Merhaba
Gönül Dostlarım, Merhaba Yolu Sevgiden Geçen
Yolcular, Merhaba Her Yeni Güne Umutla Başlayan
Savaşçılar,
Bu yılın
son Pazartesi yazısı, ama ne kadar ilginçtir ki aynı
zamanda yeni yılın ilk Pazartesi yazısında sizlerle
tekrar beraber olacağım aşağıdaki satırlarımla.
Yazıma
geçen hafta söz verdiğim gibi Antalya' da katıldığım
seminerden aktarımlarda bulunarak başlayacağım.Sevgili
Prof. Dr. Üstün Dökmen' in sıcak, kucaklayan
ve sevgi dolu anlatımı ile nasıl geçtiğini
anlamadığım iki muhteşem gün.Tam 40 kişi
cebimizde sorunlarımız, aklımızda inatla sürdürdüğümüz
iç hesaplaşmalarımız ile salona girişimiz ve
yerlerimizi alışımız.Çoğumuz bu hafta sonunda
eğitilmek maksadıyla tıkıştırıldığımızı
düşündüğümüz salonda ve hafta sonumuzun ziyan
olacağına olan inancımızla buraya gelmemize
vesile kişiyi beklemeye koyulduk.Çok değil bir
iki dakika içinde kapıdan muzip tebessümü ile içeri
biri sessizce süzülüverdi.Eğitim koordinatörümüzün
klasik açılış konuşmasından sonra Prof. Dr. Üstün
Dökmen cüssesinden beklenmeyen tok sesiyle salona
kocaman bir MERHABA savurdu ve önce kendini tüm alçakgönüllülüğü
ile tanıttı, sonra hepimizle tanıştı.
(Yazımın
bundan sonraki bölümü, o anı tekrardan yaşıyormuşçasına,
birebir ben ve Hocamın ağzından aktarımı şeklinde
olacaktır.)
Arkadaşlar
şimdi elinize kaleminizi alıp temiz bir sayfaya
soracağım soru- nun cevabını yazmanızı
istiyorum.O sayfayı başka hiçbir şey için
kullanmayın.İki günün sonunda çemberi
tamamlayıp verdiğiniz cevaba geri döneceğiz, hazır
mısınız?
-
Evet, hazırım biraz da heyecanlı.İyi de niye, sınav
değil ki bu?Neyse dikkatimi toplayayım, kafam da o
kadar dolu ki...
Arkadaşlar
hayatta amaçlarınıza ulaşmanızı engelleyen
sebepleri birer birer yazın şimdi kağıda, hemen
arkasından ikinci sorumu soracağım, bunun için
de sizlere iki dakika süre veriyorum.
- Allah
Allah!herkes kağıda kaleme hırsla sarıldı, yazıyor
da yazıyor.Meğer etrafımda amacına ulaşamadığını
düşünen ve bu yüzden hınçla dolu ne kadar çok kişi
varmış...Peki ben niye elime, oradan parmaklarıma ve
oradan da kalemime hükmedemiyorum?Kapat gözlerini
Neşe,düşün bakalım,koca 35 yıl amaçların ne
olmuştu,ulaştın mı,ulaşamadın mı?Ulaşamadınsa
sebepleri nelerdi?Düşün, düşün, düşün...Hayır
vazgeçtim.Kendimi düşünmeye zorladığımda yaptığım
aslında sadece suçu üzerine alabilecek
sorumlular bulmaya çalışmak.Dürüst olmalıyım.Gözlerim
hala kapalı, elim kağıdımın üzerinde dolanıyor
ve tam ortasına kocaman harflerle sebebi yazıyor.Gözlerimi
açtım.
Şimdi
de hayatınızın amaçlarını sıralayın arkadaşlar.
-
Bu sefer gözlerimi açık tutabilirim.Kendime dürüst
olmaya karar verdikten sonra zihnim açıldı.Bu
soruya daha kolay yanıt veriyorum ve yazıyorum.Bunları iki gün boyunca saklayacağım.Bakalım
çember kapandığında nereye varacağız?
Artık
başlayabiliriz arkadaşlar "Empati
Nedir?"
-
Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak onun ne
düşündüğünü, ne hissettiğini anlamaya çalışmak.Hayda!...Hep
bir
ağızdan biri bize komut vermiş gibi yanıtladık
tüm salon.Gülmeye başladım, ayıp mı?Neden ayıp
olsun kendime de gülüyorum aslında...
Evet,
peki bunu ne kadar başarabiliyoruz?Karşımızdakini
değerlendirirken ne kadar o olabiliyoruz?Hadi hep
beraber bir oyun oynayalım.Kalkın ayağa şu kenardaki
boşlukta dörderli grup olun ve karşınızdakine
kendinizi tanıtın, el sıkışın.
-
"Merhaba, ben Neşe, İzmir' den
geliyorum."Gerisi gelmiyor tıkandım. Yeni tanışıyormuş
gibi yapmak zor geldi, üretemiyorum.
Şimdi
yerinizi değiştirin ve hepiniz kafanızın içinde
yeni bir kimlik alın, olmak istediğiniz bir
nesneyi,bir şeyi seçin ve tekrardan kendinizi tanıtın.
- Harika
bunu daha çok sevdim,ben kuş olmak
istiyorum."Merhaba, ben kuşum ve yükseklerde
uçmayı,kanat çırpmayı çok seviyorum,ya siz?"...
"Merhaba, ben de balıkçı teknesiyim", "Merhaba, ben
portakal sıkacağıyım,bol vitaminli taze içecek üretiyorum,nasılsınız?"...Çok
eğleniyorum.
Yerlerinize
geçebilirsiniz.Şimdi söyleyin bakalım, ne kadar
kendiniz ve ne kadar başkası olabildiniz ve başkası
iken kendinizi ne kadar ifade edebildiniz?
(Ayrıntılar
ile soruların yanıtlarını teker teker yazmayacağım.Onun
yerine faydası olacağına inandığım, Hocamın
kitaplarını yazımın sonunda kaynak olarak
sizlere sunacağım.)
-Anladım,ne
adam gibi kendim olabiliyorum ve dolayısıyla ne de
adam gibi başkası olabiliyorum.Demek ki empatinin
sırrı önce kendin olabilmekte...
Kendiniz
olabildikten sonra da empatik iletişimi kurmanın
ikinci adımı kafamızdaki şablonlara takılıp
kalmamaktır.
-
Şablon???Doğru kafamın içinde yaşam yürüyüşümde
yoldan toparladığım bir dolu şablon var ve ben her
anı ve herkesi o şablonlarla değerlen-
diriyorum.Doğrular farklı bir kavram, şablon
farklı...Ve aralarında çok ince bir çizgi var.Tamam
galiba anlıyorum.Düşüncelerimizde farklılıklar
olabilir, çünkü onları doğrularımız ve şablonlarımız
oluşturuyor.Ama hissettiklerimiz hep aynı.Duygunun lisanı ortak.O halde
empatiyi kurmaya çalışırken, hissetmeye çalışacağım,
sadece hissetmek.Düşünmek yok.
Şimdi
hissettiklerimizde ne kadar biziz ona bakalım.Kapatın
gözlerinizi, rahatça oturun, olmak istediğinizi
olun ve olduğunuzu iliklerinizde hissetmeye çalışın.
-Güzel,
ben yine bir kuşum.Kanatlandım, yer altımda küçüldükçe
ben büyüyorum, yükseğe daha yükseğe, tepeleri
karlı dağlar, gür ormanlar ve deniz.Özgürüm,
kimse beni durduramaz...
Evet
arkadaşlar kimler kuş oldu?
-
Salonun neredeyse dörtte biri,şaşırdım,nedense
uçma isteğinin sadece bana özel olduğunu düşünmüşüm.
Kimler
yunus,kimler yılkı atı,kimler ağaç oldu?Peki kuş
olanlardan kaçınızı gelip avcı vurdu,kaçınızı
bir ormancının baltası devirdi,kaçınız balıkçıların
ağlarına takıldı?
-
Olamaz böyle bir şey!Çoğumuz...
Harikasınız,
size hayal kurma şansını tanıdım ve sizler
hayallerinizde bile kaygılarınıza yer verip o iki
dakikayı kendinize zehir ettiniz, bravo.İşte
arkadaşlar, KAYGILAR YAŞAMDAN ÇALAR VE SİZ İZİN
VERMEDİĞİNİZ SÜRECE HİÇBİR ŞEY SİZİ
HAYALLERİNİZDEN ALIKOYAMAZ.
Hayalleriniz
ve olmak istedikleriniz neden önemli biliyor
musunuz?Çünkü siz önemlisiniz.Varoluşunuzun
farkına varın.Şimdi tekrardan gözlerinizi kapatın
ve gevşeyin, beyninizi tüm kaygılarınızdan arındırın
ve sadece hissedin, başlıyorum...
-
Derinden sesi geliyor,duyuyorum,ama vücudumu
hissetmemeye başla- dım,şu anda boşluktayım,her yer
karanlık ve sessiz,evrenin tam ortasın- da,kozmik
patlamalar,yüz milyarlarca galaksinin oluşumu,güneşi
görüyo- rum,ondan kopan parça,soğuyor,soğudukça
üzerinde okyanuslar oluşu- yor,suyun içinde ilk
yaşam formu ve onu takip edenler,karaya çıkıp
uyum sağlayanlar,erkekler avda,kadınlar sırtlarında
bebeleri tohum top- luyor,ateş bulunuşu,ihtiyaçtan
yazının ortaya çıkışı,savaşlar,hastalıklar,
medeniyetler,çağlar,sesler çoğalıyor,küçüldüğümü
hissediyorum,Antalya, otel,seminer salonu,bulunduğum
zaman ve ben koltuğumdayım,indim aşağıya,bu sefer
kendi içime giriyorum,damarlarım,hızla akan
kanım,kalbim hızla çarpıyor, beynim ve beynimde
10^26 adet elektron,yolculuğumun başında
yüz milyarlarca galaksiden oluşan koca evrende ben
bir toz tanesi bile değilken şimdi beynimin içine
tüm evreni alabiliyorum. Aman Allahım!...İçim
coşuyor.Bu koca evrende ben de varım ve iyi ki varım
derken gözlerimi aralıyorum.İnsanların yüzüne
bakıyorum,rahatlama,bitkinlik ve heyecanla karışık bir ifade var yüzlerde...
Evet
arkadaşlar varoluşunuzun farkına varın,geçmişe
esef etmeyin,gele- ceği tesis edin,kaygılarınızdan
uzaklaşın ve yaşadığınız her anın hakkını
vererek yaşayın,geriye dönemezsiniz,kaybedilen
kaybedilmiş andır, bırakın ve varlığınızın,şu anın
keyfini çıkarın,hissettiklerinizden korkmayın,ve
onları ifade edin, duygu kabızı olmak yerine
yüreğinizin gözüyle bakın dünyaya ve sevin,
gerçekten sevin ve sevginizi sunun, uzatın yaşama ve
kendinize elinizi.İşte o zaman,asıl o zaman yalnız
olmadığınızı hissedecek ve içinizdeki gücün farkına
varacaksınız...
Topyekün
bir mucize beklemeyin.Değişimi önce kendi içinizde
gerçekleş- tirin.Sonra bunu ailenizle paylaşın.Çemberi
gittikçe büyütün.Karşılık ala- madığınızda
kızmayın.Unutmayın siz izin vermediğiniz sürece
kimse sizi kızdıramaz,kimse sizi üzemez.Sürekli
kendinizi geliştirin.Geliştikçe bunu eşleriniz
ve çocuklarınızla paylaşın.Herkes bir bireydir
ve her bireyin bir varoluş amacı vardır bu dünyada.Zaman
ve mekan kavramını unutun. Kuantum fiziğine göre
bir elektron hem parçacık hem de dalgadır.Kuan-
tumda zaman ve mekan yoktur.Dolayısıyla evren bizim
algıladığımızdan çok daha farklı biçimde olabilir.O
halde sadece hissedin,yaşayın,hissettirin ve yaşatın.
-
İki gün çabuk geçti, ama muhteşemdi.Şimdi çemberi
kapatıyoruz.Daha dün Hocamızın elimize tutuşturduğu
oyuncaklarla içimizdeki çocuğu öz- gür bırakmıştık.Nasıl
koştum o küçücük topun peşinde,nasıl şen
kahkahalar atıp yerlerde yuvarlandım.Bu iki günde
fark ettiğim bir şey var, kendimi seviyorum ve doğru
yoldayım.İçimdeki çocuk, ben ve hayallerim,
kaygılarımdan uzaklaşma çabam,yaşadığım her anı
iliklerime kadar hissederek yaşamaya çalışmam ve son
dönemlerimdeki keyfim boşuna değilmiş.Farkında olmadan
kendimi ve hayatı tekrardan keşfetmeye başlamışım.
Arkadaşlar dün yazdığımız kağıtları şimdi ortaya
çıkartalım.Bu iki günün sonunda varmamız gereken
noktayı artık hepiniz anlamışsınızdır.Bakalım
kaçımız bunun farkındaymışız.Şimdi söyleyin
bakalım,hayatta amaçlarınıza ulaşmanızı engelleyen sebeplere
kimler kendini yazdı.
-
Muhteşem,benim koca beyaz sayfamın ortasında
kocaman bir "KENDİM" yazıyor,sınıftan
ben dahil dört kişi elini kaldırıyor.Dedim ya doğru
yolda- yım.Bu iki günde kendimi bir kez daha
teyitlemiş oldum.
-
İç ve dış denge, huzur ve tebessüm.Amacım da
doğru.Maddesel ba- ğımlılıktan kurtarmışım
demek ki kendimi.Elbette ki sosyal ihtiyaçlarımı
karşılayacağım ama onların hepsi sadece araç
olacak, amaç değil...
İşte
böyle sevgili dostlarım,yazım her zamankilere
nazaran biraz uzun oldu ama inanın bana tadı damağımda
kalan iki günden,daha paylaşabileceğim çok şey
çıkartabilirim.Ben şimdilik,hepimiz için ortak
olduğunu düşündüğüm kısımlarına değindim
sadece.Bu satırlarda bizi buluşturan duygu ve düşünce
birliğine, kullandığımız ortak sevgi diline,
paylaşımcı ruhumuza inanarak aktardım herşeyi.Sevgili
Üstün Dökmen' in bana kattıklarını sizlere de
sunmak istedim.
O
yüzden sizlere ayrıca bir yeni yıl mesajı
yollamayacağım, onu zaten yaptığımı düşünüyorum
ve sadece eklemek istiyorum;
İYİ
Kİ VARSINIZ VE BURADASINIZ, HEPİNİZİ SEVİYORUM...
Yeni
bir gündoğumunda hepiniz sevgiyle ve sağlıcakla
kalın dostlarım.
PROF.DR.ÜSTÜN
DÖKMEN' İN YAYINLANMIŞ KİTAPLARI:
(1)
SANATTA VE GÜNLÜK YAŞAMDA İLETİŞİM ÇATIŞMALARI
VE EMPATİ
(2)SOSYOMETRİ VE PSİKODRAMA : KURAMSAL TEMELLER,
UYGULAMALARDAN ÖRNEKLER.
...
VE HOCAMIZIN TAVSİYESİ;
ANLAMLI VE COŞKULU BİT YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI
|