Ağ
suya gömüldükçe çarpar yürek, denizin mavisi güneşin
altın sarısıyla dansına başlamıştır iyice,
tekne bir beşiği andıran salınımını sürdürdükçe
çoğalır umutlar.Memedim yine Ayşe'sinde, nasıl
olmasın? Deniz gözlerini ,güneş saçlarını çağrıştırırken
burnundan aldığı her soluk Ayşe'sinin boynundan
yayılan sabun kokusunu getirmektedir.Duru beyaz teni,
tekneye vuran her dalganın bıraktığı beyaz köpük,
martıların attığı her çığlık kulaklarında çınlayan
kahkahasıdır artık.O ve deniz, o ve Ayşe' si, o ve
hayalleri, Allah Büyük, nasıl olsa kavuşacaklar
birbirlerine, ama bir de bu hasret komasa adama bu
kadar!...
Tekneler
yanyana gelmiştir.Sıraya dizilir yiğitler, nasır
tutmuş elleriyle sarılırlar ağlara, türküler eşliğinde
çekerler teknelere umutlarını.Balıklar sık gözeneklere
sıkışmış son çırpınışlarında,ağdan
kurtulup ahşap zemine düştükçe kurtuluşu arayan
her balık suya bir daha kavuşamayacağını anlamanın
acısıyla kıvranmaktadır.Haydi yiğitler, haydi
aslanlar, ha gayret! Ağırlaştıkça ağ, ağırlaştıkça
yük, umutlarınıza sarıldığınızı hatırlayın,
asılın tüm gücünüzle hayata, haydi aslanlar, ha
gayret!
Bir
sorun var, takılmış bir yere, gelmiyor, çekersek yırtılacak.Ne
olacak şimdi?Dalmak, kurtarmak gerek diye düşünürken
Memedim elinde çakısı atlıyor suya.Bir kulaç, iki
kulaç, üç kulaç, varıyor yerine.Önce kaderdaşlarına
bakıyor, sonra gökyüzüne.Derin bir nefes çekiyor
ciğerlerine sonra mavi sular.Sorun derinde, kayalık,
kötü dolanmış.Bu iş birkaç nefeslik.Her nefeste
ağı fazla hırpalamadan sıyırmak gerek.Dalıyor,
dalıyor, tekrar dalıyor.Bu sırada kayaların arasında
dipte birşey farkediyor; bir istiridye.Mavi karanlığa
rağmen suda süzülüp ulaşmayı başaran her ışıkla
renklerin dansını sunuyor istiridye."Allahım!
Sen ne kadar BÜYÜKSÜN.Yarattığın her güzellik mükemmelliğin
bir yansıması, şükürler olsun..." dedirten
bir güzellik var Memedimin önünde.Dayanamıyor daha
fazla ve çakısıyla kabukları birbirinden ayırıyor.O
an, işte o an gözleri kamaşıyor.İri beyaz bir
inci parlamakta yatağında."Saklı Güzellik"
diye geçiriyor aklından; Ayşe' si gibi...Alıyor
avucunun içine, heyecanla sıkı sıkı kavrıyor.Duymuştu
daha önce, iyi para eder bu.Ayşe' sine kavuşmanın
biletini tutmaktadır elinde.Heyecanla tekneye ulaşır.Ağlarını
çekmeye devam ederler kaldıkları yerden.
Memedim
sigara dumanı ve limon kolonyası kokan otobüsün içindedir.
Sağa sola savrularak, bağıra bağıra yol almaktadır
otobüs, iki saate kalmaz varacaktır şehre, sonra da
Celal Ağabeyisinin verdiği adresten adamı bulup
incisini verecek, umudunu alacaktır.Dayan Memedim, az
kaldı, bitecek hasretin!
Kalabalık
bir sokak, yolda yanından geçen gençten bir çocuğu
durdurup elindeki kağıdı uzatır.Genç, bir kağıda bir
Memede bakar, sonra gülümseyerek tam arkasındaki
dükkanı gösterir.Memet kapının önüne gelir,kafasını kaldırır tabelaya bakar, kapıyı
açıp içeri girer.Ortalığa sessizlik ve toz kokusu
hakimdir,loş ışıktan zorlukla seçilen, gümüşten,
porselenden bir sürü kapkacağın üzerinde durduğu
rafların önünde dikilen ve umarsızca bakan adama yönelir.
-
Merhaba, kasabadan Celal Ağabey yolladı.Kadir Usta'yı bul dedi.
Bekler.Adam
ifadesizce Memedi süzer, sessizdir.Soru soracak
gibidir ama mecali yoktur.Kafasını boncuklu perdenin
kapattığı kapıya çevirir ve seslenir; Kadir Usta!
Dakikalar
geçer, adımlarını sürüyerek gelmektedir
birisi.Titrek parmaklarla aralanır boncuklar, bir
kafa uzanır.Bembeyaz saçlarının süslediği, yılların
izinin düştüğü ve çizgi çizgi ettiği yüze küçük
çerçeveli bir gözlük kondurulmuştur.Gözlüklerin
arkasından gülümseyen bir çift göz bakmaktadır
Memede:Hoşgeldiniz!
Kadir
Usta Memede, Memet Kadir Usta'ya yaklaşır, eller
buluşur tüm sıcaklığıyla.Memedin içini
ellerinden kayan huzur kaplamıştır.Sevecenlikle
bakan yaşlı adama saygıyla karşılık verir.Yüzündeki
her çizginin bir anıyı çağrıştırdığı adama
yüreği kaymıştır.Celal Ağabey' sinden getirilen
selam sahibine teslim edildikten sonra elini cebine
atar.Bir kumaş parçası çıkartır, itinayla açar
ve avucunu uzatır.Yaşlı adamın birden gözleri
dolar, titreyen elleriyle Memedin nasırlı elini avuçlar
ve fısıldar:"Saklı Güzellik"
Ah
Kadir Usta, vah Kadir Usta!Yüzün neden bulutlandı.Utanma!
Sana yıllar önce kaybettiğin, "İnci tanesi
gibi saklı güzelliğim" diyerek başını okşadığın,
saçlarını kokladığın kızın, Pınar' ını düşürdü
aklına, kor ateşini de yüreğine...Kızına, yaşam
Pınar' ına sarıldığın gibi sarıl inciye ve ağla,
utanma!Ve unutma, aldığın her solukta o da içinde,
seninle.Az kaldı, yakında kavuşacaksın Saklı Güzelliğine...
O yaşlı
adam devleşir, ellerinin titremesi geçmiştir.Alır
avucuna inciyi, bakar, bakar, bir buse kondurur
gizlice.Gözlerinden kayan bir damla yaş düşer buluşur
inci tanesiyle ve daha bir güzel parlar,inci ile
gözyaşı.Çırağı gözlerini faltaşı gibi açmıştır.Duygusuzca
yanaşır ustasına ve heyecanla sorar:"İyi
bir kolye ucu çıkar bundan, iyi para eder demi
usta?" Kadir Usta duymaz bile,bir omuzla sıyrılır
çırağının yanından.Memede beklediğini verir ve
odasına çekilir.O ve kızı artık baş başadır.
Zaman
geçer,Kadir Usta kırmızı kadifeden hazırladığı
kutunun içinde itinayla sakladığı inci tanesiyle
gidermeye çalıştığı hasretine daha fazla
dayanamaz.Vücudu ve ruhu hayatın ağır yükünü
artık daha fazla taşıyamayacaktır,herşeye rağmen
yalnızdır.Bu hasret bitmeli.Soluğu son soluk, bakışı
son bakıştır artık ve kavuşur Pınar' ına...
Erbil'in
burnu soğuktan neredeyse düşecektir.Yakalarını
biraz daha kaldırır, ellerini ovuşturur ve adımlarını
sıklaştırır.Biran önce aradığını bulmak
zorundadır.Sevdiği kadına ömrünün sonuna kadar
onunla birlikte olmak istediğini söyleyecek ve ona
bir kutu içinde alyans verecektir.Ama istediği gibi
birşeyi bir türlü bulamamıştır.Özel olmalı,
onu çağrıştırmalı, onunla özdeşleşmeli.Selda'yla
ilk karşılaştıkları günü hatırlıyor da; yine
böylesi soğuk bir kış günü, gülümsemesi ve
herkese karşılıksız sunduğu sevgisiyle nasıl içini
ısıtmış, nasıl içini coşturmuştu,iyi ki yaşıyorum
dedirtmişti Erbil' e...Aradan geçen günlerde
Selda'nın içindeki o muhteşem güzelliği biraz
daha keşfettikçe, bütünleşmenin hazzına vardıkça
artık onsuz yapamayacağını çok daha iyi anlıyordu.Selda'yı
ne kadar tanırsa tanısın içinde bir o kadar daha
güzellik,coşku ve enerji barındırdığını
hayranlıkla görüyordu Erbil.Böyle bir insanın
karşısına çıkması Allah'ın ona bir lütfuydu ve Erbil bunun
karşılığında, taparcasına sevdiği bu kadını
ömrünün sonuna kadar mutlu etmek, koruyup kollamak
adına ne gerekirse yapmalıydı.Yapmalıydı da
bunları ifade edebileceği özel birşeyi hala
bulamamıştı.
Bu
günlük son bir umutla artık sağdaki sokağa
girdi.Sağlı sollu ışıl ışıl dükkanların önünde
yürümeye devam etti.Birden dikkatini boyası dökülmüş
tabelası, kirli camlarıyla diğerlerinin arasında
kaybolmuş dükkanın vitrini çekti.Yanaştı, eliyle
görebileceği kadar temiz bir alan yaratmak için
dairesel hareketlerle camı sildi.Loş ışıktan
zorlukla seçilen, gümüş porselen bir iki süs eşyasının
ortasında, kırmızı kadife kutusunun içinde
umutsuzca bekleyen inci tanesiyle göz göze gelir.Yüreği
hızla çarpmaya başlar, soluğu sıklaşır.Gözünün
önüne Selda' sı gelir: Selda' sı ve saklı güzellik.Tereddüt
etmeden girer dükkana, fiyatını bile sormaz, kutuyu
gösterir ve olduğu gibi paket yapılmasını ister,
umarsızca ve sessizce kendisine bakan adamdan.
Selda
camın kenarında oturmaktadır.Erbil bugün telefonda
buluşmak istediğini söylediğinde sesi heyecanlı
gelmişti.Şimdi sebepsizce aynı heyecanı o
duymaktaydı.Bugünkü buluşmalarını diğerlerinden
farklı kılan neydi?Neden yüreği hızla çarpmaktaydı?Erbil'
i herşeyden çok sevdiği kesin ve mutlulukların
her türlüsünü vermeye hazır hissediyordu Selda
kendisini.Yüzüne tebessümünü kondurup camdan yana
çevirdiğinde başını, onu çok uzun süredir
izlediği hayranlık dolu bakışlarından belli olan
Erbil' le göz göze geldi.Yüzündeki tebessüm büyüdü,
Erbil' de kapıdan içeri süzüldü.Karşısına
oturdu, sonra kalktı ve yanına geçti.Elini sessize
cebine attı, bir kutu çıkartıp Selda' sına uzattı.Selda
kutuyu açarken ,Erbil " Bana seninle bir ömrü
birlikte geçirme mutluluğunu verir misin?" diye
fısıldadı kulağına.Aynı anda Selda inci tanesi
ile başbaşa kaldı.Gözlerinden iki damla yaş süzüldü.Biri
inci tanesi ile buluştu ve SAKLI GÜZELLİK bir kez
daha parladı.O anda iki dudağının arasından tek
bir kelime çıkmıştı:EVET!...
Yeni
bir haftanın başlangıcında hepinizin Saklı Güzelliği
bulması dileğiyle sevgili dostlarım.Sevgiyle ve sağlıcakla...
G.Neşe
Alphan