|
Hepinize
birer tane yollamak isterdim, güneşi ve sıcaklığını
size getirsin diye...Hepinize bahçesini vermek
isterdim - uçsuz bucaksız - kokusu alsın sizi
bulutlara taşısın ve çocuk- luk
hayallerinizdeki meleklerle dans edebilesiniz
diye...Onun yerine hepinize gönülden bir
merhabayla resmini yolluyorum, aklımızdaki ve yüreğimizdekileri
paylaşalım diye...
Geçtiğimiz
günlerde iki kitaba birden başladım. Aynı anda
birkaç kitabı okumayı ezelden beridir çok sevmişimdir
zaten. Kitaplardan biri Epsilon Yayınlarından çıkmış,kapakta
hayran olduğum o güzel gözlerin ve saf gülümsemenin
yansıdığı resmi, içinde de programının yayını
boyunca tüm dürüstlüğü ile hissettiklerini
aktardığı satırları; İclal Aydın ve
"Hayat Güzeldir".
Ne
güzel bir insan, ne kadar bizden, ne kadar içimden
ve ne kadar bo- zulmamış...Kitabın bir yerinde
Okan Bayülgen' in onu nasıl tarif etmeye çalıştığını
anlatmış; tüm özelliklerini alt alta sıralamış,
altına bir çizgi çekmiş, artı işaretini
kondurmuş ve sonuç 'POZİTİF'.Evet, anlattığı
her ne olursa olsun, ne kadar hüzün, acı barındırırsa
barındırsın, sonuçta size/bize aslında hayatın
ne kadar da yaşamaya değer güzelliklerle dolu
olduğunu da gösteriyor.Mutlaka alıp okuyun
derim,derim de sabırsızlığıma vereceğinizi
umarak burada, bu satırlarda boğazıma yumruk
gibi çöken bir sayfasını da -onun affına sığınarak-sizlerle
paylaşmak istiyorum:
Yağmur
yağıyor...Mutfak camındayım...Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık
anne, söylediğin gibi hep dibinden su
verdim ama...Şimdi telefon açsam sana, sesini
duymak da yetmiyor ki.Hep aynı cümleler.Babamlar
nasıl?İlacını aldın mı?Nedenini bilmediğim
bir ağlamak var içimde.Bir yerlere sığdıramıyorum
yüreğimi.Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek
yaparken, tahta kaşıkla tencerenin başında öylece.Ne
düşünürdün acaba?Özlemek çok fena anne,
anlamak seni daha da...Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum
sabahları.Benim kızımın omuzlarımı ovmasına
daha çok var.Gittikçe sana mı benziyorum
ben? Ya da 'annenin kaderi kıza'
dedikleri doğru mu? "Baban eskitir her şeyi kızım,"demiştin
bir kez.Anlamamışım meğer,eskiyormuş anneciğim.Om-
zunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.Şimdi
duysan bunları, ne üzülürsün mutsuz mu kızım
diye, çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle.Mutsuz
değilim de anne, yağmura ve mutfağımdaki kedere
çare bulamıyorum.Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan
kızartıyor, televizyon seyrediyor,akşam çalan
kapıyı açıyorum.Açtığımı gören olmuyor.Pişir-
diğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.Çay
demleniyor, demleniyor, demleniyor.Kederim mutfağımın
her yerine yerleşiyor.Nasıl eskiyor her şey anne,
nasıl eskiyor.Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum.SENİ
ÇOK ÖZLÜYORUM.
Yazıyı
yazarken bir yandan da "SADE" yi,'Cherish
the day' ini dinliyorum, yani fon müziğim de
tamam.Artık yumruk yavaş yavaş çözülüyor, bir
kaç damla yaş ile hıçkırığım özgürlüğüne
kavuşuyor.Seviyorum işte, yaşama dair ne varsa
seviyorum.Güzelliğin içinde onu güzel kılan çirkinlik,
gülüm- semenin ardında onu anımsatan gözyaşı,
geceden sonra aydınlık bir sa- bah, gerçekliğin
koynunda hayal, hayalin koynunda gerçek ve yaşamın
tam ortasında yaşamaya değermiş dedirten ölümün
soluğu...Zıtlıklar ol- masaydı yaşam bu kadar
renkli olabilir miydi???
İkinci
kitap ise Kariyer Yayıncılık'tan çıkmış;
Harry Alder & Beryl Heather' in kitaplaştırdığı,
Fatma Can Akbaş' ın çevirisini yaptığı, bizler
için belki yeni, ama 1970' li yıllardan beri araştırılan
ve uygulatılan bir öğreti: 21 Günde NLP.
NLP
yani Sinir Dili Programı, bilimsel mükemmelliğin
bilimi ve sanatı, veya öznel deneyim çalışması
olarak da adlandırılıyormuş.21 günlük bir
uygula- mayı gerektiren, farkında olmadığımız
veya farkında olsak da üzerinde durmadığımız
kişisel yeteneklerimizi zenginleştirip başarıyı
yakalamanın yolunu gösteriyor bu yeni öğreti.Başarıdan
algılanacak olan anladığım kadarıyla sadece
mesleki başarı değil.Asıl, yaşama sanatına
dair başa- rıyı hedefliyor sanki.Yaşama
sevincini yakalamak,pozitif düşünmek,kendine değer
vermek ve onun doğal sonucu olarak da herkese değer
ver- mek...Henüz yeni başladım,ilk uygulamamı da
yarın gerçekleştireceğim, tam pazartesi
sendromunu çok yoğun yaşadığım bir günde.Bakalım
sonuç ne olacak?Varacağım noktayı ilerde
sizlerle de paylaşacağım. Ama kitap şimdiden
beni heyecanlandırdı.İlgilenenlere duyurulur!
Bu arada
sizlerle paylaşmak istediğim bir konu daha var.Önce
mail trafiği, sonra da bu web sayfasında devam eden
tanışıklığımızın beni ne kadar coşturduğunu fark
ettim.Birbirinden habersiz, birbirine yabancı
bizleri alıp tanışık yapan Sn. Dr. Tuncay Filiz' e
öncelikli olarak minnet duygularımı sunduktan sonra
kelimelerle, resimlerle, bir şekilde paylaşıma
katılan tüm dostlara da teşekkür etmek istiyorum.Ve
diyorum ki paylaşımımız satırlarda
kalmasın ve gerçekleştirilecek bir
organizasyonla(belki bir yemek) bir araya
gelelim.Heyecanımızı, coşkumuzu, enerjimizi
birleş- tirelim, farklı alanlarda farklı
projelere de imza atalım, üretelim ve daha çok
paylaşalım.Ne dersiniz?
Yeni
haftanın hepinize güzellikler getirmesi dileğiyle,
sevgiyle ve sağlıcakla kalın dostlarım.
|