Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  l  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Linkler l İletişim

 

Arşiv


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düş yakamızdan!

    Diğer Yazıları

   Yakamıza yapışmış da bırakmak istemez bizi. Yüzler, belki de binlerce asırdan beri; kaderimizi kimi yerde etkileyen, kimi yerde belirleyen roller de yüklenmiş, ömrümüze zaman biçme adına. Hipertansiyon deriz ona, küresel idrakin bilimsel adıyla.

Hipertansiyon ve LDL kolesterol, mayın gibi yerleşirler vücudumuzun kritik bölgelerine, sağlığımıza karşı kurdukları tuzaklar adına. Ve saldırıları doğrudan değil sinsicedir, sessiz ve derinden. Böyle zemin hazırlarlar, kalp ve beyin facialarına.

Bu tuzak nedeniyle, vaktimiz yok artık, eskisi kadar hoşgörülü ya da gevşek olmaya. Her ikisini de yakamızdan silkeleyip atmalıyız! Düştüğü kadar düşsünler; elbette abartmadan, dozu da kaçmadan.

Hipertansiyon, yüksek kan basıncı demektir. Kalbimizden damarlara pompalanan kanın, damarlarımızda oluşturduğu basınçtır bu.

    Can evi

Damar deyince çoğumuzun aklına, el, ayak sırtında ya da boynumuzda gördüklerimiz gelir. Bu safça görsellik, bütün damarlarımız adına referans yanılgısına sürükler bizi. Oysa bu, bir buzdağının görebildiğimiz uç parçasıdır. Asıl sorun derinlerde, göze görünmeyen kılcal damarların oluşturduğu, yaşamın can evindedir. Yüksek basınca direnme savaşı buradadır. Bilinmeyen değil, görünmeyen gerçektir burası… Sürekli basınç ile tahammül sınırı aşılırsa, bedel ödemeye başlarız görünmeyen ama bilinen gerçek adına.

    Gerçeği görmek

Gerçeği görmezlikten gelebiliriz. Ancak, görmek istemediğimiz bir uçuruma yürüme hakkına sahip değiliz; “küresel özgürleştirme” misali.  Bu nedenle hipertansiyon gerçeğini bilmek yetmez; görülmeli, önemi kavranmalı, çağdaş önlemleri alınmalıdır.

Artık sınırda ya da alışılmış tansiyondan söz etmek doğru değil kanaatindeyim. Erişkin değeri 130/80 mmHg altında olmalıdır her cins ve yaş grubunda tansiyonun. Düşmelidir yakamızdan düşebildiği kadar. Düşük kan basıncının, kalp ve beyin damar hastalıklarına bağlı riskleri önemli ölçüde azalttığını gösteren çalışmalar bu kadar açık ortada iken.

Ayni gerçek; damarlarımızda birikerek sertleşmeye, dolayısıyla yüksek tansiyona zemin hazırlayan LDL kolesterol düzeyi için de geçerlidir. LDL kolesterol düzeyi 130 mg altına indirilmelidir. Ne kadar düşürülürse, kalp ve beyin damar hastalıkları riskinin o kadar azalacağı yine son çalışmalar ile gösterilmiştir. Ve artık bu, insan ömrünü uzatma gerçeğidir.

Ülkemizde her 100 erişkinden 33’ünde hipertansiyon olduğu bildirilmektedir. Bu oran, geleceğimiz adına son derece önemli bir ikaz olarak algılanmalıdır.

Uzunca bir süre içinde sessizce gelişen hipertansiyon, hiçbir yakınma bulgusu vermeyebilir. Bir tesadüf sonucu saptanabilir. İşte

asıl tehlike, bu sessizlik ve derinliktedir.

Hipertansiyondan öncelikle etkilenen organlarımız; beyin, kalp, böbrekler ve gözlerimizdir. Özellikle sabahları enseden gelen baş ağrıları bir uyarı olarak kabul edilmelidir. Kulak çınlamaları, baş dönmesi ve burun kanamaları da hipertansiyon işareti olabilir. Kontrolsüz kalmaya devam ederse, kalp yetmezliğine ve beyin hasarlarına yol açabilir.

Göz dibi muayenesi, hipertansiyonun teşhis, takip ve tedavisinde büyük önem taşır. Bu nedenle periyodik aralıklarla yapılması gereken bir muayenedir.

    Sinsi ikili

LDL kolesterol ve hipertansiyon sinsi ikilidir, yaşantımıza kast eden. Hipertansiyonun çok az bir kısmı, bazı hastalıklar nedeniyle ortaya çıkar. Büyük bir kısmı ise nedensizdir.

Hastalık nedeniyle en sık görülen hipertansiyon şekli, böbrek hastalığına bağlı olandır. Böbrek damarları yada doğrudan böbrek iltihabı ile ilgili olabilir.

Gebelik esnasında görülen hipertansiyon krizleri de esasen böbrek kaynaklıdır. Diyabet (şeker) hastalığı seyrinde böbrek kaynaklı hipertansiyon gelişebilir.

Tiroid hormonlarının aşırı salgılandığı hipertiroidi ve az salgılandığı hipotiroidi durumlarında hipertansiyon ortaya çıkabilir.

Ayrıca doğuştan damar hastalıkları ve beyine ait tümör, kist gibi hastalıklar da hipertansiyon nedeni olabilirler.

    Meyan köküne dikkat!

Son zamanlarda gelişigüzel kullanılan “alternatifler” arasında yer alan meyan kökü, hipertansiyona neden olabilir. Bu nedenle, hipertansiyonu olanlar meyan kökü ve bileşiklerini içeren bitkisel karışımlar kullanmamalıdır.

         Tüm bu nedenlerden dolayı, tanı ve tedavide etkili olabilmek için kapsamlı bir araştırma yapmak gerekir. Bunun için de laboratuar ve radyolojik tetkiklere başvurulur.

    Kişiye özel

         Hipertansiyon tedavisi kişiye özeldir. Herkes için ortak bir standart yoktur. Analizler, hastanın tedaviye uyumu, hasta-hekim iletişimi, tedavi de izlenecek yol ve yöntemleri belirler.

Tanı ile birlikte başlanan tedavinin, yaşam boyu sürmesi gerektiği hiçbir zaman unutulmamalı, rehavete kapılarak tedavi yarıda bırakılmamalıdır.

 

    Tansiyon yükselten ilaçlar

*Kortizon

*Tiroid hormonları

*Doğum kontrol ilaçları

*Bazı depresyon ilaçları

*Burun damlaları

*Nezle ilaçları

*Alkol

 

    Ne yapmalıyız?

*Tansiyonumuzu 130/80 mm Hg altında tutmalıyız

*Düzenli ve disiplinli bir yaşam sürmeliyiz

*Sigara ve alkolden uzak durmalıyız

*Yaşımıza ve sağlığımıza uygun spor yapmalıyız

*Tuz ve katı yağlardan kaçınmalıyız

*Fazla kilolardan kurtulmalıyız

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000