Sevgili dostlarım
;
Sevgili
Grubum ;
Geçenlerde
hastaneye , ziyaretime gelen bir arkadaşımı öylesine
bir muayene ettiğimde "geç kalınmış" olduğunu
fark edince , insanlarımızda ki bu boşvermişliğe ve
kendilerine dikkatli ve iyi davranmak yolunda ne kadar
da ihmalkar olduklarını bir kez daha gördüm...
40 yaşında
ve bir kızı var... Son derece hayat dolu , ve fırsat
buldukça hayati "ti" ye alıyormuş gibi görünen
, enerji dolu sevdiğim bir arkadaşım... Hayattan
beklentileri olan , ve son derece yardımsever...
Özellikle bayan arkadaşlarımın bu konuda son derece dikkatli
davranmalarını , periyodik muayenelere gitmelerini ,
kendilerini de muayene etme yöntemlerini öğrenmelerini
öneriyorum...
Dostlarımı uyarmayı
görev bildim...
Işık ve
sevgiyle...
MEME KANSERİ
----------------------
Meme Kanseri
Nedir?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme
başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve
kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız
şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun
çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine
meme kanseri denir.
Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme
kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu
özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk
faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine
yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri
taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma
olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan
kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme
kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk
faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini
yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran
faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;
-
Yaş: İleri yaş önemli bir
risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan
kadınların % 70'i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir
deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda
meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın
altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu
nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka
yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı
ve mamografi dediğimiz meme filmini
çektirmelidir.
-
Kişisel meme kanseri
hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve
tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere
gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat
daha fazladır. Ailede meme kanseri hikayesi:
Aile yakınları arasında meme kanserine
yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma
olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır.
Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine
yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma
riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır.
Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir.
Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri
genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş
vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir.
Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik
testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde
bu hizmet verilmektedir.
-
Daha önce meme biopsisi
yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile
biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış
olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu
tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini
değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün
hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan
bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik
incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı
konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir
tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal
kadınlara göre daha fazladır.
-
Fertil çağ süresi: Adet
görmeye erken başlanması, menepoza geç
girilmesi, fertil çağı uzatmaktadır. Bu sırada
kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi
altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski
artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda
hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri
riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından
sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme
kanserine yakalanma riski az da olsa
artmaktadır.
-
Doğurganlık hikayesi: İlk
çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30
yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri
görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre
2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda
risk hafif yükselmektedir
-
Sosyoekonomik seviyenin
yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi
yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme
oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha
iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve
erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca
bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş
nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk
sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak
fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi
nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca
bunların dışında başka faktörler de rol
almaktadır.
-
Östrojen hormonu tedavisi
görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen
tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda,
meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon
tedavisi almayan kadınlarda da, kalp
hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda
artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz
yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen
verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim
kontrolu altında yapılmalıdır.
-
Doğum kontrol hapı
kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla
birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri
sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını
bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen
ortadan kalkmaktadır.
-
Alkol kullanılması: Fazla
alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre
risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek
dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine
yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat
daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh
ile sınırlandırılması önerilmektedir.
-
Sigara: Sigaranın kesin bir
etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı
etkilediğinden dolayı bırakılması
önerilmektedir.
-
Şişmanlık ve yağlı beslenme:
Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş
üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma
riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle,
doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi
yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla
alınmasının bu riski artırdığı ileri
sürülmüştür.
Meme Kanseri Riski Azaltılabilir Mi?
-
Egzersiz: Yoğun
egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme
kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu
nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.
-
Beslenme: Meme kanseri
ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve
meyveden zengin beslenme, ağır yağlı
yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir.
Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi
antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi
olduğu ileri sürülmektedir.
-
Kısaca, şişmanlığın
azaltılması, alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu
yürüyüş), Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski %
30-40 oranında azaltılabilmektedir.
Meme Kanseri Önlenebilir Mi?
Henüz meme kanserini kesin
önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen
tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde,
meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda
çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda
yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi
ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en
iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına
göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik
protokollarının uygulamasıdır.
Meme Kanseri Nasıl Erken Tespit Edilebilir?
Meme kanserinde erken teşhis
yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine
göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında
en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda
ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş
gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle
ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için
alınması gereken önlemler, daha erken yaş
gruplarına göre farklılık göstermektedir. Yirmi
yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir
döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler.
Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup
olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit
edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir
değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim
tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların,
kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her
yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri
gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile
mamografi çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar
kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl
bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve
mamografi dediğimiz meme filmini her yıl
çektirmelidir.
Kadınlar Kendilerini Nasıl Muayene Etmelidir?
Erken teşhis için her kadının
ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi
gerekir. Her ay kendisini düzenli olarak kendisini
muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir
kitleyi çok daha erken fark eder. Kadınlara
kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap
ve broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz
kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten silikon meme
kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda
meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler
şeklinde verilmektedir.
Muayene Sırasında Fark Edilebilecek Değişiklikler
Nelerdir?
Aşağıda değişiklikler fark
edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş
vurulmalıdır:
-
Memede iki haftadan uzun süre
ele gelen sertlik veya kitle,
-
Meme derisinde kalınlaşma,
şişme, renk değişikliği,
-
Meme başında kalınlaşma,
kızarıklık veya yara olması,
-
Memede veya meme başında
içeri doğru çekinti olması,
-
Memenin şeklinde değişiklik,
-
Meme başlarının
pozisyonlarında değişiklik,
-
Meme başında ortaya çıkan
akıntı.
Mamografi Nedir?
Mamografi, düşük dozda çekilen
bir meme röntgen filmidir. Memede, muayene ile
saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit
edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek
değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene
ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu
nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını
geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir
mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime
meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen
kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve
hekime muayene olmalıdır.
Mamografi Ne Zaman Çektirilir?
Mamografi çekilirken meme, iki
tabaka arasında birkaç saniye hafifçe
sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas
olduğu zamanda mamografi çekilmesi, özellikle
memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet
bitimini takip eden hafta, memelerin
hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet
bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle
memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada
daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden
dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça,
mamografi çekiminin, adetin bitimini takip eden
haftada yapılması önerilmektedir.
Mamografi Çektirmeye Giderken Nelere Dikkat
Etmeli?
Mamografi çekilirken belden
yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki
parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim
sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir.
Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına
deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler
sürülmemelidir.
Memede Bir Kitle Tespit Edildiğinde Ne Yapılmalı?
Memede bir kitle tespit
edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık
mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak
gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser
değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle
saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe
kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle
saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri
tetkiklerin yapılması gereklidir.
Meme Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Son yıllarda meme kanseri
tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur.
Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu
olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı
safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken
safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o
kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi,
günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce
yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah,
onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog,
psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi,
tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve
özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde
yoğunlaşmış hekimler bulunur.
Meme Ameliyatları Nelerdir?
Günümüzde meme kanserinin
tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı
uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak,
memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve
memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar
olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek
olarak da, alınan memenin yerine, plastik cerrahi
teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu
yapılması ameliyatları vardır
Kemoterapi Nedir?
Kanser hücrelerini öldürücü
ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan
veya damardan verildikten sonra tüm vücuda
yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç
birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından,
değişik kombinasyonlar halinde verilirler.
Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara
verilir. Bu aralarda hastanın kendisini
toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre
ilaç verildikten sonra ara verilir. Bazı olgularda
lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak,
ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda
cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde,
herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile,
koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi
yapılabilir. Bu tedaviye adjuan kemoterapi denir.
Hormon Tedavisi Nedir?
Bazı meme kanseri hücreleri,
içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları)
aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene
duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser
hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden
olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde
östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı
olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan
kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu
amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir.
Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en
fazla beş yıl sürmektedir.
Işın Tedavisi (Radyoterapi) Nedir?
Işın tedavisi, meme bölgesine
ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden
sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin
öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu
tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan
etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu
halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık
hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir
yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen
bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu
da yaklaşık bir yıl içinde azalır.
Erkeklerde Meme Kanseri Görülür Mü?
Kadınlara kıyasla daha az
görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri
görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi
erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında,
erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış
göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda
duyarlı olmaları gereklidir.
Dünyada Meme Kanseri Görülme Sıklığı Nedir?
Meme kanseri bir çok ülkede,
kadınların en korkulu sağlık sorunu olma
özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD' de, sekiz
kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu
oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme
kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde
sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD'
de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni ile hayatını
kaybetti. Bu sayı ABD'nin 2. Dünya savaşı, Kore ve
Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından
fazladır. 1998 yılında Avrupa'da 1 milyon kadın,
meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000
yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri
tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1
kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını
kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni
meme kanseri tanısı konuyor.
Türkiye’de Meme Kanseri Görülme Sıklığı Nedir?
Türkiye' de sağlıklı bir
istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse
iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın
sayabileceğimiz bir Akdeniz ülkesi olan İtalya
istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda,
Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme kanserine
yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar
oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir.
Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde,
akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun ile
karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka
anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar
bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul
etmeliyiz.
Dünyada Meme Kanseri Artış Gösteriyor Mu?
Hastalığın diğer bir özelliği
de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl
önce 1960 yıllarında, ABD' de yirmi kadından
birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz
kadından birisinde meme kanseri görülmektedir.
Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı
ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme
oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik
gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına
bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı
kalmıştır, artmamıştır.
Meme Kanserinden Ölüm Oranı Yükseliyor Mu?
Batı ülkelerinde sivil toplum
örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin sağlık
politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili
toplum bilinci oldukça yüksek seviyede
gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları
yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine
bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.
Türkiye' de ise, bu konudaki
toplum bilinci yeterince gelişmemiştir. Erken tanı
olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu,
Türk kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken
tanı olanaklarından mahrum olduğu için, tanı çok
geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda,
ilk tanı sırasında çok geç kalındığı
için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla
olmamaktadır.
Meme Kanseri Toplu Taraması Nasıl Yapılır?
Mamografi, memenin röntgen
filminin çekilerek, kanserin erken dönemde
saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu
yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki
tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri
erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde
toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği
mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en
yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı
yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş
üzerindeki her kadının, yılda bir defa mamografi
çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından muayene
edilmesini önermektedir. Türkiye'de gelişmiş
teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin
sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu
düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken
teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir.
Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji
uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8
bin mamografi filmini değerlendiriyor olması
gereklidir. Türkiye'de tüm bu özellikleri taşıyan
tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
Meme Kanseri Tedavisini Kim Yapar?
Meme kanserinin tedavisi,
günümüzde multidisipliner bir yaklaşım
gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan
cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın
tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, teşhisin
konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik
cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte
hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte
planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda
yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan
memenin yerine, rekonstrüksiyon yapılarak
hastaların bedensel kayıplarının en aza
indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin
ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve
rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini
almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve
omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde
kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem
tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve
rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri
sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da
psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir
sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde
psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması,
mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük
bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme
konusunda kendileri yeterince
bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir
diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır.
Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme
poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır.
Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri
hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde
tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların
alındığını göstermiştir.
Meme Protezi Nedir?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik
rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden
görümlerini korumak amacı ile protez meme
kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda
eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini
almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı
olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim
gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı,
sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke
alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir.
Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve
ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet
toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.
Kaynak : Türkiye Meme Vakfı web sitesi
|