|
İnsanlar kadar,
insanlığın başı ağrıyor bugün. Emperyalist
savaşın mimarlarına baka kalıp, onların
küreselleşme masallarını dinlemekten. Yani
evrensel boyun tutulmasından… Evet, daha ne
arıyoruz ki teşhis ortada: Evrensel Boyun
Tutulması! Ve daha ne bekliyoruz ki reçete
hazır: Çevir başını yalandan! Boyun eğme
emperyalizme!
Özgürlük ve barışı
paylaşacağımız bir dünyaya, boyun borcumuz
olduğunu unutmadan…
Boyun ağrısı…
Çocuk, genç, orta ve ileri yaşta çekmeyenimiz
yok gibidir onu. İstatistikler, her üç kişiden
birimizde görüldüğünü bildiriyor. Ev işlerinin
yoğunluğu ile kadınlarda erkeklerden biraz daha
fazla görülmekte. Mesleki olarak ev hanımı,
sekreter, bilgisayar ve telefon operatörleri,
öğretmen ve şoförler ön sırada.
Boynumuzun iskeleti
de diyebileceğimiz boyun omurları, kaslar ve
bunlara ait sinirlerin hastalıkları, boyun
ağrılarımızın asıl nedenleridir. Bunlar arasında
en sık karşılaştığımız, boyuna yönelik eski ya
da yeni travma yani darbedir. Daha ender olarak
iltihabi nedenlerden ve başka organlardan
yansıyan ağrılar ile karşılaşmaktayız.
Travmatik boyun
ağrıları, özellikle arkadan başka bir aracın
çarpması ile gerçekleşen trafik kazalarında,
başın şiddetle ileri-geri gidişi ile ortaya
çıkar. Çoğu, bir ya da iki yıl içinde
kendiliğinden düzelir. %10 kadarı ise yıllarca
sürebilir, ağrı, kol ve ellere yayılabilir.
Böyle bir tablo, çok eski hatta unutulmuş bir
kazaya ait olabilir. Ancak anımsatılınca söz
konusu yakınmalar ile örtüşebilir. Bu nedenle
hafızayı zorlamakta yarar vardır. Spor kazaları
da benzer ya da doğrudan boyuna yönelik darbe
ile hasara yol açarak uzun süren boyun
ağrılarına neden olabilir.
Önceki yazılarımda
boyundan kuyruk sokumuna kadar bütün
omurlarımızın disk adı verilen bir yastıkçığa
oturmuş olduklarından söz etmiştim. Boyun fıtığı
dediğimiz durumlarda işte bu diskler taşarak
omurilik soğanımızı sıkıştırmaktadır. Kireçlenme
denilen durumlar da, eklem arası yapıların
yozlaşması ile benzer sonuçlara yol açmaktadır.
Her iki halde boyun ağrısı ile birlikte kol ve
ellerde uyuşmalar karakteristiktir. İlk şekli
yani fıtıklaşma daha sık gençlerde, ikincisi
yani kireçlenme ise daha sık ileri yaş
gruplarında karşımıza çıkar. Her iki şeklinde de
ağrı ve uyuşmalar, boyun ve kol hareketleri ile
şiddetlenirler.
Boyun fıtığı,
fıtıklaşan taraftaki kola yayılan ağrı, güç
kaybı ve uyuşmaya neden olur. Geceleri bu tür
yakınmaların şiddeti, uykudan uyandırabilir.
Tedavi edilmediğinde güç kaybı ilerler, elindeki
eşyaları düşürebilir ve kol kasları incelir.
Hiçbirimizin boynu
dimdik değildir. Hafif derecede eğridir. Belimiz
de aynen öyledir. Bu eğrilikler, bize hareket
kabiliyeti kazandırırlar. Ancak bu hareketlilik,
her türden darbelere açıklık da sağlar. Şu ya da
bu nedenle boynumuzu eğriliği kaybolur ve
dikleşirse; bu dikleşmenin bedelini önce ağrı,
sonra performans kaybı ile öderiz. Bu, özellikle
masa başı çalışanlarında oldukça sık
karşılaştığımız durumdur. Performans kaybı,
boyun kasları ile gerilen damarların beynimizi
yeterince besleyememesinden kaynaklanır.
Unutkanlık, çabuk sinirlenme, karamsarlık,
depresyon ve baş dönmesi görülebilir. İşte bu
nedenle boyun kasılması asla hafife alınmamalı,
etkin bir şekilde tedavi edilmeli, takibi
sürdürülmelidir.
Boyun gerilmesi ya
da kasılmalarının tedavisinde sıcak uygulama
yararlı olabilir. İstirahat de çok önemlidir.
Asla ihmal edilmemelidir. Kas gevşeticiler
kullanılabilir. Çok ileri ve tedaviye yanıt
vermeyen durumlarda Fizik Tedavi planlanabilir.
MRG (Manyetik
Rezonans Görüntüleme), boyun ağrılarını teşhis
etmekte kullanılan çok değerli bir yöntemdir.
Ne yapmalıyız?
*Islak saçla dışarı
çıkmayın
*Vantilatör
karşısında kalmayın
*Cereyanda kalmayın
*Doğru oturun
Nasıl oturmalıyız?
*Dik oturun
*Kollu sandalye
kullanın
*Masaya eğilmeyin
*Ani ve sert
hareketlerden sakının
*Mola verin,
dolaşın
|