Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  l  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Linkler l İletişim

 

Arşiv


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Grip Aşısı Hakkında

    Diğer Yazıları

            Aşılanmak, aşılanıp da savunma idrakini kuvvet ile eyleme dökmek. Bireysel olduğu kadar, toplumsal bağlamda da bu böyle:

Özgür aklın biliciyle donanmak! Direnmek, ayakta kalmak ve yıkılmamak, varoluşu’nun devamını sağlamak, misal yok etmek isteyene bilinçli meydan okumak gibi bir şey. Bilimin yolunda aklın ışığında yürümek... Kaderini tayin eden gücü, masallar ve hamaset budalalığına kapılmadan, o’na bu’na teslim etmeden kendinde bulmak.

 

Beden sağlığı yerin de olsun da akıl sağlığı, aklın egemen olacağı bir dünyada mavi-yeşil-turuncu kağıtlar adına yapılan savaşlara ve yoksulluğa son versin. İnsanın insana ettiğine son vermek için nasıl soylu bir direnç gerekiyorsa, mikroorganizmaların yıkıcı etkilerine karşı da aşıyla sağlanacak bir direnç gerekiyor. Elbette yararlarının yanı sıra zararlarını da bilerek, etkilerinin yanı sıra yan etkilerini ve de etkisizliklerini görerek, bilimden yana ama neden-sonuç ilişkileriyle ortaya çıkabilecek bedellere de hazırlıklı olarak. Bugüne konu edeceğimiz grip aşısı gerçeğinde olduğu gibi.

Aşı, en basit tanımıyla bakteri ya da virüslerin hastalık yapıcı etken maddelerini zayıflatarak, kendi vücudumuza uygulamak demektir. Konumuz bağlamında grip aşıları da bu türden olup, inaktive virüs aşıları olarak bilinir. Yani bunlar hastalık yapabilme kudreti zayıflatılmış aşılardır. Böylelikle amaç, zayıf ya da belli belirsiz bir hastalık modeli oluşturarak, vücudumuzun savunma hücrelerini uyandırmaktır.

Bu uyanış mikroorganizmayı tanımayı ve o’na karşı örgütlenmemizi sağlar. Sosyal yaşamdaki davranışlarımızdan hiç de farklı değil! Örgütlenme, antikor adını verdiğimiz savunma hücrelerimizin çoğalması ve muhtemel bir saldırıya karşı düzene sokulması, savaşa hazır kılınması demektir. Grip virüsü aşılı vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından tanınıyorsa, derhal tepkiyle karşılanır.

Geçen haftaki sohbetimizde tanıttığımız grip virüsü’nün her yıl kabuk değiştirdiğine ve karşımıza farklı kimliklerle çıktığına ayrıntılı olarak değinmiştik. O paylaşımda, grip virüsü’nün son derece kolay "kimlik değiştirebilen" bir mikroorganizma olduğundan söz etmiştik.

Yaptırsak mı, yaptırmasak mı?

 Bu yüzden vücuda zayıflatılmış olarak verilecek maddenin(aşının) yeni sezonda ortaya çıkma olasılığı yüksek olan virüslere ait olmaları gerekir. Bu şekilde bir yıl önceki grip salgınında özellikleri tespit edilen virüs’ün, bir yıl sonrası ortaya çıkacak virüse benzer olacağı düşünülerek aşı hazırlanır. Aslında bu, düz ve mekanik bir mantıktır. Öz’e değil biçime yöneldiğinden başarı oranı net olarak ifade edilemez. Bu şekilde hazırlanan aşıların koruyuculuğu, yeni grip mevsiminde ancak  %50-80 gibi geniş aralıklarla ifade edilebilir.

Tüm bu nedenlerden dolayı halen grip aşısı, Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri doğrultusunda hazırlanır. Genelde 2 tip A ve 1 tip B virüsü karışımları şeklinde hazırlanırlar. Yani 3 tip virüs’e karşı. Bu koşullar altında öngörülen  ile ortaya çıkan virüs arasında benzerlikler var ise, ancak  %50 ile % 80 arasında bir koruma sağlamak mümkündür. “Yaptırsak da mı ayakta kalsak yoksa yaptırmasak da mı ?” diye tekerlemelere yol açacak derecede manidar.

Aşı’nın vücut direncini arttırma konusunda tek başına etkili olmadığını da hatırlayalım. Uygulanmış aşıya vücudumuzun gösterdiği yanıt da büyük önem taşır. Bu yanıt, aşılamadan sonra ilgili mikroorganizmalara karşı savaşacak olan antikorları üretebilme kabiliyetimizdir. Ancak sağlıklı bir organizma ile bu antikor (savaşçı) üretimi mümkündür. Hastalık ve yaşlılık hallerinde bu yeteneğimiz zayıf olacağından aşının etkinliği de görece azalmış olur. Ancak yine de riskli kişilerde, grip sonrası gelişebilecek önemli hastalıkları önleme adına fayda sağlayabileceğini düşünmekteyiz.

Grip aşısı tüm kış sezonu boyunca uygulanabilir. Ancak aşıdan tam yarar sağlamak için, grip salgınları başlamadan önce uygulatmak daha doğrudur. Özellikle içinde yaşadığımız Ekim ayı, grip aşısı için en uygun zamandır.

Grip aşısının içeriği

Zayıflatılmış virüs etkenleri’nin yanı sıra aşının gücünü korumak ve bozulmasını engellemek için bazı katkı maddeleri kullanılır. Bu maddeler hakkında da fikir sahibi olalım ki, içindekilerden birine duyarlılığı olanlarımız önceden tedbir alsın.

 Grip aşısı içindeki katkı maddeleri şunlardır: Tiyomersal, Formaldehit, Polisorbat 80/Oktozinol 9, Sukroz, Sodyum deoksikolat, Sodyum klorür, Disodyum fosfat dodekahidrat, Potasyum dihidrojen fosfat, Potasyum klorür, Magnezyum klorür heksahidrat, Gentamisin sülfat.

Burada Tiyomersal, son günlerde medyada popülerleşen ve %50 oranında cıva içeren bir maddedir. Cıva, çocuklarda otizm’den sorumlu tutulmaktadır. Aşılarda kullanıldığı için de spekülasyonlara ve tartışmalara yol açmış durumdadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Tabipler Birliği’nin son açıklamaları, aşılarda kullanılan cıva’nın hastalığa yol açmayacak miktarlarda olduğu yönündedir.

Gentamisin, çok eskiden beri bilinen bir antibiyotik türüdür. Bu antibiyotiğe karşı aşırı duyarlılık söz konusu olabilir. Böyle durumlarda aşı sonrası ciddi alerjik tepkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle Gentamisin’e hassas olanlar grip aşısı yaptırmasınlar! Ayni şekilde yumurta alerjisi olanlara da grip aşısı yapılmamalıdır.

Tüm bu nedenlerden dolayı grip aşısı rasgele ve tedbirsiz uygulanmamalıdır. Aşı, olası tehlikeli reaksiyonlara karşı önlem alınan koşullarda yapılmalıdır. Aşı olan kişi en az yarım saat gözlem altında tutulmalıdır. Ne var ki bunlara hiç dikkat edilmiyor ve “bize bir şey olmaz” gevşekliği ile hareket ediliyor.

Hamileler…

Gebeliğin ilk üç ayından sonra ve süt veren annelerde grip aşısı’nın uygulanabileceği söylense de tedbirli davranmakta yarar var. Büyük bir neden ya da gereksinim olmadığı sürece( yüksek risk taşıyan gebelikler gibi) gebelerde ve süt verenlerde uygulanmaması kanaatindeyim. Zaten bu konuda yeterli çalışmalar da yapılmamıştır.

            Kimler aşı olmalı?

*65 yaş ve üstünde herkese aşılanmalarını tavsiye ediyoruz.

*Toplu yerlerde yaşayanlar arasında hastalığın hızla yayılacağı bilindiğinden yatılı okul, huzurevi, çocuk esirgeme kurumları, hapishane gibi yerlerde yaşayan ve çalışanlara önermekteyiz.

*Topluluklarla yakın iletişim içinde olan öğretmen, sağlık personeli gibi bireylere uygulanabilir.

*Uzamış solunum yolu hastalıkları, kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, kan hastalığı olanlara önermekteyiz.

        Yan etkiler

         En sık karşılaştığımız yan etki aşı yapılan yerde görülen şişlik ve duyarlılıktır. Aşı yapılanların %10-64’ünde görülür. Ayrıca ateş, halsizlik, kas ağrıları ilk 24 saat içinde ortaya çıkabilir ve genelde 1-2 gün içinde kaybolur.

Yumurtaya ve aşı içeriğindeki maddelere karşı duyarlılığı olanlarda alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Bunlara grip aşısı yapılmamalıdır.

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000