Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Pozitif Köşe Linkler  l İletişim

 

Arşiv

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Küçük Bir Sevda Masalı
(Neşe Ülkü)

         Yazarın Diğer Yazıları

                                               Tüm Dostlara Merhaba,

Bu hafta sizlerle küçük bir sevda masalını paylaşmak istiyorum.Mekan, isim ve zamanlar kişilik hakları adına değiştirilmiş olup, bende saklıdır.

Küçük Bir Sevda Masalı

Yer:İZMİR                                                                                     Tarih:Baharın en güzel ayı Nisan' dan bir gün.

Baharın en güzel zamanı, dışarıda güneş pırıl pırıl parlamakta, ağaçlar,çiçekler, hava ve su topyekün tabiatın tüm güzelliklerini aşkı yaşamaya hazır insanoğlunun kucağına sunmakta.

Ama kadın telaşlıdır ve yüzündeki mutsuzluk, umutsuzluk ifadesi ile işyerinde bir aşağı bir yukarı dolanmakta.Üst üste yaşadığı olumsuzluklar ve gittikçe artan gerginlik canını sıkmakla kalmamış, içini de acıtmış.

Günün sonunda bilgisayarının başına geçtiğinde posta kutusuna düşmüş yazılar dikkatini çekiyor.Okuyor, okudukça yüzünde tatlı bir tebessüm oluşuyor.Yazıların satır aralarına gizlenmiş enerji, alıp kadını kavrıyor. Kadın yüklendiği enerji ile arkasındaki pencereden dışarıya bakmayı akıl ediyor ve tabiatın uyanışıyla karşılaşıyor.Biraz heyecan biraz da kızgınlıkla; bu uyanışı bu ana kadar fark edememiş olmanın kızgınlığı ile...

Yazılar bir arkadaşından, ona da bir başka arkadaşından gelmiştir.Kadın önce kendi arkadaşına teşekkür yazısı gönderiyor sonra da o hiç tanımadığı insana; dolaylı da olsa yüzünde tebessüm oluşturduğu için bir teşekkürü hak etmiş olan insana... Ve gece olduğunda kadın evine, kendi küçük ama huzurlu dünyasına geri dönüyor.

Sabah ilk işi kadının, posta kutusuna bakmak oluyor, her sabah rutine bindirdiği gibi.Sonra tanımadığı o insanın ,teşekkürüne yanıtı ile karşılaşıyor.Garip bir heyecanla yazıyı ve ekindeki irili ufaklı hikayeleri okuyor.O hiç tanımadığı insan onunla kendisine gelen yazıları paylaşmak istediğini belirtiyor.Kadın içinde hissettiği sıcaklıkla:"Seve seve, ben de hayata dair güzellikleri içinde barındıran yazıları sizinle paylaşmak isterim. Kalabalığın içinde yaşadığımız yalnızlıklarımızı bir nebze de olsa yok edebileceksek ne mutlu bize " diye yanıtlıyor adamı.Ve haftalar sürecek yazılar yoluyla duygu alışverişi başlamış oluyor.

Aradan geçen zaman sarfında tatlı bir heyecanla karışık garip bir merak sarıyor masalımızın her iki kahramanını:"Yazılarından tanıdığımız insan kimdir?Neye benzer, nasıl bir yaşam sürmektedir?"

Yüz yüze gelmek, karşılaşmak adına ilk teklif ve daha sonraki pek çok teklif adamdan gelir ama kadının yanıtı hep çok kesindir:"Hayır, yazılardan birbirimizi tanıdığımız kadarıyla yetinelim.Daha fazlası hayal kırıklığı yaratmasın, çocuksu bir heyecanla oyuna dönüştürdüğümüz bu gizemli yazışma devam etsin, büyü bozulmasın!!!"

Kendilerine gelen yazıları paylaşmanın dışında yaşadıklarını, hissettiklerini, sevinçlerini ve hüzünlerini de paylaşmaktadırlar ve gün gelir birbirlerine duydukları ihtiyaç ve merak dayanılmaz bir hal alır; adam için de kadın için de...

Ertesi gün kadının doğum günüdür, bir vesileyle adama bunu çıtlatmıştır- kapıyı aralamıştır bir başka deyişle.Adam da sorar:

" Yarın için sana iki seçenek sunuyorum:                                                 

1. Gülleri çiçekçi ile mi yollayayım?
2. Gülleri ben mi getireyim?"

Kadının avuçlarının içi terlemiştir, heyecandan sesindeki titremeye engel olamaz,çocuksu bir coşkuyla ve tüm cesaretiyle yanıt verir:

"İlla da çiçek gelecekse papatya olmalı ve illa da çiçek gelecekse seninle gelmeli..."

Ertesi gün öğle yemeği için randevulaşılır, heyecan ve doruk noktasındaki merak her ikisini de sarmıştır.

Bugün kadının doğum günü, sabahtan beri eş dost akraba sağ olsunlar onu tebrik için aramışlardır,ama kadının aklında tek bir şey vardır; öğlen yemeğinde artık yüzleşeceği o adam.Zaman bir türlü geçmek bilmez. Büyük Ozanın şiirindeki gibi yolun yarısını devirmekte olan kadın genç kızlık dönemindeki gibi heyecan hissetmektedir içinde ve tüm vücudunun titremesine bir türlü anlam veremez.Saatler dakikalara, dakikalar saniyelere dönüşüp de o an geldiğinde kadın son bir kez kendine çekidüzen verir ve işyerinden dışarıya çıkar.Arabayı görür ama içindekini seçemez, mantığı geri dön diye bağırdıkça o kalbinin sesine kulak verir.Yanaşır, eğilir, kapıyı açar, kısık bir ses tonuyla merhaba der ve arabaya biner. Uzun bir sessizlikten sonra birbirlerine titreyen ellerini uzatırlar.Tekrar "MERHABA"...

Adam önce bir buket kırmızı gül uzatır, ortasında tek bir büyük papatyası olan.Kadın buketi kucağına alır teşekkür eder ama yüreği buruktur;hani kır papatyası istemişti???Adam tekrardan arkaya uzanır, bu sefer de kucak dolusu kır papatyasını kadının kollarına bırakıverir.Artık kadın rahatlamıştır, mutlu bir gülümseme ve daha bir coşkuyla tekrardan teşekkür eder.Adam anlatmaya başlar; girdiği ilk çiçekçide papatya bulamamış kendince bir formül geliştirip, çiçekçinin tüm itirazına rağmen güllerin ortasına bir büyük papatya kondurmuştur,sonra arabasını durdurduğunda önündeki çiçekçiyi fark eder, tezgahında rüzgarla salınan bir sürü papatyanın olduğu çiçekçiyi...Kadın sükunet ve mutlulukla adamı dinlemekte, bir yandan da kaçamak bakışlarla adamı süzmektedir. Beraber yola koyulurlar, nezih bir restaurantta güzel bir köşede ayırtılmış masalarına kuruluverirler.Siparişler verilir, şarap kadehleri havalanır ve tanışmanın şerefine buluşturulur.Güneş onların sıcaklığını kıskanırcasına ortalığı ısıtmakta, kuşlar seslerini duyurmak için çırpınmakta ve tüm bahar çiçekleri içlerinde saklı güzelliği fütursuzca onlara sunmaktadır.

Yemek boyunca devam eden sohbet inanılmazdır ikisi için de, zamanın nasıl geçtiğini anlayamazlar bile, üstelik heyecandan yemeklerine de dokunamamışlardır ve heyecanlarını birbirlerine tüm çocuksu saflıkları ile de itiraf ederler.

Dönüş yolunda tekrardan görüşmek istediklerini birbirlerine söyledikten sonra vedalaşırlar bir sonraki buluşmaya kadar;kadının aklında adamın pırıl pırıl parlayan gözleri, adamın aklında da kadının coşkulu gülümsemesi kalarak...

Bu seferlik burada kesiyorum dostlarım, arkası yarın belki de haftaya...

Hepiniz sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

G.Neşe Alphan

 

 

KÖŞE YAZILARI
 
Hayatın Süprizleri
Yunus Emre
Gerçek Dost Kimdir
Hayat Güzeldir
Deniz Feneri
Limandaki Kadın
İçimizdeki Çocuk
Dante ile Yunus
Kendin Olabilmek
Falezlerden Selam
Son Satır
SİZDEN GELENLER
 
Dost ( Neşe Ülkü)
Aşka ve Terke Dair
Değişim
Enerji Tasarrufu
Akapuntur
Düşünce Gücü
Düşünülmek
İZMİR GÜNCESİ
 
Etkinlikler
Önemli Telefonlar
Doktorlar
Eczaneler
Turizm Ofisleri
Vapur Seferleri
Kültür Sanat
İzmir Fotoğrafları
SİZİN İÇİN SEÇTİK
  Sağlık Bakanlığı
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000