Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefes Nefese Kalmak (Dr. Tuncay Filiz)

 

            

   Bugün çoğumuz ilerleyen saatlerde partilerimizin verdiği Nefes nefes'e yarışın sandıkta yansıyan sonuçlarını takip etme stresini paylaşacağız. Oy'umuzun akibeti yada aidiyetimizin yüzdesine bakma hakkımızı kullanırken, bu oyun içinde soluk soluğa bir yerlerde sıkışıp kalmamak için nefesimizi iyi kullanmak zorundayız.
Bilmekteyiz ki o heyecan ile adrenalin adı verilen nesne tüm duygularımızla birlikte yüreğimizi ve soluğumuzu ateşleyecek:
Yalnız! Bu ateşe dikkat etmek gerek.
Isıtsın ama yakmasın. Temelde bir hastalık sorunu yok ise tansiyon, kalp, akciğer gibi; "Sakin ol, sinirlerine hakim ol!" diyerek süreci hasarsız atlatabiliriz.
Ancak!
Bir solunum yetmezliği ile karakterize olan rahatsızlığımız var ise kendimizi herkes den daha iyi bilmek zorundayız. Adrenalin salvosu ile oluşan çarpıntı ve sık nefes alma durumu mevcut sorunlarımızın daha sıkıcı boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Bu sebeple gereken tedbirlerimizi almalıyız:
Yanı başımızda sigara içme cüretini hala gösteren dostlarımıza "Havamı bozma!" diyerek ilk görevimizi yerine getirdikten sonra, sağlık üzerine paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatmaya devam edelim.
"Nefesim daralıyor... Nefes almak değil vermekte zorlanıyorum. Aldığım hava içime giriyor da sanki çıkmakta zorlanıyor. Sanki supaplı bir top şişiyormuş gibi ciğerlerimin şiştiğini hissediyorum. Bu esnada arı sesi gibi vızıltılı sesler algılıyorum"
Bu türden yakınmalar daha çok tıkayıcı vasıfta solunum sistemi hastalıklarında dile getirilen sıkıntılardır. KOAH (Kronik Obstrüktif= Tıkayıcı Akciğer Hastalığı) bunun en tipik örneklerinden biridir. Bugün dünyada 600 milyonu aşkın, Türkiye'de ise 3 milyona yakın KOAH lı olduğu bilinmektedir.
Bu tür nefes darlıklarına orta ya da fazla şiddetli bir öksürük ile birlikte balgam çıkarmak da eşlik edebilir. Ne yazık ki bu şikayetlerin çoğu kez sigaraya bağlı olduğu ifade edilerek umarsız davranışlar sergilenmektedir. Bu da telafisi çok zor sonuçlara yol açmaktadır.
"Hava alamıyorum. Boğulacak gibi oluyorum. Sanki ciğerlerime yeteri kadar hava girmiyor gibi. Derin bir iç çekerek ciğerlerimi doldurmak istiyorum."
KOAH dan farklı olarak burada nefes vermekte değil, nefes almakta yaşanan bir sıkıntı dile getirilmektedir.
Böylesi yakınmalarda öncelikle hava yolarının girişinde bir engel akla gelmektedir.
Septum deviyasyonu adı verilen burun orta bölme kemiğinin sağdan sola yada soldan sağa yatıklığı ile karakterize olan burun tıkanıklıklarında yaşanan durum böyledir.
Doğuştan hava yollarına ait anomaliler de bu tür yakınmalara sebep olabilirler.
Yine büyümüş ve hava yoluna baskı yapabilecek boyutlara ulaşmış olan bir tiroid bezi (Guatr) ya da bir nodül bu durumlara sebep olabilmektedir.
"Mide fıtığı" da denilen hiatus hernilerinde benzer bir nefes alma zorluğu yaşanır. Mide ve diyaframın akciğerlerimizin tabanlarına yapmış olduğu basınç, akciğerlerimize yeterince hava dolmasına engel olarak nefes almakta zorlanma ile dile gelen yakınmalara sebep olabilir.
Aynı türden yakınmalar kısa zamanda aşırı kilo alma durumlarında da görülebilmektedir.

Kalp yetmezliği olanlarda hem nefes almak hem de nefes vermekte bir zorlanma durumu yaşanmaktadır. En sık görülen bulgusu; bir iş yaparken ya da merdiven çıkarken nefes darlığının daha da şiddetlenmesi, istirahat halinde ise hafiflemesidir.
Kalp yetmezliği olan kişiler yatarken daha rahat olabilmek için yüksek yastıkları tercih ederler. KOAH lı hastalar ise çoğunlukla bu tercihte bulunmazlar. Elbette kalp ve akciğer sorununu birlikte yaşayan hastalar olabilir.
"Aşırı derecede halsizim. Kendimi çok bitkin hissediyorum. Çok çabuk yoruluyorum. Herkesin rahatlıkla yaptığını ben yaptığımda niye çabuk kesiliyorum? Hemen soluk soluğa kalıyorum. Bu benim moralimi çok bozuyor."
Anemi ya da kansızlık diye tanımladığımız hastalık durumlarında sık olarak karşılaştığımız nefes darlığına ilişkin yakınmalar genelde bu türdendir.
Solgun bir benizle uykuya eğilimli olmak, genel bir isteksizlik, performans düşüklüğü ve üşümek anemik hastalarda görülen diğer önemli yakınma türleridir. Anemi nedeni saptanıp tedavi edilirse sözü edilen bu yakınmalarda süratle düzelmektedir.
Beyin hastalıkları ve kas-sinir hastalıkları sonucunda da nefes darlıkları ile karakterize solunum yetmezlikleri görülebilir. Bunlardan en çok bilinenleri çocuk felci ve tetanusdur.
Solunum yetmezliklerinde kanda azalan oksijen ile artan karbondioksit oranları, şikayetlerin ortaya çıkmasında esas rolü oynarlar.
Kanda oksijen azalması ile hızlı bir nabız, hızlı bir solunum sayısı, ilerleyen evrelerde dudaklarda ve ellerde morarmalar, baş ağrısı, bitkinlik ve karar verme yeteneğinde bozulmalar ortaya çıkar.
Kanda karbondioksit artışı ile birlikte baş ağrısı, uykuya eğilim,istemsiz kasılmalar (havale benzeri) ve daha ileri aşamalarda halüsinasyonlar da görülebilir.

Nefes darlığı dereceleri
1.derece: Hızlı yürüyüşlerde, hafif koşularda veya merdiven çıkarken ortaya çıkan nefes darlıklarıdır
2.derece: Yürüyüş halinde ortaya çıkan nefes darlıklarıdır.
3.derece: Günlük olağan işleri yaparken ortaya çıkan nefes daralmalarıdır
4.derece: En ağır formudur. Oturduğu yerde nefes darlığı çekmektedir. Uyumakta zorlanmaktadır.

Nefes darlığı nedir?
Vücudumuzun ihtiyacına yetecek miktarda oksijen için gerekli olan havanın sağlanamaması durumudur. Başlıca nefes almak ve nefes vermekle ortaya çıkan zor durumu ifade eder.
Sık sık nefes almak nefes darlığını düşündürse de aslında farklı bir durumdur. Sağlıklı bir erişkinde bir dakikadaki normal solunum sayısı ortalama 12 ile 15 arasıdır. 20'nin üzerindeki nefes alıp verme sayısı normal değildir.

Solunum yetmezliği yapabilen ilaçlar hangileridir?
Trankilizanlar(Tranxilen, Diazem vb.)
Barbituratlar (luminal)
Narkotik ilaçlar
Ameliyatta solunum yoluyla kullanılan anestezik ilaçlar

Nasıl korunuruz?
Öncelikle temiz bir hava ortamı sağlanmalı.
Bunun için de çevre bilincimizi geliştirip yaygınlaştırmalı, gereken tedbirlerin alınmasi için yurttaşlık görevlerimizi yerine getirmeliyiz.
Hava kirliliği yaratan sanayi, kalorifer yakıtları, egzoz gazı gibi tehlikelere karşı gereken önlemlerin alınması için en doğal insani tepkilerimizi dile getirmekten kaçınmamalıyız.
Aynı tepkiyi sigara konusunda daha üst boyutlara taşımalıyız.
Bırakın içmeyi içenin içmeyene zoraki dayatması olan pasif içiciliğe olan tepkimizi "Havamı kirletme!" v.b. sloganlarla dile getirebilmeliyiz.
Fazla kilolarımızdan uygun bir diyet ve egzersiz programları yaparak kurtulmaya çalışmalıyız.
Solunum, kulak, burun, boğaz, kalp vb. hastalıklarımızın takip ve tedavilerini özenle yaptırmalıyız.
Düzenli bir yeme içme alışkanlığını ilke edinmeliyiz. Özellikle akşamları abur cubur atıştırmalarından uzak durmalıyız.
En azından yürüyüş olmak üzere, koşullarımıza uygun bir spor yapma alışkanlığı edinmeliyiz.
 

Adrenalin nedir?
Böbrek üstü bezlerimizden salgılanan bir hormondur. Başlıca kontrolü beyin tarafından sağlanmaktadır. Stres, travma ve şok durumlarında beynimizin uyarısıyla kana yüksek miktarda salınmaktadır. Bu şekilde tansiyon yükselmesine, kalp ve solumun sayısında refleks artışlara neden olmaktadır.

 

 
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000