|
Parça, bütüne bağlı; bütün, parçadan ivme alıyor.
Hiçbir şey boş ya da boşlukta değil. Zaten boş olan
yok ki… En küçük boşluk diye bilinen atom içi alan
dahi, atom altı parçacıklar tarafından sıkı sıkıya
işgal edilmiş. Hele bir ayrışsınlar da, kuvvet nedir
görelim diye.
Kuvvetler dengesi değil
mi ki, akla güzellik ve zekâya ışık katan. Topu
topuna 4 kuvvet hepsi, yaşamı anlamlı kılan. Yer
çekimi, elektromanyetik, radyoaktif ve atom
çekirdeğinde güçlü kuvvet… Saniyenin milyarda biri
gibi, kısa zaman dilimi içinde, birbirlerinden
ayrılıp da evrenin varoluşuna anlam olan, “dördü bir
yerdeler”.
İçinde yokluk
manasında, boş alan barındırmayan bir evren… Ve
cansız zannettiğimiz her şeyin canlılığını
kanıtlayan kuantum. Düşüncelerimizi, duygularımızı,
davranışlarımızı olduğu kadar beden sağlımıza da
zinde tutmak adına, kusursuz etkiler ve katkılar
uğruna durmadan devinen, kan biyokimyamız. Bu
kimyanın dengeleri korunsun da kuvvet “yetkin”
kalsın diye, görev taksimi yapmış “özverili”
hormonlarımız. Kerameti kendinden menkullere inat
edercesine; herkes ayakları üzerinde dursun diye,
işine bakan tiroid hormonlarımız misali… Eksikliğini
hipotiroidi olarak tanımladığımız, mikro dünyamıza
ait bu hormonların, makro yaşama olan trajik
etkilerini paylaşalım; paylaşacaklarımızın devamı
adına.
Hipotirioidi, tiroid
bezi tarafından tiroid hormonunun eksik yapılması
durumudur.
Başlıca üç nedenle
oluşur:
1.Tiroid bezinin
işlevsiz kalması
2.Tiroid bezinin
hormonlarında azalma
3.Tiroid bezinin
yetersiz uyarılması
Birinci ve ikinci
durumlarda, kanda T3 ve T4 adı verilen tiroid
hormonları düşerken, hipofizden salgılanan TSH
hormonu yükselir.
Üçüncü durumda ise,
beyinden salgılanan TSH düşüklüğüne bağlı olarak,
tiroid hormonları azalır. Yani hem TSH, hem de
tiroid hormonları düşüktür. Çok nadir olup, ameliyat
edilmiş ya da ilaç ile tedavi edilmiş hipertiroidili
hastalarda da görülebilir.
Hipotiroidinin
en sık görülen şekli, bezin işlevsizliğinden
kaynaklanan hipotiroidi olup burada, tiroid bezi
harap olduğu için çalışmaz durumdadır ya da
hipertiroidi tedavisi için verilen ilaçlar, tiroid
bezinin çalışmasını bloke etmiştir. Bu durum, bütün
hipotiroidi olgularının %95’ini oluşturmaktadır ve
tıp edebiyatında primer hipotiroidi olarak
tanımlanır. Kadınlarda erkeklerden daha sık
görülmektedir.
Hastalığın
seyri;180 derecelik bir açı düşününüz, işte bunun 1
derecesinden 179 derecesine kadar değişen açısal
boyutlarda olabilir. Yani çok hafif ve hiçbir
belirti vermeyeninden, komaya götürecek derecede
ağır olanına kadar… Bu gelişim süreci içinde T3, T4
ve TSH adı verilen hormonların dansı başlar.
Hastalık ileri noktaya varıncaya kadar T3 hep
omuzlarda taşınır, yani normal düzeyini muhafaza
eder, hatta başlangıçta yüksek bile kalır.
Dengelerin korunması adına, yükselen TSH’ın sanki
himayesi altındadır. Bu demektir ki, T3 seviyesi de
düşmüş ise hastalık, ileri evrelerde kulaç atmaya
başlamıştır.
Her şeyimizi
etkiliyor
Tiroid hormon
eksikliği tüm organ ve dokularda, elbette ruhsal
davranışlarda da olumsuz sonuçlarını yansıtır. Bu,
dokularımız adına ilerleme ve yenilenme değil,
durgunlaşma ve duraklamaya tekabül eder. Hormon
eksikliği ne kadar fazla ise, durgunluk ta o kadar
fazladır.
Gözler, el ve
ayak sırtları ve omuz çukurları şişer. Bunlar
basmakla iz bırakmayan sert şişkinliklerdir. Göz
kapakları ve yüzün şişkinliği, mimikleri engeller ve
donuk bir ifadeye neden olur. Solgun ve sarımtırak
bir görünüm vardır. Ses kalınlaşır, konuşmada zorluk
çekilir. Kaba ve monoton bir konuşma tarzı gelişir.
Tüyler ve kaşlar dökülebilir, erkeklerde sakallar
seyrekleşebilir.
Saçlar dökülüyor
Saçlar kuru ve
kepeklidir. Saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma ve
cilt kuruluğu, sıklıkla kadınlarda dile getirilen
yakınmalardır. Eller ve ayaklar kuru ve soğuktur.
Çabuk üşür, kansızlık ile birlikte bu daha belirgin
hale gelir.
Nabız hızı
azalır, dakikada 50’nin altına kadar inebilir. Göğüs
ağrısı var ise son derece dikkatli davranmak
gerekir; koroner anjiografiyi, bu durumlarda mutlaka
önermekteyiz.
Nefes darlığı
ve çabuk yorulma sık gözlenen durumlardır. Kalp
yetmezliği, kalp veya akciğerde su toplanması, bu
sıkıntıların kaynaklarıdır.
İştahsızlık ve
kabızlık pek çok hastada görülür. Büyük bir kısmında
mide asidi tamamen yok olmuş gibidir. Bu nedenle B12
vitamini eksikliğine bağlı kansızlık ortaya çıkar.
Entelektüel
performans düşer. İsteksizlik ve uykuya eğilim
görülür. Uykuya eğilim, depresyon zannıyla tedavi
edildiğinde daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir.
Sağırlık ve
kulak çınlaması
Sağırlık!
Hipotiroidi seyrinde sık görülen bir durumdur.
Sağırlığı, emarlar bile çektirip hiçbir şeye
bağlanamayan “makûs bir kader” olarak görmeden önce
mutlaka hipotiroidi yönünden de araştırmak gerekir.
Ayrıca hastaların büyük
bir kısmı sersemlik, baş dönmesi ve kulak çınlaması
gibi yakınmaları da dile getirirler.
Kaslarda
güçsüzlük ve buna bağlı aşırı yorgunluk, kas
ağrıları, kramplar, sık görülen yakınmalardır.
Cinsel
isteksizlik
Kadın ve
erkeklerde cinsiyet hormonlarının azalmasına ya da
dengesiz salgılanmalarına neden olarak, bunlarla
ilgili bir dizi hormonal rahatsızlıkları ortaya
çıkartır. Her iki cinste yumurtalık işlevlerinin
azalarak, cinsel isteksizlik ve yetersizliğe neden
olması gibi…
Şişmanlık ve
kilo verememe durumu, hemen tüm hipotiroidilerin
ortak sorunudur. Bir yandan vücudun su toplaması
yani ödem, diğer yandan yağları yakmak için gerekli
enerji eksikliği, şişmanlığın asıl nedenleridir.
Kansızlık; hem
demir eksikliği, hem de B12 eksikliğine bağlı
olarak, karışık nedenli tablolar izletebilir.
En önemi tanı
yöntemi serum TSH düzeyinin tayinidir. T4 ve T3
düzeyleri ise daha ileri evrelerde düşmeye başlar.
Hipotiroidi bulguları
*Güçsüzlük
*Kuru cilt
*Kaba cilt
*Uyuşukluk
*Yavaş konuşma
*Göz kapağında şişme
*Üşüme |