|
Güç
sahibi olmak… İki ayağı üzerine
sağlam basmak… Başı dik olmak. Hepsi
için sağlam bir beyin gücü gerek.
Beyin gücü ile hayal gücüne akmak,
hayal gücü ile yaşam gücünü kazanmak
ve yaşamak adına; olgun davranışlar
ile var
oluşunu
ortaya koymak. Can Yücel’ in
seslendiği gibi:
“
unutma
yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissettiğin kadar
yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar
güzelsin..
işte budur hayat!”
Hastalıkta da sağlıkta da kendi
gücüne güvenmektir meselenin
özü. Bilinçlenip de beyin gücümüzü
aydınlatarak, bedenimize musallat
olan hastalıkları alt etmek, onların
üstesinden gelmek mümkündür.
Kaslarımızın gücüne göz diken
iltihabi kas hastalıklarını tanımak
ve önlemlerini almak gibi.
“Sandalyeden kalkamıyorum. Sanki
bütün kaslarım tutulmuş gibi.”
“Olacak şey değil doktorum.
Daha düne kadar koşar adım yürürken,
iki adım atmaya dermanım kalmadı.
Merdiven çıkmakta zorlanıyorum.”
“Yeşil ışıkta geçmekten
bile korkar oldum. Çünkü kaldırıma
adım atıp çıkamıyorum, tutulup
kalıyorum.”
“Saçlarıma -bırak dağınık
kalsın- demeye başladım. Saçımı
taramakta zorlanıyorum. Ellerim,
tarağa hükmetmiyor gibi.”
“Pazar keyfim bitmek üzere
mi nedir? Bir poşet taşımakta dahi
zorlanıyorum.”
DM
ve PM adına sık olarak dile
getirilen yakınmalardır bunlar.
Günlük el ve ayak işlerine ait
becerilerde gözle görülür bir
zayıflama dile getirilmektedir.
Dizlerde çözülme, sık yere düşmelere
neden olabilmektedir. Ense
kaslarının tutulması ile baş öne
düşer. “Başın öne eğilmesin” diye
uyarılsa da, kasların gevşekliği
başını dik tutmaya fırsat vermez. Bu
hastalıklarda yüz ve göz kaslarında
bir sorun izlenmez.
Bazen
kas gücü kendiliğinden
normalleşebilir ancak bu geçicidir.
Çocuklarda halsizlik, bitkinlik,
huzursuzluk ve anti sosyal
davranışlar, hastalığın erken
bulguları olabilir. Bu nedenle
“çocuğum çok yaramaz” demeden önce
düşünmek ve dikkatle gözlemlemek
gerekir.
Dile getirilen yakınmalarda
izlediğimiz gibi bu hastalıklarda
kas ağrısından pek söz edilmez.
Eklemlere musallat olan
deformasyonların neden olduğu kemik
ağrıları dışında gerçekten de kas
ağrıları yok denecek kadar azdır.
Polimiyozit(PM), Dermatomiyozit(DM)…
Bu
terimler, öz itibarı ile iskelet
kaslarımıza ait iltihabi bir durumu
yansıtırlar. Kaslara ait bu
iltihaplanmalar, kısa bir zaman önce
başlamış ya da uzun bir zamandan
beri devam etmekte olabilir.
Hepsinde ortak özellik, kaslarda
güçsüzlük ve iltihaplanma sürecidir.
Kaslarda güç kaybı yavaş ve sinsi
bir seyir izler. Nadiren şiddetli
bir şekilde başlayabilir.
Dermatomiyozit(DM),
çocuklarda en sık görülmekle
beraber, erişkinlerde de hatırı
sayılır ölçüde görülür. Bu
konumuyla DM’ i, en sık görülen
iltihabi kas hastalığı olarak
tanımlayabiliriz. Kadınlarda
erkeklerden daha sık görmekteyiz.
DM de
deri üzerinde karakteristik
döküntüler ve şişlikler oluşur. Üst
göz kapaklarında morumtırak bir renk
oluşması karakteristiktir. Ayrıca
yüz, boyun, göğüs ve omuzlarda V
harfi şeklinde kırmızı döküntüler
oluşabilir. Bu döküntüler diz,
dirsek ve ayak bileklerinde de
görülebilir. Söz konusu döküntüler
güneşe maruz kaldığında daha da
şiddetlenir ve kaşınabilir. El sırtı
ve el parmaklarında şişlik ve
döküntü, avuç içlerinde çatlak ve
koyu çizgiler, oto tamircisi
ellerine benzer.
Ayrıca
eklemlerde şekil bozukluğu ile
karakterize bükülmeler, yutma
güçlüğü, nefes darlığı, çarpıntı,
ateş, halsizlik ve kilo kaybı
gelişebilir.
Polimiyozit(PM) ise 20
yaşından sonra gördüğümüz bir
hastalıktır. PM’ in çocuklarda
görülmesi son derece enderdir. PM,
en az saptanan iltihabi kas
hastalığıdır.
PM,
haftalar ve ayları izleyen bir süreç
içinde ortaya çıkar. Bu hastalıkta
deri döküntüleri son derece
enderdir. Bu nedenle DM tanısında
olduğu gibi erken tanı avantajları
sunmaz. Bu pozisyonuyla yaygın
olmadığı halde en sık tanı konulan
bir paradoksa yol açar.
Yaş, bu
iki hastalığın ayırt edici tanısında
önemli bir rol oynar. Çocukluk çağı,
DM’ i; 20 yaş üzeri ise PM’ i işaret
ederken 50 yaş üzeri, aynı grupta
ancak farklı bir kulvarda koşan
üçüncü bir türe işaret eder: İCP
olarak bilinen İnklüzyon-Cismi
Polimiyozit. Bu hastalığı erkeklerde
daha sık izlemekteyiz ve 50 yaş
üzerinde polimiyozit bulguları
gösteren erkeklerde öncelikle İCP
düşünmekteyiz.
DM ve PM, kesin tanısı
laboratuar tetkikleri ile konur.
Bunun için de başlıca üş tetkik
yapılır: Kas enzimleri ölçümü, EMG(elektromiyografi)
ve kas biyopsisi.
Destek
ve önlemler ile yakınmaları
azaltmak, hastalığı geriletmek ya da
uzun süre baskı altına almak
mümkündür. Tedavide; kortizon ve
bağışıklık sistemini baskılayan
ilaçlar usulüne uygun olarak
kullanılır.
|