Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Pozitif Köşe Linkler  l İletişim

 

Arşiv

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saklı Güzellik (Neşe Ülkü)

         Yazarın Diğer Yazıları

                                    

                                   Güneş daha tepelerin ardında sırasının gelmesini beklemektedir.Devran böyle her şey bir denge içerisinde, ahenk hayatın tam kendisidir.Vakit geldi,kıyıya vuran her dalga, köpükleriyle çakıl taşlarını yalayıp sağa sola savuruyor.Tekneler birer birer kıyıdan uzaklaşırken canlanan gün bakalım bu sefer nelere gebe?

 

Motorun sesi, gövdenin her suya vuruşunda çıkardığı ritme eşlik ediyor.Memedim dalgın, sigarasından alıp ciğerlerine çektiği, sonra da havaya savurduğu her dumanda Ayşe' sini düşlüyor; beyazlar içerisinde ellerini Memedine uzatmış tatlı tatlı gülümsüyor düşünde.Ah!...Ah şu batasıca başlık parası, denkleştiremedik gitti diye hayıflanırken çapaların suya gömülmesiyle düşüncelerinden sıyrılıyor.Artık zaman gelmiştir, bugün ağlara takılacak her rızk için şükrederek işe koyulunur.Teknenin biri çemberi tamamlamak üzere ağır ağır harekete devam ederken ağ deniz ile buluşturulur.

 

Ağ suya gömüldükçe çarpar yürek, denizin mavisi güneşin altın sarısıyla dansına başlamıştır iyice, tekne bir beşiği andıran salınımını sürdürdükçe çoğalır umutlar.Memedim yine Ayşe'sinde, nasıl olmasın? Deniz gözlerini ,güneş saçlarını çağrıştırırken burnundan aldığı her soluk Ayşe'sinin boynundan yayılan sabun kokusunu getirmektedir.Duru beyaz teni, tekneye vuran her dalganın bıraktığı beyaz köpük, martıların attığı her çığlık kulaklarında çınlayan kahkahasıdır artık.O ve deniz, o ve Ayşe' si, o ve hayalleri, Allah Büyük, nasıl olsa kavuşacaklar birbirlerine, ama bir de bu hasret komasa adama bu kadar!...

 

Tekneler yanyana gelmiştir.Sıraya dizilir yiğitler, nasır tutmuş elleriyle sarılırlar ağlara, türküler eşliğinde çekerler teknelere umutlarını.Balıklar sık gözeneklere sıkışmış son çırpınışlarında,ağdan kurtulup ahşap zemine düştükçe kurtuluşu arayan her balık suya bir daha kavuşamayacağını anlamanın acısıyla kıvranmaktadır.Haydi yiğitler, haydi aslanlar, ha gayret! Ağırlaştıkça ağ, ağırlaştıkça yük, umutlarınıza sarıldığınızı hatırlayın, asılın tüm gücünüzle hayata, haydi aslanlar, ha gayret!

 

Bir sorun var, takılmış bir yere, gelmiyor, çekersek yırtılacak.Ne olacak şimdi?Dalmak, kurtarmak gerek diye düşünürken Memedim elinde çakısı atlıyor suya.Bir kulaç, iki kulaç, üç kulaç, varıyor yerine.Önce kaderdaşlarına bakıyor, sonra gökyüzüne.Derin bir nefes çekiyor ciğerlerine sonra mavi sular.Sorun derinde, kayalık, kötü dolanmış.Bu iş birkaç nefeslik.Her nefeste ağı fazla hırpalamadan sıyırmak gerek.Dalıyor, dalıyor, tekrar dalıyor.Bu sırada kayaların arasında dipte birşey farkediyor; bir istiridye.Mavi karanlığa rağmen suda süzülüp ulaşmayı başaran her ışıkla renklerin dansını sunuyor istiridye."Allahım! Sen ne kadar BÜYÜKSÜN.Yarattığın her güzellik mükemmelliğin bir yansıması, şükürler olsun..." dedirten bir güzellik var Memedimin önünde.Dayanamıyor daha fazla ve çakısıyla kabukları birbirinden ayırıyor.O an, işte o an gözleri kamaşıyor.İri beyaz bir inci parlamakta yatağında."Saklı Güzellik" diye geçiriyor aklından; Ayşe' si gibi...Alıyor avucunun içine, heyecanla sıkı sıkı kavrıyor.Duymuştu daha önce, iyi para eder bu.Ayşe' sine kavuşmanın biletini tutmaktadır elinde.Heyecanla tekneye ulaşır.Ağlarını çekmeye devam ederler kaldıkları yerden.

 

Memedim sigara dumanı ve limon kolonyası kokan otobüsün içindedir. Sağa sola savrularak, bağıra bağıra yol almaktadır otobüs, iki saate kalmaz varacaktır şehre, sonra da Celal Ağabeyisinin verdiği adresten adamı bulup incisini verecek, umudunu alacaktır.Dayan Memedim, az kaldı, bitecek hasretin!

 

Kalabalık bir sokak, yolda yanından geçen gençten bir çocuğu durdurup elindeki kağıdı uzatır.Genç, bir kağıda bir Memede bakar, sonra gülümseyerek tam arkasındaki dükkanı gösterir.Memet kapının önüne gelir,kafasını kaldırır tabelaya bakar, kapıyı açıp içeri girer.Ortalığa sessizlik ve toz kokusu hakimdir,loş ışıktan zorlukla seçilen, gümüşten, porselenden bir sürü kapkacağın üzerinde durduğu rafların önünde dikilen ve umarsızca bakan adama yönelir.

 

- Merhaba, kasabadan Celal Ağabey yolladı.Kadir Usta'yı bul dedi.

 

Bekler.Adam ifadesizce Memedi süzer, sessizdir.Soru soracak gibidir ama mecali yoktur.Kafasını boncuklu perdenin kapattığı kapıya çevirir ve seslenir; Kadir Usta!

 

Dakikalar geçer, adımlarını sürüyerek gelmektedir birisi.Titrek parmaklarla aralanır boncuklar, bir kafa uzanır.Bembeyaz saçlarının süslediği, yılların izinin düştüğü ve çizgi çizgi ettiği yüze küçük çerçeveli bir gözlük kondurulmuştur.Gözlüklerin arkasından gülümseyen bir çift göz bakmaktadır Memede:Hoşgeldiniz!

 

Kadir Usta Memede, Memet Kadir Usta'ya yaklaşır, eller buluşur tüm sıcaklığıyla.Memedin içini ellerinden kayan huzur kaplamıştır.Sevecenlikle bakan yaşlı adama saygıyla karşılık verir.Yüzündeki her çizginin bir anıyı çağrıştırdığı adama yüreği kaymıştır.Celal Ağabey' sinden getirilen selam sahibine teslim edildikten sonra elini cebine atar.Bir kumaş parçası çıkartır, itinayla açar ve avucunu uzatır.Yaşlı adamın birden gözleri dolar, titreyen elleriyle Memedin nasırlı elini avuçlar ve fısıldar:"Saklı Güzellik"

 

Ah Kadir Usta, vah Kadir Usta!Yüzün neden bulutlandı.Utanma! Sana yıllar önce kaybettiğin, "İnci tanesi gibi saklı güzelliğim" diyerek başını okşadığın, saçlarını kokladığın kızın, Pınar' ını düşürdü aklına, kor ateşini de yüreğine...Kızına, yaşam Pınar' ına sarıldığın gibi sarıl inciye ve ağla, utanma!Ve unutma, aldığın her solukta o da içinde, seninle.Az kaldı, yakında kavuşacaksın Saklı Güzelliğine...

 

O yaşlı adam devleşir, ellerinin titremesi geçmiştir.Alır avucuna inciyi, bakar, bakar, bir buse kondurur gizlice.Gözlerinden kayan bir damla yaş düşer buluşur inci tanesiyle ve daha bir güzel parlar,inci ile gözyaşı.Çırağı gözlerini faltaşı gibi açmıştır.Duygusuzca yanaşır ustasına ve heyecanla sorar:"İyi bir kolye ucu çıkar bundan, iyi para eder demi usta?" Kadir Usta duymaz bile,bir omuzla sıyrılır çırağının yanından.Memede beklediğini verir ve odasına çekilir.O ve kızı artık baş başadır.

 

Zaman geçer,Kadir Usta kırmızı kadifeden hazırladığı kutunun içinde itinayla sakladığı inci tanesiyle gidermeye çalıştığı hasretine daha fazla dayanamaz.Vücudu ve ruhu hayatın ağır yükünü artık daha fazla taşıyamayacaktır,herşeye rağmen yalnızdır.Bu hasret bitmeli.Soluğu son soluk, bakışı son bakıştır artık ve kavuşur Pınar' ına...

 

Erbil'in burnu soğuktan neredeyse düşecektir.Yakalarını biraz daha kaldırır, ellerini ovuşturur ve adımlarını sıklaştırır.Biran önce aradığını bulmak zorundadır.Sevdiği kadına ömrünün sonuna kadar onunla birlikte olmak istediğini söyleyecek ve ona bir kutu içinde alyans verecektir.Ama istediği gibi birşeyi bir türlü bulamamıştır.Özel olmalı, onu çağrıştırmalı, onunla özdeşleşmeli.Selda'yla ilk karşılaştıkları günü hatırlıyor da; yine böylesi soğuk bir kış günü, gülümsemesi ve herkese karşılıksız sunduğu sevgisiyle nasıl içini ısıtmış, nasıl içini coşturmuştu,iyi ki yaşıyorum dedirtmişti Erbil' e...Aradan geçen günlerde Selda'nın içindeki o muhteşem güzelliği biraz daha keşfettikçe, bütünleşmenin hazzına vardıkça artık onsuz yapamayacağını çok daha iyi anlıyordu.Selda'yı ne kadar tanırsa tanısın içinde bir o kadar daha güzellik,coşku ve enerji barındırdığını hayranlıkla görüyordu Erbil.Böyle bir insanın karşısına çıkması Allah'ın ona bir lütfuydu ve Erbil bunun karşılığında, taparcasına sevdiği bu kadını ömrünün sonuna kadar mutlu etmek, koruyup kollamak adına ne gerekirse yapmalıydı.Yapmalıydı da bunları ifade edebileceği özel birşeyi hala bulamamıştı.

 

Bu günlük son bir umutla artık sağdaki sokağa girdi.Sağlı sollu ışıl ışıl dükkanların önünde yürümeye devam etti.Birden dikkatini boyası dökülmüş tabelası, kirli camlarıyla diğerlerinin arasında kaybolmuş dükkanın vitrini çekti.Yanaştı, eliyle görebileceği kadar temiz bir alan yaratmak için dairesel hareketlerle camı sildi.Loş ışıktan zorlukla seçilen, gümüş porselen bir iki süs eşyasının ortasında, kırmızı kadife kutusunun içinde umutsuzca bekleyen inci tanesiyle göz göze gelir.Yüreği hızla çarpmaya başlar, soluğu sıklaşır.Gözünün önüne Selda' sı gelir: Selda' sı ve saklı güzellik.Tereddüt etmeden girer dükkana, fiyatını bile sormaz, kutuyu gösterir ve olduğu gibi paket yapılmasını ister, umarsızca ve sessizce kendisine bakan adamdan.

 

Selda camın kenarında oturmaktadır.Erbil bugün telefonda buluşmak istediğini söylediğinde sesi heyecanlı gelmişti.Şimdi sebepsizce aynı heyecanı o duymaktaydı.Bugünkü buluşmalarını diğerlerinden farklı kılan neydi?Neden yüreği hızla çarpmaktaydı?Erbil' i herşeyden çok sevdiği kesin ve mutlulukların her türlüsünü vermeye hazır hissediyordu Selda kendisini.Yüzüne tebessümünü kondurup camdan yana çevirdiğinde başını, onu çok uzun süredir izlediği hayranlık dolu bakışlarından belli olan Erbil' le göz göze geldi.Yüzündeki tebessüm büyüdü, Erbil' de kapıdan içeri süzüldü.Karşısına oturdu, sonra kalktı ve yanına geçti.Elini sessize cebine attı, bir kutu çıkartıp Selda' sına uzattı.Selda kutuyu açarken ,Erbil " Bana seninle bir ömrü birlikte geçirme mutluluğunu verir misin?" diye fısıldadı kulağına.Aynı anda Selda inci tanesi ile başbaşa kaldı.Gözlerinden iki damla yaş süzüldü.Biri inci tanesi ile buluştu ve SAKLI GÜZELLİK bir kez daha parladı.O anda iki dudağının arasından tek bir kelime çıkmıştı:EVET!...

 

 

Yeni bir haftanın başlangıcında hepinizin Saklı Güzelliği bulması dileğiyle sevgili dostlarım.Sevgiyle ve sağlıcakla...

 

G.Neşe Alphan

                    

 

KÖŞE YAZILARI
 
Hayatın Süprizleri
Yunus Emre
Gerçek Dost Kimdir
Hayat Güzeldir
Deniz Feneri
Limandaki Kadın
İçimizdeki Çocuk
Dante ile Yunus
Kendin Olabilmek
Falezlerden Selam
Son Satır
SİZDEN GELENLER
 
Dost ( Neşe Ülkü)
Aşka ve Terke Dair
Değişim
Enerji Tasarrufu
Akapuntur
Düşünce Gücü
Düşünülmek
İZMİR GÜNCESİ
 
Etkinlikler
Önemli Telefonlar
Doktorlar
Eczaneler
Turizm Ofisleri
Vapur Seferleri
Kültür Sanat
İzmir Fotoğrafları
SİZİN İÇİN SEÇTİK
  Sağlık Bakanlığı
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000