Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim      



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nodüllü Guatr

         27.04.2008

“Diyorlar ki, yenilmişiz.
Diyorum ki, yenilmedik.
Gülmeyi, şakalaşmayı, sevişmeyi bilenleriz, aşıkların karşısında başını eğip berduşlarla dertleşiriz.
Erguvanlar bizim için açar, deniz bizim için deniz kokar, güneş bizi selamlamak için her sabah gecenin içinden çıkıp gelir,
akşam yağmurları bizim içindir.
Diyorlar ki, yenilmişiz.
Diyorlar ki, geliyorlarmış.
Diyorum ki yenilmedik, yenilmeyeceğiz de!”(*)
Şimdi bahar. Baharın simgesi erguvanlar, güzel günler müjdeliyorlar. Alsancaklı müttefiklerden Feryal abla “Bir erguvan kokusudur insanları sevmek” diyor ve güneşe el sallıyor. Farkında mısınız çocuklar, karamsarlık yok oluyor, aklımız aydınlanıyor. Hani marazlara karşı aydınlanmak var ya, şimdi paylaştığımız bu duygulara o kadar çok benziyor ki.
Son günlerde tiroid nodülü adına dile getirilen her şey, neredeyse hasta ve hekim için bir gerilim kaynağı. Çünkü bir yandan genelde tiroid kanserlerinin nodülden geliştiği bilinmekte öte yandan nodüllerin ancak %7’ sinin kansere dönüştüğü bildirilmekte. İşte bu gerçek puslanınca ya da bulandırılınca yersiz panik ve endişeler ortaya çıkıyor.
50 yaşından sonra her iki kişiden birinde tiroid nodülü mevcuttur. Bu elbette önemli bir rakamdır. Ancak bu, nodülü olan herkesin hasta olduğu ya da kanser riski taşıdığı anlamına gelmez.
Tiroid nodüllerinin görülme sıklığı iyod eksikliği ile doğrudan ilintilidir. Yani iyod eksikliği olan bölgelerde daha sık görülmektedir.
Rast gele nodül
Tiroid nodülü, hasta ya da hekim tarafından fark edilebilir. Çok kez de tesadüfen farkına varılır. Bu şekilde farkedilen nodül, rastlantısal nodül olarak adlandırılır. Tıp edebiyatında buna insidental nodül adı verilir. Rastlantısal nodüller, hiçbir bulgu vermezler. Zaten en çok tartışılan yanları da tesadüfen saptandıkları halde agresif spekülasyonlara maruz kalmalarıdır.
Rastlantısal nodüller çok kez boyunla ilgili bir radyolojik araştırma esnasında ortaya çıkarlar. Bu araştırmalar USG(Ultrasonografi) , BT(Bilgisayarlı Tomografi) ve MRG(Manyetik Rezonans Görüntüleme) dir. Rastlantısal nodüller el ve göz ile fark edilmezler, boyutları ise genelde 1.5 cm altındadır.
Tiroid nodüllerinin tanısında USG(Ultrasonografi) çok önemlidir. Deneyimli bir uzman ve yüksek çözünürlüklü USG, nodüllerin risk ve takibi hususunda son derece değerli bilgiler sunar. Yüksek çözünürlüklü USG ile rastlantısal nodül yakalama olasılığı %70’leri aşar. Artık 2 mm boyutlu nodülleri bile rahatlıkla gösteren teknolojiye sahibiz. USG, hakkı verilince birçok gereksiz girişim ve ameliyatı engeller.
Tehlikeli Nodül
USG ile düzensiz, ortası kireçlenmiş, lenf bezlerinde büyüme ile birlikte gösterilen nodüller risklidir. Nodül içinde kan akımı yani damar görüntüsü de riskli bir bulgudur. Bu özellikleri gösteren 1 cm’ den büyük nodüllere ince iğne biyopsisi uygulanır. Bu işlem kısaca TİAB olarak adlandırılır. Biyopsi ile elde edilen sonuç tam olmasa da %90’a yakın bir güven sağlar.
İğne biyopsisi için yol gösterici kriterler USG ile işaret edilen risk kriterleridir. Ancak doktorunuzun tecrübe ve kanaati de biyopsi kararı için çok önemlidir.
Nodül; iyi huylu yani benin, kötü huylu ya da malin olabilir.
Tiroid bezinde iyi huylu nodüllerin kötüye dönüştüğüne dair bir bildirim yoktur. Bir başka deyişle nodül iyi ise hep iyi kalır. Tamamen kist ve içinde kireç ihtiva etmeyen nodüllerin kansere dönüşme olasılığı yoktur. Bunlar için biyopsi ya da ameliyat gereksizdir
Tiroid bezinde tek bir nodül olabileceği gibi birden fazla da olabilir. Ani olarak ortaya çıkan bir nodül, çok kez kanamış bir kisttir.
Nodülün boyu ile kanser arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Hatta çok önem verilen büyük bir nodülün dışında küçük bir nodül, kanser olabilir. Bu nedenle “En büyük nodül en tehlikelidir” tarzında bir ön yargımız yoktur. Öte yandan, tiroid hormonu kullanırken büyüyen nodül ya da nodüller var ise bu durumu risk olarak kabul eder ve biyopsi isteriz.
Ele gelen nodülün boyunu, kıvamını, hareketli ya da hareketsiz oluşunu, çevre lenf bezlerinde büyüme olup olmadığını kayıt altına alırız. Sert, hareketsiz, çevre lenf bezlerinde büyüme ve ses kısıklığına neden olan nodülleri her zaman tehlikeli kabul ederiz.
Büyüklüğü 1 cm altında kalan nodüller ultrasonografi ile takibe alınır. Bu takip 6 aylık aralar ile yapılır. Boyutları 1-1.5 cm arasında olan nodüller, risk kriterlerinden birini taşıyor ise biyopsi yapılır.
Tek sıcak nodüle Toksik Otonom Nodül adı da verilir. Toksik Otonom Nodül’ de kanser olasılığı yoktur. Bu tür nodüllere biyopsi uygulamak gereksizdir. Otonom nodüllerin tedavisi genelde radyoaktif iyod ile yapılır.
Sintigrafi; nodüllerin sıcak, soğuk ya da ılık oluşunu ortaya koyar. Ancak her nodül için sintigrafi gerekmez. Hele rastlantısal nodüllerde buna hiç gerek yoktur. Bunun için öncelikle kanda TSH düzeyine bakarız. TSH düzeyi düşük ise sintigrafi isteriz. TSH normal ya da yüksek ise sintigrafi gereksizdir.
İleri yaş, boyun-baş bölgesine yapılan radyasyon tedavisi, iyod eksikliği olan bölgelerde yaşamak, ailede tiroid nodülü ya da kanser, nodül oluşumunu kolaylaştıran başlıca faktörlerdir.
Çocuklarda daha riskli
Erkeklerde nodüle bağlı kanser riski kadınlardan daha fazladır.
Ailede ya da birinci dereceden akrabalarda tiroid kanserinin mevcudiyeti önemli bir risk faktörüdür. Çocuklarda ve gençlerde nodül risklidir. 15 yaş altındaki çocuklarda nodüllerin kanserleşme olasılığı 50 yaş üstündekilerle eş orandadır.
Gebelik seyrinde tiroid nodülleri artabilir. Takip ve tedavi ilkeleri ise aynıdır. Ancak gebelik döneminde kesinlikle sintigrafik tetkik yapılmaz.
Nodül takibinde, biopsi yapılan ve yapılmayan nodüllere göre farklı stratejiler uygularız. Biyopsi yapılmayan nodül önce 6, sonra 12 aylık aralıklar ile muayene ve USG yapılarak izlenir. Biyopsi yapılan nodül ise bir yıl aralıklar ile izlenir.
Yakın zamana kadar tiroid hormonu vererek nodülü küçültme amacı güdülürdü. Ancak bugün, nodüllerde tanı ya da tedavi amacıyla tiroid hormonu kullanma düşüncesi terk edilmiş gibidir.
Özellikle menapozda olan, zayıf bünyeli, osteoporozlu, kalp hastalığı ve aritmisi olanlarda tiroid hormonu kesinlikle önermiyoruz.
Yüksek kanser riski taşıyan nodüllerin tedavisi ameliyattır. Ayni şey malin biyopsi sonuçları için de geçerlidir.
Sıcak ve soğuk nodüllerin içine Etanol Enjeksiyonu, son zamanlarda denenen bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle nodülün 1 yıl içinde %50 küçüldüğü bildirilmektedir.
Laser tedavisi ancak tek olan nodüllere uygulanabilir. Şimdilik bu, sınırlı ve pahalı bir yöntemdir.

Biyopsi kriterleri
*Ailede tiroid kanseri
*Kuşkulu USG bulguları
*Kuşkulu muayene bulguları
*Ses kısılması
*Horlama
*Öksürük
*Radyoterapi öyküsü
*20 yaşından genç
*70 yaşından fazla

Riskli nodüller
*Kenarları düzensiz
*Sert, hareketsiz
*Kireçli
*Kanlanmış
*Yankısız
*Lenf bezlerini büyütmüş


			
 
                                                                                     Sayfa Başı                    Ana Sayfa