Herşey
bir umutla başladı.Önce gün ışığı sahtekarlığına
bürünmüş florasan lamba kamaştırdı gözlerimizi.Bizi
sıcak ve güvenli yatağımızdan alıp söktüler. Halbuki
sıkı sıkıya tutunduğumuzu ve bu huzuru bir daha hiç
kaybetmeyeceğimizi ummuştuk.
Bir
çift kol alıp bizi bağrına bastığın- da, kulağımızda
sesi, burnumuzda kokusu, tenimizde teni,sandık
ki;hep
öyle
kalacağız.Sonradan ninni olduğunu öğrendiğimiz
nağmelerini,nere- den bilecektik ki;her şarkıda
arayacağımızı?...
Karnımız
acıktığında,canımız acıdığında,her ihtiyaç
duyduğumuzda yanı- mızda oldu,olacaktı,olmadı.Gün
geldi kendimizi ondan uzakta ve hep bü- yüyen bir
kalabalığın tam ortasında bulduk.İsimler takılmıştı
her birine, öyle kabul ettik.Öğretiler serildi peşi sıra
doğru varsaydık.Bize ne dikte ettirildiyse yaşamımıza
indirgedik.Ama hep ilk anın huzur ve güven ara- yışıyla...Sandık
ki dünyamıza her girenle çoğalacak,umduk ki her
çoğa- lımla büyüyeceğiz.
Oysa
aradığımız hep aynı huzurdu ama,yakaladığımız hep
aynı yalnızlık oldu.Biz büyüdüğümüzü sandıkça,gerçek
benimiz hep küçük ve biçare kaldı.Zamanla
bu gerçek bizi boğdu,inkar ettik,kendimize yalan dünyalar
kurduk, sahte mutluluklarla...
Canımızın her yandığında bizi sarıp sarmalayacak
kollar olmayınca ya bir suçlu aradık kendimize ve
saldırdık,ya da kendimizi suçlayıp kapandık.Ve her
defasında kendi yalnızlığımıza biraz daha
gömülüp,umutlarımızdan uzaklaştık.
Gün
geldi sevdalandık,tamam dedik,aradığımız huzur
burada.Gün geldi kendimizle barıştık,limanımıza
sığındık.Gün geldi her şeyi biliyor olmanın
kandırmacasında hoyratça tükettik benliğimizi.
Güldük,ağladık,koştuk,durduk,uyuduk,uyandık,konuştuk,sustuk...Kah
zaman kovaladı bizi, kah biz zamanı...Bir oyuna dönüştürdük
yaşamı, çocukluğumuzdan yarım kalan...
Ellerimizi
kavrayacak bir el aradığımızda,yanlış elleri
tuttuk.Bize uzanan doğru elleri ise ya görmedik ya
da gördüğümüzde geç kaldık.Uzatmamız gereken
elimizi ise çoklukla sakındık,korktuk.
Bize
korkuyu öğreten,onunla nasıl başa çıkacağımızı
öğretmeyi atladı. Veya biz öğrenmeyi reddettik
ve eksik kaldı eğitimimiz.
Doğruyla
yanlış birbirine girdi,karıştı hepten aklımız.Oysa
ki tek doğru vardı;kendimiz...Görmedik,göremedik!
Yüreğimizle
görmek,sevgimizle konuşmak yerine,kör bir çift göze,sağır
bir
çift kulağa sahip olduk zamanla.Susturduk yüreklerimizi
ve kaçtık karanlığımıza.
Kör
dipsiz bir kuyunun bizi alıp götürdüğünü çoğu
kez fark edemedik ve öldürdük umutlarımızı,lime
lime ettik huzurumuzu.
Ulaşmaya
çalıştıkça ilk anın huzuruna,uzaklaştık hızlıca.Nereye
varmak istediğimizi ama varamayacağımızı
da bilmenin sıkıntısı yenik düşürdü
hepimizi.
Sonra???
Sonrası malum; içsel yalnızlıklarımızla dışsal
yalnızlıklarımızın dansının, birer seyircisi
olduk...
Anacığımın
rahmindeki bana,ama sadece bana ait olan huzurumu
geri istiyorum.Geri istiyorum çocukluğumun umutlarını,hayallerini.Geri
istiyorum sevdalarımı,kahkahamı,gözyaşımı.
Hiç
olmazsa bu saatten sonra artık kayıplarımızın
yasını tutmayı bırakalım ve kazanımlarımızın
peşine düşelim.Hiç olmazsa bu saatten sonra doğru
yöne bakalım ve yüreğimizle görelim.Hiç
olmazsa bu saatten sonra sahte mutluluklar yerine küçük
ama gerçek mutlulukları yakalayalım.Çünkü hiçbirimize yarının garantisi verilmiş değil ve hiçbirimizin
bize sunulmuş bir hayatı tüketmeye hakkı
yok.
Sevgi,önce
kendimize,başarırsak,sonra başkalarına.Paylaşım,hiç
karşılık beklemeden,sadece bir bütün olmanın
hakkını vererek.Uzanan bir dost eli,dost olmanın
bilinciyle.
Son
satır; bir elveda değil,sadece kocaman bir
MERHABA!...
Hepiniz
sevgiyle ve sağlıcakla kalınız.
|