleri, marşları ve sloganları ile
güzel yurdumda 27 yıldan beri süregelen akıl tutulmasına son
verdiler.
Aydınlık Türkiye için cumhuriyet yürüyüşümüz, İzmir ile taçlandı.
Emek veren herkesin eline, beline ve diline sağlık. Artık; “Güzel
günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler”
Aman dikkat! Bundan böyle hep dik durmak zorundayız. Bu nedenle bel
sağlımıza çok önem vermeliyiz. Şimdi, yaşadığımız ve paylaştığımız
her şey buna işarettir.
Bel ağrısı, hayatımızın herhangi bir anında hemen çoğumuzun başına
gelmiştir. Öyle ki araştırmalar, her üç kişiden iki kişide bel
ağrısı olduğunu söyler. Sanayileşmiş ülkelerde daha sık görülmesi
araştırmaya ve tartışmaya değer.
Bel ağrısının en sık bel fıtığına bağlı olduğu söylenir.
Ancak bu doğru değildir. Bel fıtığına bağlı olan bel ağrıları, %2
gibi son derece düşük oranlarda görülür.
Pozisyona bağlı ya da zorlama ile olan bel ağrıları, daha sık
görülür.
Bel ağrısı, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir.
Ancak ileri yaşlarda, özellikle 45 yaşından sonra kadınlarda
erkeklerden daha sıktır. Menapoz ve erken osteoporozun buna etkili
olduğu düşünülür.
Dik durun!
Pozisyon ile vurgulamak istediğim, kötü duruştur. Dik
değil, omuzları düşük yürümek, sandalyede iki büklüm oturmak
kamburluğa, dolayısıyla bel ağrısına davetiye çıkarmak demektir.
Uzun süre ayni pozisyonda kalmak ta benzer sonuca yol açar. Bu
nedenle işyerinizde belli aralıklarla dolaşmanız ya da ayağa
kalkarak pozisyon değiştirmeniz uygun olur. Bunu yapmaktan sakın
çekinmeyin. Eğer amiriniz bir şey söyler ise, benim adımı verin!
Aşırı kilo
Bel ağrınız geçmiyor, inat ile devam ediyor ise,
“şişmanlık mı, yok canım sen de?” demeyin. Ne yazık ki fazla
kilo, bel ağrısını şiddetlendiren önemli etkenlerden biridir. Fazla
kilosu olan, bundan kurtulmak ya da en azından makul seviyeye inmek
zorundadır.
Öncelikle bilmemiz gerekir ki bel ağrısı, bir hastalık
değildir. Bir belirtidir, bir bulgudur. Bir başka deyiş ile önemli
bir hastalık işareti olabilir. Bu nedenle inatçı bel ağrılarını asla
hafife almayın, mutlaka doktorunuzla paylaşın.
Darbe, bel tutulması, kireçlenme, romatizma, bel fıtığı,
enfeksiyon (Brucella) başlıca bel ağrısı nedenleridir. Nadir olarak
kanser kökenli bel ağrıları da olabilir. Bu nedenle, kesin tanı için
tam ve sistemik bir muayene gerekir. Bu amaçla, sizden bazı
tetkikler isteriz.
Biz pratik olarak, bel ağrılarını yeni başlayan ve başlayıp
da geçmeyen ağrılar olmak üzere iki grupta inceleriz. İlkine akut,
ikincisine kronik bel ağrısı adını veririz. Akut olanlar
birkaç hafta içinde iyileşirler. Çoğunda ilaç bile gereksiz olup,
istirahat etmek yeterlidir. En sorunlu olanlar ikinciler yani 6
haftadan fazla devam eden kronik bel ağrılarıdır.
Bel tutulması
Meslek hayatımızda en sık rastladığımız bel ağrısı türü,
bel tutulmasıdır. Ters bir hareket yapmak, zıplamak, yüksek bir
yerden atlamak, ağır kaldırmak, bel tutulmasının başlıca
nedenleridir. Burada esas hadise, bel omurlarına ait kasların ağrılı
spazmıdır. Hava değişimi de etkili olabilir. Yazdan kışa girerken
soğuk, kıştan yaza geçer iken açılıp saçılma ve terleme, esas
nedenleridir.
Bel fıtığı,
bel ağrıları içinde en dramatik olanıdır. Bel fıtığının tipik
belirtisi siyatik dediğimiz ağrıdır ki onun acısını gerçekten
çeken bilir. İlerlemiş durumlarda bacak kaslarında erime ve
hissizliğe neden olabilir. İdrar kaçırmaya bile neden olabilir. İşte
bu duruma gelmiş olan bel fıtıklarında tek tedavi seçeneği
ameliyattır.
Bel ağrısının 65-70 yaş gruplarında sıklıkla
rastladığımız bir türü ise omurga kanalında daralmadır. Bu
hastalarımız ağrıdan ötürü yürümekte zorluk çekerler. Kireçlenme
yani artroz’un etkisi ile daha fazla ıstırap çekebilirler. Fizik ve
ilaç tedavisine yanıt alamadığımız durumlarda ameliyat önerebiliriz.
Hangi nedenle olursa olsun, bel ağrılarının tedavisinde
yatak istirahatı esastır. Ancak bu çok uzun tutulmamalıdır. En
fazla 3 hafta olmalıdır. İstirahatın uzaması, bel ve bacak
kaslarında zayıflamaya neden olabilir.
İlaç tedavisi ancak bizim önerimiz ve kontrolümüz altında
yapılmalıdır. Eş, dost tavsiyesi ile ilaç kullanmayın. Aksi takdirde
yüksek tansiyon, mide kanaması, kalp ve böbrek yetmezliğine neden
olma olasılığı yüksektir.
İlaç olarak ağrı kesici ve kas gevşeticileri öneririz.
Gerekirse, tedaviye anti depresif diye adlandırdığımız ruh halini
düzenleyici ilaçlar da ekleyebiliriz.
Bel kuşağı iyi mi?
Bel ağrısı çeken pek çok hastam, “Kuşak ya da bel
korsesi kullanayım mı?” şeklinde sorular yöneltiyor. Aslında
uzun süreli olmamak kaydı ile kullanmakta yarar olduğu
düşüncesindeyim. Korse ya da kuşağın, pozisyonlarımızı anımsatıcı
olma gibi avantajları da vardır. Sürekli kullanmak ise, bel
kaslarını zayıflatabileceğinden doğru değildir.
Kimler risklidir?
*Emekçiler
*Sporcular
*Aşırı şişmanlar
*Psikolojik sorunları olanlar
Ne yapmalı?
*Ağır kaldırma
*Yük taşırken iki elini kullan
*Dik dur, dik otur
*Aşırı şişmansan zayıfla
*Sigarayı bırak |