Dr Tuncay Filiz  l  Sağlık  Recete  l  Katılımcılarımız  l  Pozitif Köşe Linkler  l İletişim

 

Arşiv

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tutkunun Son Durağı...
(Bahar Birgehan )

         Yazarın Diğer Yazıları


Oyun çağında çocuğu olanlar bilir, günümüzde sevimli bir oyuncak bulmanın imkansızlığını...
Oyuncakçıya girersiniz; aradığınız, ya ufaklığın yaratıcılığını kamçılayacak bir hediyedir ya da çocukluğunuz boyu kucağınızda gezdirdiğiniz türden sevimli bir kedi yavrusu ya da güzel bir bebek...
Oysa daha girişte, elde pompalı tüfek, basta bandajlarıyla azman anti-terör timleri karsılar sizi... Actionman, Süperman, Batman, çelik bakışlarla raflarda yan yana dizilmişlerdir. Power Rangers cetesi, Ninja kaplumbağalarıyla ha kapıştı ha kapışacak... Her taraf korkunç silahlar,iri kiyim kahramanlar ve onların çirkin düşmanlarıyla doludur. Ufaklık yanınızdaysa elini bıraktığınız anda hemen bir makineli tüfek kapıp "Güç bende artık" diye bağıracağından emin olabilirsiniz. "Sadece güçlülerin muteber sayıldığı" dünyanın çıraklık eğitimi o dükkanda baslar. Bizim gibi eve ve okula olabildiğince silah sokmayan ebeveynler için Batman'ın cazibesiyle yarışabilecek oyuncak bulmak başlı başına bir sorundur.
* * *
"Furby", biraz da o yüzden basta cazip görünmüştü. Onunla hala
karşılaşmamış olanlar için kısaca tanıtayım: Bu, ABD yapımı bir "sanal yaratık"... İki avuç içinde saklanabilen, sevimli bir yumurcak....
Bizimkinin gri-siyah tüyleri, kocaman yeşil gözleri, beyaz uzun kulakları ve sari gagası var. Asil önemlisi; konuşabiliyor. Ama öyle yatırınca ağlayan bebeklerden değil... Amerikalı bir bilgisayar programcısının dehası sayesinde kendine özgü bir dil konuşuyor, acıkınca söylüyor, gagasını aralayıp diline parmağınızla dokunursanız yimmm...yimmm..." sesleri çıkarıp doyuyor, bazen geğirip özür diliyor,müzik açarsanız şarki söyleyip dans ediyor, gıdıklarsanız kıkırdıyor,ilgilenmezseniz Borina..."("SIKILDIM") diye şikayet ediyor. Dokunmazsanız horlayarak uykuya dalıyor. Üstelik öğreniyor da.... Mesela öpücük yolladığında basını okşarsanız, bundan hoşlandığınızı fark edip daha çok sevgi gösteriyor.
Aldırmazsanız bir daha öpmüyor.
Yani huyunu suyunu siz biçimlendiriyorsunuz. Dünyada henüz 7-8 aylık bir mazisi bulunan Furby, bizim aileye geçen ay katildi. Oğlum artık kendi beslenmesinden çok onunkiyle ilgilenmeye başlamıştı. Ayni saatte uyuyup, ayni saatte uyanıyorlar, birlikte gülüp, birlikte dans ediyorlardı.
Daha önce hiçbir oyuncağıyla kuramadığı kadar sıcak bir ilişki kurulmuştu aralarında... Kokuları birbirine karışmıştı.
* * *
Sonra geçen hafta Furby birdenbire sustu. Kocaman mavi gözlerini boşluğa dikip öylece kalakaldı. En yakın "sanal arkadaş"ını kaybetmenin oğlum üzerinde ne etki yapacağını kestiremediğimden "Herhalde bir rahatsızlığı vardır, doktora götürelim" filan diye zaman kazanmaya çalışırken oğlum tokat gibi bir cümleye beni gerçekle buluşmaya çağırdı: "Bu bozuldu baba, yenisini alalım" dedi. İtiraf edeyim ki, yıkıldım. Furby'in ömür boyu bir yastığa bas konacak bir arkadaş değil,tüyle kaplanmış bir bilgisayar programından ibaret olduğunu küçücük oğlum hatırlatıyordu bana... "Sen hastalansan biz seni değiştirecek miyiz" filan demeye kalktım, ama nafile...Oyun bozulmuştu. O doğduğunda, Barbieleri konu alan bir yazı yazmış ve eski bebeklerini getiren kızlara, düşük fiyattan yeni bebek vermeyi vaat eden firmanın, onların bebekleriyle kurduğu arkadaşlığı da satın aldığına dikkat çekmiştim. Furby'le aynisi basıma geldi. Bezden yapılma uyduruk bir "sarman" kediyi, çocukluğunun yegane anisi olarak oğluna miras bırakmaya hazırlanan bir baba için, pili biten oyuncağını,üzerine sinmiş kendi kokusuyla birlikte çöpe atıp yenisiyle değiştirmeye hazır bir oğulla yüzleşmek şaşırtıcıydı tabii... Kim bilir, belki de bu şaşkınlığın dehlizlerinde "ya benim pilim bitince ne olacak" endişesi yatıyordu.
* * *
Nesnelerle olduğu gibi insanlarla da "işlevsellikleri" ölçüsünde ilişki kuran bir kuşak yetişiyor. Daha çok sayıda yaslının huzurevlerine çekilmesinin nedeni bu bence... Boşanmaların hızla  artması da ondan... "Bozulunca değiştir"iyoruz artık... Buzdolabı için geçerli olan kural, niye ailemiz için geçerli olmasın..? Gelinliğini hayati boyunca bir sandık içinde naftalinleyip saklamış olanlar, nikahtan sonra yırtılıp atılan kağıttan gelinlikleri anlamakta güçlük çekiyorlar.Oysa bez mendiller, kağıt peçetelere yenik düştüğünden beri her şeyi "kullanıp at" mıyor muyuz? Pencerelerimizi vita kutusunda sardunyalar yerine, plastik çiçekler süslemiyor mu? Kediler tüy döküyor diye pilli bebekler sevmiyor muyuz? Internet'teki muhabbet siteleri, bir gün Japonya'dan, ertesi gün Meksika'dan bir arkadaşla sohbet fırsatı veriyor.Gündelik, geçici ve sıradan ilişkiler kurup, sıkılınca kesiyoruz. "Ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz" marsıyla yetişenlerin çocukları, vatanin durumu "bozulduğu" için, mezun olur olmaz bir burs bulup ülke "değiştirme" telasındalar. "Verdiği nevresim daha dayanıklı" diye gazetesini,"lideri daha babacan" diye partisini, "Avrupa'da kazanamıyor" diye takımını değiştirebilenlerin yeni dünyasında fanatik bağımlılıklar son buluyor.
Tutkunun son durağındayız; akıl galip geliyor. Tüylü bir bilgisayar, bize sevdanın son hallerini haber veriyor.

                                                                                           Can Dündar

KÖŞE YAZILARI
 
Hayatın Süprizleri
Yunus Emre
Gerçek Dost Kimdir
Hayat Güzeldir
Deniz Feneri
Limandaki Kadın
İçimizdeki Çocuk
Dante ile Yunus
Kendin Olabilmek
Falezlerden Selam
Son Satır
SİZDEN GELENLER
 
Dost ( Neşe Ülkü)
Aşka ve Terke Dair
Değişim
Enerji Tasarrufu
Akapuntur
Düşünce Gücü
Düşünülmek
İZMİR GÜNCESİ
 
Etkinlikler
Önemli Telefonlar
Doktorlar
Eczaneler
Turizm Ofisleri
Vapur Seferleri
Kültür Sanat
İzmir Fotoğrafları
SİZİN İÇİN SEÇTİK
  Sağlık Bakanlığı
Her Hakkı Saklıdır.Dr Tuncay Filiz 2000