|
“Şair!..
Sen hayatında, şiirin öfke olduğunu
düşündün mü hiç?
Şiirin ne
olduğu soru edilirken
kırk türlü yanıt verilmiş, belki de bunların büyük
yüzdesi cuk
düşmüş olmasına karşın,
ben şunu
savlayacağım:
Şiir bir
öfkedir!
Öfke,
yürütüldüğü an, aslında bir gerilladır…
Şiir bir
büyük kaldıraçtır... Daha doğrusu bir kriko... ” Can Yücel
Öfkedir
şiir, Can babanın anlattığı türden. Çalınan ateştir şiir,
karanlığı aydınlatan, doğacak güneşin yolunu gösteren. Olimpik
bir meşaledir, iki ayağımız üzerine kalktığımız andan bu güne
dek elden ele taşınan. Bizi bize tanıtan, marazlardan korumak
için bizi aşılayan.
Sonbaharla
birlikte ÜSYE denilen bir hastalığın taciz alanına girdik.
Haliyle tepki göstermek zorundayız. Aklın ışığında hastalığı
sorgulayan, sağduyudan taviz vermeyen bir tepki…
Böyle olsun
duygularımız, böyle olsun ki paylaştıklarımız ile
paylaşmadıklarımız arasındaki fark azalsın, marazlara karşı
öfkemiz çoğalsın.
Burundan
başlayarak ağız, yutak ve gırtlağın tümüne birden üst solunum
yolu adı verilir. Bunlardan birinde, bir kaçında ya da tümünde
oluşan enfeksiyona da Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu adı
verilir. Kısaca ÜSYE olarak ifade edilir. Aslında birinde
başlayan enfeksiyon diğerlerine süratle yayılır. Sinüsler, üst
solunum yollarında kategorize edilse de sinüs enfeksiyonları,
ÜSYE’ den farklı olarak değerlendirilir.
Üst solunum
yollarında hastalık yapan mikropların başında virüsler gelir. Bu
oran %70-80 civarındadır. ÜSYE yapan virüslerin 200’den fazla
türü olduğunu biliyoruz. İşte bu gerçek, neden sık nezle
olduğumuzu ya da soğuk algınlığına karşı neden bir türlü bağışık
olamadığımızı bize anlatır.
Bakteriler,
üst solunum yolu enfeksiyonlarında ikinci derecede sorumlu olan
mikroorganizmalardır. Karşımıza en sık A grubu beta hemolitik
streptokok adı verilen bakteriler çıkar. Öte yandan virüs
enfeksiyonu iyileşse de ardından gelen bir bakteri enfeksiyonu,
sık rastladığımız durumdur.
ÜSYE
bulaşması hapşırma ya da öksürük yolu ile havaya dağılan
virüs-bakteri parçacıklarının solunması ile olur. Bu en sık
okul, kreş, toplu taşıma araçları ve askeri birliklerde ortaya
çıkar. Ayrıca el sıkışma, öpüşme gibi doğrudan temaslar da
hastalığın önemli bulaşma yollarıdır.
ÜSYE, her mevsimde görülmekle birlikte sonbahar ve kış aylarında
zirvededir. Kirli hava; kapalı ve havasız mekanlar ile kent
kirliliği en büyük etkenlerdir.
Erişkinler senede birkaç kez ÜSYE geçirebilir. Çocuklarda ise bu
sayı senede 5 ya da 8’e çıkabilir. İlk bakışta çok fazla gibi
görünse de bu son derece normaldir. Çocuklar, virüslerle tanışa
tanışa daha az hasta olmanın gücüne ulaşacaklardır.
Bu nedenle
anneler, çocukların çok sık hasta olmasına paniklemesinler. ÜSYE
geçirme sıklığı 7 yaşından sonra azalmaya başlar. Sağlıklı bir
çocuğun 10 yaşına kadar 100’e yakın ÜSYE geçirmesi son derece
doğaldır.
Soğuk algınlığı
ÜSYE en sık
soğuk algınlığı ya da hak dilinde üşütme olarak adlandırdığımız
formda karşımıza çıkar. Gerçekten de soğuğa maruz kalmak, vücut
direncini düşürür. Bu da hastalıkların ortaya çıkmasını
kolaylaştıran bir etkendir.
Farenjit,
soğuk algınlığından sonra ikinci sıklıkta karşılaştığımız ÜSYE
tablosudur. Bunu Rinit ve Larenjit izler.
Öte yandan ÜSYE yi kolaylaştıran faktörleri tanımak ve onlarla
savaşmak gerekir. Bunların başında kötü yaşam tarzı ve kötü
beslenme gelir. Sigara, alkol, havasız ve rutubetli ortamlarda
çalışmak, kirli havaya maruz kalmak yaşam tarzına dair
olumsuzluklardır.
Katalitik
sobalar ve elektrik ocakları, hastalığı kolaylaştıran diğer dış
etkenlerdir.
Doğuştan ya
da sonradan bağışıklık sisteminin zayıf oluşu, alerjik bir
bünyeye sahip olmak, burun kemiğinde eğiklik, burunda polip,
hastalığa davetiye çıkaran kişisel risk faktörleridir.
Sık ÜSYE
geçirenlerde bu risk faktörlerini araştırır, var ise gidermeye
çalışırız.
Soğuk
algınlığı ya da nezle etkeni Rhinovirüs adı verilen bir
virüstür. Burun akıntısı, göz yaşarması, hapşırma, boğazda
yanma, hafif baş ağrısı en sık görülen belirtileridir.
Çocukların nezlesinde ishal de sıktır. Bu belirtiler yavaş
gelişir. Grip belirtileri ise ani ateş, titreme ve şiddetli baş
ağrısı ile başlar.
ÜSYE 3-7
günde iyileşir. 1 günden kısa süreni de vardır.
ÜSYE tanısı için özel bir tetkike gerek yoktur. Karakteristik
yakınmalar ve muayene bulguları, tanı için yeterlidir.
Yakınmalar uzun sürer, ateş kontrol altına alınamaz ise ileri
tetkikler gerekir. Bu amaçla sıklıkla kan sayımı, akciğer ya da
sinüs röntgenleri isteriz.
Romatizma ve nefrit riski
Bakterilere bağlı enfeksiyonlarda boğaz kızarıktır, bademcikler
şiştir, bazılarında üzerleri irinle kaplıdır. Ateş 40 dereceye
kadar yükselebilir. Çoğu kez boyun lenf bezleri şiş ve
ağrılıdır.
İrinli
bademcikler, İnfeksiyöz Mononükleoz denilen bir virüs hastalığı
ile karışabilir. Bu hastalıkta penisilin grubu antibiyotik
kullanılırsa tüm vücutta kırmızı kabarık döküntüler oluşur.
Ayırıcı tanı için özel laboratuar tetkikleri kullanılır.
Şiddetli bir boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü vardır.
Kontrolden
çıkmış ÜSYE; sinüzit, orta kulak iltihabı veya akciğer
enfeksiyonuna neden olabilir. Çok ender menenjite dönüşen
olgular da vardır. Hastalığı uzun sürmesi halinde tam ve
sistemik bir muayene şarttır.
Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan bakteri ve virüsü
ayırt etmek çok önemlidir. Çünkü bakteri enfeksiyonlarında zaman
kaybetmeden antibiyotik tedavisine başlamak gerekir. Eğer beta
enfeksiyonu etkin bir şekilde tedavi edilmez ise eklem
romatizması ya da nefrite neden olabilir.
ÜSYE tedavisinde istirahat esastır. Ateş düşürücü, ağrı kesici
ilaçlar rahatlama sağlar.
Bol su
içmek gerekir. Hastalık sıklıkla virüslerden ötürü olduğu için
antibiyotik etkisizdir hatta zararlı bile olabilir. Uygun
antibiyotik, ancak bakteri enfeksiyonu var ise kullanılır.
Önemle vurgulamak istiyorum: reçetesiz satılan grip ya da nezle
ilaçlarını düşünmeden kullanmayın!
Bu ilaçlar
özellikle kalp ve tansiyon hastaları için son derece ciddi
sorunlara yol açabilirler.
Nasıl korunuruz?
*Soğuktan korun
*Hastalardan uzak dur
*Kapalı yerlerden uzak dur
*Dengeli beslen
*Sigarayı bırak
Belirtileri
*Halsizlik
*Kırıklık
*Ateş
*Boğaz ağrısı
*Burun akıntısı, tıkanıklığı
*Hapşırma
*Öksürük
|