|
Aşılanmak, aşılanıp da savunma idrakini kuvvet ile
eyleme dökmek. Bireysel olduğu kadar, toplumsal
bağlamda da bu böyle:
Özgür aklın biliciyle
donanmak! Direnmek, ayakta kalmak ve yıkılmamak,
varoluşu’nun devamını sağlamak, misal yok etmek
isteyene bilinçli meydan okumak gibi bir şey.
Bilimin yolunda aklın ışığında yürümek... Kaderini
tayin eden gücü, masallar ve hamaset budalalığına
kapılmadan, o’na bu’na teslim etmeden kendinde
bulmak.
Beden sağlığı yerin de
olsun da akıl sağlığı, aklın egemen olacağı bir
dünyada mavi-yeşil-turuncu kağıtlar adına yapılan
savaşlara ve yoksulluğa son versin. İnsanın insana
ettiğine son vermek için nasıl soylu bir direnç
gerekiyorsa, mikroorganizmaların yıkıcı etkilerine
karşı da aşıyla sağlanacak bir direnç gerekiyor.
Elbette yararlarının yanı sıra zararlarını da
bilerek, etkilerinin yanı sıra yan etkilerini ve de
etkisizliklerini görerek, bilimden yana ama
neden-sonuç ilişkileriyle ortaya çıkabilecek
bedellere de hazırlıklı olarak. Bugüne konu
edeceğimiz grip aşısı gerçeğinde olduğu gibi.
Aşı, en basit tanımıyla
bakteri ya da virüslerin hastalık yapıcı etken
maddelerini zayıflatarak, kendi vücudumuza uygulamak
demektir. Konumuz bağlamında grip aşıları da bu
türden olup, inaktive virüs aşıları olarak bilinir.
Yani bunlar hastalık yapabilme kudreti zayıflatılmış
aşılardır. Böylelikle amaç, zayıf ya da belli
belirsiz bir hastalık modeli oluşturarak,
vücudumuzun savunma hücrelerini uyandırmaktır.
Bu uyanış
mikroorganizmayı tanımayı ve o’na karşı
örgütlenmemizi sağlar. Sosyal yaşamdaki
davranışlarımızdan hiç de farklı değil! Örgütlenme,
antikor adını verdiğimiz savunma hücrelerimizin
çoğalması ve muhtemel bir saldırıya karşı düzene
sokulması, savaşa hazır kılınması demektir. Grip
virüsü aşılı vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi
tarafından tanınıyorsa, derhal tepkiyle karşılanır.
Geçen haftaki
sohbetimizde tanıttığımız grip virüsü’nün her yıl
kabuk değiştirdiğine ve karşımıza farklı kimliklerle
çıktığına ayrıntılı olarak değinmiştik. O
paylaşımda, grip virüsü’nün son derece kolay "kimlik
değiştirebilen" bir mikroorganizma olduğundan söz
etmiştik.
Yaptırsak mı,
yaptırmasak mı?
Bu yüzden vücuda
zayıflatılmış olarak verilecek maddenin(aşının) yeni
sezonda ortaya çıkma olasılığı yüksek olan virüslere
ait olmaları gerekir. Bu şekilde bir yıl önceki grip
salgınında özellikleri tespit edilen virüs’ün, bir
yıl sonrası ortaya çıkacak virüse benzer olacağı
düşünülerek aşı hazırlanır. Aslında bu, düz ve
mekanik bir mantıktır. Öz’e değil biçime
yöneldiğinden başarı oranı net olarak ifade
edilemez. Bu şekilde hazırlanan aşıların
koruyuculuğu, yeni grip mevsiminde ancak %50-80
gibi geniş aralıklarla ifade edilebilir.
Tüm bu nedenlerden
dolayı halen grip aşısı, Dünya Sağlık Örgütü’nün
tavsiyeleri doğrultusunda hazırlanır. Genelde 2 tip
A ve 1 tip B virüsü karışımları şeklinde
hazırlanırlar. Yani 3 tip virüs’e karşı. Bu koşullar
altında öngörülen ile ortaya çıkan virüs arasında
benzerlikler var ise, ancak %50 ile % 80
arasında bir koruma sağlamak mümkündür. “Yaptırsak
da mı ayakta kalsak yoksa yaptırmasak da mı ?” diye
tekerlemelere yol açacak derecede manidar.
Aşı’nın vücut direncini
arttırma konusunda tek başına etkili olmadığını da
hatırlayalım. Uygulanmış aşıya vücudumuzun
gösterdiği yanıt da büyük önem taşır. Bu yanıt,
aşılamadan sonra ilgili mikroorganizmalara karşı
savaşacak olan antikorları üretebilme
kabiliyetimizdir. Ancak sağlıklı bir organizma ile
bu antikor (savaşçı) üretimi mümkündür. Hastalık ve
yaşlılık hallerinde bu yeteneğimiz zayıf olacağından
aşının etkinliği de görece azalmış olur. Ancak yine
de riskli kişilerde, grip sonrası gelişebilecek
önemli hastalıkları önleme adına fayda
sağlayabileceğini düşünmekteyiz.
Grip
aşısı tüm kış sezonu boyunca uygulanabilir. Ancak
aşıdan tam yarar sağlamak için, grip salgınları
başlamadan önce uygulatmak daha doğrudur. Özellikle
içinde yaşadığımız Ekim ayı, grip aşısı için en
uygun zamandır.
Grip
aşısının içeriği
Zayıflatılmış virüs
etkenleri’nin yanı sıra aşının gücünü korumak ve
bozulmasını engellemek için bazı katkı maddeleri
kullanılır. Bu maddeler hakkında da fikir sahibi
olalım ki, içindekilerden birine duyarlılığı
olanlarımız önceden tedbir alsın.
Grip aşısı içindeki
katkı maddeleri şunlardır: Tiyomersal,
Formaldehit, Polisorbat 80/Oktozinol 9, Sukroz,
Sodyum deoksikolat, Sodyum klorür, Disodyum fosfat
dodekahidrat, Potasyum dihidrojen fosfat, Potasyum
klorür, Magnezyum klorür heksahidrat, Gentamisin
sülfat.
Burada Tiyomersal,
son günlerde medyada popülerleşen ve %50 oranında
cıva içeren bir maddedir. Cıva, çocuklarda otizm’den
sorumlu tutulmaktadır. Aşılarda kullanıldığı için de
spekülasyonlara ve tartışmalara yol açmış
durumdadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü ve
Türk Tabipler Birliği’nin son açıklamaları,
aşılarda kullanılan cıva’nın hastalığa yol açmayacak
miktarlarda olduğu yönündedir.
Gentamisin,
çok eskiden beri bilinen bir antibiyotik türüdür. Bu
antibiyotiğe karşı aşırı duyarlılık söz konusu
olabilir. Böyle durumlarda aşı sonrası ciddi alerjik
tepkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle Gentamisin’e
hassas olanlar grip aşısı yaptırmasınlar! Ayni
şekilde yumurta alerjisi olanlara da grip aşısı
yapılmamalıdır.
Tüm bu nedenlerden
dolayı grip aşısı rasgele ve tedbirsiz
uygulanmamalıdır.
Aşı, olası tehlikeli reaksiyonlara karşı önlem
alınan koşullarda yapılmalıdır. Aşı olan kişi en az
yarım saat gözlem altında tutulmalıdır. Ne var ki
bunlara hiç dikkat edilmiyor ve “bize bir şey olmaz”
gevşekliği ile hareket ediliyor.
Hamileler…
Gebeliğin ilk üç
ayından sonra ve süt veren annelerde grip aşısı’nın
uygulanabileceği söylense de tedbirli davranmakta
yarar var. Büyük bir neden ya da gereksinim olmadığı
sürece( yüksek risk taşıyan gebelikler gibi)
gebelerde ve süt verenlerde uygulanmaması
kanaatindeyim. Zaten bu konuda yeterli çalışmalar da
yapılmamıştır.
Kimler aşı olmalı?
*65 yaş ve üstünde
herkese aşılanmalarını tavsiye ediyoruz.
*Toplu yerlerde
yaşayanlar arasında hastalığın hızla yayılacağı
bilindiğinden yatılı okul, huzurevi, çocuk esirgeme
kurumları, hapishane gibi yerlerde yaşayan ve
çalışanlara önermekteyiz.
*Topluluklarla yakın
iletişim içinde olan öğretmen, sağlık personeli gibi
bireylere uygulanabilir.
*Uzamış solunum yolu
hastalıkları, kalp hastalığı, şeker hastalığı,
böbrek hastalığı, kan hastalığı olanlara
önermekteyiz.
Yan etkiler
En sık
karşılaştığımız yan etki aşı yapılan yerde görülen
şişlik ve duyarlılıktır. Aşı yapılanların
%10-64’ünde görülür. Ayrıca ateş, halsizlik, kas
ağrıları ilk 24 saat içinde ortaya çıkabilir ve
genelde 1-2 gün içinde kaybolur.
Yumurtaya ve aşı içeriğindeki maddelere karşı
duyarlılığı olanlarda alerjik reaksiyonlar
gelişebilir. Bunlara grip aşısı yapılmamalıdır. |