Sular,
hararet görmeden buharlaşıp duruluğa eremez...
Tohum, çatlayıp çürümeden sümbül ve başak hayatına yükselemez...
ve
kar kış olmadan bahar gelmez; gelse de kadri kıymeti
bilinemez.
DENGELİ
YAŞAMDA BEDENİMİZ
Yürümeye
yeni başlayan bir bebeğin veya çocuğun emeklemek ve
ayakta durabilmek için yaptığı hareketleri gözünüzün
önüne getiriniz.Onun ilk adımını attığında yüzünde
okunan sevinci ve hâl lisansıyla, "Evet başardım,
başardım, ilk
adımlarımı attım!" deyişindeki hazzı ve başarma
hissini anlamaya çalışınız. Arkasından da bu küçük
bedenin ne kadar hızlı bir
şekilde öğrendiğini, her gün, her hafta başarılarına
başarı kattığını izleyin. Kalkarken veya merdivenden
çıkarken annesinin ayaklarına tutunarak dengesini
korumaya çalışmasını hatırlayın. Onun, yürümeye
başladığı ilk günlerde bütün aile fertlerinin alâka
merkezi olmasındaki
ve başarılarını herkese izlettirmesindeki heyecanı, aşk
ve şevki de şöyle bir zihninizden geçirin.İlk adımı
atmanın bebeğin gözündeki büyüklüğü ile erişkinlerin nazarındaki
basitliğini şöyle bir karşılaştırın.
Aslında
bir bebeğin ilk adımını attığı anları kare kare
incelersek
şunları
görürüz: İlk adımını atma, sendeleme, duraklama,
dengeye gelme ve derin nefes alma, sonra tekrar ikinci
adımı atma. Arkasından çömelme, zemine dokunmaya çalışma,
ayağa kalkma ve hareketleri yeni baştan tekrar etme.
Bedenimiz,
aslında, dengenin mahiyetini anlama ve kavrama
hususunda bize
çok
şey fısıldar.Çünkü insan olarak bizler çok karmaşık
duyu sistemlerine sahibiz.
Dengenin
mahiyetini anlama ve kavrama hususunda bedenimizin her
bir organının kendine ait vazifeleri ve davranış
kalıpları vardır.İnsan olarak bizler hem çok karmaşık
hem çok mükemmel ve sırlarla dolu duyu sistemlerine
sahibiz. Öncelikle maddî dünya ile ilgili hâdiselerde
kendilerini açıkça ortaya koyan beş duyuya daha çok
aşinayız.Ancak bunun dışında mânevî dünyamıza
ait kalbî ve ruhî lâtifelerimiz,denge gibi diğer
duyularımıza ait iç sesler de vardır. Bunların çoğu,
şuurlu şekilde istenirse fark edilir.
Aynadan yansıyan görüntüler
biyolojik
bedeninizin şekil ve görünüm bakımından denge hâlini
anlamak ve
keşfetmek
için aynanın karşısında kendinizi müşahede
ediniz. Şekil ve görünüm itibariyle kendinizi
incelediğinizde dengeli bir tasarıma sahip olduğunuz
görülecektir.Sol ve sağ simetri
yüzümüzde,kollarımızda,göğsümüzde,bacaklarda,ayaklarda ve parmaklarda çok açıkça görülmektedir.Önden
veya arkadan, sağdan veya soldan, üstten veya alttan
hangi yönden bakarsanız bakınız,bu mükemmel
simetriyi göreceksiniz. Bütün bu yapılar bir arada
örgütlenerek ve denge hâlinde bütünleşerek, insan
vücudunu meydana getirir. Hattâ beynin sağ ve sol yarım
kürelerindeki loblar bize hem şekil hem de fonksiyon
bakımından simetrinin vücudun bütünlüğü için
gerekliliğini açıkça gösterir.
Bedenin
fonksiyonlarını gözlemeye devam ettiğimizde,
dengenin varlığı,zamana
bağımlı olarak gerçekleşen düzenli faaliyetlerde
ve ritimlerde de açıkça gözlenir. Soluk
alma-durma-soluk
verme,hareket-dinlenme-hareket, uyuma-uyanma, açlık-yeme- boşaltım, susama-su içme, gençlik-zindelik-ihtiyarlık,
sağlıklı olma-hastalık, doğum-ölüm...İnsanla alâkalı
bu faaliyetlerin hepsi düzenli, dairevî, belli
ritimlerde
tekrarlanan
hareketlerdir. Bu çevrimlerdeki veya ritimlerdeki
aksaklık,sağlığın ve bütünlüğün bozulduğuna işaret
eder.Bilinçli
veya bilinçsiz şekilde,bizim iç ve dış
ritimlerimizin denge veya
dengesizliği,hayatımızın dokusunu örgülemek için
ya harmoni ya da kaos hâlinde çalışır.
Ritim ve denge
Ritim
ve denge arasında yapı bakımından çok yakın bir münasebet
vardır.Nijeryalı
trampetçi,Babatunde Olatunji,trampet veya davul çalmayı,insan
sistemi içindeki vuruşlarla bir bağlantı ve ritim
oluşturabilecek şekilde vurabilme veya tempo tutabilme
kapasitesi olarak tanımlar, ve şöyle devam
eder:
"Benim
memleketimde ritim hayatın ruhu ve özü olduğu söylenir.
Çünkü bütün kainat ritimler etrafında döner.Biz ritmi
kaybettiğimizde veya ondan uzaklaştığımızda,her
türlü probleme ve sıkıntılara maruz kalırız.Bundan
dolayı, insanın sesine ve içindeki ritmik vuruşlara
en yakın tonda çalınan bir davul veya trampet,bedenin
ritimlerine uyumada önemli bir müzik âletidir."
Ritmik
ve bilateral (çift yanlı) harekete olan ihtiyacımız
bu ritimlerden
zevk almamızın temelinde,daha anne karnında iken
aldığımız tecrübeler vardır.Hayatımızın ilk oluş anlarından
itibaren bizler, annemizin kalp atımlarına; yürüme,
konuşma ve dinlenmelerine; damar sistemi içinde akış hâlinde
olan biyokimyevî maddelerin dengesi ve ritimlerine bağlı
olarak,belli bir vücut yapısına ve ritmine sahip
oluyoruz. Doğumu takiben,hayatımızı örgütlemeye
devam eden bu ritmik faaliyetler, birbirini dengeleyen
bir tezgaha benzetilebilir. Şuurlu veya şuursuz şekilde,
bizim iç
ve dış ritimlerimizin denge veya dengesizliği, hayatımızın
dokusunu örgülemek için ya âhenk yahut kaos hâlinde
çalışır. Yürüme, uyuma, şarkı
söyleme,
müzik dinleme, güneşin doğuşunu ve batışını
seyretme veya birbirimizi sevme gibi basit şeylerin
mucizevî bir şekilde, bize sürur, aşk,şevk
ve yaşama sevgisini nasıl kazandırdığını hiç
merak ettiniz mi? Bütün bu basit hareketler, bizi
hayatın temelindeki güç ve hikmete taşıyan
ritimlere götürür.
Pek
çok egzersiz ve jimnastik şekilleri, dinamik dengeyi
yakalamamızı
sağlayacak ritmik giriş kapısını bulmamıza yardımcı
olabilir.Ritim temasının nasıl pek çok egzersizin
temel dokusunu oluşturduğunu bilhassa tempolu bir şekilde
koşan uzun mesafe koşucuları çok iyi bilirler.Koşusunun
temposunu tutturan bir yarışçı müsabakayı sonuna
kadar götürürken,tempolu koşuyu ayarlayamayanlar bir
müddet sonra yarıştan çekilmek zorunda kalırlar.
Dengeye Götürücü Salınım
Kendinizi
ileriye,geriye,sağa ve sola doğru sallayabileceğiniz
bir odada
oturunuz.Kendinizi yavaşça her iki yana, sağa ve
sola sallamaya başlayınız.Eğer bu ileri geri salınım
hareketlerinden hoşlandıysanız, bu hareketleri nefes
alıp verme hareketlerinizle senkronize ediniz;yani
uyumlu hale getiriniz.Tedricî olarak bu salınım
hareketlerinin daha yavaş ve belirsiz olmasına gayret
ediniz.Salınım hareketleriniz çok yavaş ve belirsiz
hale geldiğinde içinizdeki denge hissiyle temasa geçtiğinizi fark edeceksiniz.Sonunda bu
egzersizden hoşlandığınızı hissettiyseniz, mükemmel
dengenin tam ortasına ulaşmışsınız demektir.Bu
anı yakaladığınızda birkaç dakikalığına sessiz
şekilde bu şuurlu
farkındalığın
zirve halinde kalmasına çalışınız. Sonra bu salınım
hareketlerinin çok yavaş ve belirsiz olmasına gayret
ediniz. Hareketleriniz yavaşladıkça farkındanlığınızın
da sessizce çoğalmasına izin veriniz. Bir çok insan
için bu basit egzersiz, hem zihin, hem de beden
boyutunda dengeyi bulmak için çok güçlü bir yoldur.
Bir defa dengeyi bulduğuna dair bir hisse sahip
olursanız, artık ne zaman ve nerede istersiniz,
dengenizin merkezini bulmada bu tekniği
kullanabilirsiniz.
Kendini Belli Bir Yöne Doğru Yönlendirme
Dengeyi
keşfetmede kullanabileceğiniz bir başka
strateji,belli
bir
yöne
doğru kendinizi yönlendirmedir. Her birimiz belli bir
tarafını daha çok kullanmaya eğilimli ve yatkındır.
Meselâ hareketleri sağ ve sol elimizle yapma meyli, ya
sağ ya da sol beynimizi daha çok kullanmaya
yatkınlık,saçlarımızı belli bir yöne doğru tarama,kol saatimizi daima sol
kola takma eğilimi gibi belli eğilimler,insanın
tabiatında belli bir yönü tercih etme eğiliminin
olduğunu gösterir.Futbolcular,kayakçılar,buz
patencileri genellikle dönme, yuvarlanma, fırlama ve vücut
döndürmede belli bir yönü kullanırlar.
Dengenin anlaşılması ve kavranması bakımından bu
belli bir yöne
doğru yönlendirilme fikri geliştirilebilir. Basketbol
da top bir elle dengelenirken, diğer elle potaya fırlatılır.Dişinizi
çok sık kullanmadığınız elinizi kullanarak fırçalayabilirsiniz. Hattâ bir günlüğüne de olsa kol
saatinizi alışık olmadığınız diğer kolunuza
takabilirsiniz.Kaslarınız, gözleriniz ve düşünmeniz
arasındaki karşılıklı etkileşimler,
size dengenin oluşması ve devam ettirilmesi konusunda
önemli anlamalar kazandıracaktır.Bu egzersizin anahtar
mânâsı,hayatınızdaki dengenin sonradan kazanılmış ve alışkanlık yapıp,
otomatik sisteme transfer edilmiş değerlerini
değiştirerek, sisteme yenilik sokulduğunda ortaya çıkan
veya kazanılan yoğunlaşmış dikkat ve farkındalıktır.
Eğer bakar, dinler ve hissederseniz; vücudunuzun denge
hakkında ulaştığı dersleri her zaman algılayabilirsiniz.
Denge ve Dengesizliğin Zıtlığı
Ayakta
kalarak,oturarak,yürüyerek egzersiz hareketleri yapınız.Öncelikle
bu hareketleriniz sırasında ne zaman dengede,ne zaman
dengeden uzakta bulunduğunuzun farkında olmaya
çalışınız. Dengesiz olduğunuz durumları fark ettiğinizde, şuurlu
farkındalığınızı o noktaya yoğunlaştırınız ve ne
hissettiğinizi araştırınız.Hattâ biraz da dengesizlik
hissettiğiniz durumu abartarak,bunun vücudunuzda nasıl bir duyuma yol açtığını idrak etmeye
çalışınız.
Aynı
şekilde, gerçekten kendinizi dengeli durumda hissettiğiniz
anda, yine
farkındalığınızı
bu noktaya yoğunlaştırınız ve sizin için neyin değiştiğini
ve bunun nasıl gerçekleştiğini keşfetmeye çalışınız.
Bu hareketleri hayatınızda yapmaya devam ediniz,
bedeninize yerleştiriliş bu yaradılıştan gelen
dengenin size yeni şeyler öğretmesine sürekli izin
veriniz ve onun derslerine kulak tıkamayınız. Denge
konusunda yapacağınız tefekkür faaliyeti, bir müddet
sonra sizdeki diğer bir çok mânevî denge
merkezlerinin inkişâfına sebep olacak ve kâinatı mükemmel
bir uyum ve denge hâlinde algılamanızı
sağlayacak, Yaratanı aklınıza getirecek, marifet
ufuklarını aralayacaktır.
KAYNAK
-Joel
Levey ve Michelle Levey, Living in Balance-A dynamic
approach for
creating
harmony and wholness in a chaotic world, Conari Press
Berkeley
California-USA
1998