Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim      



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diyabet Yanlış beslenenleri seçiyor

         11.12.2007

Şerbetli olmak ya da şerbetlenmek diye bir söz vardır dilimizde. Mecaz anlamı, duyarsız olmaya eşdeğerdir. Yalana, dolana, zulme, zorbalığa, hakarete, ihanete şerbetli olmak gibi. Hepsi bireysel olduğu kadar toplumsal da olabilir.

Toplumsal şerbetlenme, son derece üzücü ve ürkütücüdür. Çünkü toplu cehalete ve karanlığa delalettir. Toplumun sinir ağlarının felce uğradığına işarettir. Esarettir bu koşullarda yaşamak, lakin baş kaldıracak hal kalmamıştır.

Kanımızın şekerine dikkat etmeyip şerbetlendiğimiz zaman, sinirlerimizin duyarsız kalması da aynen bu anlattıklarıma benzer. Bu duruma tıp edebiyatında diyabetik nöropati derler.

Dünya Sağlık Örgütü 2025 yılında dünyada diyabetli sayısının 330 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor. Bu, son derece yüksek ve düşündürücü bir rakamdır. Ülkemizde diyabetli hasta sayısının 3 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Ülkemizde bir o kadar da gizli şeker hastası olduğu tahmin edilmektedir.

Şekere dair hastalıklar, bugün 4 başlık altında toplanıyor.Tip1 Diyabetli, Tip2 Diyabetli, Gebelik Diyabeti ve Reaktif Hipoglisemili.

Tip 1 Diyabet hastalığı, sıklıkla genetik nedenlerle ortaya çıktığı halde Tip 2 Diyabet, yanlış beslenme ve yanlış yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Şeker hastalarının %10’u Tip 1 Şeker Hastasıdır. En sık çocuklarda ve gençlerde görülür ancak ileri yaşlarda da görülmektedir.

Bu grupta olanların pankreaslarından insülin salgılanmaz. Bu nedenle insülin kullanmak zorundadırlar. Bundan ötürü insüline bağlı diyabet hastaları olarak tanımlanırlar. Bu tür diyabet tedrici ya da ani olarak ortaya çıkabilir.

İnsülin direnci

         En sık görülen diyabet, Tip 2 Diyabettir. %90 sıklığında görülür. Burada asıl sorun insülin etkisizliğidir. Tip 1 Diyabet de ise asıl sorun insülin eksikliğidir. Tip 2’lerin büyük bir kısmı fazla kiloludur. Fazla kilo nedeniyle yağ dokusu, insülin etkisine karşı kalkan gibidir. İnsülin, yağ dokusunun direncine maruz kalmıştır. İşte insülin direnci, bu demektir.

İnsülin hücrelerimizin kapısını açan anahtardır. Bu sayede kan şekeri yakılmak ve enerji olarak kullanılmak üzere hücre içine geçer. Hücrelerimiz, yaşamsal fonksiyonlarını ancak böyle idame ettire bilirler.

Gebelik diyabeti

Gebelik diyabeti görülme oranı %2-4 civarındadır. Sadece gebelik süresince kan şekerinin yükseldiği duruma işaret eder. Bu nedenle gebeliğin 6. ve 7. aylarında 50 gram glukoz ile yükleme testi yapmak zamanında bir önlemdir. Sonuç yüksek çıkarsa ayni test 100 gram glukoz verilerek tekrar edilir. Yine yüksek çıkar yani gebelik diyabeti tanısı konursa, usulüne uygun bir şekilde takip ve tedavi  edilir. Böyle durumlarda doğumdan 6 hafta sonra şeker yükleme testi tekrar edilir.

Kan şekerini kontrolü diyet, egzersiz ve önerilen ilaçların

düzenli kullanımı ile mümkündür. Kan şekeri, hastanın kullandığı cihazla ile en az haftada 1 gün ölçülmelidir. Söz konusu ölçümler, açlık ve tokluk olmak üzere günde 3 kez tekrar edilmelidir.

Yüksek kan şekerinin kontrol ve takibinde yürüyüş şarttır. Bir hafta içinde en az üç gün, her biri en az yarım saat olacak şekilde yürüyüş yapılmalıdır. Bunun için de ayağı sıkmayan, vurmayan yürüyüş ayakkabıları giyilmelidir. Hareketsiz yaşam, ne yazık ki çocuk yaşlara kadar indi. Bir de buna yanlış beslenme eklenince küçük yaştan itibaren diyabet riski ortaya çıkmaktadır.

Diyetsiz olmaz

Diyabet tedavisinde diyet, olmazsa olmazdır, esastır. Bu ise disiplini gerektirir. Disiplin, yeme içme konusunda bilinçli davranmak ve kendine hakim olmak demektir.

“Ben bir şey yemiyorum. İnan, tek öğün bile yetiyor “ demek doğru değildir. Bu, tamamen yanlıştır. Bir diyabetli günde en az 5 öğün yemek yemelidir. Hatta bu, 6 öğüne kadar çıkabilir.

Öğünler az miktarda ama sık aralıkla olmalıdır. Özellikle sabah kahvaltıları atlanmamalıdır. İşte o zaman gerçek denge sağlanacaktır.

Ana öğünlerde salata, mutlaka olmalıdır. Meyveler ise ara öğünlerde tüketilmelidir. Sakatatlardan uzak durulmalıdır. Balık ve tavuk eti, daha çok ızgara şeklinde tüketilmelidir.

Şekersiz ıhlamur, ada çayı ya da benzeri bitki çayları faydalıdır.

         Diyabetli, şeker ve şeker ilave edilmiş ürünlerden uzak kalacaktır. Bu yüzden hazır gıdaları tüketirken etiketleri son derece dikkatli okumalıdır.

Beyaz undan yapılmış ekmek, börek, poğaça vb. gıdalara rağbet edilmemelidir. Beyaz un mamulleri nerdeyse sofra şekeri kadar risklidirler. Bunların diyabetik ürünleri de eş derecede risklidir. Kepek ya da çavdar daha makbuldür.

Şekersiz ürünler makbuldür ya da tarafımızca kabuldür. Ancak bir yere kadar. Eğer şekersiz ürün; çikolata ve helva gibi yüksek oranda yağ içeriyorsa fayda değil zarar verir.

Diyabetin kesin tedavisine yönelik çalışmalar hızla ilerlemektedir. Adacık nakli, genetik tedavi ve kök hücre çalışmaları umut verici boyutlara ulaşmıştır.

Diyabet hastaları herkesten çok daha fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Kalp krizine dair en önemli uyarı, kalp ağrısıdır. Ağrı, bildiğimiz gibi sinirlerimiz tarafından bize verilen bir mesajdır. Diyabetlide sinirler dejenere oldukları için ağrı duygusu azalır ya da tamamen kaybolur. Bu şekilde bir kalp krizinin en önemli işareti olan ağrı hissedilmez ve çok ciddi bedellere mal olabilir.

Benzer durum ayak-bacak için de geçerlidir. Diyabetik nöropatili, ayakkabısının vurduğunu ya da ayağına bir çivi battığını hissedemez ve  bu şekilde açılan yaralar, kangrene neden olabilir.

 

Diyabet belirtileri

*Çok su içmek

*Çok idrara çıkmak

*Hızlı zayıflamak

*Ağız kuruluğu

*Aşırı sinirlilik

 

Kimler risklidir?

*Ailede diyabet olanlar

*Aşırı kilolular

*Spor yapmayanlar

*Sigara ve alkol tüketenler

 

 
                                                                                     Sayfa Başı                    Ana Sayfa