|
Depresyonda mıyız?
|
14.01.2007 |
“Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı”
Acı ve tatlı anıları ile uğurlamaya hazırlandığımız 2006 yılı, üç
semavi dinin kutsal bayramları ile çakışıp sevgi ve barış ümitleri
ile bize veda etmek üzereydi. Ne var ki bu kadar sevgi, aydınlıktan
korkanlara fazla geldi. Ve 31 Aralık, emperyalizmin infazı ile
kirletildi.
O
gün, spikerin okuduğu haberden politikacıların masallarına kadar
bize söylenen her şeyin yalan olduğu bir kez daha anlaşıldı.
Globalizm, insanlık, bilgi çağı, uygarlık, barış, kardeşlik adına
insanca duygularımız, ruhumuz ve kimyamız alt üst oldu.
Nazım’ın söylediği gibi anlamak gerek, yaşadıklarımızı ve
yaşayacaklarımızı. Ve bunun için paylaşmak gerek alın terinin bize
sunduğu bilgi ve yetenekleri, hem yürekten hem de kitaptan. Ta ki
tüm insanlar ve insanlık için bir sevgi dünyası kurana dek! Ve
paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatıncaya
dek!
Beden sağlımız kadar önemli olan ruh sağlığımızı da zinde tutmak ve
küresel tacizlerden korunmak için hiç vakit kaybetmeden, şimdi
hemen!
İki ya da tek ayak üzerinde nerede ve nasıl duruyorsak o’yuz biz.
Varlık ya da benliğimizi ortaya koyan duruşumuzdur. Düzenli,
düzensiz ya da umarsız duruşumuz… Duygu, düşünce ve davranışlarımızı
belirleyen, içinde yaşadığımız koşullardır. Bu koşullar ile uyum
içinde olmak kadar, koşullar ile uyumak, hatta uyutulmak olasılığı
iç içedir çoğu zaman.
Yaşam rüzgârına bağrını açan herkes, yüreği kadar esinti alır. Buna
nasip ya da kısmet der bazılarımız. Ve o; her şeyin değişeceğine
inanan, bunu düşünmek bile istemeyen ve “bana dokunmayan yılan bin
yaşasın” diyen zihniyetler arasında pay olur gider. Eşit olarak
değil ama herkesin hak ettiğince paylandığı yerdir yürek!
İşte dostlar, duygularımızın nesnel temellere oturduğu gerçeklik
budur. Bu temelde duygusal tepkilerimiz, maddi yaşam koşullarımız
tarafından olgunlaştırılıp şekle şemaile sokulur ve her birimizin
ruh hali birbirine eklenerek organize tepkilere dönüşür. Küresel
akıl, küresel ahlak ve hatta “Küresel Depresyon” da buna çok benzer.
Duygularımızda bocalama ve ruh dünyamıza çöken karamsarlık,
çevremizi ve dünyamızı anladıkça un ufak olmaya mahkumdur.
Öğrendikçe sorunlar daha küçülür ve anlaşılır hale gelirler. Böylece
hekime ve ilaçlara olan gereksinim en aza iner. Doktoru da ilacı da
kendinde bulmak buna benzer. Gerek duyulduğunda tıbbi destek ile
tama yakın bir rahatlama sağlanır.
Depresyon nedir?
Mutsuzluk, kendini iyi hissetmeme, ümitsizlik ve karamsarlık,
depresyon durumlarında en sık dile getirilen yakınmalardır.
Eski neşeli halini arar bir duruma düşmek, komşu gezmelerine,
sinema, tiyatro vb. sosyal aktivitelere ara vermek, kendini çökmüş
gibi hissetmek depresyon adına dile gelen diğer yakınmalardır.
Depresyon halinde çoğu kez yalnızlık duygusu hakimdir. Bu duyguya
ümitsizlik de eklenince daha sıkıntı verici bir durum ortaya olur.
Yalnızlık, yalnız kalma isteği ile daha gerçekçi kılınmaya
çalışılır. Bu tür isteklere taviz vermemek gerekir.
Depresyon hemen her yaş grubunda görülebilir. En sık 20 ile 40
yaşları arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklerden biraz daha
fazla görülmesi, ataerkil baskı ya da sindirmeye bağlanmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada her an için 100 milyondan fazla
kişi depresyon geçirmektedir. Bu son derece yüksek bir rakamdır.
Depresyon kalıcı bir rahatsızlık değildir. Büyük bir çoğunluğu tam
bir şifa ile iyileşir. Doktordan yardım almamak ve sineye çekmek son
derece yanlıştır
Şişmanlık, zayıflık
Depresyon sürecinde kilo verip aşırı zayıflama olduğu gibi, kilo
alıp aşırı şişmanlama da olabilir. Bu durumlarda tam bir iştahsızlık
ya da aşırı iştah açılması söz konusudur. Bedene dolayısıyla dış
görünüme yansıyan bu olumsuzluk, kişiyi daha derin bir depresyona
sürükleyebilir.
Uyku sorunu
Depresyon sürecinde uyku düzeninde bozulma, sık rastladığımız bir
durumdur. En sık gece uykularının azalması ya da tam uykusuzluk
yakınmaları ile karşılaşıyoruz. Gece yeterince uyku alınmayışı bir
sonraki gün için bedensel ve ruhsal güç kaybına neden olmaktadır. Bu
durum beraberinde gün içine kesik uyuklamaları ve esnemeleri taşır.
Depresyonda uykusuzluğun yanı sıra aşırı uyku yakınması da dile
getirilmektedir. Aşırı uykuya eğilim; şeker hastalığı, tiroid hormon
eksikliği gibi metabolik hastalıklarda daha sık görülmektedir.
Entellektüel performans kaybı, sık dinlediğimiz yakınmalardan
biridir. Bu konuyla ilgili olarak hafızada ve hazır cevapta gerileme
dile getirilir. Hatta konuşma yeteneğinin azaldığı durumlardan bile
söz edilir. Herhangi bir nörolojik hastalığa bağlı olmadan ortaya
çıkan bu durumlar, depresyon tedavisi ile süratle geriler ve kişi
eski performansına kavuşur.
Depresyon geçiren hastalarımızda ruhsal anlamda dile getirilen
yakınmaların dışında veya bunlar ile birlikte, bedensel işleyişe
dair sıkıntılar da sık olarak dile getirilmektedir. Bu durumda
gerçek bir organik ya da fizyolojik işlev bozukluğu olup olmadığı
kapsamlı bir muayene ile değerlendirilir. Bulgular, gerek duyulan
laboratuar testleri ile desteklenir. Böylesine bir yaklaşım,
hastalık korkusuna dair kaygıların da giderilmesine yardımcı olur,
hastanın özgüvenini pekiştirir.
İshal, kabızlık, karın ağrıları, karında şişkinlik, gaz, geğirme ve
yellenme depresyon seyrinde tanık olduğumuz sindirim sistemi
yakınmalarıdır. Her iki cins için cinsel isteksizlik ve erkeklerde
sertleşme sorunu, tek başına ya da yukarıda dile getirilen
yakınmalarla birlikte olabilir. Bu sorunların hemen çoğu, depresyona
yönelik tedavi ile ortadan kalkarlar.
Bu
şekilde bedensel işleyişe dair sıkıntıların dile getirildiği
depresyonlara maskeli depresyon da denilir.
Depresyon yapan hastalıklar ile depresyon yapan ilaçların ayrımı da
önemlidir. Bu konuda doktorunuz size yardımcı olacak, depresyona yol
açan ilaçları azaltmanızı ya da terk etmenizi sağlayacaktır.
Depresyon Yapan
ilaçlar
*Ağrı kesiciler
*Uyku ilaçları
*Ampisilin ve Tetrasiklin grubu antibiyotikler
*Doğum kontrol hapları |