Kucaklar Dolusu Merhaba,
Sıcak bir İzmir gününün arkasından, yine sıcak bir
İzmir akşamının içine yolculuğumu tamamladığım şu
sıralar dermanı kalmamış parmaklarımla yazımı yazmaya karar verdim.
10 Mayıs 2002 tarihinden bugüne,bu ana kadar öylesine dolu, hareketli ve sürprizli anlar yaşadım ki;sanki
aradan bir hafta değil de yıllar geçmiş gibi...
İlgili tarihte akşamın devam eden sükunetine dalarken
beni uykusuz,heyecanlı ve keyifli günlerin karşılayacağını bilemezdim.
Yarın yani 19 Mayıs Pazar günü Sendikamızın düzenlediği bayanlar
voleybol turnuvası başlıyor.Düşünebiliyor musunuz;yaş
ortalaması 35 olan biz bayanların oluşturduğu bir
takım son bir aydır geceli gündüzlü antrenman yapıyoruz.Ben ki; okul yıllarımda nefret ettiğim beden eğitimi derslerinden kaçmanın her türlü yolunu denemiş biri olarak,bu yıl topla tanıştım ve aldığım inanılmaz keyifli anlardan sonra lanet yağdırdım
spordan uzak geçirdiğim yıllarıma.Antrenmanlara
başlarken ki takımın acemiliğinden utanmadan şimdi
aldığımız gazla şampiyonluk maçında nasıl bir forma
giyeceğimizi tartışıyoruz.Saçlarımız fönlü,ellerimiz
manikürlü,üzerimizde havalı formalar,40'ına adım adım ilerleyen bizler bir topun peşinde güle oynaya koşturuyoruz.
Antrenmanlar bir yandan devam ederken bir yandan da
can arkadaşlarımdan birinin doğum gününü küçük,sürpriz bir partiyle kutladık.Uzun süredir hüzünlü olan arkadaşımın yüzünde açan güller benim de havamı hemen değiştirdi.Onun dış dünya ve iç dünyasıyla tekrar barışmaya karar vermesi, gülmenin kendisine ne kadar çok yakıştığını yeniden
fark etmesi ve soluk almaya başladığı andan sonra Sevdiceğine yine kollarını açması hepimizi keyiflendirdi.
Hemen ardından gelen Anneler Günü coşkumuzu bir kat
daha arttırdı.Çoğumuz yaşamına çocuğu ile birlikte ama
tek başına devam etme kararını vaktiyle vermiş ve
yaşam mücadelesini sürdürürken daha güçlü ve daha
sevgi dolu olmanın haklı gururunu yaşayanlardanız.O
pazar sabahı bir arada olan çocuklarımız (hepimiz
çılgın bir geceden sonra benim evimde sabahlamayı
uygun gördüğümüzden) bizleri öpücüklere boğarak
uyandırdılar.Uyanıp uyanmamak arasında verilen bir iç kavganın hemen ardından toplu halde Güzelbahçe'ye kahvaltıya gidildi ve küçük sevgililerimiz
bizlere inanılmaz bir sabah yaşattı.İşin güzel tarafı aynı gün içinde hem
annelerimizin şımarık, küçük çocukları olduk hem de çocuklarımızın şımarık, büyük annecikleri.
Haftalık rutin içinde devam eden yoğun işlerimiz,akşamları
bir arada ye- nen yemekler ve uzun soluklu,sabahlamacasına yapılan sohbetlerden sonra Perşembe günü pilimizin tükendiğini
fark edip o gece için erkenden yatma kararı almıştık.Ne yalan
söyleyeyim,benim de niyetim erkenden eve girip kafamı yastıkla buluşturmaktı.Ta ki
kız kardeşimin "bu akşam bana biraz vakit ayırırsan sevinirim biraz dertleşiriz" telefonuna
kadar... Yorgun olmama rağmen derdinin ne olabileceği merakıyla buluşma yerine vardım.Ben,
kız kardeşim ve oğlum bir yerde oturup yemek yemeye karar verdik.Beni çok sevdiğim mekanlardan biri olan Mario Plaza'
ya soktuklarında gördüğüm manzarayı ve yaşadığım
şaşkınlığı anlatamam.Yorgun olduklarını bahane edip
evlerine dağılan arkadaşlarım uzunca bir masada
toplanmış muzipçe bana bakıyorlardı.Beni " İyi ki
doğdun" diye karşıladıklarında sinsice hazırlanmış bir
planın tam ortasına düştüğümü anladım.O gece sürpriz
üstüne sürpriz yaşadım.Yorgunlukları gözlerinden akan
canlarımın bir arada olması yetmezmiş gibi işinin
bittiğini söyleyip İstanbul'a geri döneceğini ifade
eden ve bir haftadır misafir ettiğimiz arkadaşımız da
arkamda beliriverdi.O da yetmezmiş gibi gecenin
ilerleyen saatlerinde çok sevdiğim ama
gelebileceklerini asla tahmin edemeyeceğim iki arkadaşım
daha katılıverince aramıza,hayatımın en güzel doğum
gününü yaşamış oldum.Bu satırlar aracılığıyla bana verdikleri bu muhteşem hediye için bir kez daha kendilerine teşekkür etmek istiyorum.
Şu anda yazarken geride bıraktığım o haftayı tekrardan yaşıyorum ve yüzümde sabitlenen bir gülücük ile bakıyorum ekrana.Hayat insana ger-
çekten inanılmaz oyunlar oynuyor.Birkaç hafta öncesine kadar gerek kendi içsel sorunlarım gerekse arkadaşlarımın mutsuzlukları sonucu son derece bunalımdayken, bugün son derece keyifliyim.
İniş çıkışlardan yorgun düşüp tek başınalığı tercih
eden arkadaşımın tekrardan sevdiceğiyle bir araya
gelmesi ve ikisinin bir ömrü paylaşmak adına sabırla mücadeleye devam etme kararı almaları bana inanılmaz enerji verdi.Bir başka arkadaşımın olmazsa olmaz kurallarından ve korkularından vazgeçip, yaşanacak güzel şeyler varsa yaşanmalı diyerek bir ilişkiye başlaması ve yüzüne mutluluk tebessümü kondurması da ekstra keyif verdi bu süreçte.
Sağımdaki solumdaki insanların "Yaşam çok kısa, onu da mutsuzlukla tüketmeye
hakkımız yok" felsefesinden yola çıkarak hayatlarına
indirgedikleri her an bana da vesile oldu.Ben de
aldığım bu feyizle kırdığımı düşündüğüm bir kalbi
tekrardan onarmaya karar verdim.Sevdiğim ama elini tutamadığım ve bu yüzden kırık olduğum insanıma dostluk kapılarımı açtım.
Kendi iç kırgınlıklarımla onu tamamen yitirmektense farklı bir boyutta
onun hayatımın içinde yer almasını
sağlayacağım.Yüreklerimizdeki sıcaklığı
paylaşmanın,bir omuz olmanın,sabretmenin ve dürüstçe
mücadele etmenin herşey demek olduğunu bir kez daha anladım.Ne mutlu bana...
Artık yazımı burada kesmeliyim,çünkü antrenörümüz bugün özellikle bana bakarak (içlerinde en muzibi ben olduğumdan olsa gerek) yarın ki maçı hatırlattıktan sonra erkenden yatıp dinlenmemizi salık verdi.
Bizlere iyi şanslar derken sizlere de güneşin ve ayın pırıl pırıl parlayacağı mutluluk dolu günler diliyorum.
Hepiniz sevgiyle ve sağlıcakla kalınız.
G.Neşe Alphan