|
Üçümüzden biri Hiper tansiyon
|
01.05.2007 |
Hani Nazım, “Çok
şükür çok şükür, bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının
resmini yapabilir misin üstat” diye sormuştu ya:
Çok şükür, çok
şükür... 14 Nisanı da gördük. Tek bir yürek, tek bir ses
olarak biz, o gün, yükselen tansiyonu indiren en güzel tedavi
kürüydük. Tansiyondan ileri gelen baş ağrımız hafiflerken depresyon
vaziyetimiz sakinleşti. Ve biz, yani “toprakta
karınca, suda balık, havada kus kadar çok
olanlar”
bir kez daha anladık:
“Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.”
Hipertansiyon!.. Yüksek tansiyon olarak da biliriz biz onu. Bu
hastalıkta asıl olan, kan damarlarımız içinde akan kanın oluşturduğu
basınçtır. Bahçemizi suladığımız hortum içinde akan suya
benzetebiliriz bu durumu. Hortum içinde akan su, ne kadar ılımlı
verilirse çiçek diplerine, o kadar verimli besler kökleri. Eğer su,
yüksek tazyik ile verilirse fideler topraktan sökülür gider. İşte
hipertansiyonun hücrelerimize yaptığı olumsuz etki de aynen buna
benzer.
Ancak; kan damarlarımız içinde oluşan basınç, yalnız içinde akan
kanın değil aynı zamanda damar duvarlarının elastikiyetine yani
yapısına bağlıdır. Damarlarımızın şu ya da bu nedenle elastikliğini
yitirmesi, onların daralması anlamına gelir ki bu durum, tansiyon
yükselmesine zemin hazırlar. Toparlarsak; kanımızın miktarı ve akış
hızı ile damarlarımızın çapı ve elastikliği, kan basıncımızı
oluşturan faktörlerdir.
Her şey gibi kan basıncımızın seviyesi de mutlak değildir. Basınç,
koşullara göre değişen değerler gösterir. Günlük hayatımızda kabul
edilebilir sınırlar içinde kalan bu değişim, beynimiz tarafından
organize edilir. Beynimiz, biz istirahat halinde iken “aşağıya
in!”, hareket halinde ya da bir stres içindeysek “yukarı
çık!” diye emir verir. İşte bu şekilde dinlenme ve çalışma
esnasında ihtiyacımız olan kan miktarı ayarlanmış olur. Ne bir eksik
ne bir fazla, kıvamında bir basınç, beynimizin kontrolü ile
sağlanmış olur.
Normal tansiyon 120/80
Elbette hastalık, ne akıl ne de söz dinler. Yüksek tansiyon bir kere
yerleşince beynimizin bu otomatik çabasını nafile kılar. Artık
bundan sonrasına, eğitim ve bilgi gerekir. Bunun için öncelikle
120/80 mm Hg değerinin normal tansiyonumuz olduğunu belleğimize
yazalım. Bunun üstündeki değerlerin ise dikkatle izlenmesi
gerektiğini kabul edelim.
135/90 mm Hg
düzeyinde seyredenler, hipertansiyon için aday adayıdırlar.
Bunlar ve 145/90 mm Hg değerine ulaşanlar için sıkı takip
gerekir. 145 /90 mm Hg ve bunun üzerinde inat edenler ise tedavi
edilir.
Dikkat!
Tedavi demek ilaç demek değildir. Önce koruyucu önlemler alınır.
Yemek, içmek, sosyal yaşam tarzı gözden geçirilir.
Değiştirebileceğimiz riskler var ise onlar değiştirilir ve eğer ki
bu önlemlerden sonuç alınamaz ise ilaç uygulamasına geçilir.
Yüksek tansiyon ve şeker
Ancak, şeker hastaları için takip sınırlarını biraz daha aşağıda
tutuyoruz. Bu sınır 130/80 mm Hg düzeyidir. Bunun üstü
risklidir. Çünkü şeker hastalığı ile hipertansiyon, bizi taciz etmek
adına “asgari müşterekte” birleşirler. Bu “ortaklığa” insülin
direnci adını veriyoruz ki bu, bozulmuş şeker toleransı
demektir..
Tansiyonu 180/110 mm Hg
ve üzerinde seyredenler yüksek risk taşırlar ve bu nedenle biz,
onları son derece enerjik bir şekilde izleriz. Çünkü bu grup
hastalar mutlak ilaç tedavisi gerektirir. Düzenli olarak, böbrek ve
kalp fonksiyonlarının takibi zorunludur. Elbette bu takip, ilaçların
olası yan etkilerini göz ardı etmeden yapılır.
Tansiyon aletleri
Tansiyon ölçmek, zor bir olay değildir. Herkes tarafından kolayca
yapılabilir. Cihazın havalı ya da elektronik olması fark etmez.
Pratik yarar açısından elektronik göstergeli tansiyon aletleri de
kullanışlıdır. Bu konuda pek çok tereddütler dile getirilmektedir.
Ben bu endişeleri hastalarımın cihazı ile kendi ölçümlerimi aynı
anda yaparak aşmış bulunuyorum. Böylece hastam ve ben,
karşılaştırmalı ölçümle mutabakat sağlıyoruz.
Hipertansiyon tedavi edilmez, kendi haline bırakılırsa ne olur?
Öncelikle kalp, beyin ve böbrek hastalıkları ortaya çıkar. Adından
anlaşılacağı üzere bunlar, yaşamsal önemi olan organlarımızdır.
Kalp-damar sağlığı dünyanın en önde gelen sağlık sorunlarından
biridir. Hipertansiyonun neden olduğu koroner arter hastalığı ve
kalp yetmezliği, kimsenin arzu etmediği dramatik sonuçlardır. Beyin
damarlarında tıkanma ya da kanama, böbrek yetmezliği diğer
olumsuzluklardır.
Hipertansiyon dünyada her 5 kişiden birinde görülmektedir. Son
yapılan araştırmalarda, ülkemizde üç kişiden birinde görüldüğü
bildirilmiştir. Bu son derece önemli ve hafife alınmaması gereken
bir sorundur. Bütün dünyada kadınlarda erkeklerden daha sık
görüldüğü söylenmektedir.
Soya çekim, stres, aşırı tuz, aşırı kilo, sigara, hareketsizlik vb.
nedenlerin bir kısmı ya da tamamı hipertansiyona neden olur. Bu
şekilde ortaya çıkan hipertansiyon, en sık karşılaştığımız durumdur.
Bu oran %90 gibidir. %10 kadarında ise neden, organ hastalıklarıdır.
En sık görülen organ hastalığı, böbrek hastalığıdır. Kafa
travmaları, beyin tümörleri, doğuştan kalp-damar anormallikleri
ve gebelik ise diğerleridir.
Hipertansiyon sinsidir!
Hipertansiyon belirti verir mi? Aslında pek çok kişi, ölçtürmese
hipertansiyonun farkında bile değildir. İşte bu farkına varmazlık
önemli bir sorundur. Öyle ki “doktor bana bunun bir zararı yok”
diye tedaviye direnenleri ikna etmek için akla karayı seçtiğimiz
anılarımız vardır.
Baş ağrısı ve baş dönmesi, hipertansiyonu olanlarda en sık dile
getirilen yakınmalardır. Baş ağrısı sıklıkla sabahları olur ve
enseden gelip tepeye yayılan bir ağrı olarak tanımlanır. Kulaklarda
çınlama, halsizlik, burun kanaması, görme bozukluğu erken ya da geç
dönemlerde ortaya çıkan diğer yakınmalardır.
Egzersiz ya da spor yapmanın önemi
hiçbir zaman yadsınmaz. Haftada en az beş gün spor yapın. Böyle bir
alışkanlık, hipertansiyonu önlemenin yanı sıra yüksek tansiyonun
düşmesini de sağlar.
Hamilelik
seyrinde hipertansiyon çok önemlidir. Böyle bir sorun, ciddi bir
takip ve tedavi gerektirir. Aksi takdirde anne ve bebek sağlığını
hayati ölçüde tehdit eden sorunlara yol açabilir. Hamileliğin
20. haftası, olası hipertansiyon için kritik bir dönemdir.
Kim adaydır?
*Aşırı şişman
*Sigara içen
*Aşırı alkol tüketen
*Aşırı tuz tüketen
*Spor yapmayan
*Romatizma ilacı alan |