Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Pozitif Köşe Linkler  l İletişim

 

Arşiv

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşünce Gücü (Dr. Levent Bilgin)

     Yazarın Diğer Yazıları

            

  Düşünmenin kolay bir şey olduğunu zannediyoruz, oysa bilinçli düşünme ve düşünceyi yönlendirme hiç de göründüğü gibi kolay değildir.Bu yazımda düşünce gücünü ve onu yönlendirmeyi aktarmak istiyorum.
  Düşüncenin işleyiş biçimini anlamak için bazı temel prensipleri  bilmek
gerekir.  Etrafımızda gördüğümüz her şey bir enerjidir, yani fiziksel evren
değişik titreşim frekanslarından oluşmuş bir enerjidir.Enerji farklı hızlarda  titreşir, bu yüzden de inceden yoğuna farklı niteliklere ve çeşitlere sahiptir.Düşünce,nispeten ince, hafif ve bundan dolayı da çok hızlı ve kolayca  değişebilen bir enerji seklidir. Madde ise nispeten yoğun ve bu yüzden de  ağır hareket eden ve ağır değişim gösteren bir enerji seklidir.Madde de kendi içinde büyük çeşitlilik ve farklılık gösterir.Tum enerji şekilleri birbirleriyle karşılıklı ilişki içindedir ve birbirlerini etkileyebilirler.Enerji manyetiktir, belirli bir niteliğe ya da titreşime sahip enerji,  kendisine benzer nitelik ve titreşime sahip enerjiyi çekme eğilimindedir.Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahiptir; bunun sonucu olarak  benzer yapıdaki enerjileri kendilerine çekerler.Gunluk yaşantımızdaki  arkadaş ve sevgi ilişkilerinde de bunu yaşarız ve olumlu sinyaller  hissettiğimiz insanlarla ilişkilere gireriz.Etrafımızda gördüğümüz tüm fiziksel evren başlangıçta bir düşünceydi.Sekil,fikri takip eder. Bir seyi yaratırken, önce onun bir düşünce  seklinde yaratırız.Dusunce gibi hafif, devingen ve hızlı değişen enerji,  maddeye dönüştüğünde ağır, durağan bir forma dönüşür. Fikirlerimizi  gerçekleştirmek için doğrudan fiziksel bir eylemde bulunmadığımız zaman  bile ayni prensipler geçerlidir. Sadece bir düşünceyi ya da fikri alıp onu  zihnimizde tutmak bile bir enerjidir ve bu enerji bu sekli kendine çekip onu  maddi düzlemde yaratmaya girişecektir. Bir ressamın tablosunu çizmeden  önce onu kafasında yaratması veya bir mühendisin bilgisayar programı  yazmadan önce onu kafasında canlandırması gereklidir. Elimize aldığımız  bir bardağın bile yıllar önce bir insanin kafasındaki düşünce olduğunu her  zaman hatırlamak sanırım iyi olacaktır.  Düşünceler, radyasyon gibi  bir merkezden çıkarak yayılır ve çekim gücüne  sahiptir. Bu, evrene ne gönderirseniz size geri yansıyacağı prensibidir.  "Ne ekerseniz,onu biçersiniz" özdeyişi de bu prensibi içerir.Hayatta en cok düşündüğümüz,en güçlü biçimde inandığımız,en derinden  beklediğimiz ve/veya hayalimizde en canli sekilde canlandırdığımız şeyleri  kendimize cekeriz. Eğer temelde olumlu yaklaşımlara sahipsek,  hayattan zevk, mutluluk ve doyum bekliyor ve bunların düşlerini kuruyorsak,bu olumlu beklentilerimize uyacak kişileri,durumlari ve olayları yaratir ve  kendimize cekeriz. Böylece kurdugumuz düşlere ne kadar pozitif enerji  yüklersek, o düş yaşantımızda o kadar cabuk ve yogun bir biçimde  gerçekleşmeye baslar.  Enerjinin degisim sureci sadece olumlu düşünce aracıyla olmaz,  yaratici düşünce gücünü kullanmayı bilmek gereklidir. İnsan yaşamının  düşünceler ile değiştiğine inanırsa bunu hayatinin her anına yansıtarak  kullanmaya calisir. Korkularımızı,olumsuzluklarimizi, kıskançlıklarımızı kısaca  insanlığımızin kotu yönlerini yenmeyi başarırsak düşleyebileceğimiz en güzel  yaşantı bizleri bekleyecektir.Düşüncelerimizi nasıl , ne şekilde daha iyi yönlendirebilecegimize dair pek cok kitap ve düşünce sistemi  bulunmaktadir.
  Bunları okumak elbette bize bir seyler katar ama düşüncemizi arıtmayı başarmak icin en güçlü araç özümüzden gelen istek ve ışıktır.  İnsanoğlu su anda beyninin %12'sinden fazlasını kullanamıyor.  Fakat gelen her yeni nesil ile beyin kapasitesinin daha fazlasını kullanma  yetisine sahip oluyor. En ilginc ve sırrı çözülememiş organımız olan  beynimizdeki arta kalan %88 beyin hücresinin ne ise yaradığını hic merak  ettiniz mi?Beyin kapasitemizi kullanmayı arttırıyoruz, peki aslında  cok eskiden beyin kapasitemizi cok daha iyi kullandığımızı hic  düşündünüz mü? Belki o ise yaramadığını düşündugumuz atalarımızdan  kalan mirasımızın kilitleri bir gun açılacak ve eski yetilerimize kavuşacağız.  Belki su anda hayal ettiğimiz pek cok sey o zaman eyleme ve  maddeye dönüşecek. Kapasitemizin artmasıyla birlikte enerji formları  üzerinde daha etkili olduğumuzu ve yaratıcılık gücümüzün sınırsız olduğunu  düşünün (Düşünün, düşünün ki olsun).
  Sizce insanoğlu bugünkü yaşantısıyla bunu hak ediyor mu?  Düşüncelerini iyiye kullanmak yerine sapkınlıklara kullandığı surece  bence bunu hak etmiyor. Size bir küre veriyorlar ve  'Dile benden ne dilersen' diye soruyorlar. Nelerin istendiğine bir bakin,  sonra da kendimize de su soruyu soralım 'Biz ne isterdik'?Güç ve kuvvet iyi kişilerin elinde olduğu zaman iyiye kullanılır,  düşünce de öyledir. Küre bize bunu hatırlattı, daha bu kuvvete sahip olacak  kapasiteye ulaşmadığımızı ve önümüzde gitmemiz gereken cok yolumuz  olduğunu hatırlattı. Biz, bize verilen en güzel küreye bile iyi davranmayı  bilmiyoruz. Evrenin en guzel kürelerinden biri olan yerküremizi kendi  ellerimizle olduruyoruz. Düşüncelerimiz iyiye, güzele yönelemiyor ve bunun acısını her gun daha fazla hissederek yaşıyoruz.  Filmin sonunda 'Küre ' insanlığı terk ederek uzaklaşıyor, tıpkı üzerinde  yaşamayı doğru dürüst başaramadığımız yerküremizin  bizden uzaklaşması gibi.  Düşünce gücünün neden ve ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım.  Aslında söylenecek cok soz var ama mutlaka birileri benden önce  söylemiştir.
          Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun.
         "Düşündüğünüz bildiğimizden cok daha az.
          Bildiğimiz sevdiğimizden   cok daha az.
          Sevdiğimiz var olandan cok daha az.
  Böylece, gerçekte   olduğumuzdan cok daha az kendimiziz." Evren sevgi düşüncesi ile yaratıldı, onu sevgi ile koruyacak olanlar da kendi kendisi olmayı başaran insanlardır.
  Işık  ve  sevgiyle kalın ...
  Düşünekalın...

 

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000