|
Dengesizlik
masum olmayabilir
|
15.07.2007 |
Her zaman, her
yerde düşünce, söz ve işlerimizde istikrar ararız. Aksi durumda
dengesizlik ya da uyumsuzluk rüzgarı ile sallanırız.
Düşünmeden
davranan ya da ne yaptığının bilincinde olmayanların nezdinde,
sersem sepelek davranışlar gözleriz. Sersemliği geçmeden yol
gösteren, izinden gideni de serseme çevirir. Misal, bol keseden atıp
tutanlar ve peşinden koşanlardır.
Göz var, izan var
iken dengemizi bozan tüm unsurlardan arınalım. Aksi takdirde
“Dahi erkek, aptal kadın” gibi yavan, yılışık ve insanlık dışı
“tivi” programlarları ile gözlerimiz bağlanıp, aklımız tutulabilir.
Bu durumda ruhsal dengemizi yitirmemiz, işten bile değildir.
Ruhsal
dengesizlik, çabucak densizliğe de dönüşür. Hal böyle olunca, bizim
de işimiz çok zorlaşır. Çünkü saygısızlığın ve şımarıklığın ilacı
olmadığı gibi zaptı da zordur.
Ayaklarımızın
üzerinde sağlam durmamız gerek kardeşler. Sağlam duralım ki
ayaklarımız kayıp ta dengemiz kaçmasın.
“Baş dönmesi
gibi ama değil. Sanki kafama bir yük biniyor, onu taşıyamaz
gibiyim.”
“Hani vapura binmişizdir ya, işte tam
onun gibi sendeliyorum.”
“Başım sersem gibi, sanki boşlukta,
film kopacakmış gibi…”
“Yürümekte zorlanıyorum, bir adım daha
atsam düşeceğim zannediyorum”
“Sanki yer, ayağımın altından kayıyor,
en çok da beni sarhoş zannedenler üzüyor.”
Dengesizlik adına
sık dile getirilen yakınmalardır bunlar. Dengesizlik ile baş dönmesi
çoğu kez karıştırılır. Ve çoğu zaman da birbirinin yerine
kullanılırlar. Aslında bazen, her iki durum da birlikte yaşanabilir.
İşte bu nedenle baş dönmesi ve dengesizliğin kesin ayrımına
varmak gerekir.
Baş dönmesi ve
dengesizlik, sıklıkla farklı organların rahatsızlıklarından ileri
gelir. Beyin, beyincik, boyun damarları, iç hastalıkları, hormonlar
ve kullanılan pek çok ilaç dengesizliğe yol açabilir. Bunun için de
tam ve sistemik bir dahili muayeneden geçmek gerekir.
Yaşlıların bel ve
boyun omurlarında kireçlenme, omurlarda kayma ya da sıkışmalar, diz
eklemlerinde kireçlenmeler, dengesizliğe neden olabilirler. Çoğu
yaşlının baston kullanması, denge kurma ihtiyacından ötürüdür.
Gündelik var
oluşumuzun dolaysız sorunları,
stresli yaşamın temellerini döşer. Bunlarla mücadele etmek zorunda
kalışımız ise ruhsal ve kimyasal dengemizi bozar. Kan basıncımızdan
tutun da nefes alışımıza kadar, sağlığımıza dair her şeyimizi
etkiler.
Kullandığımız
hiçbir ilaç masum değildir.
Pek çoğu baş dönmesi ve dengesizliğe yol açabilir. Bunların
başlıcaları alerji ilaçları, tansiyon düşürücüler, teskin ediciler
ve idrar söktürücülerdir. Bu nedenle ilaçlar, özellikle yaz
mevsiminde daha ölçülü ve dikkatli kullanılmalıdırlar.
Panik Atak!
Panik atak,
dengesizliğe neden olabilir. Özelikle derin soluk alıp vermek, kan
kimyasını bozarak, dengesizliği daha bariz hale getirir. En sık,
tasarlanan bir işe başlarken ortaya çıkar. Proje sunumunu ya da iş
seyahatini engelleyebilir.
Tıp edebiyatında bu durum “Fobik
Postural Vertigo” olarak bilinir. Pek çok hastamız, bu durumun
yeterli izahı ile kısa sürede rahatlar. İhtiyaç halinde betahistine
grubu ilaçlar da önerebiliriz.
Denge için
sağlıklı bir yapıya ihtiyacımız var. Bunun için de organize olmuş
bir sistem gerekmektedir. Organize sistem; gözlerimiz, iç kulağımız
ve iskelet’in işbirliği demektir. Eklemlerimizi birbirine bağlayan
kaslarımız ve vücudumuzu örten derimiz de denge sisteminin organize
elemanlarıdır.
Beyincik, bu
sistemden gelen uyarıları alır, işler ve yorumlar. Sonra gerekli
komutu verir: Dik dur ve ileriye bak! İki ayak üzerinde dik
durmak ve gözlerimize en uygun pozisyonu sağlamak, işte bu komutla
mümkündür. Sistem iyi çalıyorsa artık ileriye, geriye ya da yana
bakmak size kalmış. Eğer sistem arızalı ise iş, bize kalmış demektir
ki bu durumda sizi tam bir muayeneden geçirmemiz gerekir.
Dik duruş, deyip
geçmeyin, sorun! Bu ne ile sağlanır? Kas ve iskeletlerimiz ile.
Peki nasıl? İç kulağımız tarafından gerçekleştirilen refleks ile.
İlginç ama gerçek! Kas nerede, iç kulak nerede… İşte parçanın bütüne
bağlılığını ifade eden hakikat burada.. Ve insan bedenini parça başı
ele alıp, onu dinamik bütünden koparan aşırı uzmanlaşmanın
yanılgıları da burada. Bu vurgum, İç Hastalıkları’nın misyonu
adınadır!
Baş dönmesini,
denge sisteminin etkilendiği bölgeye göre iki nedene bağlarız: Biri
iç kulak ve sinirine ait olan çevresel baş dönmesidir. Diğeri ise
beyin ve beyincik ile ilgili olan merkezi baş dönmesi.
İç kulak ve denge
sinirine ait olan baş dönmeleri tedavi edilmese de 3 ile 6 hafta
arası gibi bir sürede düzelir. Uygulayacağımız tedavi ile bu sürenin
daha da kısalması olasıdır. Bu tür baş dönmeleri tekrarlasalar da
ciddi bir sorun oluşturmazlar. Ancak beyin ve beyincik kökenli
baş dönmelerinin tam düzelme olasılığı yoktur. Bunlar
hafifleseler de devam ederler.
Çevresel baş
dönmelerinin en karakteristik bulgusu, göz kürelerinde sallanma ya
da harekettir. Göz kürelerinde bu sallanmalar çoğu zaman ritmiktir.
Tek yönlü olmaları da çevresel baş dönmesinin karakteristiğidir.
Özellikle virüs
enfeksiyonlarından sonra iç kulak menşeli baş dönmeleri görülür.
Buna ateş, kusma ve bulantı da eşlik edebilir. Enfeksiyonun beyin
zarına yayılma olasılığı da vardır. Bu nedenle ateş ve kusma ile
birlikte olan baş dönmelerini dikkatle izleriz.
Migren…
Hemen çoğumuz tarafından bilinen, nöbetler halinde tekrarlayan
şiddetli bir baş ağrısı ile karakterize hastalıktır. Ancak, hiç ağrı
olmadan sadece baş dönmesi nöbetlerine neden olan migrenler de
vardır.
Bazı migrenler ise önce baş dönmesi ile
başlar daha sonra ağrı krizi ile devam eder.
Baş dönmesi
vertigo olarak da bilinir. Vertigo, daha önceki yazılarımda
paylaştığım gibi bir dönme yanılsamasıdır.
Ne yapmalıyız?
Sakin ol
Sigarayı bırak
Alkolü azalt
Kahveyi azalt
|