Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendin Olabilmek  ( Neşe Ülkü )

      Yazarın Diğer Yazıları

                    

                                                         

   Merhaba Gönül Dostlarım, Merhaba Yolu Sevgiden Geçen Yolcular, Merhaba Her Yeni Güne Umutla Başlayan Savaşçılar,

 

     MERHABA...

 

Bu yılın son Pazartesi yazısı, ama ne kadar ilginçtir ki aynı zamanda yeni yılın ilk Pazartesi yazısında sizlerle tekrar beraber olacağım aşağıdaki satırlarımla.

 

Yazıma geçen hafta söz verdiğim gibi Antalya' da katıldığım seminerden aktarımlarda bulunarak başlayacağım.Sevgili Prof. Dr. Üstün Dökmen' in sıcak, kucaklayan ve sevgi dolu anlatımı ile nasıl geçtiğini anlamadığım iki muhteşem gün.Tam 40 kişi cebimizde sorunlarımız, aklımızda inatla sürdürdüğümüz iç hesaplaşmalarımız ile salona girişimiz ve yerlerimizi alışımız.Çoğumuz bu hafta sonunda eğitilmek maksadıyla tıkıştırıldığımızı düşündüğümüz salonda ve hafta sonumuzun ziyan olacağına olan inancımızla buraya gelmemize vesile kişiyi beklemeye koyulduk.Çok değil bir iki dakika içinde kapıdan muzip tebessümü ile içeri biri sessizce süzülüverdi.Eğitim koordinatörümüzün klasik açılış konuşmasından sonra Prof. Dr. Üstün Dökmen cüssesinden beklenmeyen tok sesiyle salona kocaman bir MERHABA savurdu ve önce kendini tüm alçakgönüllülüğü ile tanıttı, sonra hepimizle tanıştı.

 

(Yazımın bundan sonraki bölümü, o anı tekrardan yaşıyormuşçasına, birebir ben ve Hocamın ağzından aktarımı şeklinde olacaktır.)

Arkadaşlar şimdi elinize kaleminizi alıp temiz bir sayfaya soracağım soru- nun cevabını yazmanızı istiyorum.O sayfayı başka hiçbir şey için kullanmayın.İki günün sonunda çemberi tamamlayıp verdiğiniz cevaba geri döneceğiz, hazır mısınız?

 

- Evet, hazırım biraz da heyecanlı.İyi de niye, sınav değil ki bu?Neyse dikkatimi toplayayım, kafam da o kadar dolu ki...

 

Arkadaşlar hayatta amaçlarınıza ulaşmanızı engelleyen sebepleri birer birer yazın şimdi kağıda, hemen arkasından ikinci sorumu soracağım, bunun için de sizlere iki dakika süre veriyorum.

 

- Allah Allah!herkes kağıda kaleme hırsla sarıldı, yazıyor da yazıyor.Meğer etrafımda amacına ulaşamadığını düşünen ve bu yüzden hınçla dolu ne kadar çok kişi varmış...Peki ben niye elime, oradan parmaklarıma ve oradan da kalemime hükmedemiyorum?Kapat gözlerini Neşe,düşün bakalım,koca 35 yıl amaçların ne olmuştu,ulaştın mı,ulaşamadın mı?Ulaşamadınsa sebepleri nelerdi?Düşün, düşün, düşün...Hayır vazgeçtim.Kendimi düşünmeye zorladığımda yaptığım aslında sadece suçu üzerine alabilecek sorumlular bulmaya çalışmak.Dürüst olmalıyım.Gözlerim hala kapalı, elim kağıdımın üzerinde dolanıyor ve tam ortasına kocaman harflerle sebebi yazıyor.Gözlerimi açtım.

 

Şimdi de hayatınızın amaçlarını sıralayın arkadaşlar.

 

- Bu sefer gözlerimi açık tutabilirim.Kendime dürüst olmaya karar verdikten sonra zihnim açıldı.Bu soruya daha kolay yanıt veriyorum ve yazıyorum.Bunları iki gün boyunca saklayacağım.Bakalım çember kapandığında nereye varacağız?

 

Artık başlayabiliriz arkadaşlar "Empati Nedir?"

 

- Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak onun ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlamaya çalışmak.Hayda!...Hep bir ağızdan biri bize komut vermiş gibi yanıtladık tüm salon.Gülmeye başladım, ayıp mı?Neden ayıp olsun kendime de gülüyorum aslında...

 

Evet, peki bunu ne kadar başarabiliyoruz?Karşımızdakini değerlendirirken ne kadar o olabiliyoruz?Hadi hep beraber bir oyun oynayalım.Kalkın ayağa şu kenardaki boşlukta dörderli grup olun ve karşınızdakine kendinizi tanıtın, el sıkışın.

 

- "Merhaba, ben Neşe, İzmir' den geliyorum."Gerisi gelmiyor tıkandım. Yeni tanışıyormuş gibi yapmak zor geldi, üretemiyorum.

 

Şimdi yerinizi değiştirin ve hepiniz kafanızın içinde yeni bir kimlik alın, olmak istediğiniz bir nesneyi,bir şeyi seçin ve tekrardan kendinizi tanıtın.

 

- Harika bunu daha çok sevdim,ben kuş olmak istiyorum."Merhaba, ben kuşum ve yükseklerde uçmayı,kanat çırpmayı çok seviyorum,ya siz?"... "Merhaba, ben de balıkçı teknesiyim", "Merhaba, ben portakal sıkacağıyım,bol vitaminli taze içecek üretiyorum,nasılsınız?"...Çok eğleniyorum.

 

Yerlerinize geçebilirsiniz.Şimdi söyleyin bakalım, ne kadar kendiniz ve ne kadar başkası olabildiniz ve başkası iken kendinizi ne kadar ifade edebildiniz?

 

(Ayrıntılar ile soruların yanıtlarını teker teker yazmayacağım.Onun yerine faydası olacağına inandığım, Hocamın kitaplarını yazımın sonunda kaynak olarak sizlere sunacağım.)

 

-Anladım,ne adam gibi kendim olabiliyorum ve dolayısıyla ne de adam gibi başkası olabiliyorum.Demek ki empatinin sırrı önce kendin olabilmekte...

Kendiniz olabildikten sonra da empatik iletişimi kurmanın ikinci adımı kafamızdaki şablonlara takılıp kalmamaktır.

 

- Şablon???Doğru kafamın içinde yaşam yürüyüşümde yoldan toparladığım bir dolu şablon var ve ben her anı ve herkesi o şablonlarla değerlen- diriyorum.Doğrular farklı bir kavram, şablon farklı...Ve aralarında çok ince bir çizgi var.Tamam galiba anlıyorum.Düşüncelerimizde farklılıklar olabilir, çünkü onları doğrularımız ve şablonlarımız oluşturuyor.Ama hissettiklerimiz hep aynı.Duygunun lisanı ortak.O halde empatiyi kurmaya çalışırken, hissetmeye çalışacağım, sadece hissetmek.Düşünmek yok.

 

Şimdi hissettiklerimizde ne kadar biziz ona bakalım.Kapatın gözlerinizi, rahatça oturun, olmak istediğinizi olun ve olduğunuzu iliklerinizde hissetmeye çalışın.

 

-Güzel, ben yine bir kuşum.Kanatlandım, yer altımda küçüldükçe ben büyüyorum, yükseğe daha yükseğe, tepeleri karlı dağlar, gür ormanlar ve deniz.Özgürüm, kimse beni durduramaz...

 

Evet arkadaşlar kimler kuş oldu?

- Salonun neredeyse dörtte biri,şaşırdım,nedense uçma isteğinin sadece bana özel olduğunu düşünmüşüm.

 

Kimler yunus,kimler yılkı atı,kimler ağaç oldu?Peki kuş olanlardan kaçınızı gelip avcı vurdu,kaçınızı bir ormancının baltası devirdi,kaçınız balıkçıların ağlarına takıldı?

 

- Olamaz böyle bir şey!Çoğumuz...

 

Harikasınız, size hayal kurma şansını tanıdım ve sizler hayallerinizde bile kaygılarınıza yer verip o iki dakikayı kendinize zehir ettiniz, bravo.İşte arkadaşlar, KAYGILAR YAŞAMDAN ÇALAR VE SİZ İZİN VERMEDİĞİNİZ SÜRECE HİÇBİR ŞEY SİZİ HAYALLERİNİZDEN ALIKOYAMAZ.

 

Hayalleriniz ve olmak istedikleriniz neden önemli biliyor musunuz?Çünkü siz önemlisiniz.Varoluşunuzun farkına varın.Şimdi tekrardan gözlerinizi kapatın ve gevşeyin, beyninizi tüm kaygılarınızdan arındırın ve sadece hissedin, başlıyorum...

 

- Derinden sesi geliyor,duyuyorum,ama vücudumu hissetmemeye başla- dım,şu anda boşluktayım,her yer karanlık ve sessiz,evrenin tam ortasın- da,kozmik patlamalar,yüz milyarlarca galaksinin oluşumu,güneşi görüyo- rum,ondan kopan parça,soğuyor,soğudukça üzerinde okyanuslar oluşu- yor,suyun içinde ilk yaşam formu ve onu takip edenler,karaya çıkıp uyum sağlayanlar,erkekler avda,kadınlar sırtlarında bebeleri tohum top- luyor,ateş bulunuşu,ihtiyaçtan yazının ortaya çıkışı,savaşlar,hastalıklar, medeniyetler,çağlar,sesler çoğalıyor,küçüldüğümü hissediyorum,Antalya, otel,seminer salonu,bulunduğum zaman ve ben koltuğumdayım,indim aşağıya,bu sefer kendi içime giriyorum,damarlarım,hızla akan kanım,kalbim hızla çarpıyor, beynim ve beynimde 10^26 adet elektron,yolculuğumun başında yüz milyarlarca galaksiden oluşan koca evrende ben bir toz tanesi bile değilken şimdi beynimin içine tüm evreni alabiliyorum. Aman Allahım!...İçim coşuyor.Bu koca evrende ben de varım ve iyi ki varım derken gözlerimi aralıyorum.İnsanların yüzüne bakıyorum,rahatlama,bitkinlik ve heyecanla karışık bir ifade var yüzlerde...

 

Evet arkadaşlar varoluşunuzun farkına varın,geçmişe esef etmeyin,gele- ceği tesis edin,kaygılarınızdan uzaklaşın ve yaşadığınız her anın hakkını vererek yaşayın,geriye dönemezsiniz,kaybedilen kaybedilmiş andır, bırakın ve varlığınızın,şu anın keyfini çıkarın,hissettiklerinizden korkmayın,ve onları ifade edin, duygu kabızı olmak yerine yüreğinizin gözüyle bakın dünyaya ve sevin, gerçekten sevin ve sevginizi sunun, uzatın yaşama ve kendinize elinizi.İşte o zaman,asıl o zaman yalnız olmadığınızı hissedecek ve içinizdeki gücün farkına varacaksınız...

 

Topyekün bir mucize beklemeyin.Değişimi önce kendi içinizde gerçekleş- tirin.Sonra bunu ailenizle paylaşın.Çemberi gittikçe büyütün.Karşılık ala- madığınızda kızmayın.Unutmayın siz izin vermediğiniz sürece kimse sizi kızdıramaz,kimse sizi üzemez.Sürekli kendinizi geliştirin.Geliştikçe bunu eşleriniz ve çocuklarınızla paylaşın.Herkes bir bireydir ve her bireyin bir varoluş amacı vardır bu dünyada.Zaman ve mekan kavramını unutun. Kuantum fiziğine göre bir elektron hem parçacık hem de dalgadır.Kuan- tumda zaman ve mekan yoktur.Dolayısıyla evren bizim algıladığımızdan çok daha farklı biçimde olabilir.O halde sadece hissedin,yaşayın,hissettirin ve yaşatın.

...

- İki gün çabuk geçti, ama muhteşemdi.Şimdi çemberi kapatıyoruz.Daha dün Hocamızın elimize tutuşturduğu oyuncaklarla içimizdeki çocuğu öz- gür bırakmıştık.Nasıl koştum o küçücük topun peşinde,nasıl şen kahkahalar atıp yerlerde yuvarlandım.Bu iki günde fark ettiğim bir şey var, kendimi seviyorum ve doğru yoldayım.İçimdeki çocuk, ben ve hayallerim, kaygılarımdan uzaklaşma çabam,yaşadığım her anı iliklerime kadar hissederek yaşamaya çalışmam ve son dönemlerimdeki keyfim boşuna değilmiş.Farkında olmadan kendimi ve hayatı tekrardan keşfetmeye başlamışım.

 

Arkadaşlar dün yazdığımız kağıtları şimdi ortaya çıkartalım.Bu iki günün sonunda varmamız gereken noktayı artık hepiniz anlamışsınızdır.Bakalım kaçımız bunun farkındaymışız.Şimdi söyleyin bakalım,hayatta amaçlarınıza ulaşmanızı engelleyen sebeplere kimler kendini yazdı.

 

- Muhteşem,benim koca beyaz sayfamın ortasında kocaman bir "KENDİM" yazıyor,sınıftan ben dahil dört kişi elini kaldırıyor.Dedim ya doğru yolda- yım.Bu iki günde kendimi bir kez daha teyitlemiş oldum.

Şimdi de amaçlarımız?

 

- İç ve dış denge, huzur ve tebessüm.Amacım da doğru.Maddesel ba- ğımlılıktan kurtarmışım demek ki kendimi.Elbette ki sosyal ihtiyaçlarımı karşılayacağım ama onların hepsi sadece araç olacak, amaç değil...

...

İşte böyle sevgili dostlarım,yazım her zamankilere nazaran biraz uzun oldu ama inanın bana tadı damağımda kalan iki günden,daha paylaşabileceğim çok şey çıkartabilirim.Ben şimdilik,hepimiz için ortak olduğunu düşündüğüm kısımlarına değindim sadece.Bu satırlarda bizi buluşturan duygu ve düşünce birliğine, kullandığımız ortak sevgi diline, paylaşımcı ruhumuza inanarak aktardım herşeyi.Sevgili Üstün Dökmen' in bana kattıklarını sizlere de sunmak istedim.

 

O yüzden sizlere ayrıca bir yeni yıl mesajı yollamayacağım, onu zaten yaptığımı düşünüyorum ve sadece eklemek istiyorum;

 

İYİ Kİ VARSINIZ VE BURADASINIZ, HEPİNİZİ SEVİYORUM...

 

Yeni bir gündoğumunda hepiniz sevgiyle ve sağlıcakla kalın dostlarım.

 

G.Neşe Alphan 

 

PROF.DR.ÜSTÜN DÖKMEN' İN YAYINLANMIŞ KİTAPLARI:

 (1) SANATTA VE GÜNLÜK YAŞAMDA İLETİŞİM ÇATIŞMALARI VE EMPATİ

 SİSTEM YAYINCILIK

 (2)SOSYOMETRİ VE PSİKODRAMA : KURAMSAL TEMELLER, UYGULAMALARDAN ÖRNEKLER.

 SİSTEM YAYINCILIK

 (3) SELAM ( ŞİİR KİTABI)

 SİSTEM YAYINCILIK

 ... VE HOCAMIZIN TAVSİYESİ;

 - DOĞAN CÜCELOĞLU

   ANLAMLI VE COŞKULU BİT YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI

 SİSTEM YAYINCILIK

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000