|
Gebelik ve Tiroid
|
27.04.2008 |
“yeğenim
hoşgeldin kirli dünyamıza
çekişir dururuz paylaşılamayacak ne varsa
kalem değil kılıç oynatmış çünkü atalar…
geldin
sanma ki davul zurna karşılayacak seni
tanrı verir rızkını derler
ama tek kural vardır: hep bana hep bana…
silah üretirler kitaptan çok
bilsen bir uçaktan kaç çocuk doyardı
tanklarını tüfeklerini topla, atom canavarlarını
aşsız ev kalmazdı dünyada, yolsuz köy…
sevgi barış ve kardeşlik
üç meleğin olsun her zaman
yaşlı bir nine oluncaya kadar çok yaşa
barış masalları anlat, ölüm değil torunlarına…”
Yusuf Altunel’in “Bebeğe Öğütleri” bunlar. Dün söyledikleri, bugün
yaşadıklarımız adına ne kadar geçerli ve anlamlı.
Dikkat! Küresel balon çabuk patladı. Aman dağılmayalım ve
dağıtmayalım. Aklın ışığında saflara geçmenin şimdi tam zamanı… Ana,
baba, çoluk, çocuk hep birden. Geç kalmayalım, geleceği kurmaya ana
rahminden başlayalım.
Gebelik boyunca bedende, başta hormonlar olmak üzere pek çok
değişimler yaşanır. Tiroid bezi de bu değişimlerden nasibi kadarını
alır. Tiroid bezindeki değişimler; iyot, tiroid hormonları ve guatr
ile ilgilidir.
İyot eksikliği tiroid hastalıklarının önde gelen nedenidir. Dünya
Sağlık Örgütü ülkemizi iyot eksikliği yaşanan bölgeler arasında ilan
etmiştir. Gebelik süresince iyoda olan gereksinim daha da artmıştır.
Bu, bir yandan bebeğin anne iyoduna ortak olup tüketmesi, diğer
yandan annenin idrar yoluyla yoğun miktarda iyot atmasından
ötürüdür.
Gebelik Guatrı
Gebelerde günlük iyot gereksinimi 200 mikrogramdır. Bu, Dünya Sağlık
Örgütü tarafında önerilen rakamdır. Bebek ancak üçüncü aydan
itibaren kendi tiroid hormonunu sentez etmeye başlar. Bu zamana
kadar ihtiyaç duyduğu iyot ve tiroid hormonlarını annesinden sağlar.
Anne ilk 3 ay içinde yeterince iyot almaz ise bebekte zeka geriliği
oluşabilir.
Gebelik, guatr oluşumunu hızlandıran bir süreçtir. Hele bir de iyot
eksikliği olan bölgelerde yaşanıyorsa oluşum, daha da hızlanabilir.
Bugün her beş gebeden birinde guatr olduğunu bilmekteyiz. Gebelikte
oluşan guatrın yarısı kalıcıdır. Kadınlarda neden daha sık guatr
görüldüğünün bir başka izahı da bu olsa gerek.
Gebeliği olgunlaştıran ve devamını sağlayan iki önemli hormon
vardır. Bunlar Östrojen ve HCG’dir.
Östrojen(E2), kanda tiroid hormonlarını bağlayan proteinin
karaciğerdeki üretimini artırır. Bu protein TBG olarak bilinir.
Normalde tiroid hormonlarının %99’ı proteinlere(TBG) bağlı olup
ancak %1’i serbesttir. TBG, kandaki tiroid hormonlarının toplam
düzeyini yükseltir ancak, bu kadar çok tiroid hormonu proteine
bağlandığı için serbest tiroid hormonu iyice azalır. Bu azalma TSH
adı verilen hormonu uyarır, TSH da tiroid bezini uyararak bir miktar
büyümesine neden olur. İşte gebelik guatrı budur.
HCG ise gebeliğin ilk üç ayında etkili olan bir hormondur. HCG, TSH
hormonunu taklit ederek tiroid bezini uyarır. Bez uyarılınca anne
kanında serbest tiroid hormonları artar, TSH düşer. Yalnızca TSH
düşmesi ile karakterize hafif bir hipertiroidi tablosu oluşur.
Neticede gebeliğe özgün her iki hormonda(E2 ve HCG) tiroid bezini
büyütür yani guatra neden olurlar.
Hipertiroidi
Normal gebelikte görülen hafif hipertiroidi, aşırı kusan gebelerde
daha barizdir. Aşırı kusan gebelerin bu tablosu gerçek bir
hipertiroidi ile karışabilir. Böyle durumlarda kesin tanı için TSH-R
antikoru isteriz. Yüksek ise gerçek hipertiroididir ve bebekte de
hipertiroidi olasılığı yüksektir. Çünkü bu antikorlar anneden bebeğe
geçerler. Bu şartlarda çok dinamik bir tedavi gerekir. Negatif ise
anne gereksiz ilaç tedavisinden kurtulmuş olur.
Gebeliğin ilk aylarında görülen hipertiroidiye gebelik tirotoksikozu
da denir. Tek bulgusu TSH düşmesidir. Klinik anlamda bilinen
bulgular yani kilo alamama, göz kürelerinde büyüme, ellerde titreme
ve çarpıntı yoktur.
Gebelik tirotoksikozu her beş gebeden birinde görülür. Gebeliğin
6-8. haftasında ortaya çıkar, 18-20. haftalarda düzelir. Çok büyük
zorunluluk hisetmedikçe tedavi uygulamaz, takiple yetiniriz.
İkiz ya da çoğul gebeliklerde HCG daha fazla arttığı için Gebelik
Hipertiroidisi’ne daha sık rastlarız. Hipertiroidi erken doğum ya da
düşüklere neden olabilir. Ayrıca bebekte doğumsal anomaliler
görülebilir. Gebelikte Hipertiroidi krizi mutlaka önlenmelidir.
Hipertiroidi annede gebelik tansiyonu, zehirlenme ve kalp
yetmezliğine neden olabilir. Böyle durumlarda bebek anne karnında
izlemeye alınır. Bebek kalp atışında artma, boyunda büyüme bulguları
ikazdır. Şüphe var ise amniosentez yapılır. Gerekli önlemler alınmaz
ise yeni doğanda da hipertiroidi görülebilir.
Gebelerde hipertiroidiyi tedavi ederken TSH seviyesini dikkate
almayız. Dikkate aldıklarımız T3 ve T4’dür. Tiroid hormonlarını
hızla aşağıya çekmek bebekte ciddi hipotirodilere neden olabilir. Bu
nedenle biraz yüksekte tutmayı tercih ederiz. Tedavide düşük
dozlarda PTU kullanırız.
TSH, anneden bebeğe geçmeyen tek hormondur. İyot, tiroid hormonları
ve otoantikorlar ise bebeğe geçerler.
Evrim kalkanı
Gebelik, annenin bağışıklık sistemini baskılar. Aslında bu, evrim
uğruna bebeğin sağ kalımı için tasarlanmış olağanüstü bir
organizasyondur. Gebelik sürecinde pek çok otoimmun hastalıklar ile
birlikte tiroid bezine ait otoimmun hastalıklar da baskılanır.
Haşimato ve Graves hastalıkları buna örnektirler.
Gebelik seyrinde teşhis edilen nodüllü guatrların takip ve tedavi
ilkeleri normal koşullardan farklı değildir. Ancak gebelikte
kesinlikle sintigrafik tetkik yapılmaz ve radyoaktif madde
kullanılmaz. Nodüllere dair risk kriterleri usulünce değerlendirilir
ve ihtiyaç halinde ince iğne biyopsisi uygulanır.
Biyopsi, kanser ya da benzeri risklere işaret ediyorsa ameliyat
doğum sonrasına ertelenebilir. Çok mecbur kalınırsa ilk 3 ay
geçtikten sonra yapılır. Bu karar, bir kaç hekim tarafından
oluşturulan bir konsey tarafından alınır. Gebelikte ameliyat son
derece risklidir. Zaten bu konuda yapılan çalışmaların çoğu da
ameliyatları doğum sonrasına erteleme lehinedir.
Hipotiroidi
Gebelikten önce tiroid hormonu alınıyorsa kesinlikle bırakılmaz
tersine devam edilir. Bir zorunluluk olmadıkça tiroid hormonlarını 6
haftalık aralar ile izlemek yeterlidir.
Hipotiroidi, gebelik öncesi otoantikorları pozitif olanlarda daha
sık görülür. Tedavi edilmezse doğumsal anomali, zeka ve gelişme
geriliğine neden olabilir. Gebelikten önce hipotiroidi var ise
alınan hormonun dozu arttırılır. Bunun için de gebeliğin hemen
başında hormon düzeyleri ölçülür ve en az 1/3 oranında arttırılarak
izlenir.
Gebelik öncesi hipotioridi, ovulasyon yani yumurtlamanın en büyük
engellerinden biridir. Bu nedenle hipotiroidili kadınların gebe
kalma şansı son derece düşüktür. Nadiren kalanlarda ise erken doğum
ve düşük sık görülür. Yalnızca TSH yüksekliği ile seyreden hafif
hipotiroidi bile risk olduğundan hafife alınmaz.
Haşimato Hastalığı anne ve bebek için son derece önemlidir. Anneden
geçen otoantikorlar bebekte hipotiroidiye neden olurlar. Bu nedenle
otoantikorların gebelikte düzeyi dikkatle izlenir.
Tiroid hormonları normal olsa da otoantikorların pozitif ya da
yüksek olması risklidir. Böyle durumlarda düşük sık görülür.
Gebelikte demir almak rutindir. Ancak birlikte tiroid hormonu da
alınıyorsa dikkatli olmak gerekir. Çünkü birlikte alındıkları zaman
demir, tiroid emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle iki ilacın
kullanımı arasında 5-6 saatlik bir zaman geçmesi gerekir.
Tiroid hastalıklarına karşı tarama, gebelik planlanmadan önce ve
gebeliğin ilk 3 ayı içinde yapılır. Önceden tiroid hastalığı olanlar
daha yakından izlenir. Hormonların takibinde TSH ölçümü esastır.
TSH düşük ise serbest T4 isteriz. Bu normal çıkar ise serbest T3
bakarız. Her ikisi de normal, sadece TSH düşük ise başkaca bir şey
yapmayız. TSH düşük, T3 ve T4 yüksek ise ya Graves Hastalığı ya da
Gebelik Tirotoksikozu düşünürüz. TSH yüksek ise hipotiroidi üzerine
yoğunlaşırız.
Kim risklidir?
*Önceden tiroid hastası olan
*Ailesinde tiroid hastası olan
*Şeker hastası olan
*Sigara içen
|