Sevgili.......!!!
2001 yılını idrak ettik birlikte...
İlk bakışta pek yanlış değil. Öyle ya.., dünyamızın yaşı 4,6 milyar
yıl olarak tahmin
ediliyor.Böyle bir zaman parçasını insanin kafasında
canlandırması bile zor.
Ama evren ve kökenlerimizle ilgili rakamları ancak
söyleyebiliyoruz.Tam anlamıyla kavramak mümkün değil.Ya da benim gibi basit
insanlar için değil.Eh, 4,6 milyar yaşında olduğuna göre
dünyamız oldukça yaşlı sayılır.A.B.D. uyruklu
biyokimya profesörü Margareth
Dayhoff , bundan 750 milyon yıl önce,hem bütün
omurgalıların,hem de böceklerin ortak atası olan bir
canlı yaşadığını ileri sürmektedir.
Yine Amerikalı olan paleoantropolog Mary Leaky ,
Tanzanya'nın kuzeyinde
3,6 milyon yıl önce patlamış bir yanardağından püsküren
lavların arasında, rastlanan ayak izinin ilk insana ait
olduğunu ileri sürüyor.
Tartışmayı bırakalım.
Gezegenimiz de, biz de pek yaşlıyız.
Ama Sevgili,geçenlerde Umur TALU'nun köşesinde okuduğum
bir konu geçenlerdeki Cumhuriyet Bilim Teknik ekinde de
yayınlanıyordu.Dünyamızın da bizim de bu denli yaşlı
olmamıza karşın,hersey öylesine yeni ki...
Düşünsene ilk buğday,yani büyük tarım devrimi bundan
yalnızca 10-11 bin yıl önce,hemde Anadolu'nun
güneydoğusunda meydana gelmiş.
Demek ki, yaşlı insan,su buğday ile tanışmak için 3,6
milyon eksi 10 bin yıl
beklemiş.
Ya yazıya ne demeli ? Tarımın başlamasından sonra ortaya
çıkan kayıt tutma gereği yazı en ilkel şekliyle ilgili
en eski bulgu İ.O. 4 bin yılına dayanıyor.
Her sey ne kadar yeni degil mi Sevgili ?
İstersen , insanin tarihini bir yila indirgeyelim ve
söyle bir bakalım.
Sevgili , tarım devrimi bu bir yıllık zamanın son
gününde meydana gelmiştir.Yazinin ortaya çıkısı ise,o son
günün öğleden sonrası,İsa'nin doğumu,Muslumanligin daha sonra ortaya
çıkışı, hep o
koskoca bir yılın son gününün akşam üzerinde olmuş
şeylerdir. Hele hele buhar makinesinin çıkışı,elektrigin
bulunuşu,daha sonra
otomobil,uçak,atom çekirdeğinin parçalanması ,
bilgisayar vb. herşey son bir saatin birkaç dakikasının
olayıdır.
İnsanoğlunun 3,6 milyonluk tarihini bir yila
sığdırdığında ,o bir yilin tümünü insan yada hayvan
gücü
hiziyla gecirmissekte , o hizdan once 60 kilometreye
çıkılması, sonra ses hızının asilmasi son birkac
dakikaya sığmıştır.
Sana herşeyin ne kadar yeni oldugunu neden anlatıyorum
dersen, insanlığın geleceğinin nasil parlak olduğunu
ve gelişmenin ne denli büyük bir hiza ulaştığını
göstermek icin. Geçmişe gömülmenin bir anlamı yok,tum tarihi boyunca
aclikla savaşmış olan insanoğlu,2000'lerin hemen ilk
birkac yilinda bu tehlikeyi de , en
az gelişmişler icin bile,tarihe gömecek.Artik tarim
ürünlerinin artırma hızı olanağı insan nüfusunun artisinin hizini gecti.
' Bütün bunlardan sana ne ! Daha ne kadar zamanin kaldi
?' deme.
Onlari göremeyecek bile olsam,o guzel gunlere insanlığın
kollektif umudunu
ben de içimde taşıyorum.
Bu da yaşamı daha güzel,daha anlamli ve daha yaşanılır
kılıyor...'
Işık ve sevgiyle...