|
Bugün çoğumuz ilerleyen saatlerde
partilerimizin verdiği Nefes nefes'e yarışın
sandıkta yansıyan sonuçlarını takip etme
stresini paylaşacağız. Oy'umuzun akibeti yada
aidiyetimizin yüzdesine bakma hakkımızı
kullanırken, bu oyun içinde soluk soluğa bir
yerlerde sıkışıp kalmamak için nefesimizi iyi
kullanmak zorundayız.
Bilmekteyiz ki o heyecan ile adrenalin adı
verilen nesne tüm duygularımızla birlikte
yüreğimizi ve soluğumuzu ateşleyecek:
Yalnız! Bu ateşe dikkat etmek gerek.
Isıtsın ama yakmasın. Temelde bir hastalık
sorunu yok ise tansiyon, kalp, akciğer gibi;
"Sakin ol, sinirlerine hakim ol!" diyerek
süreci hasarsız atlatabiliriz.
Ancak!
Bir solunum yetmezliği ile karakterize olan
rahatsızlığımız var ise kendimizi herkes den
daha iyi bilmek zorundayız. Adrenalin salvosu
ile oluşan çarpıntı ve sık nefes alma durumu
mevcut sorunlarımızın daha sıkıcı boyutlara
ulaşmasına neden olabilir. Bu sebeple gereken
tedbirlerimizi almalıyız:
Yanı başımızda sigara içme cüretini hala
gösteren dostlarımıza "Havamı bozma!" diyerek
ilk görevimizi yerine getirdikten sonra, sağlık
üzerine paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız
arasındaki farkı kapatmaya devam edelim.
"Nefesim daralıyor... Nefes almak değil
vermekte zorlanıyorum. Aldığım hava içime
giriyor da sanki çıkmakta zorlanıyor. Sanki
supaplı bir top şişiyormuş gibi ciğerlerimin
şiştiğini hissediyorum. Bu esnada arı sesi gibi
vızıltılı sesler algılıyorum"
Bu türden yakınmalar daha çok tıkayıcı vasıfta
solunum sistemi hastalıklarında dile getirilen
sıkıntılardır. KOAH (Kronik Obstrüktif=
Tıkayıcı Akciğer Hastalığı) bunun en tipik
örneklerinden biridir. Bugün dünyada 600
milyonu aşkın, Türkiye'de ise 3 milyona yakın
KOAH lı olduğu bilinmektedir.
Bu tür nefes darlıklarına orta ya da fazla
şiddetli bir öksürük ile birlikte balgam
çıkarmak da eşlik edebilir. Ne yazık ki bu
şikayetlerin çoğu kez sigaraya bağlı olduğu
ifade edilerek umarsız davranışlar
sergilenmektedir. Bu da telafisi çok zor
sonuçlara yol açmaktadır.
"Hava alamıyorum. Boğulacak gibi oluyorum.
Sanki ciğerlerime yeteri kadar hava girmiyor
gibi. Derin bir iç çekerek ciğerlerimi
doldurmak istiyorum."
KOAH dan farklı olarak burada nefes vermekte
değil, nefes almakta yaşanan bir sıkıntı dile
getirilmektedir.
Böylesi yakınmalarda öncelikle hava yolarının
girişinde bir engel akla gelmektedir.
Septum deviyasyonu adı verilen burun orta bölme
kemiğinin sağdan sola yada soldan sağa
yatıklığı ile karakterize olan burun
tıkanıklıklarında yaşanan durum böyledir.
Doğuştan hava yollarına ait anomaliler de bu
tür yakınmalara sebep olabilirler.
Yine büyümüş ve hava yoluna baskı yapabilecek
boyutlara ulaşmış olan bir tiroid bezi (Guatr)
ya da bir nodül bu durumlara sebep
olabilmektedir.
"Mide fıtığı" da denilen hiatus hernilerinde
benzer bir nefes alma zorluğu yaşanır. Mide ve
diyaframın akciğerlerimizin tabanlarına yapmış
olduğu basınç, akciğerlerimize yeterince hava
dolmasına engel olarak nefes almakta zorlanma
ile dile gelen yakınmalara sebep olabilir.
Aynı türden yakınmalar kısa zamanda aşırı kilo
alma durumlarında da görülebilmektedir.
Kalp yetmezliği olanlarda hem nefes almak hem
de nefes vermekte bir zorlanma durumu
yaşanmaktadır. En sık görülen bulgusu; bir iş
yaparken ya da merdiven çıkarken nefes
darlığının daha da şiddetlenmesi, istirahat
halinde ise hafiflemesidir.
Kalp yetmezliği olan kişiler yatarken daha
rahat olabilmek için yüksek yastıkları tercih
ederler. KOAH lı hastalar ise çoğunlukla bu
tercihte bulunmazlar. Elbette kalp ve akciğer
sorununu birlikte yaşayan hastalar olabilir.
"Aşırı derecede halsizim. Kendimi çok bitkin
hissediyorum. Çok çabuk yoruluyorum. Herkesin
rahatlıkla yaptığını ben yaptığımda niye çabuk
kesiliyorum? Hemen soluk soluğa kalıyorum. Bu
benim moralimi çok bozuyor."
Anemi ya da kansızlık diye tanımladığımız
hastalık durumlarında sık olarak
karşılaştığımız nefes darlığına ilişkin
yakınmalar genelde bu türdendir.
Solgun bir benizle uykuya eğilimli olmak, genel
bir isteksizlik, performans düşüklüğü ve üşümek
anemik hastalarda görülen diğer önemli yakınma
türleridir. Anemi nedeni saptanıp tedavi
edilirse sözü edilen bu yakınmalarda süratle
düzelmektedir.
Beyin hastalıkları ve kas-sinir hastalıkları
sonucunda da nefes darlıkları ile karakterize
solunum yetmezlikleri görülebilir. Bunlardan en
çok bilinenleri çocuk felci ve tetanusdur.
Solunum yetmezliklerinde kanda azalan oksijen
ile artan karbondioksit oranları, şikayetlerin
ortaya çıkmasında esas rolü oynarlar.
Kanda oksijen azalması ile hızlı bir nabız,
hızlı bir solunum sayısı, ilerleyen evrelerde
dudaklarda ve ellerde morarmalar, baş ağrısı,
bitkinlik ve karar verme yeteneğinde bozulmalar
ortaya çıkar.
Kanda karbondioksit artışı ile birlikte baş
ağrısı, uykuya eğilim,istemsiz kasılmalar
(havale benzeri) ve daha ileri aşamalarda
halüsinasyonlar da görülebilir.
Nefes darlığı
dereceleri
1.derece: Hızlı yürüyüşlerde, hafif
koşularda veya merdiven çıkarken ortaya çıkan
nefes darlıklarıdır
2.derece: Yürüyüş halinde ortaya çıkan nefes
darlıklarıdır.
3.derece: Günlük olağan işleri yaparken ortaya
çıkan nefes daralmalarıdır
4.derece: En ağır formudur. Oturduğu yerde
nefes darlığı çekmektedir. Uyumakta
zorlanmaktadır.
Nefes darlığı
nedir?
Vücudumuzun ihtiyacına yetecek miktarda oksijen
için gerekli olan havanın sağlanamaması
durumudur. Başlıca nefes almak ve nefes
vermekle ortaya çıkan zor durumu ifade eder.
Sık sık nefes almak nefes darlığını düşündürse
de aslında farklı bir durumdur. Sağlıklı bir
erişkinde bir dakikadaki normal solunum sayısı
ortalama 12 ile 15 arasıdır. 20'nin üzerindeki
nefes alıp verme sayısı normal değildir.
Solunum
yetmezliği yapabilen ilaçlar hangileridir?
Trankilizanlar(Tranxilen, Diazem
vb.)
Barbituratlar (luminal)
Narkotik ilaçlar
Ameliyatta solunum yoluyla kullanılan anestezik
ilaçlar
Nasıl
korunuruz?
Öncelikle temiz bir hava ortamı sağlanmalı.
Bunun için de çevre bilincimizi geliştirip
yaygınlaştırmalı, gereken tedbirlerin alınmasi
için yurttaşlık görevlerimizi yerine
getirmeliyiz.
Hava kirliliği yaratan sanayi, kalorifer
yakıtları, egzoz gazı gibi tehlikelere karşı
gereken önlemlerin alınması için en doğal
insani tepkilerimizi dile getirmekten
kaçınmamalıyız.
Aynı tepkiyi sigara konusunda daha üst
boyutlara taşımalıyız.
Bırakın içmeyi içenin içmeyene zoraki dayatması
olan pasif içiciliğe olan tepkimizi "Havamı
kirletme!" v.b. sloganlarla dile
getirebilmeliyiz.
Fazla kilolarımızdan uygun bir diyet ve
egzersiz programları yaparak kurtulmaya
çalışmalıyız.
Solunum, kulak, burun, boğaz, kalp vb.
hastalıklarımızın takip ve tedavilerini özenle
yaptırmalıyız.
Düzenli bir yeme içme alışkanlığını ilke
edinmeliyiz. Özellikle akşamları abur cubur
atıştırmalarından uzak durmalıyız.
En azından yürüyüş olmak üzere, koşullarımıza
uygun bir spor yapma alışkanlığı edinmeliyiz.
Adrenalin
nedir?
Böbrek üstü bezlerimizden salgılanan
bir hormondur. Başlıca kontrolü beyin
tarafından sağlanmaktadır. Stres, travma ve şok
durumlarında beynimizin uyarısıyla kana yüksek
miktarda salınmaktadır. Bu şekilde tansiyon
yükselmesine, kalp ve solumun sayısında refleks
artışlara neden olmaktadır.
|