Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Pozitif Köşe Linkler  l İletişim

 

Arşiv

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Küçük Bir Sevda Masalı
(Neşe Ülkü)

         Yazarın Diğer Yazıları

                                          

Merhaba Dostlarım,

Önce hepinizden özür dilemek istiyorum,bu haftaki yazımı geciktirdiğim için.Ancak üç günlük tatili 38 derece ateşle yatak döşek geçirince, hele bir de size bakan ve tüm nazınızı çeken anneniz başucunuzdayken istirahat etmenin dışında bir şey yapamıyor insan.

Bir 29 Ekim'i daha coşkuyla kutladık, hepimize kutlu olsun, olsun da bence 29 Ekim'den 29 Ekim'e Cumhuriyetimizi kutlamak yerine çağdaş medeniyetler seviyesinde, insanca hak ettiğimiz gibi yaşamamızı sağlayan, değil 5 yıl 50 yıl sonrasını görerek hareket eden O Değerli İnsan M. Kemal Atatürk' ümüzün bize kazandırdıklarına sahip çıkmamız gerekmez mi?Demokratik platformlarda sesimizi duyurmak, bu ülkenin yaşayanı olarak üzerimize düşeni yerine getirmek ve Şehitlerimizin Kanları ile sahip olduğumuz tüm değerlere canla başla sahip çıkmamız gerekmez mi?Önce düşünen varlıklar olduğumuz için, sonra da gerçekten muhteşem bir kültür hazinesine sahip olduğumuz için, yüreğimizde sevgi, görebilen bir çift göz ve konuşabilen bir ağzımız olduğu için, hadi elele verip doğru olanı yapalım.İşimize geleni değil, olması gerekeni savunalım ve ülkemize sahip çıkalım. 

Evet dostlarım şimdi de geçen haftadan başladığım masalıma devam etmek istiyorum, siz de ister misiniz?

Peki!...

Küçük bir sevda masalımızın iki kahramanı o ilk karşılaşmanın ardından hayatlarında yeni bir dönemin başladığını anlamışlardır.Çok sık bir araya gelen kahramanlarımız kendileri ve geçmişleri ile ilgili daha çok şey paylaştıkça önlerinde açılan cennetin kapısını görürler ve kapının ardındakileri...

Hayatları birbirine hep teğet geçmiştir.Aynı okuldan mezun olmuşlardır, aynı mahallede büyümüş, aynı sokaklarda ergenlik dönemlerini geçirmişlerdir.

Kadın bu tesadüflere anlam veremez, adam da...Bu kadar çok ortak payda da birleşen bu iki insan neden, neden şimdi karşılaşmışlardır?

Kadın adamı her an, adam da kadını her an hissetmektedir.Ayrı oldukları zaman sıkıntılarını, sevinçlerini hissetmek, beraberken de kelimelere ihtiyaç duymadan saatler boyu sohbet etmek...Sanki, sanki ikisi de birbirlerinin öbür yarısı gibidirler.

Kadın arkadaşlarıyla bu mutluluğunu paylaştığında adamdan ruh ikizim diye bahsetmektedir.O kadar mutludur ki ve bunu etrafına o kadar güzel yansıtmaktadır ki; ben dahil tüm arkadaşları kadını gıpta ile izlemiş, yeri geldiğinde kıskanmış ve bunu da o kadına itiraf etmişizdir.

Buluşmalarının sonunda adam kadına hep şöyle der : "Ben sende kaldım, sen de bende, o yüzden bebeğim bana iyi bak..."

Yaşananlar yaşananları, paylaşılanlar paylaşılanları, zaman zamanı kovalar...Gün gelir iki kahramanımız da dönüm noktasında hissederler kendilerini.Artık bir karar vermek zorundadırlar.İkisi de çok mutludur, birbirlerini geç bulmuşlardır, kaybetmemek isterler. Ama?

Ama?

Ama, her ikisi de evlidir, boyunca çocukları vardır.Birbirlerini bu kadar çok sevmiş olmaları, kendi mutlulukları adına dört kişinin mutsuzluğuna sebep olmalarını gerektirmez.Her ikisinin de en az on beş yıllık bir hayat dilimini paylaştıkları eşleri, gözlerinin içine bakan ,kendilerine bir anne ve babadan çok arkadaşları gibi gördükleri çocukları...Onları, onlarla paylaşılanları, huzur, saygı her şey her şey bir sevgi uğruna silinebilir mi?Yok varsayılabilir mi?Peki ya sevgileri, o yok sayılabilecek mi?

Birlikte karar verirler:" Büyük bir sevgi yaşıyoruz,pek çok insanın hayatı boyunca belki bir kez yaşayacağı belki de hiçbir zaman tadamayacağı bir aşkı yaşıyoruz.Bir bütün olmanın, aynı zamanda da bir bütünün parçaları olmanın ve yine de tek olmanın inanılmaz mutluluğunu paylaşıyoruz.Sevgimizi yüreğimize gömüp hasretimizle, ama yüzümüzde hep mutlu bir gülümsemeyle, yaşamımızı sürdürmeliyiz.Bir gün, belki bir gün?..."

Masalımızın her iki kahramanı da şu anda farklı şehirlerde yaşamaktadır.Aradan geçen zamana rağmen birbirlerini unutmadıklarına bizzat ben tanığım,İşim gereği yaptığım seyahatlerde her ikisini de aksatmadan ziyaret ederim.Bana, cümlelere dökmeden nasıl olduğunu sorarlar.Ben de kelimelere ihtiyaç duymadan iyi oldukları mesajını veririm.Yüzlerinde buruk ama yine de coşkulu bir gülümseme belirir.Her ikisinin de birbirlerinden habersiz söylediği bir cümle vardır; bunu ilk kez bu satırlarda itiraf edeceğim; "Öldüğümde, son nefesimi verirken iki dudağımın arasından çıkacak tek kelime onun adı olacak..."

Dostlarım, bu yazıyı yazmadan önce her ikisinden de onay almıştım.Onlara söylediğim tek bir şey vardı:"Sevgileri tanımadığımız, tanımadığımız için tükettiğimiz, aşkları kağıt bardaklar gibi kullanıp çöpe attığımız bu çağda, beklentisiz sevmenin, aşkı yaşadığımız kişiye değil de yaşadığımız aşka sahip çıkmanın erdemini gösterebilmeyi başarabilmiş olan sizler yaşadıklarınızı herkesle paylaşmalısınız.İsimler, mekan, zaman önemli değil, yaşanan gerçek aşk önemli, bunu herkes bilsin ve tüketilmemiş, gerçek aşka dair umut olduğunu görsünler."

Masalımızın kahramanlarının ileride bir gün aşkı tanımaya çalışan torunlarına anlatabilecekleri gerçek bir sevda masalı olacak.Peki ya bizlerin???

Dostlarım, hepimizin diğer yarısı bir yerlerde bizdeki yarısını arıyor.Önce kendimize sonra da başkalarına dürüst olduğumuz, duyarlılığımızı kaybetmediğimiz, saygıyı esirgemediğimiz, sevgiye inandığımız ve gerçekten aşkı yaşadığımız kişiye değil  de yaşadığımız aşka sahip çıkabildiğimiz zaman hepimizin bir sevda masalı olacaktır.Yeter ki isteyin...

Hepiniz sevgiyle ve sağlıcakla kalın dostlarım.

G.Neşe Alphan

 

KÖŞE YAZILARI
 
Hayatın Süprizleri
Yunus Emre
Gerçek Dost Kimdir
Hayat Güzeldir
Deniz Feneri
Limandaki Kadın
İçimizdeki Çocuk
Dante ile Yunus
Kendin Olabilmek
Falezlerden Selam
Son Satır
SİZDEN GELENLER
 
Dost ( Neşe Ülkü)
Aşka ve Terke Dair
Değişim
Enerji Tasarrufu
Akapuntur
Düşünce Gücü
Düşünülmek
İZMİR GÜNCESİ
 
Etkinlikler
Önemli Telefonlar
Doktorlar
Eczaneler
Turizm Ofisleri
Vapur Seferleri
Kültür Sanat
İzmir Fotoğrafları
SİZİN İÇİN SEÇTİK
  Sağlık Bakanlığı
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000