Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim      



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Hıçkırık İlgi İster

         17.11.2007

"Yalnızca para değerlerinin saltanat kurduğu, hüküm sürdüğü, saat başı borsa-döviz haberlerinin peşinde koşulduğu, gönül inceliklerinin git git karardığı, sönüp gittiği, şimdiki aşksız, duygusuz dünyamızda, leylaklar kuşanmış "Hıçkırık" her şeye karşın hâlâ bir sığınak olabilir gibime geldi. "Selim İleri, böyle yazmıştı Kerime Nadir’ in Hıçkırık adlı romanına sunuş yazısında.

Bir söyleşisin de: "… beni yazmaya sevk eden amil, insanların aşk konusundaki vefasızlığı, egoizmi, anlayışsızlığı olmuştur." diyen Kerime Nadir’in “Hıçkırık” ı ile hıçkıra hıçkıra ağlamak da var bugün. Elbette kimi zaman sevinç, kimi zaman da hüzün adına…

Öyle ya da böylesi, bilmek gerekir hıçkırık üreten her stresi. Çünkü yadsınmazdır; onun sosyal, felsefi ve ruh sağlığına yansıyan trajik etkisi.

Hıçkırık, hangimizin başına gelmemiştir ki? O, bebeklikten ergenliğe, ergenlikten yaşlılığa dek yaşamın her döneminde görülen, hoş olmayan bir durumdur. Kısa süreni espri üretir, ama ya uzun süreni… Sıkıntı vermekle kalmaz, kaygı ve panik de üretir. Bu nedenle uzun süren ve sık aralıklarla gelen hıçkırıklar dikkate alınmalıdır. Zaten hıçkırığın tıbbi yararına dair söylenen hiçbir şey yoktur.

Göğüs kafesimiz ile karın boşluğumuzu birbirinden ayıran kalın, esnek, güçlü ve kubbe gibi yükselen bir kas tabakası vardır. Bu kas tabakasına diyafram adı verilir. Diyafram, irademiz dahilinde her nefes alışımızda karın boşluğuna iner, her nefes verişimizde ise göğüs kafesine doğru çekilir. Bu iniş ve çıkışlar, ritmik bir şekilde sürer gider. Ancak, şu ya da bu nedenle diafram ve göğüs kafesi kasları, bu ritmik iradenin dışında kasılmaya yüz tutarlarsa, ekstradan başlayan ve ani olarak sonlanan bir nefes alma zorunluluğu ortaya çıkar. Bu zoraki ataklar, ritmik şekilde ses tellerine tesir ederek tok bir ses ortaya çıkartırlar. İşte buna hıçkırık diyoruz.

Uzun süren hıçkırık, kronik hıçkırık olarak adlandırılır. Kronik hıçkırık, erkeklerde daha sık görülür. Bunun nedeni erkeklerde diyafram ve kas yapısının anatomik farkından ötürüdür.

Acı, hıçkırtır

Diyafram ile yemek borusu sinirleri birbirleri ile sıkı bağlar kurmuşlardır. Bu bağ, diyafram ile mide arasında o kadar kuvvetli değildir. İşte, yemek yerken ya da baharatlı ve acı  gıdaları tüketirken hıçkırık olması bundan ötürüdür.

Gelip geçici hıçkırıklar, en sık sindirim sistemi rahatsızlıkları ile ilgilidir. Ancak bu kural değildir. Yeni başlayan bir hıçkırığın altında ciddi bir pankreas bezi iltihaplanması, safra taşı krizi hatta kalp krizi bile söz konusu olabilir.

Kısaca GÖR diye bildiğimiz reflü hastalarında da kronik hıçkırık görülür. Hatta bazı hastalarda hıçkırık, tek başına sorun olabilir. İnatçı hıçkırıklarda bu olasılığı da göz önünde tutar, tanı amaçlı tetkikler isteriz.

Üremi diye bilinen kronik böbrek yetmezliğinde hıçkırık sık görülür. Ayrıca kontrol edilemeyen şeker hastalığında da hıçkırık sık dile getirilen bir yakınmadır. Ameliyat sonrası geç anestezi etkisi ile hıçkırık normaldir ve kısa sürede kaybolur. Karın zarına ait yerel ya da yaygın enfeksiyonlar, hıçkırığa neden olabilirler.

Hıçkırığa neden olan ilaçlar içinde romatizma ilaçları ve kortizon, önde gelenleridir. Ayrıca teskin edici ilaçların bir kısmının da hıçkırığa neden oldukları bilinmektedir.

Korkutmak yok!

Kısa süreli nefes tutmak, bir kese kağıdı içerisine nefes alıp vermek, şeker emmek, buzlu su ile gargara yapmak, inatçı hıçkırıklara karşı ilk etapta deneyebileceğiniz pratik yöntemlerdir. Bunların içinde en makul olanı kese kağıdıdır. Kese kağıdı yöntemini, kağıt içine ağız ve burnunuzu birlikte sokarak deneyin. Hıçkıranı korkutmaktan da söz ederler ama bu yöntem doğru değildir, bu nedenle önermem, hele çocuklara asla.

Uzun süren ya da inatçı hıçkırıklarda mutlaka altta yatan bir neden sorgulanmalıdır. Neden, vardır ya da yoktur. Önce bu anlaşılır, ondan sonra ilaç tedavisine başlanır. İlaç, ancak ve ancak doktor tarafından önerilir. Asla tavsiye ile ilaç kullanmayın. Hele “doğal ilaç” etiketi ile maskelenmiş olanlarına hiç kanmayın!

Akupunktur ve psikoterapi, hıçkırık tedavisinde kullanılan diğer yöntemlerdir. Klasik tedavi yön temlerine yanıt vermeyen koşullarda iyi sonuçlar alındığına dair yayınlar söz konusudur.

Yemek borusu ve mide kanserlerinde hıçkırık yakınmalarının dile getirildiği rapor edilmiştir. Bu tür kuşkular olur ise endoskopik tetkikler yapılır. Gerekli yerlerden biyopsiler alınarak patoloji laboratuarına gönderilir.

 

Hıçkırık nedenleri

*Aşırı yemek

*Acı, baharat

*Hazımsızlık

*İlaçlar

*İç hastalıkları

*Beyin hastalıkları

*Psikolojik

 

Hıçkırık yapan ilaçlar

*Romatizma ilaçları

*Kortizon

*Bazı tansiyon ilaçları

 

 
                                                                                     Sayfa Başı                    Ana Sayfa