Ana SayfaTuncay FilizSağlıkLinklerKatılımcılarımızArşivİletişim      



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Sinsi Hastalık: Makrositer Anemi 

      

Küreselleşme balonu da patladı. Tozpembe düşler yerle bir oldu. Tekeller, tekeden süt çıkarmaya çalıştıkça akıl, tutuldu ve akıldışı kaldı. Dünyada aç insan sayısı tam 1 milyara dayandı. Şimdi küresel sermayenin korkusu açlık değil, büyüyen ve bilinçlenen açlık ordusu.

Kapitalizmin teorisyenleri zor günler yaşıyorlar. Kendilerini öylesine inandırmışlar ki, krizin yalnızca ekonomiden kaynaklandığını ispatlamaya çalışıyorlar. İdeolojik çöküşü örtbas etmek için bin dereden su getiriyorlar. Hani ıslık çalarak ayıp ve korku örten çocuklar vardır ya, onlara çok benziyorlar.

Kriz, küreselleşmenin kronik hastalığıdır. Bu, yalnızca ekonomik yangın değil, ondan da ötesi ideolojik iflastır. İflas eden kapitalist ideolojidir, kartel politikasıdır. İşte bu nedenle uyanık ve dikkatli olmanın tam zamanıdır.

Tarih, her krizde teyit etmiştir: Toplumu kemiren sinsi marazlar, ancak emek felsefesi ile dışlanırlar. Kansızlığın altında yatan sinsilikleri çözümlemek de buna benzer. Şimdi, paylaştıklarımız ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatmaya çalışacağımız gibi.

Anemi bir hastalık değildir. Anemi, bir hastalık bulgusudur.

Bu nedenle altında yatan hastalıklar mutlaka araştırılmalıdır. Nedeni ortaya konulmayan anemilerde demir, B12 vitamini, folik asit ya da kan vermek son derece yanlıştır.

Makrositer anemi,  altında pek çok hastalıkları barındıran bir kansızlık türüdür. Bugünkü yazımızda makrositer anemilerin en sık görülen şekli olan B12 ve folik asit eksikliğini paylaşacağız.

Kemik iliğimizde her gün 200 milyar civarında kırmızı kan hücresi üretilir. Bu hücrelerin ortalama yaşam süresi ise 120 gündür.

Makrositer anemi, en sık B12 ve folik asit eksikliği ile oluşur. B12 eksikliği, folik asit eksikliğinden daha gürültülü seyreder. Kötü beslenme önde gelen nedenlerdendir.

Aşırı vejetaryen beslenenlerde B12 eksikliği oluşur. Sebze ve meyveyi yetersiz tüketenlerde ise folik asit eksikliği ortaya çıkar. Öte yandan bazı ilaçlar ve soya çekimsel nedenler de anemiye yol açabilir. Sorumlu ilaçların başında kolşisin ve metformin gelir. Kronik pankreas iltihabı, mide ve bağırsak parazitleri, makrositer anemiye yol açan diğer nedenlerdir.

Gebelikte, süt verme sürecinde, hipotiroidi hastalığında, epilepsi tedavisinde, bağırsağın paraziter hastalıklarında,  B12 ve folik asit gereksinimi artar, karşılanmazsa eksiklik belirtileri ortaya çıkar.

Yeni doğan bebeklerin B12 eksikliği yaşamamaları için annelerin gebelik ve emzirme sürecinde yeterince et ürünü tüketmeleri gerekir. Yoksulluktan ötürü yeterince et tüketemeyen annelerin bebeklerinde B12 eksikliği sık görülür.

Vejetaryenler düzenli bir şekilde B12 kullanmalı, belirli aralıklarda B12 düzeylerini ölçtürmelidirler.

         Anemilerde tek başına ya da birlikte en sık şu bulgular görülür: Halsizlik, yorgunluk, sürekli ateş, çarpıntı, tırnaklarda kırılma ve beyaz çizgiler, tırnaklarda çukurlaşma, baş dönmesi, kulak çınlaması, baygınlık hissi, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, yutma güçlüğü, hazımsızlık, dudak kenarlarında çatlamalar.

“Dil ağrısı da olur mu?” demeyin.  Ağrılı ve kızarık bir dil, B12 eksikliğinde sık dile getirilen bir yakınmadır.

         Unutkanlık yapar

         B12 eksikliğine bağlı anemilerde ortaya çıkan nörolojik rahatsızlıklar son derece önemlidir. İlk bulgular omuriliğin dejenerasyonuna ait olanlardır. Çok kişi pozisyon duygusunu yitirdiğini söyler. Sersemlik duygusu gelişir, diz refleksleri azalır hatta tamamen kaybolur. Dengesini sağlamada zorlanır. Göz sinirlerinde zayıflama, görme sorunlarına yol açar. Diyapazon ile yapılan duyu testlerine yanıt alınmaz.

Kol ve bacaklarında uyuşma, karıncalaşma, keçeleşme olur. Unutkanlık, dalgınlık ve depresyon gelişir. Hafızada azalma, çok kez entelektüel becerilerde kayıp ile birlikte seyreder. Erken bunamaya neden olabilir. Halüsinasyon hatta psikoz ortaya çıkabilir.

Çok önemli bir ayrıntıyı vurgulamak istiyorum: B12 vitamin eksikliğine bağlı nörolojik belirtiler, henüz anemi bulguları yokken de ortaya çıkabilirler. Bu suretle yanılgılara yol açabilirler.

         B12 eksikliği anemisi bebeklerde ve çocuklarda gelişme geriliğine yol açar. Geç konuşan ve çabuk yorulan çocuklarda B12 düzeyine mutlaka bakılmalıdır. Erişkinlerde ya da çocuklarda dikkat eksikliği, B12 eksikliğine işaret edebilir.

B12 ve Folik asit, hücre çekirdeğinin temel fonksiyonu için gereklidirler. Bir başka deyişle, DNA sentezi için olmazsa olmazdırlar.

Makrositer anemide kırmızı kan hücrelerinin sayısı azalmıştır. Kırmızı kan hücreleri ile birlikte beyaz kan hücreleri hatta tüm kan hücreleri azalabilir. Otomatik sayım araçları, kan hücrelerinin sayısı ile birlikte anatomik yapıları da ortaya koyar. Bu şekilde ölçülen Ortalama Eritrosit Hacmi, son derece önemli bir kılavuzdur. MCV olarak ifade edilir, hematokritin eritrosit sayısına oranıdır.

Makrositer anemide kırmızı kan hücrelerinin ortalama hacmi(MCV) 100 fl’den fazladır. Kandaki B12 düzeyi 140 pg/ml’ın altına inmiştir. Folik asit düzeyi ise 5 ng/ml’ın altına inerse anemi belirtileri ortaya çıkar

         Makrositer anemide RDW artmıştır. RDW, kırmızı kan hücrelerinin boyutlarındaki farklılığı gösterir. %14’ün üzeri yüksek kabul edilir. RDW artışı, esasen beslenme yetersizliğine bağlı anemilerin karakteristik bir bulgudur. B12, folik asit ve özellikle demir eksikliğinde RDW artmıştır.

Günlük B12 vitamin gereksinimi yetişkinler için 2,4 µg’dır. Gebelerde ve emziren annelerde bu miktarın üzerine çıkar.

B12 vitamini et, süt ve yumurtada bulunur. En fazla karaciğer ve böbrektedir.

Folik asit, en çok yeşil sebze, meyve ve sakatatlarda bulunur. Gebelikten 3 ay önce günde 400 µg Folik asit başlanması, doğumsal anormallikleri önler. Folik asit eksikliği, yetersiz sebze alanların dışında ileri yaşlılarda, damar yolu ile beslenenlerde ve alkoliklerde görülür. İnek sütünde bol miktarda vardır. Yeşil sebze ya da meyvelerdeki folik asit pişirmekle kaybolur.

Folik asit eksikliğine ait rahatsızlık bulguları B12 eksikliği ile aynidir. Ancak Folik asit eksikliği olanlarda nörolojik belirtiler görülmez.

         Kalp krizi tehlikesi

         B12 eksikliği ile homosistein artışı arasında çok kez birlikte seyreden olumsuz bir ilişki vardır. B12 eksikliği homosistein artışına yol açar. Homosistein ise aşırı pıtlılaşmaya yol açarak kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlar. B12 eksikliği sonucu homosistein artışının kısırlık ve alışılmış düşüklere neden olduğu bildirilmiştir. Öte yandan homosistein toplardamarlarda da pıhtılaşmaya neden olabilir.

         B12 vitamini ince bağırsaklardan emilir. Bunun için önce ağızda R faktörü ile birleşmesi gerekir. Midede ise bu faktörden ayrılıp İ faktörü ile birleşir. Emilen B12, karaciğerde depo edilir.

B12 vitamini oldukça uzun ömürlüdür. Besinlerle hiç alınmasa dahi eksikliği uzun yıllar hissedilmez. R ya da İ faktörü sorunu olanlarda B12 eksikliği daha çabuk ortaya çıkar.

 

 

 

 
                                                                                     Sayfa Başı                    Ana Sayfa