|
Küreselleşme balonu da patladı. Tozpembe düşler yerle bir oldu.
Tekeller, tekeden süt çıkarmaya çalıştıkça akıl, tutuldu ve
akıldışı kaldı. Dünyada aç insan sayısı tam 1 milyara dayandı.
Şimdi küresel sermayenin korkusu açlık değil, büyüyen ve
bilinçlenen açlık ordusu.
Kapitalizmin teorisyenleri zor günler yaşıyorlar. Kendilerini
öylesine inandırmışlar ki, krizin yalnızca ekonomiden
kaynaklandığını ispatlamaya çalışıyorlar. İdeolojik çöküşü
örtbas etmek için bin dereden su getiriyorlar. Hani ıslık
çalarak ayıp ve korku örten çocuklar vardır ya, onlara çok
benziyorlar.
Kriz,
küreselleşmenin kronik hastalığıdır. Bu, yalnızca ekonomik
yangın değil, ondan da ötesi ideolojik iflastır. İflas eden
kapitalist ideolojidir, kartel politikasıdır. İşte bu nedenle
uyanık ve dikkatli olmanın tam zamanıdır.
Tarih, her
krizde teyit etmiştir: Toplumu kemiren sinsi marazlar, ancak
emek felsefesi ile dışlanırlar. Kansızlığın altında yatan
sinsilikleri çözümlemek de buna benzer. Şimdi, paylaştıklarımız
ile paylaşmadıklarımız arasındaki farkı kapatmaya çalışacağımız
gibi.
Anemi bir
hastalık değildir. Anemi, bir hastalık bulgusudur.
Bu nedenle
altında yatan hastalıklar mutlaka araştırılmalıdır. Nedeni
ortaya konulmayan anemilerde demir, B12 vitamini, folik asit ya
da kan vermek son derece yanlıştır.
Makrositer
anemi, altında pek çok hastalıkları barındıran bir kansızlık
türüdür. Bugünkü yazımızda makrositer anemilerin en sık görülen
şekli olan B12 ve folik asit eksikliğini paylaşacağız.
Kemik
iliğimizde her gün 200 milyar civarında kırmızı kan hücresi
üretilir. Bu hücrelerin ortalama yaşam süresi ise 120 gündür.
Makrositer
anemi, en sık B12 ve folik asit eksikliği ile oluşur. B12
eksikliği, folik asit eksikliğinden daha gürültülü seyreder.
Kötü beslenme önde gelen nedenlerdendir.
Aşırı
vejetaryen beslenenlerde B12 eksikliği oluşur. Sebze ve meyveyi
yetersiz tüketenlerde ise folik asit eksikliği ortaya çıkar. Öte
yandan bazı
ilaçlar ve soya çekimsel nedenler de anemiye yol açabilir.
Sorumlu ilaçların başında kolşisin ve metformin gelir. Kronik
pankreas iltihabı, mide ve bağırsak parazitleri, makrositer
anemiye yol açan diğer nedenlerdir.
Gebelikte,
süt verme sürecinde, hipotiroidi hastalığında, epilepsi
tedavisinde, bağırsağın paraziter hastalıklarında, B12 ve folik
asit gereksinimi artar, karşılanmazsa eksiklik belirtileri
ortaya çıkar.
Yeni doğan
bebeklerin B12 eksikliği yaşamamaları için annelerin gebelik ve
emzirme sürecinde yeterince et ürünü tüketmeleri gerekir.
Yoksulluktan ötürü yeterince et tüketemeyen annelerin
bebeklerinde B12 eksikliği sık görülür.
Vejetaryenler düzenli bir şekilde B12 kullanmalı, belirli
aralıklarda B12 düzeylerini ölçtürmelidirler.
Anemilerde tek başına ya da birlikte en sık şu bulgular
görülür: Halsizlik, yorgunluk, sürekli
ateş, çarpıntı, tırnaklarda kırılma ve beyaz çizgiler,
tırnaklarda çukurlaşma, baş dönmesi, kulak çınlaması, baygınlık
hissi, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, yutma güçlüğü, hazımsızlık,
dudak kenarlarında çatlamalar.
“Dil ağrısı
da olur mu?” demeyin. Ağrılı ve kızarık bir dil, B12
eksikliğinde sık dile getirilen bir yakınmadır.
Unutkanlık yapar
B12 eksikliğine bağlı anemilerde ortaya çıkan nörolojik
rahatsızlıklar son derece önemlidir. İlk bulgular omuriliğin
dejenerasyonuna ait olanlardır. Çok kişi pozisyon duygusunu
yitirdiğini söyler. Sersemlik duygusu gelişir, diz refleksleri
azalır hatta tamamen kaybolur. Dengesini sağlamada zorlanır. Göz
sinirlerinde zayıflama, görme sorunlarına yol açar. Diyapazon
ile yapılan duyu testlerine yanıt alınmaz.
Kol ve
bacaklarında uyuşma, karıncalaşma, keçeleşme olur. Unutkanlık,
dalgınlık ve depresyon gelişir. Hafızada azalma, çok kez
entelektüel becerilerde kayıp ile birlikte seyreder. Erken
bunamaya neden olabilir. Halüsinasyon hatta psikoz ortaya
çıkabilir.
Çok önemli
bir ayrıntıyı vurgulamak istiyorum: B12 vitamin eksikliğine
bağlı nörolojik belirtiler, henüz anemi bulguları yokken de
ortaya çıkabilirler. Bu suretle yanılgılara yol açabilirler.
B12 eksikliği anemisi bebeklerde ve çocuklarda gelişme
geriliğine yol açar. Geç konuşan ve çabuk yorulan çocuklarda B12
düzeyine mutlaka bakılmalıdır. Erişkinlerde ya da çocuklarda
dikkat eksikliği, B12 eksikliğine işaret edebilir.
B12 ve Folik asit, hücre
çekirdeğinin temel fonksiyonu için gereklidirler. Bir başka
deyişle, DNA sentezi için olmazsa olmazdırlar.
Makrositer
anemide kırmızı kan hücrelerinin sayısı azalmıştır. Kırmızı kan
hücreleri ile birlikte beyaz kan hücreleri hatta tüm kan
hücreleri azalabilir. Otomatik sayım araçları, kan hücrelerinin
sayısı ile birlikte anatomik yapıları da ortaya koyar. Bu
şekilde ölçülen Ortalama Eritrosit Hacmi, son derece
önemli bir kılavuzdur. MCV olarak ifade edilir, hematokritin
eritrosit sayısına oranıdır.
Makrositer
anemide kırmızı kan hücrelerinin ortalama hacmi(MCV) 100 fl’den
fazladır. Kandaki B12 düzeyi 140 pg/ml’ın altına inmiştir. Folik
asit düzeyi ise 5 ng/ml’ın altına inerse anemi belirtileri
ortaya çıkar
Makrositer anemide RDW artmıştır. RDW, kırmızı kan
hücrelerinin boyutlarındaki farklılığı gösterir. %14’ün üzeri
yüksek kabul edilir. RDW artışı, esasen beslenme yetersizliğine
bağlı anemilerin karakteristik bir bulgudur. B12, folik asit ve
özellikle demir eksikliğinde RDW artmıştır.
Günlük B12 vitamin gereksinimi yetişkinler için 2,4
µg’dır. Gebelerde ve emziren annelerde bu miktarın üzerine
çıkar.
B12 vitamini et, süt ve
yumurtada bulunur. En fazla karaciğer ve böbrektedir.
Folik
asit, en çok yeşil sebze, meyve ve sakatatlarda bulunur.
Gebelikten 3 ay önce günde 400
µg Folik asit başlanması,
doğumsal anormallikleri önler. Folik asit eksikliği, yetersiz
sebze alanların dışında ileri yaşlılarda, damar yolu ile
beslenenlerde ve alkoliklerde görülür. İnek sütünde bol miktarda
vardır. Yeşil sebze ya da meyvelerdeki folik asit pişirmekle
kaybolur.
Folik asit
eksikliğine ait rahatsızlık bulguları B12 eksikliği ile aynidir.
Ancak Folik asit eksikliği olanlarda nörolojik belirtiler
görülmez.
Kalp krizi tehlikesi
B12 eksikliği ile
homosistein artışı arasında çok kez birlikte seyreden
olumsuz bir ilişki vardır. B12 eksikliği homosistein artışına
yol açar. Homosistein ise aşırı pıtlılaşmaya yol açarak
kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlar. B12 eksikliği sonucu
homosistein artışının kısırlık ve alışılmış düşüklere neden
olduğu bildirilmiştir. Öte yandan homosistein toplardamarlarda
da pıhtılaşmaya neden olabilir.
B12 vitamini ince
bağırsaklardan emilir. Bunun için önce ağızda R faktörü ile
birleşmesi gerekir. Midede ise bu faktörden ayrılıp İ faktörü
ile birleşir. Emilen B12, karaciğerde depo edilir.
B12 vitamini oldukça uzun
ömürlüdür. Besinlerle hiç alınmasa dahi eksikliği uzun yıllar
hissedilmez. R ya da İ faktörü sorunu olanlarda B12 eksikliği
daha çabuk ortaya çıkar.
|