
Dostlarım
Tekrar Merhaba,
Ne
yazacağımı bilememenin sıkıntısı ile oturu-
yorum bu sefer klavyenin başına...Bütün bir hafta sonunu
şarkılar mırıldanarak geçirdim, içim kıpır kıpır,gözüm
sürekli canlanmaya baş- layan tabiatı takip
ediyor.Bir "Baharı bekleyen kumrular
gibi..." ,bir "Bahar gözlüm...",içinde
bahar ve aşk kelimesini barındırmayan hiçbir şarkıya
geçiş hakkı yok artık.
İçimde
zaptedemediğim bir enerji gittikçe büyüyor ve
bulunduğum her yer dar gelmeye başlıyor.Kendimi
sokaklara atıyorum yetmiyor,denize ayaklarımı
sallandırıyorum yetmiyor,bağıra çağıra şarkılar
söyleyip şiirler mırıldanıyorum olmuyor.Gelen
geçene gülümseyerek selam veriyorum, nazik
olanları karşılık veriyor,olmayanları garipçe
beni süzüyor.Bu baharın her yıl bana ettikleri
artık canıma tak etti.
Ben
her bahar içimden taşan bu enerjiyle,durduramadığım
heyecanım- la yaşamaya çalışmak ve
sevdalanmak zorunda mıyım???Damlara çıkan
kediler yetmezmiş gibi bir de nerden çıktıkları
belli olmayan, gözleri pırıl pırıl, yüzlerinde
tatlı bir gülümseme ile el ele dolaşan bir sürü
sevgili sardı etrafımızı.Çayır, çimen şenlendi,o
en çok sevdiğim papatyalar rüzgarda bana
nazire yapar gibi salınmaya başladılar.Havada mis
gibi davet koku- su var.Bu sefer oyuna gelmeyeceğim.Bahar
bana istediği işkenceyi ya- pabilir,ben hiçbir şey
yeniden canlanıyor,hayat buluyor gibi davranma-
yacağım.Gözlerimi ve yüreğimi kapatıyorum.
Hikaye
tabi ki,yap yapabilirsen.Gözünüzün önünden şatafatlı ve
bir o kadar da sade bir tören edasıyla salına salına
geçen bahara kim gözlerini ve yüreğini
kapatabilir ki???
Telefon
defterimi açtım ve sırayla uzun süredir bir
bahaneyle görüşeme- diğim,ihmal ettiğimi düşündüğüm
arkadaşlarımı aramaya başladım.Sesim- deki cıvıltıyı
onlara ulaştırmaya ve onlardan da aynı enerjiyle
bana yan- sıtmalarını sağlamaya çalışıyorum.Aklıma
sürekli muziplikler geliyor.Beni bu saatten sonra
eve bağlayabilene aşkolsun.Çoluk çocuk, çayır
çimen, şen kahkahalarla dolanıp duruyoruz.Arkadaşlarımdan
hızı yetebilenler ba- na ayak uyduruyor,yetişemeyenler
anlattıklarımla yetiniyor.
Günler
ve geceler birbirine karışmaya başladılar
yine.Uyursam bir şeyleri kaçıracakmışım gibi
hissediyorum ve mümkün olabildiğince uyanık
kalma- ya çalışıyorum.Ne gün batımından ne de
gün doğumundan bir saniyelik bir tat bile kaçırmaya
gönlüm elvermiyor.Ağaçların çiçek açışını
an be an izleyip varolmanın inanılmaz hazzını
iliklerime kadar soluyorum.Yaşadığım her anın
hayatıma hayat kattığını biliyorum.Çoğalmak,çoğaldıkça
coş- mak, coştukça sevmek, sevdikçe sevilmek,
sevildikçe tekrar çoğalmak istiyorum heyecanla. Börtü
böcek bile eşlik ediyor bu şenliğe.Karnaval
havasında gelen BAHAR biliyorum ki yeni
umutlar,yeni hayaller,yeni sev- dalar ve yeni sevinçlere
gebe.
Sizi
bilmem dostlarım ama ben bu yıl yine bahara yenik
düşeceğim.İnanın tamamen iradem dışı olacak
herşey.Ne yapabilirim ki?Koca BAHAR açmış kollarını
beni sarıp sarmalıyor,yemin ederim yoldan çıkmak
gibi bir niyetim yok ama...
Ah
be Orhan Veli Kanık,büyük üstad;"Beni bu
havalar mahvetti" derken varmış bir bildiği.
Aman
ha derim dostlarım ben kendimi kurban ederim sizler
için de siz yi- ne de dikkat edin ve baharın
oyununa gelmeyin.Gözünüzü dört açın.Ku- lağınızı
kuş cıvıltılarına tıkayın,görmeyin pembe sarı
açan çiçekleri,kokla- mayın havanın kışkırtıcı
kokusunu.Uymayın şeytana,uymayın bahara,tek- rar
tekrar sevdalanmayın, içinizde heyecana,
yenilenmeye olan arzuya yer vermeyin.Boş verin,nasıl
olsa göz açıp kapayıncaya kadar geçer ba-
har,sonra yaz sonra sonbahar,kış gelince de Allah
Kerim, kapanırız yine dört duvarlarımızın arasına...Bir
mevsime bir kurban yeter.Bakmayın gö- nüllü gibi
durduğuma, kendimi sizler için feda edeceğim.
Hepiniz
sevgiyle, sağlıcakla ve dikkatle kalınız.