|
Bel
ağrısı çekmeyenimiz yok gibidir, doğumdan
yaşamın gün batımına kadar. Kimi zaman
dayanılmaz kimi zaman acı-tatlı karışımı
derinden. Tam bir tanı konulmadıysa eğer
gereksiz ilaç kullanımından dost tavsiyeleri
ile bele kuşak sarmaya kadar uzanan hatta daha
da ileriye gidip "bel çektirmelere" kadar varan
çare arayışları kolaylıkla yer bulur sağlık
kültürümüzde.
Bugün dünya nüfusunun % 85'den fazlasında bel
ağrısı görülmektedir ve bu konuda 100'ü aşkın
neden ileri sürülmektedir.
Çoğumuzun aklına böbrek gelir. Kimine göre de
"bel kayması" dır sorun olan. Kiminde de
yağacak yağmuru haber veren meteoroloji
istasyonu gibi çalışarak hava raporu sunandır
bel ağrısı.
Yeni başlayan bel ağrıları ile çok uzunca bir
süreden beri varolan bel ağrıları arasındaki
ayrım da önem taşımaktadır. Yeni başlayan bir
bel ağrısı alınan tedbirlerle 6-8 hafta içinde
tamamen düzelir. Ancak 1 yıl içinde %80
oranında tekrar ettiği bilinmektedir.
Müzmin bel ağrıları ise başlı başına bir
sorundur. Ekonomik,sosyal ve ruhsal bakımdan
herkesin belini bükebilecek düzeyde.
Bugün için ağrının tek bir nedene ya da birkaç
nedene bağlı olarak ortaya çıkabileceği bilinen
gerçektir. Bu yüzden sebeplerin doğru bir
analizinin yapılması ve kesin tanı konulması
başta gelen koşuldur.
Bel ağrılarındaki farklılık ağrının karakteri,
süresi, başlangıcı, arttıran ve azaltan
nedenleri, yeri ve yayılımı açısından değer
taşır.
Bu özellikleri ile bel ağrılarını başlıca iki
grupta ele alabiliriz:
Birinci grup: İstirahat etmekle geçen ve
hareketle şiddetlenen bel ağrılarıdır.
İkinci grup: Hem istirahat hem de hareket
halinde sürekli olan bel ağrılarıdır.
Birinci grup bel ağrıları eklem bağları, bel
kasları ve bel omurlarına ait ağrılar olarak
karşımıza çıkar.
İkinci grup bel ağrıları ise iç organlarımızdan
kaynaklanan ağrılar (böbrek, yumurtalık,
pancreas) ile iltihap, romatizma ve değişik
kaynaklı kanser ağrılarıdır.
Böbrek sancısı
Bıçak saplar gibi şiddetli ve aralıklarla
gelip tam bel boşluğunda yer alan ve aşağıya
kasıklara doğru yayılma özelliği gösteren
ağrılar sıklıkla böbrek sancılarıdır.
Kıvrandırıcı özelliğinden dolayı ağrıdan çok
sancı olarak nitelendirilir. Böbrek içinde veya
idrar kanalına çıkmış bir taş, onunla birlikte
veya tek başına bir enfeksiyon (iltihaplanma)
böbrekden kaynaklanan bel ağrısına neden
olabilir.
İdrarda yanma, sızlama, sık sık ya da kesik
idrara çıkma, ateş belirtileri de olabilir. Bu
tür ağrılarda ağrının şiddeti ile birlikte
refleks olarak kusmalar da görülebilir.
Kesin tanı ultrasonografi ile taşın varlığını
ve idrar tahlili ile taş ya da enfeksiyona ait
belirtileri göstermek ile konur.
Diklofenak grubu ilaçlarla ağrıyı azaltmak
mümkündür. İltihabın olduğu durumlarda idrar
kültür antibiogramı denilen tahlille sebep olan
bakteri saptanarak ona etkili olan antibiotik
verilir.
Taşın takip ve tedavi planlaması üroloji
uzmanınca yapılır.
Pankreas ağrıları
İltihap, kist ve tümörlerinde karın sol üst
yarısında bele vuran şiddetli ağrılar söz
konusudur. Şiddetli kusmalarla birlikte
olabilir. Ultrasonografi, bilgisayarlı
tomografi ve laboratuar analizleri ile tanı
konur.
Aort damarında genişleme
Karın aort anevrizması adı da verilir. Damar
duvarı adeta bir balon gibi şişerek
büyümektedir. 6 cm'yi aşan büyümeler çok ciddi
sonuçlara yol açabileceğinden bir kalp-damar
cerrahı tarafından sıkı takibi gerekir.
Kadın hastalıkları
Kadınlarda yumurtalık ve yumurtalık borularına
ait iltihap, kist, tümör ve benzeri
rahatsızlıklar bel ağrılarına neden olabilir.
Pek çok sancılı adet durumları da bel
ağrılarıyla birlikte görülmektedir. Kadın
hastalıkları uzmanının takip ve tedavisi
gerekir.
Gebelik
Gebelikle birlikte büyüyen uterus (rahim)
bel kaslarında gerilmeye ve omurlarda gevşemeye
neden olur. Bu durum bel ağrısına yol açar.
Fizik tedavi uzmanın rehberliğinde uygulanacak
egzersizler ile bu ağrıları hafifletmek
mümkündür.
Eklem bağları, bel kası ve bel omurlarına
bağlı ağrılar
Bel ağrılarının %98'i bu nedenlere bağlıdır
Başlıca nedenleri şunlardır:
* Bel kaslarımızı ve eklemler arasındaki
bağları ilgilendiren ağrılar.
* Omurlarda ve disklerde yıpranmaya bağlı
ağrılar: Ağır yük kaldırma,oturma ve yürüyüş
bozuklukları, kireçlenme (artroz) denilen
durumlar.
* Bel fıtığı: Hemen her zaman siyatik ağrısı
ile birliktedir.
* Yaşlanmaya bağlı olarak omurlar arasındaki
kanalın daralması sonucu sinirlerin sıkışması
ile oluşan ağrılar. (Spinal darlık)
* Doğuştan bel omurlarına ait olan şekil
bozuklukları
Bel fıtığı
Belimizde toplam 5 adet omur (bel
kemiği)vardır. Bu omurlarımız arasında adeta
bir amortisör gibi yaylanmayı sağlayan
yastıklar bulunur. Yastıklar sayesinde
omurlarımıza binen yük daha geniş bir alana
yayılarak hafifler ve aynı zamanda omurlarımıza
bir hareket kabiliyeti sağlanmış olur. Bu
yastıklara tıbbi literatürde disk adını
vermekteyiz.
İlerleyen yaşla birlikte diskin normal yapısı
bozulur ve üzerine kalsiyum çökmesi sonucu
kireçlenme (atroz) oluşur.
Disklerin ortası yumuşak ve pelte kıvamındadır.
Çevresi ise kasa yakın daha sert bir yapıdadır.
Bu disklerden biri veya bir kaçı yerinden
kaymış ise buna bel fıtığı adını vermekteyiz.
Diskin ortasındaki yumuşak doku yırtılır ve
çevreye taşarak en yakın sinir kökünü baskı
altına alır.
İşte bel fıtığı nedeniyle duyulan şiddetli
ağrının nedeni sinir kökü üzerine yapılan bu
baskıdır.
Hangi omur düzeyinde fıtık olmuşsa o düzeydeki
sinir kökü baskı altında kalacak ve ağrı o
sinire ait bölgede hissedilecektir.
MRG (manyetik rezonans görüntüleme) ve BT
(bilgisayarlı tomografi) tanıya yardımcıdır..
Ancak hiçbir zaman kesin tanı aracı değildir.
MRG bulguları ile beraber uzman doktorun
yapacağı muayenede söz konusu bacakta refleks
azalmaları ve duygu kusurları da saptanarak
kesin tanı konur.
Takip ve tedavi planlaması Nöroşirurji (Beyin
ve Sinir Cerrahisi) uzmanı tarafından
yapılmalıdır.
En sık 5-6. bel omurları arasında
görülmektedir.
Bu durumlarda halk arasında çok iyi tanınan
siyatik ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bu ağrı
belden başlayarak bütün bacak boyunca topuklara
kadar yayılır.
Hastanın dizlerini bükmeden yere eğilmesi hemen
olanaksız gibidir.
Uzun süren durumlarda o bacakta uyuşma ve
karıncalanma hislerinin yanı sıra incelme de
görülmektedir.
Bel fıtıklarının %90 oranında 1 yıl içinde
kendiliğinden iyileştikleri ancak % 10
kadarının ameliyat gerektirdiği
bilinmektedir.Yani her bel fıtığı ameliyat
demek değildir.Sabırlı olmak,ilaç ve
istirahatla iyileşebileceği zaman için fırsat
tanımak gerekir.
Kimler risk altındadır
*
Mesleki zorunluluk nedeniyle sürekli ayakta
çalışmak zorunda kalanlar.
* Mesleki ya da sportif amaçlı ağır yük
kaldıranlar: Halter, güreş, futbol
* Sürekli titreşime maruz kalanlar: Şoför ve
oto tamircileri
*Kendiyle barış içinde olmayanlar: Psikolojik
etkenler olarak da tanımlanır. Karamsarlık,
huzursuzluk, gerilim gibi.
* Sigara içenler
* Aşırı kiloları olanlar
* Oturma ve yürüyüş bozuklukları olanlar
* Gebeler
* 35 yaş üzerinde olanlar
Nasıl tedavi edilir
Kesin tanı konulduktan sonra ilgili uzman
tarafından tedaviye alınır. Gelişigüzel ağrı
kesici yada kas gevşetici ilaçlar kullanmak
doğru değildir. Bu tür ilaçlar mide ve
bağırsaklar için ciddi tehlikeler
yaratabilir.İlaç ancak uzman hekim kontrolünde
kullanılmalıdır.
Kısa süreli yatak istirahatı uygulanır. Eskiden
bu süre daha uzun tutuluyordu, şimdi
vazgeçilmiştir.
Sert ve ortopedik bir yatakta sırtüstü yatması
önerilir.
Kesinlikle yüzüstü yatmak tavsiye edilmez.
Sırtüstü yatarken dizlerin altına küçük bir
yastık konulması, yan yatarken de dizlerin
bükülmesi önerilir.
Uygun durumlarda fizik tedavi programına
alınır.
Nasıl korunuruz
Dik
oturmalıyız.
Aynı pozisyonda 2 saatten fazla kalmamalıyız.
Otururken ayaklarımızın yere basmasına özen
göstermeliyiz.
Dik yürüme alışkanlığı edinmeliyiz.
Yürürken yük taşıyorsak bunu sürekli aynı
elimizle değil diğer elimizle de değiştirerek
yapmalıyız. Dizleri bükmeden yerden bir
ağırlık kaldırmamalıyız.
Belimize yüklenmeyecek sporları tercih
etmeliyiz. Yürüyüş ve
yüzme gibi.
Dönerken belimizle değil vücudumuzla
dönmeliyiz.
Ağır eşyaları itme veya çekmeden sakınmalıyız. |