İçinizdeki sevgi enerjisini serbest bırakmanın anlamını
çözmenin zamanı geldi. Şimdi, öğrenme zamanı. Belki
şiddetli tecrübelerle öğreniyoruz, ama olsun. Önemli
olan öğrenebilmek. Şartlar ve koşullar bizi zorluyor. O
halde bu zamanı doğru değerlendirmeli, yaşadığımız
tecrübeden ders almayı bilmeliyiz. Şimdi kendimizi
tanıma zamanı. Öğrenme ve sahip olduğumuz
potansiyellerin farkına varma zamanı. İşte bunların
başında sevme yeteneği geliyor. Aslında bütün insanların
içinde sevgi enerjisi saklı. Bazıları bunu serbest
bırakabiliyor, bazıları ise, tutuyor. Bazıları öylesine
kalın kabukların altında saklıyor ki, içlerindeki
sevginin farkına bile
varmıyorlar. Ve de çevrelerindeki insanlar onların
sevgisiz olduğunu zannediyor. Belki kendileri bile öyle
olduğunu düşünüyorlar. Tabii bu tatsız bir durum. Yani
farkında olanlar için öyle. Bir de hiçbir şeyin farkında
olmayanlar var. Onlar kendi hallerinden memnun yaşayıp
gidiyorlar. Sadece çevrelerindeki insanların neden öyle
davrandığını (uzak ve tedbirli) anlayamıyorlar. Ama bunu
pek de önemsedikleri söylenemez. Dedik ya, onlar
hallerinden memnunlar. Memnun olmasalar bile nedenini
anlayabilecek durumda değiller. Şimdi konumuz durumunun
farkında olmayanlar değil. Bunu başka bir zamana bırakıp
kendilerinin farkına varmaya başlayanlardan söz edelim.
Deprem oldu ve yerküre sarsıldı. Aslında sarsılan sadece
dünya değil. Aynı zamanda üzerinde yaşayan insanlar da
içsel bir sarsıntı geçirdiler. Hem de bu sarsıntının
bayağı şiddetli olduğu söylenebilir. Tıpkı fayın
kırılması gibi, insanların da kalın ve kırılmaz gibi
gözüken kabukları çatladı. En derinlere gömdükleri
duyguları bu çatlaklardan dışarıya sızmaya başladı. Bu
sızıntıdan dışarıya çıkanlar saymakla bitmez. Ama
bunları kabaca iki sınıfa ayırabiliriz. Birincisi korku
yaratan ne var, ne yoksa ortalığa döküldü.
Öyle ki, önceden hiçbir şekilde korku hissetmedikleri
durumlardan bile korkar oldular. Mesela karanlıktan,
yalnız kalmaktan, rüzgar sesinden,yıldırımdan, kısaca
hemen her şeyden ürker hale geldiler. İkinci durum
ise,sahip oldukları potansiyel sevginin açığa çıkması.
Kendilerinin dışındaki şeyleri de sever hale gelmeleri.
Hiç tanımadıkları insanlar için bile üzülüp yardım
etmeye çalışmaları. Çünkü, hem korku, hem de sevgi
çeşitli derecelerde insanın doğuştan sahip olduğu
enerjiler. Bir tanesi varlığı korumaya yönelik. Öteki de
var etmeye yönelik. Korumaya yönelik olan tahmin
ettiğiniz gibi ''korku'', var eden ise, ''sevgi''. ''Var
etmek'' denildiği zaman öncelikle kendinizi
yaratıyorsunuz, sonra da etrafınızda ne varsa,
herşeyi yaratıyorsunuz. Yani sevgi enerjisi öylesine
ince ve de yüksek potansiyelli bir enerji ki, içinde
yaratıcılığı barındırıyor. Sevgi enerjinizi serbest
bıraktığınız zaman, üstesinden
gelemeyeceğiniz,başaramayacağınız hemen hemen hiçbir şey
yok. Yeter ki, içinizdeki bu yüksek potansiyelli
enerjiyi serbest bırakmayı başarın. Karşınıza ne engel
çıkar,ne de engel olmaya çalışanlar... Hiçbir şey
isteklerinizi gerçekleştirmenize mani olamaz. Çünkü,
sizden yayılan bu güçlü enerji sizin etrafınıza öyle bir
yayılır ki, geçtiğiniz yola sizden önce varır ve her
türlü sorunu ortadan kaldırır. Siz de rahat rahat
yolunuzda ilerlersiniz. Yeter ki, yolunuzu açık seçik
belirleyin. Gideceğiniz yönü, hedefinizi saptayın... Bu
yolda
ilerlemeyi durduran tek şey, korkularınızdır. Korku
duygusu da tıpkı sevgi enerjisi gibi güçlü bir
enerjidir. Sizi sevmekten bile alıkoyabilir. Tabii sevgi
enerjisini serbest bırakmayanlar için geçerli bu
söylediğim. Yoksa,sevgi enerjilerini serbest bırakmayı
öğrenmiş olanları durduramaz. Onlara engel olabilmesi
mümkün değildir. Çünkü, sevginin gücü, korkunun
üstesinden öyle bir gelir ki, korku duygusunu sadece
tedbir olarak kullanır. Korkuların üstesinden gelmenin
ilacını sanırım anladınız. ''Sevgi'' hem korkunun
ilacı,hem de başarının sırrı. Sevgi enerjinizi serbest
bıraktığınız andan itibaren yapamayacağınız hiçbir şey
yok. Sadece sorunların üstesinden gelmekle kalmayıp aynı
zamanda kendinizi var etmenizi, yaratmanızı sağlıyor.
Hedefinize ulaşmanıza yardım ediyor. Bütün bunları
öğrendikten sonra yapılacak tek şey derhal kendinize
konsantre olmak ve içinizdeki sevgi enerjisiyle tanışıp
onu serbest bırakmak. Sevgi enerjinizi serbest
bıraktığınız andan itibaren hareketlerinizin de
gevşediğini ve rahatladığınızı hissedeceksiniz. Böylece
hem ilişkileriniz, hem de çalışmalarınız çok daha
pırıltılı olacak. Bunları hissettiğiniz zaman bilin ki,
sevgi enerjinizi serbest bırakmaya başlamışsınız,
demektir. Bunun
devamında karanlık düşünceleriniz de dağılmaya başlar ve
kendinizi çok daha
güçlü hissedersiniz....
Işık ve sevgiyle...
Dr. Levent Bilgin