Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  l  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Linkler l İletişim

 

Arşiv


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    Diğer Yazıları

 Hipotiroidi zekayı geriletiyor!

Algılama, algıladığı ile bağıntı kurabilme, kurulan bağlar ile çözümler ve çözümlerden, yeniden çözümler üretebilme
Yaşamın insanca üretkenliğinde öne çıkan sorunlar, zekanın etken olduğu zihinsel performansla aşılmaya çalışılır. Performans, süreç içinde öz güvenimiz olur.
Özgüven, zekada özgürlük arar. Çünkü, cehalete ve ilkele köle olmayı ret eder. Tüm insanlar ve insanlığın mutluğu için, "evrensel zeka" gerçeğine koşar adımlarla gider.
Ama o, hele bir düşmeye görsün. Çoğumuzun aklını başından alır.
"Neler oluyor bana doktor?.. Şip şak karar verdiğim sorunlara takılır oldum.. Ne bir fikir üretebiliyor ne de bir konuda akıl verebiliyorum.. Suskun kalmayı içime sindiremiyorum..."
"Bulmaca çözmek benim işimdi... Şimdi elimde kalem, uyuklamaya başladım."
"Kitap kurdu gibiydim... Öylesine keyifle ve hızla okurdum ki şimdi birkaç sayfayı bile anlamada zorlanıyorum.Ne oluyor bana? "
İşte bu tür yakınmalar ile dile gelmeye başlar entellektüel performansın grafiğindeki aşağı kaymalar.
Tiroid bezinin çalışmasındaki yetersizlik hipotiroidi olarak adlandırılır tıbbi literatürde.
Hipotiroidi ile dile gelen zeka donukluğu daha 1874 yılında zihinsel durgunluk olarak tanımlanmıştır.

Dünyada en sık görülen
Hipotiroidi dünyada en sık görülen hormon eksikliği ile karakterize bir hastalık türüdür. Gözden kaçmadığı sürece de tedavisiyle oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır.
Hipotiroidi doğuştan ya da yaşamın ileri dönemlerinde sonradan ortaya çıkabilir. Doğuştan olan şekli erken tanınıp tedavi edilmezse zeka düşüklüğü, kısa boy ve sağırlık ile karakterize bir gelişme geriliği ortaya çıkar. Bu,hipotiroidi sonucu ortaya çıkan bir çeşit cücelik durumudur.

Çocukları iyi gözleyin
Doğuştan olan şekli hafif ise gözden kaçabilir. Ancak delikanlılık yada genç kızlık çağında akranlarına göre gelişmenin geri kalması en tipik bulgusudur. Bu süreçte eğitimde zorlanma, nedeni izah edilemeyen kansızlık ve kalıcı dişlerin çıkmasında gecikme bir uyarı olmalıdır.
Sonradan gelişen hipotiroidi kadınlarda erkeklerden yedi kat daha sık görülür. Özellikle orta yaşlardan sonra görülme sıklığı artar. Tiroid bezinin müzminleşmiş iltihabi hastalıkları en sık görülen türüdür. Bu Hashimato hastalığı olarak da tanımlanır.
Kanda mevcut tiroid otoantikorlarının (Anti T,Anti M) gösterilmesiyle kesin tanı konur. Burada ailesel bir geçiş (kalıtım) olduğu kanıtlanmıştır. Bu yönüyle dikkatli olmak, ailede bu tür rahatsızlığın varlığı halinde diğer fertlerde de ortaya çıkabileceğini düşünmek gerekir.
Hipotiroidinin tüm dünyada en sık görülen nedeni gıdalarla alınan iyod eksikliğidir.

Belirtileri
Hipotiroidinin zihinsel performansta düşme ve hafıza bozukluğu yanı sıra en sık görülen belirtileri şunlardır: Halsizlik, soğuğa karşı dayanıksızlık ve üşüme, kabızlık, dengesizlik, kas krampları, deri kuruluğu, göz altlarında torba şeklinde şişmeler, horlama, kilo alma, guatr, nabız sayısında azalma, adet düzensizlikleri
Laboratuar tetkikleri ile kanda Tiroksin (T4) düşüklüğü yanı sıra en sık tespit edilen diğer bulgular yüksek kolesterol,kansızlık ve sodyum düşüklüğüdür.
Eğer ağır hipotiroidi mevcut olup da tedavi edilmez ve kendi haline bırakılırsa ne olur?
Böyle durumlarda kalp yetmezliği gelişebilir. Çok ciddi ruhsal hastalıklar ortaya çıkabilir. Sonuçta kişi komaya kadar gidebilir.
Bu ciddi tablo tıbbi literatürde Miksödem olarak tanımlanır.

Tedavi
Tedavinin aslı Tiroksin adı verilen hormonun yerine konmasıdır. Ancak,bu tedavi başlı başına bir incelik ve ustalık gerektirir.
Herkes için ortak bir tedavi planından söz etmek olanaksızdır. İlacın dozu kişin toleransına göre ayarlanır. Bu ilacı kullanırken hiç istenmediği halde mevcut durumun tam tersi olan hipertiroidi (aşırı hormon yükleme ) durumu ortaya çıkabilir. Bu durum toksik (zehirli) hipertiroidi olarak da tanımlanır.
Çok küçük dozlarda tiroid hormonu bile kemiklerin yoğunluğunda azalmaya neden olabilir.
Bu durum da artık hepimizin öğrendiği Osteoporoza zemin hazırlar. Osteoporoz'un sonucu da erken kemik kırıklarıdır.

Kalp hastaları dikkat!
Yine tiroid hormonu, kalp ritmini bozarak, çok şiddetli çarpıntılara neden olabilir. Bunun en sık ve tehlikeli olan şekli, kalp kulakçıklarındaki normal kasılmaların iflas edip titreşime geçmesidir ki bu , tıbbi literatürde atrial fibrilasyon adını verdiğimiz riskli bir aritmi türüdür.
Koroner kalp hastalıklarında da tiroksin tedavisi, hastalığı daha şiddetli bir duruma sokabilir.
Ağızdan alınan demir,kalsiyum,çeşitli mineral tabletleri, mide yanmaları için kullanılan alüminyum hidroksitli ilaçlar, soya ve lifli gıdalar bağırsaklarımızdan tiroksin emilimini engellerler.Böylece, "ilacın yanında mineral alayım da daha da kuvvetleneyim" türünden yaklaşımlar ,tedavideki onca çabamızı boşa çıkarabilir.
İşte bu nedenler ile, tiroksin hormonunu yerine koyma tedavisi rasgele uygulanacak yada hafife alınacak bir tedavi değildir.İlaç mutlaka doktorunuzun kontrol ve önerileri çerçevesinde alınmalıdır.

Nasıl tanı konur?
Serum tirotropin(TSH) ve serbest Tiroxin(sT4) ölçümleriyle kesin tanı konur. Ancak,sara (epilepsi) için ilaç kullananlarda (Epdantoin ve Tegretol gibi) bu ölçümler beklenen değerlerden daha düşük çıkabilir. Bu yüzden hastanın ayrıntılı bir öyküsü ve kullandığı ilaçların göz önüne alınması gerekir.

Hipotiroidi nedenleri
*Doğuştan
*Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları
*Guatr ameliyatları sonrası
*Radyoaktif iyod tedavisi sonrası
*Hipofiz bezine ait tümör ve hastalıklar
*Kafa travmaları
*İlaçlar:Kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan Amiodaron,psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan Lityum,AIDS tedavisinde kullanılan Stavudin gibi
*Kanser yayılmaları
*Sarkoidoz adı verilen kas dokusu hastalığı

Tiroid bezi nedir?
Vücudumuzda hormon salgılayan bezlerin en büyüğüdür. Başlıca işlevi tiroid hormonlarının salgılanmasıdır. Boynumuzun ön tarafında ,hava yolumuzun hemen başlangıcında yaklaşık 15 gram ağırlığında ,sağ ve sol, her biri ortalama 3 cm boyutlarında iki lobu olan bir bezdir.Normalden büyümüş olan şekline guatr adı verilir.

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000