|
KİMYASAL
SİLAHLAR:ETKİLERİ, KORUNMA YOLLARI, YASAL DÜZENLEMELER
Dr.
Çağlar ÖZDEMİR*, Arif BOZBIYIK**, Prof. Dr. İ.
Hamit HANCI*
*Ankara
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
**
Ankara Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Yüksek
Lisans Öğrencisi
Kimyasal
Harp Ajanları Birleşmiş Milletler’ in
1969 yılında yayınlamış olduğu bir
raporda “insanlar , hayvanlar ve bitkiler üzerine
doğrudan toksik etkileri nedeni ile kullanılan her türlü
katı , sıvı , gaz halindeki kimyasal maddeler” şeklinde
tanımlanmıştır. 1993 yılında imzalanan Kimyasal
silahlar konvansiyonu ise ;
kimyasal silah olarak tipleri ve miktarları
uygun olan ve bunları elde etmek için kullanılan
kimyasallar , bu kimyasalları
kullanmak için gerekli cihaz ve mühimmatlar
ve bunların kullanımına yönelik özel olarak
tasarlanmış her türlü teçhizatı kimyasal silah
olarak tanımlamıştır.
Kimyasal
silahlar farklı şekillerde sınıflandırılabilmekle
beraber genel olarak;
1)Sinir
Gazları
a-Sarin
( GB)
b-Tabun
( GA)
c-Soman
(GD)
d-Metilfosfafonotioik
asit (VX)
2)Yakıcı
Gazlar
a-Sülfür
Mustard (HD)
b-Nitrojen
Mustard (HN) (hardal gazları)
c-Levisit
( L)
d-Fosgen
oksim(CX)
3)Akciğer
İrritanları
a-Fosgen
(CG)
b-Difosgen
(DP)
c-Klorin
(CL)
d-Klorpikrin
(PS)
4)Kan
Zehirleri
a-Siyanoejen
Klorür
b-Hidrojen
siyanür
5)Kapasite
Bozucular
a-psikomimetikler(3-Quinuclidinil
benzilat,LSD)
b-Toksinler
c-Göz
Yaşartıcı Gazlar
i)kloroasetofenon
(CN)
ii)orto-klorobenilidin-malononitril
(CS)
iii)dibenz
(b,f)-1,4-oxazepine (CR)
6)Bitki
Öldürücü Ajanlar, olarak sınıflandırılabilir.
Kimyasal
silahlar 1. Dünya Savaşında kimyasal maddelerin
toksik özelliklerini kullanarak düşman üzerinde
fiziki ve fizyolojik etkiler oluşturmak amacıyla gaz
(aerosol veya buhar) halinde etkin bir şekilde kullanılmış
ve kayda değer kayıplar verilmesine neden olmuştur.
Savaş esnasında Almanlar klorin dolu kutuları esen
rüzgara doğru atmak suretiyle yayılmasını sağlayarak
basit bir yol uygulamıştır. Bundan kısa bir süre
sonra Fransızlar fosgeni top mermileri içerisinde
kullanmışlardır. 1917 Temmuz’da Almanlar ilk defa
hardal mühimmatı ile birlikte
koruyucu maskeleri de etkisiz hale getirerek
kusmaya neden olan katı partiküllü difenil klorasil
kullanmaya çalışmıştır. Sinir gazları ise
1930’larda Almanlar tarafından bulunup 2.Dünya
savaşı esnasında geliştirilmiştir. 1936’da Alman kimyacı Gerhard Schrader mevcut haşere öldürücüleri
inceleyerek tabun’u iki yıl sonra da daha
toksik olan sarin’i bulmuştur. 2. Dünya
Savaşı boyunca İtalyanlar, Macarlar, Japonlar,
Fransızlar, İngilizler, Ruslar, Amerikalılar ve
Almanlar hardal, fosgen ve benzer ajanları geliştirmeye
devam etmişler ancak kullanmamışlardır.
Sarin
buharlaşabilme ve genleşme özelliği sebebiyle
kolay solunabilen bir ajan olarak dikkati çekmiştir.
ABD, sarin’in özelliklerinden istifade için özel
bombalar, roketler, sprey tankları ve füzeler dizayn
etmiştir. Bu silahların
tasarımında yüksek patlayıcı silahlar
tekniği kullanılmasına rağmen, bu teknik
sarin’in yüklenmesine imkan verecek şekilde
modifiye edilmiştir. Fransızlar, İngilizler ve
Kanadalılar GB sarin testleri için üretim maksatlı
küçük çaplı tesisler kurmuşlardır. ABD ve
Sovyetler tam kapasiteli Soman’ı (GD) da üretmişlerdir.
1950’lerin
sonlarına doğru İngiliz bilim adamları farklı bir
kategoride değerlendirilen V ajanlarını keşfetmişlerdir.
Bu ajana karşı gaz maskelerinin yeterli koruma sağlayamaması
dikkat çekicidir. İngiliz ve ABD farklı üretim yöntemleri
ile VX ajanlarını üretmişlerdir.
1960’lar,
öldürücü olmayan toplumsal olay kontrol ajanlarının
gelişmesine sahne olmuştur. Bu maddelerden özellikle
CS ölüme sebep olmadan mukus membranlarında yüksek
tahriş yaratan bir ajandır. CS ve benzeri maddelerin
kullanımından maksat, kalıcı bir zarar vermeden geçici
olarak insanların yaşam standartlarını düşürmektir.
CS ilk olarak İngiltere’de geliştirilmiş ve
kullanılmış daha sonra kısa zamanda ABD’de ve
birçok ülkede benimsenmiş, üretilmiş ve kullanılmıştır.
1.ve 2. Dünya Savaşları
arasında ise; İtalya tarafından Etiopya’da,
Japonya tarafından Mançurya ve Çin’de kullanılmıştır.
Japon
Aum Shinrikyo tarafından yapılan terörist eyleme
kadar bütün kimyasal silahlar esas olarak ülkeler
tarafından taktik silahlar olarak kullanılmıştır.
Bu husus I. Dünya Savaşı’ndaki kilitlenmeyi çözmek
için olduğu kadar, 1979-1988 arasındaki İran-Irak
Savaşı’nda Irak’ın İran’ın insan dalgalarından
oluşan taarruzlarını durdurmak için kullanımında
da açıkça görülmektedir. Tipik olarak, ülkeler
kimyasal silahlarını korumasız, güçsüz hedeflere
yönlendirmişler, kendileriyle eşit şekilde
silahlanmış güçlere karşın kullanmamışlardır.
Bu nedenle misilleme korkusundan dolayı kimyasal
silahların karşılıklı caydırıcı etkisi olduğu
konusunda bir görüş birliği vardır. Buna rağmen,
geçen on yıllarda, hemen hemen her çatışmada
kimyasal silahların kullanıldığına ve bunların
çoğunun klinik olarak veya fiziki delillerle somut
olarak belirlenemediğine dair iddialar mevcuttur.
Gelişen
kimyasal silah teknolojisinin bugün vardığı
noktada silahların kullanılmadan hemen önce veya
kullanım sırasında iki farklı kimyasal maddenin
karışması esasına dayanan ikili (binary) kimyasal
silahlar üretilmiştir. Prensip olarak; iki parçalı
silah konsepti, öldürücü ve dengesiz bileşimler
uzun süreli depolamaya uygun değilse kullanılır.
Saf
Sinir Ajanları renksiz ve hareketli sıvılardır.
Oda sıcaklılığında kısmi uçucu özellikleri
vardır. Sürekliliklerini ve etkilerini artırmak
amacıyla bazı maddelerle yoğunlaştırılmaları
durumlarında ise sarımtırak-kahverengi sıvılar
olarak karşımıza çıkarlar. Bazılarının ise
hafif meyve kokuları olabilir. Maruz kalma yoluna göre
belirtiler değişiklik gösterir. Buhar alımını
takiben solunum sistemi belirtileri ortaya çıkarken,
bulaşmış bir gıdanın ağız yoluyla alımını
takiben sindirim sistemi belirtileri önce görülür.
Solunum yolu ile alımı takiben göğüste sıkışma
hissi ilk belirtidir. Akciğerler tarafından hızlı
bir şekilde emilen kimyasal ajan 1 dakikadan kısa
bir zaman süresi içerisinde yaygın sistemik
bulgular görülmesine yol açabilir. Maruz kalınan
doz ile ilişkili olarak gözde yanma,ağrı, burun akıntısı,
anksiyete, huzursuzluk,emosyonel labilite , tremor, baş
ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, hafıza bozukluğu,
apati, depresyon, kas seğirmeleri, kramplar görülebilir.
Daha yüksek dozlarda ise kardiyovasküler sistem
belirtileri hakimdir, generalize kas seğirmeleri,
zorlu, yüzeyel solunum, bronşial sekresyonlarda
artma, generalize konvulsiyon, konuşma bozukluğu,
reflekslerin kaybı, koma ve ölüm görülebilir. Pin-point
pupil (iğne ucu göz bebeği), açıklanamayan nazal
sekresyon, göğüste sıkışma hissi, hızlı gelişen
nikotinik, muskarinik ve santral sistemi belirtileri
kimyasal ajana maruz kalınmış olma ihtimalini
akla getirmelidir.
Mustardlar
fiziksel özelliklerinden dolayı soğuğa ve ısı değişiklerine
dirençlidirler. Yakıcı ajanlara maruz kalınması
ile belirtilerin ortaya çıkması arasında 2-24 saat
arasında değişen bir latent peryod vardır ki
dekontaminasyon ve tedavi için geç kalınmış
olabilir. Alınan doz çok yüksek ise kurban
genellikle 48 saat içerisinde akciğer ödemi, bronş
sekresyonlarının oluşturduğu tıkaçlara bağlı
mekanik asfiksi veya bozulmuş immun yanıtın kolaylaştırdığı
fırsatçı enfeksiyonlarla.ölür. Yakıcı ajanlara
karşı korunma tam koruyucu giysiler ile başarılabilir
Akciğer
irritanları içerisindeki en tehlikeli ajan fosgendir.
Normal hava ve iklim koşularında 8.2
°C
‘ de kaynar. Buharının dansitesi havadan 3.4 kat
daha fazla olduğundan özellikle çukurlarda ve düşük
seviyeli bölgelerde uzun zaman etkisini kaybetmeden
kalabilir. Düşük konsantrasyonlarda yeni biçilmiş
saman kokusuna benzer bir kokusu vardır. Kimyasal
Silahlar içerisindeki üstün özelliği yüksek
dozlarda masif akciğer ödemine sebep olarak bir kaç
saat içerisinde ölüme sebep olmasıdır. Diğer
kimyasal ajanların meydana getirdiği solunum yolu
belirtilerine benzer etkiler göstermekle beraber bu
belirtilerin prognostik bir değeri yoktur. Çünkü
olgu belirtilerin görülmediği latent peryodu
takiben ani gelişen masif akciğer tablosu ile karşımıza
çıkabilir.
Yakıcı
ajanlar sıklıkla askeri kayıp oluşturmak, karşı
birlikleri koruyucu ekipmanlar kullanmak zorunda bırakarak
hareket kabiliyetlerini azaltmak amacıyla kullanılırlar.
Klasik
Kimyasal Ajanlar, yasal ticari kullanımı mevcut
kimyasal maddeler kullanılarak kolayca imal
edilebilir, Mesela yakıcı gazların üretimi basit
kimyasal işlemlerle başarılabilirken sinir gazlarının
üretimi pek çok komplike işlemi gerektirmektedir.
Hatta bu üretim aşamalarının bir kısmında katı
ısı denetim kurallarının uygulanma zorunluluğu
vardır. Toksik maddelerin saklanması da bir takım
sorunlar doğurabilir,bu nedenle ürünlerin bozulmasını
engellemek için özel ekipmanlara gereksinim duyulur.
Kimyasal
Silahlara karşı korunma, dört ana köşe taşı üzerine
kuruludur;
Fiziksel
Korunma:Vücut korunması, solunum sistemi korunması,
Medikal
Tedavi: Pre-medikasyon, tedavi,
Algılama:
Alarm, monitörizasyon, doğrulama, tanımlama,
Temizleme:
Bireysel ve araçlar ile temizlenme.
Sivil
savunma birimlerinde
ve çevrede çalışan sivil savunma
personellerinin askeri personel için hazırlanmış
önlemleri alması gerekmektedir. Sivil halkın barınaklara
ya da barınaklardan taşınması sırasında alınması
gereken önlemler acil çözülmesi gereken
problemlerdir. Bu da, sivil halkın kullanımına
uygun dizayn edilmiş basit koruyucu maskelerin üretilmesi
zorunluluğunun bir göstergesidir. Bir kimyasal saldırı
sırasında solunum yolları aerosol ve gazlara karşı,
vücut ise sıvı ve katı partiküllere karşı
korunmalıdır. Çocuklarda maske yerine hem solunum
organlarını hem de vücudu koruyan özel ceketler
kullanılması sıvı kimyasal ajanlar için daha
uygundur. 12 aylıktan küçük bebekler koruyucu örtüler
kullanılarak korunabilir. Sivil halkın kimyasal
silahların etkinliğinin sınırlandırıldığı sığınaklara
yönlendirilmesi alınabilecek en önemli ortak önlemdir.
Büyük yerleşim merkezlerinde erken uyarı
sistemleri geliştirilmeli, kimyasal saldırı sırasında
halk sirenlerle ve radyolar aracılığı ile uyarılmalı,
alınması gereken kişisel önlemler konusunda
bilgilendirilmelidir. Sivil savunma uzmanları tüm aşamalarda
aktif rol oynayarak koordinasyonu sağlamalıdır.
15
tonluk bir kimyasal silahın 60 km.² lik bir alandaki
halkın yüzde ellisini öldürebileceği
belirtilmektedir.
Kimyasal
Silahlar için potansiyel hedefler; askeri hedefler,
hava alanları ve limanlar, kritik altyapı tesisleri
(akaryakıt, enerji merkezleri, su arıtma tesisleri
gibi) , büyük nüfus yoğunluğunun bulunduğu
merkezler olarak sıralanabilir.
Uluslararası
Yasal Düzenlemeler:Kimyasal silahların tarihsel gelişim
süreci içerisinde kimyasal silahları üreten, zaman
zaman kullanan devletler bir taraftan da Kitle İmha
Silahlarını (KİS) sınırlamaya yönelik çok
taraflı silah kontrol rejimlerini yürürlüğe sokmuştur.
Bunlar;
1925
tarihli Cenova Protokolü,
1968
Nükleer Silahsızlanma
Anlaşması (Nuclear Non-Proliferation Treaty, NPT),
1972
Biyolojik Silahlar Konvansiyonu (BWC-Biological
Weapons Convention),
1987
Füze Teknolojileri Kontrol Rejimi (MTCR-Missle
Technology Control Regime),
1993
Kimyasal Silahlar
Konvansiyonu (CWC- Chemical Weapon Convention) ‘dur.
Cenova
protokolü ile savaşta kimyasal harp maddelerinin
kullanılması yasaklanmıştır. Gerçi ABD de dahil
olmak üzere pek çok ülke sadece ilk kullanan ülke
olmayacakları,ancak kendilerine karşı kimyasal
silah kullanıldığı takdirde aynı cinsten
misilleme yapma hakkını saklı tuttuklarını
belirterek çekince koymuşlardır. ABD 1975 yılına
kadar bu protokolü onaylamamıştır.
Dünya
Tabipler Birliği 1990 yılında, 42. oturumunda
Kimyasal ve Biyolojik Silahlar Konulu Bildirgeyi kabul
etmiş , Tokyo bildirgesiyle de sağlık hizmeti
vermesi beklenen hekimlerin , kimyasal ve biyolojik
silahların araştırılmasına katılmasını , kişisel
ve bilimsel bilgilerini bu silahların keşfi ve üretiminde
kullanmalarının etik olmadığını bildirmiştir.
KAYNAKLAR:
Gert G. Harigel
Carnigie Emdowment- Introduction to Chemical and
Biological Weapons: Use in Warfare, Impact On Society
and Environment, 3
CDISS “The Devil’
s Brews II. Weapons of Mass Destruction and
International Security”, Bailrigg Memorandum17,
Published by CDISS, 2001
Convention on the
Prohibition of the Development, Production and
Stockpiling of Bacteriological (Biological) and Toxin
Weapons and on their Destruction (BTWC), 10 April
1972.
http://www.opcw.nl/chemhaz/equip.htm
http://www.opcw.nl/chemhaz/protect.htm
http://www.opcw.nl/chemhaz/nerve.htm
http://www.opcw.nl/chemhaz/mustard.htm
http://www.opcw.nl/chemhaz/psycho.htm
http://www.opcw.nl/cwcdoc.htm,
The Chemical Weapons Convention,
www.opcw.nl/chemhaz/decon.htm
Fas.org/nuke/intro/cw/intro.htm
|