|
İnsanlık adına "S.O.S."
Oğlumun suratına bakamıyorum.Aynadaki aksimden,
kulağımdaki sesimden, kendimden, insanlığımdan,
insanlığımızdan artık "UTANIYORUM".
Kimse
kendini masum görmesin, ne yazık ki her şeyden hepimiz
tek sorumluyuz.
Soluğum kesik, vicdanım bile artık ses vermiyor???
Önce
duygularımız, sonra düşüncelerimiz sessizleşti.Ama
öyle görünüyor ki artık çığlıklarımız da sessiz!
...
Kırdılar tazecik yeşil dallarımızı
Kırdılar kitap tutan ellerimizi
Kanına girdiler çocuklarımızın.
1960, Nisan
NAZIM HİKMET
Merhabalar Osman Bey ve tüm diğer dostlarım,
Yazınız
geldiğinde inanın çok utandım.Eleştiri getirdiğim
duyarsız insan tavrını benim de bilmeden sergilemiş
olduğumu farkettim.Yanlışlığımı hemen telafi etmek
istiyorum; size ve sizin nezdinizde, ABD' de elim
olayı yaşayan tüm kardeşlerime geçmiş olsun,
yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı diliyorum.
Gelelim
ülkem insanı için dediklerinize.Hepsine
katılıyorum.Ancak insan olarak vardığımız noktanın
sadece yurdum insanını içermediğini, bunu çağımızın,
ruhumuz dahil herşeyimizi tüketelim hastalığına
yakalanmış tüm dünya insanlarının vardığı nokta
olduğunu da belirtmek istiyorum.
Medeni
toplum dediğimiz ülkeler insanları dahil, bana göre
teknolojinin girdiği, düşünme ve ne yazık ki hissetme
tembeli robotlar haline getirilen her bireyin
yaşadığımız sonuçlarda payı (ben de dahilim) olduğuna
inanıyorum.Teknolojiyi yadsımıyorum, insanlık gelişimi
adına gerek ve şart olduğunu biliyorum, doğru
kullanılması koşuluyla.O çok uzaklarda, çok ücralarda
yaşayan, teknolojiden ve sözde medeniyetin getirdiği
her türlü lüksten uzak yaşayan, çoğu zaman
küçümseyerek baktığımız toplumların insanının benden
ve bir çoğumuzdan çok daha insan olduklarına
inanıyorum.Saf ve temiz kalabildikleri için...
Çok
uzun süredir insan ürünü olan hiçbir şeye inanmamayı,
güvenmemeyi bir felsefeye dönüştürmüş durumdayım.Tabi
ki dostlarla her türlü bilgi, duygu ve düşünce
alışverişine varım, almaya ve vermeye her zaman
açığım.Ama insan ürünü olduğu için hiçbir ideolojiye,
hiçbir dine ait/yakın görmüyorum kendimi.İnceleyin
hepsini, çıkış noktaları erdemli insan olmanın yolunu
açmaktır aslında.Ama uygulayıcıları ( çağlar boyu
bizler ) aynı ideolojiyi veya dini ne acıdır
ki;zayıflıkları ve açlıkları, hırsları ve amaçları
uğruna hep aynı tükenmişlik noktasına da
getirmişlerdir zamanla.
Asıl
olan, daha tam anlamıyla keşfedilmemiş olmakla
beraber, ince bir nakış gibi işlenerek yaratılan
insandır.Bizler daha kendi içsel değerlerimizin,
güçlerimizin farkına varamamışız ki; aslında ne
olmamız, neyi hak etmemiz gerektiğini tartışalım.
Son
birkaç gündür yaşadıklarımdan ve hissettiklerimden
yola çıkarak ve affınıza sığınarak yazmaya
çalıştıklarımda hep aynı düşünceyi vurguluyordum
aslında: Önce yaradanın yaratmaya çalıştığı gibi,
insanın hak ettiği gibi, insanca insan olabilmesini
becerelim, bunun için mücadele edelim.Beynimizi ( ki
kaçta kaçını kullandığımız da malum), enerjimizi,
duygularımızı bir dört teker, bir kürk mantoya
harcamayalım, harcatmayalım (lütfen yanlış
anlaşılmasın,bende harcatanlardanım ).Üretelim ve
paylaşalım, nefes alalım ve aldıralım.
Adımız sürsün düşüncesinden yola çıkarak dünyaya
getirdiğimiz çocuklarımıza işlediğimiz günahlarımızın
sorumluluğunu yüklemeye hakkımız yok.
Biz
onları dünyaya değil, dünyayı çocuklarımıza miras
bırakacağız!
Hepiniz
sevgiyle ve sağlıcakla kalın,
G.Neşe
Alphan
Kusuruma
bakmayın,duygularıma, kızgınlığıma engel olamıyorum.
Aklıma takılan bir iki
soru daha vardı, paylaşamadan edemedim.
Dikkat ettiniz mi,
olaylardan sonra herkes siyasi ve ekonomik
gelişmelerin ne olacağına dair yorumlar yapıp
senaryolar yazmaya başladı.Sokaktaki insan bile
cebindeki parasının ne olacağı telaşına düştü,
gelecek kaygılı gözlerle bakıyor etrafına.Ama haklı
sistemli bir şekilde bu noktaya getirildik:Aç olan
insanın ( ki açlık göreceli bir kavram bana göre)
duyacağı tek ses midesinin gurultusu olacaktır.
Bir bankada
çalışıyorum.Bugün (saat itibariyle dün) sabahtan
itibaren çalan telefonların büyük çoğunluğunda
müşterilerin "acaba paramın değeri düşer mi?" sorusu
ile karşılaştım.Görevimi tabi ki ( ve ne yazık ki)
gereği gibi yerine getirdim.Ama karşılaştığım
duyarsızlık ve içine sokulduğumuz maddi değerlere
bağımlı kısır döngü beni inanılmaz rahatsız etti.
Bir gün evvelinde
Taksim' de, bir gün sonra da ABD de insanlık dışı
olaylar yaşandı.Belki yüreklerimiz cız etmiştir ama
o kadar...
Büyük bir
çoğunluğumuzun insanlık adına büyük bir suç
işlendiğine ve bundan öyle ya da böyle ( ki
duyarsızlaşma süreci ve tepkisizleştirilmemize izin
verdiğimiz için) hepimizin sorumlu olduğuna dair bir
sorgulamaya girmediğine ve gerçek anlamıyla olaya
insanlık dramı açısından bakmadığına bahse girerim.
"Yaradandan geldik,
Yaradana ulaşacağız."
Günahlarımızdan
tamamen arınıp saf bir enerjiye dönüşmemizin ve tüme
varmamızın artık daha da imkansızlaştığını
görüyorum.
Ne olur affedin beni,
eğer keskin davrandığımı düşünüp alındıysanız.Sözüm
meclisten dışarı, ama lütfen bir durup vardığınız,
vardığımız, varacağımız noktaya bakın!
Herşeye rağmen
sevgiyle kalmanız dileğiyle,
|