Her
cenaze töreninde kendi acılarını hatırlayıp,kendi
payına ağlayanlar gibiyiz...
Dünyanın
neresinde olursa olsun,her terör-kan-ölüm
haberi aldığımızda,
kendi
kırk bin insanımızı hatırlarız,yüreğimizin
bir yeri yanar...
Vurulan
gökdelenler yerine,vurulan bizim yer
delenlerimiz...Yerin altında evler...
Dağların yamaçlarında,yarısı toprağa oyulmuş,karanlık,izbe,sessiz
haneler...
Ama
içinde çocuklar aynı...
Kadınlar
aynı...
Aynı
masumluk...
Ve
gelen ölüm aynı...
New
York'un silueti bozuldu diyorlar...
Ne
silueti, bizim köylerimiz tümden yoktu...
Kadınlar,
kucaklarında çocukları,günlerce ağlaya ağlaya
köylerini aradılar, bulamadılar...Oralar da
onların Dünya İş Merkeziydi,gökdelenleri, çarşıları,
pazarları, dünyaları...
Bu
saldırıda 20 bin ölüden söz ediliyor...
Terör
bizi vurduğunda...
40
binimiz ölmüştü...
Uygar
dünya, bizim terörümüze aldırmadı...
Tam
tersine o teröre destek verip,besledi,onayladı,barındırdı...
Bizler
teröre karşı tavır isterken, umursamadılar...
Anlamadılar...
Ve
bizim yer delenlerimizden sonra,bir gün geldi terör
onların gökdelenlerine yöneldi...
Ama
biz tepkiliyiz...
Üzgünüz...
Acı
çekenler için,acının topluca çekilmesi ya da
tek tek olması fark etmez...
Yuvası
yıkılanlar için,yuvanın gökdelende ya da
yerin altında olması da fark etmez...
Çocukların
topluca ya da tek tek ağlaması da...
Umarız
uygar dünya uyanır...
Silah
sanayileri,bitmeyen hırsları,doymayan gözleri,yeryüzünün
heryerine
uzanan parmakları ve duyarsız yürekleri ile
uyanırlar...
İşte;renk,ırk,milliyet,ülke,bölge,bayrakların
rengi ne olursa olsun,insan,kadın, çocuk,ölüm,acı
her yerde aynı...
Gözyaşları
renksiz...
(yazarı bilinmiyor)