|
Merhaba
Dostlar,
Kendimi
yalnız ve güçsüz hissettiğim zamanlarda yukarıdaki
resme dalar giderim.Dalgaların tüm acımasızlığına
tek başına karşı koyan ve herşeye rağmen ayakta
duran bu deniz feneri alır götürür beni;kendimi
onun içinde ve güvende hissederim.Bilirim ki sığındığım
bu deniz feneri beni koruyup kollayacak, ışığı
ile içimi ısıtacak ve aydınlatacaktır."Dünyaya
yalnız ve çıplak geliyoruz, ölürken de yalnız ve
çıplak gideceğiz..."
Bu
cümleyi bir arkadaşımdan ilk duyduğumda suratıma
tokat gibi inmişti.O sırada ona, bir omuza çok
ihtiyacım olduğunda yanımda olamadığı için
sitemde bulunuyordum.Karşılığında aldığım
cevap uzun süre suskun vaziyette düşünmeme sebep
olmuştu.İlk anda acımasızca gelen bu yaklaşım
aslında bana yeni bir pencere açmıştı.Bunu
anlamam ıstırap dolu bir süreci gerektirdi belki
ama sonunda gördüm ki bana ben lazımım, umarım içimde
saklı...
Paylaşmak,
hep paylaşmak, paylaştıkça çoğalmak, ışık
olmak, ses olmak, tek yürek olmak, ama yine de
kalabalığın içinde hep
tek
olmak...
Bunu bilerek çıktığınız yolda, işte asıl
o zaman yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz.
Yukarıdaki
sığındığım deniz feneri de aslında BEN' im,
benim iç dünyam. İhtiyacım olan güç, kucak,
sevgi benim kendi özbenliğimde bana elini uzatmak için
sessizce beklemekte.
İçimde
küçük bir çocuk saklıyorum; acımasızlıktan
yorulduğumda, sıkıldığımda karşıma alıp
oynayayım diye...
İçimde
güzel bir insan saklıyorum; kendime kızdığımda
beni bana savunsun ve güzelliklerin varolduğunu göstersin
diye...
İçimde
tutkulu bir sevgili saklıyorum; ihtiyacım olduğunda
hayallerimi benimle paylaşsın diye...
İçimde
şefkatli bir anne saklıyorum; şefkatli kolları ile
beni sarıp sarmalasın diye...
İçimde,
bana benden yakın, beni saklıyorum; bir dost sesi
olsun ve yalnızlığımı paylaşsın diye...
Kendimle
sürdürdüğüm kavga bitmedi, bitmeyecek de.Ama her
kavganın sonunda kendimi biraz daha keşfetmek, tüm
eksikliğim ve hatalarıma rağmen kendimi olduğu
gibi kabul edip, yine de, yeniden BEN' i sevebilmek
inanılmaz!
Henüz
daha o olgunluğa eremedim, kendimle tam anlamıyla
barışık değilim. Yorulduğum zamanlar, durduğum,
soluklandığım zamanlar hatta pes ettiğim zamanlar
olmuyor değil.Ama kaldığım yerden yoluma devam
ediyorum.Kendi içime yaptığım yolculuk ile aslında
farkında olmadan, dünyama öyle ya da böyle girmiş,
insanlarımın da içine bir yolculuk gerçekleştiriyor
ve onları tanıyorum.Sınırlarımı ve sınırlarını, gücümü
ve güçlerini, korkularımı ve korkularını, zayıflıklarımı ve zayıflıklarını,
açlığımı ve açlıklarını bilerek sürdürdüğüm
ilişkilerimde
kendimi ,onları ve tüm paylaşılanları
daha iyi koruyabildiğimi görüyorum.
Bende ve
insanlarımda kalacak olan anılar yüzlerimizde bir
tebessüm oluşturabiliyorsa, o an ama sadece o
an için bile olsa içimizi ısıtabiliyorsa ne mutlu
bize.
Bugün
televizyonda izlediğim bir belgesel aynen şu cümle
ile son buldu: "Arada bir de olsa hatırlanmak,
belki de hala arayışını sürdürdüğümüz
ölümsüzlüğün tek anahtarıdır."
Ben
buna küçük bir ekleme yapacağım sadece:
"Hele bir de hatırlanıldığı- nızda,yüzlerde
mutluluk dalgası yayılıyor ve bir gülümseme ile
imzalanıyorsa..."
"Dünyaya
yalnız ve çıplak geliyoruz, ölürken de yalnız ve
çıplak gideceğiz..."
HAYIR!!!
Yalnız
değilim, ben varım.Yalnız değiliz, biz varız.Ve
paylaşılan onca şeyden sonra yalnız değiliz, anılarımız
var; hatırlayacağım ve hatırlanacak olan!
Hepiniz
sevgiyle ve sağlıcakla kalın dostlarım.
G.Neşe
Alphan
|