|
Boy
Kısalması Osteoporoz bulgusudur.
|
31.03.2008 |
“Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
Harman yerinde dokuz zilli
Köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır...”
Nazım’ın
bu dizeleri ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, hepimize kutlu
olsun!
Hani var ya dostlar, kadın hakları için nerelerden nereye
geldik ve insanlık adına ne bedeller ödedik. Bundan böyle atacağımız
her adımda geçmişi anımsayalım ki geleceğe dair dersler çıkaralım.
8
Mart 1857…Amerika’nın New York kenti. Tekstil sektöründe ağır
koşullar altında çalıştırılan ve çoğu kadın olan binlerce işçi, eşit
ve onurlu bir yaşam için grev sancakları altında tek bir yürek
olmuşlardı. Grev, polisin saldırısına uğradı. Çoğu kadın olan 129
kişi bu saldırıda yanarak can verdi.
İşte bu günün anısına 1977 yılında toplanan Birleşmiş Milletler, 8
Mart’ı “Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü” olarak
kabul ve ilan etti.
8 Mart, kadın haklarının dönüm noktalarından biridir.
Menopoz da kadın sağlığının önemli bir dönüm noktasıdır. Menopozda
yumurtalık faaliyetleri sona erdiği için kandaki östrojen hormonu
bariz bir şekilde azalır. Bu ise kemiklerde güç kaybı ve zayıflamaya
yol açar.
Kemiklerdeki zayıflama ya da güç kaybı, osteoporoz anlamına
gelmektedir. Bu durum, kemik kalitesinde düşüklük olarak da ifade
edilir. Kemik kalitesinde düşüklük, kemiğin kırılma riskinde
yükseklik demektir.
Osteoporoz, menopoz nedeni ile kadınlarda erkeklerden daha
sık görülen bir hastalıktır. Yaşam boyunca kemik kütlesindeki kayıp
erkeklerde %25 iken kadınlarda %35 civarındadır. 50 yaşından sonra
osteoporoz erkeklerde %15, kadınlarda ise %40 oranında
görülmektedir. Bunlar son derece ciddi oranlardır. Öte yandan
osteoporozun kalp-damar ve beyin hastalıklarından daha sık
görüldüğüne işaret eden vurgulardır.
Sinsidir
Osteoporoz, sessiz ve derinden giden bir hastalıktır. Ağrı yapmaz ve
bir kırığa neden oluncaya kadar hiçbir belirti vermez. Bu nedenle
sinsi hastalık olarak tanımlanır. Boy kısalması, osteoporoz için
önemli bir ipucudur. Boy kısalması, zayıflayan bel ve sırt
omurlarının çökmesinden ötürüdür. 15 cm hatta 20 cm’yi bulan boy
kısalmaları olabilir. Sonradan oluşan kamburluk da bir osteoporoz
işaretidir.
Kaburgaların ve uzun kemiklerin uç kısımlarında sünger gibi
gözenekler vardır. Bu gözenekleri bal peteği gibi de
düşünebilirsiniz. Bu gözenekler yaşamın ilk 35 yılında kalsiyum ile
doldurulur. Osteoporoz, işte bu gözeneklerde depo edilen kalsiyumun
azalması ya da kaybı ile oluşur.
Yapmak ve yıkmak; gece ile gündüz, siyah ve beyaz, soğuk ile sıcak
gibi zıtların birliğidir. Bu diyalektik, kimi zaman birinin kimi
zaman da diğerinin hâkimiyeti ile sürer gider.
Kemikler için yapım, 30–40 yaşlarına kadar ön plandadır, yıkım ise
ikinci plandadır. Ancak bu yaşlardan sonra yıkım belirleyici olmaya
başlar. Bu zaman içinde ne kadar kalsiyum depo edilmiş ise o kadarı
harcanacaktır. Netice itibarı ile iyi ve dengeli beslenen biri için
yıkım, aksi davranandan daha yavaş seyredecektir.
Menopozda bütün koşullar yapım aleyhine döner. Menopozun ilk
yılları, kemik yıkımın en hızlı olduğu yıllardır. Bu nedenle hiçbir
yakınma olmasa dahi menopoza girmiş kadınlarda mutlaka kemik mineral
yoğunluğu ölçümü yapılmalı ve bu ölçüm 5 yıl ara ile tekrar
edilmelidir.
Her ne kadar kemik kalitesi, büyük ölçüde ailesel özellikler
tarafından belirlense de %30’ u yaşam tarzından etkilenir. Bu oran,
ruh ve beden sağlığına gösterilen özen ile ilişkilidir.
Bu
özen, bebeklik çağında başlar. Dengesiz ya da kötü beslenmek, hangi
çağda olursa olsun asla kabul edilemeyecek bir davranıştır.
Bu
bağlamda başta D vitamini olmak üzere, B, C, K vitaminlerini almak,
günlük kalsiyum ihtiyacını sağlamak, güneş ışınlarından usulünce ve
yeterince istifade etmek gerekir.
Tuz ve şekere dikkat
Aşırı derece alkol ve kahve tüketiminden kaçınmak lazım. Fazla tuz
tüketmek doğru değildir. Fazla tuz, idrarla kalsiyum atılımını
arttırır ve vücudumuzda kalsiyum eksikliğine yol açar.
Şeker de öyledir. Fazla şeker kalsiyum açığına neden olur. Şeker de
tıpkı tuz gibi azaltılmalıdır. Et ve et ürünlerinin tüketiminde
ölçülü olmalı, abartılmamalıdır.
Potasyum tüketimi adına dikkat edilecek hususlar ise söylediklerimin
tam tersidir. Potasyumdan zengin gıdalar kalsiyum kaybını önlerler.
Bunun için de bol miktarda meyve ve bakliyat tüketmenizi öneririm.
Menopoz sonrası östrojen tedavisi, son derece hassas bir konudur.
Bu sorumluluğun kadın hastalıkları uzmanı tarafından yüklenilmesinin
uygun olacağı kanaatindeyim. Östrojen tedavisinin 5 yıldan fazla
sürdürülmesi pek tavsiye edilmez. Bu tedavi riskli görülürse
kalsitonin tedavisi seçenek olabilir.
Osteoporoz, en sık omurlarda görülür. Daha sonra kalça ve bilekler
gelir. Bu yüzden rutin taramalarda bu sıklık gözetilir.
Osteoporoz nedeniyle en küçük bir darbede kırık oluşabilir. Yaş
ilerledikçe kırık olasılığı da artar ve en sık kalça kırıkları
görülür. Bu tür kırıklarda ciddi oranda hayati tehlike vardır. Bu
oran, ilk 3 ay için en yüksek düzeydedir.
Osteoporoz tanısı, kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile
konur. Sonuç T ve Z skorları olarak verilir. Z kendi yaş grubu, T
ise genç yaş grubuna göre tespit edilen oranlardır.
Genç yaş grubuna göre değerlendirme esastır. Genç yaş grubuna göre
durumu ifade eden skorda -1 ile – 2.5 arasındaki değerler dikkatli
olmayı gerektirir. Bu değerler arası, osteoporozu değil olası bir
riski ifade eder. Yemek içmek ve yaşam düzenine dikkat etmeyi dile
getiren bir uyarıdır. Bu değerler arasında ilaç tedavisine gerek
yoktur. -2.5’ tan büyük negatif değerler osteoporozdur.
Erişkin biri için günlük kalsiyum gereksinimi 1000
miligramdır. Emzirme, gebelik dönemi, menopoz ve sonrasında bu
gereksinim 1500 miligramdır. Böbrek hastalığı var ise kalsiyum
tabletleri kullanılmamalı ya da çok dikkatli alınmalıdır.
Kimler risklidir?
*Sigara içenler
*Fazla alkol tüketenler
*Kortizon kullananlar
*Menopoza girenler
*Ailesinde osteoporoz olanlar
*Tiroid hormonu kullananlar
*Spor yapmayanlar
*Kalsiyumdan fakir beslenenler
Kalsiyum depoları
*Süt ve süt ürünleri
*Ispanak ve yeşil sebzeler
*Kuru fasulye, nohut
*Fındık
*Balık(sardalya)
Ne yapmalıyız?
*Süt ve süt ürünleri tüketin
*Bol sebze ve meyve yiyin
*Eti az, balığı bol yiyin
*Sigarayı bırakın
*Alkolü azaltın
*Tuzu azaltın
*Bol su için
*Usulüne uygun güneşlenin
|